ariana grande: excuse me, i love you

ariana grande: excuse me, i love you

دانلود زیرنویس Turkish

هماهنگ با نسخه‌های زیر

ariana grande excuse me i love you 1080p web h264-naisu Turkish
ناشر Barel
Turkish

برچسب‌ها

web
1080
تاریخ انتشار: 2021-12-08
تعداد دانلود: 15
مخصوص ناشنوایان: No

پیش‌نمایش زیرنویس Turkish

نخستین 200 خط.

NETFLIX ORİJİNAL BELGESELİ

PROVA.

Bu tarafa gidelim. Beş, altı, yedi, sekiz.

Işıklandırmada bunu kullanıyorlar

böylece sahneye çıktığımızda çirkin görünmüyoruz.

Hop, yakala.

Açılış gecesi, ne hissediyorsun?

-Video mu o? -Kreatif direktör, koreograf.

-Evet. -Yalancı.

-Hayır, video. -Çok utandım.

Albany'deyiz

ve Sweetener turunu açmak üzereyiz, kalabalık fena coşmuş.

Biletler yok sattı, sanırım.

-Kesinlikle yok sattı. -Evet.

Ariana ve dansçılarla gurur duyuyorum. Kendim ve kardeşimle de.

Çocuklar şova bayılacak.

Ariana dans edip şarkı söylerken görsellere, hepsine bayılacaklar.

Müthiş olacak.

Ağlayacağım, duralım.

Heyecanlıyım.

Çılgınca ama Brian ve ben Cleveland'dan önce birkaç şehirde

kalabalığa karışacağız.

Ekibimizi ve onu, işini yaparken izlemeyi

heyecanla bekliyorum.

-Düşüncelerin neler? -Video mu bu?

-Evet. -Boynumdaki sakalımı kaşıyordum.

MENAJER

Daha gururlu olamazdım.

Ona dedim ki ''Bunu tarif edecek kelime yok."

Altı ila sekiz ay önce nerede olduğunu düşününce

bu gece sahnede en iyi yaptığı şeyi yapacak olması…

İlk program. Albany, New York. Başlayalım.

Gergin, heyecanlı, burada olmaktan çok mutluyum.

Hazırım, zindeyim ve nazırım. Anladın mı?

Hazır mıyız?

Evet, fişek gibi hazırım.

-Delireceğiz. -Deli.

-Deli, deli. -Loco!

Loco!

Harika hissediyorum!

İlk program. Neredeydik? Albany.

Şuracıkta bayılacağım.

Yakala beni Luz.

Şaka yapıyorum.

Açılış gecesi.

Nasıl hissediyorsun?

İyi hissediyorum ama fotoğraf sanmıştım, tuhaf oldu yani.

Anlarsın.

Bugün sevgi ve dostluk için minnettarım.

Yarattığınız aileye.

Anılarımıza.

Yeni aile ve dostlara.

Birbirini takdir edip seven ve ileri taşıyan bir aile.

Hepimiz hayallerimizi izlemeye cesaret ettik.

Tanrı'ya şükür.

Benden büyük bir şeyin parçası olmak.

Getirdiğiniz tüm iyi enerjiler.

Hiç yetinmemek ve hepinizden her gün ilham almak. Cidden.

Sweetener Dünya Turu'na hoş geldiniz.

Hadi Londra, sesini duyayım!

Londra, söylediğinizi duyayım, hadi.

Hadi.

Hadi yapalım Londra.

Londra, hadi. Söyle.

Söyleyin.

Myron ishal olmuştu.

Herkes çığlık çığlığa koşuşturuyordu. Zehir gibi kokuyordu ortalık.

Korkunçtu. Bütün oda kokuyordu,

Diane içeri girip kakaya bastı ve her yere bulaştırdı.

Her yer kaka kaplıydı.

Sonra Fredo gelip ''Aman, fena kokuyor.'' dedi.

Pencereyi açmaya gitti.

Ve Piggy de yatağa kaka yaptı.

Myron yatağa atlayıp Piggy'nin kakasını yedi.

Myron yemeye çalışırken Piggy'nin kakasını temizleyip

tuvalete atıyordum.

Baktım ki Fredo tuvalete, bana doğru koşuyor.

Midesi çok hassas biridir, ne olacağını anladım.

İçeri dalıp kusmaya başladı. Ağlayıp bağırarak odadan çıktım.

Bu arada hâlâ Kristin Chenoweth'le FaceTime'daydım.

Josh yerde, gülmekten gözünden yaş gelmiş.

Bu bir 15 dakika sürdü.

Artık konuşamayız çünkü yine kusacak.

Neden kaşık olmadığını anlamıyorum.

Kaşığı severim.

Çorbanın yanında. Orada duruyor.

Mutlu Noeller.

-Çok tatlısın! Seni seviyorum! -Noel kartını aldım.

-Ötekine geleceğine söz ver. -Söz.

Tamam. Ya başka bir tur çıkarsa?

İptal ederim. ''Ariana'ya gideceğim.'' derim.

Tamamdır.

Çok tatlısın.

15 dakika.

-Tamam. -Ne güzel olurdu biliyor musun?

-Ne? -Taşlar.

Tam iç kısımda.

Tamam kızım. Yapalım.

Bu yapıştırıcıyla mezara kadar çıkmazlar.

Yok canım!

Cidden öyle, yemin ederim.

Elimde Hindistan cevizi yağı, ağlıyorum. Çıkarırken kanatıyor.

Kanıyormuş.

Söyleyin. Hadi.

Film yıldızıyım diye hislerim yok sanıyorsun.

Yanılıyorsun. Tabii ki hislerim var.

Oyuncuyum ben. Hepsi var bende.

Duyayım sizi millet!

Hadi!

Hadi.

Şimdi.

Şarkı söylemeye hazır mısın Londra?

Söyle.

Söyle.

Hadi, Londra. Başlıyoruz.

Söyleyin!

Sözleri biliyor musunuz? Hadi coşalım, hadi!

Sizde.

Londra.

Sweetener Dünya Turu dansçıları için biraz sesinizi duyalım.

Sizi tanıtacağım.

Londra, bu, Taya. Başla.

Nekai!

Yık geç.

Darrion, hadi.

Merhaba.

Mao, yürü!

Yık geç.

Peki burası?

Tamam.

Boş ver, eşit oldu bence.

Nasılsın Londra? Eğleniyor musun?

Bu gece sizinle olmaktan mutluyuz. Üzerimizi değiştirsek olur mu?

Size sıkıcı olmasın diye. Tatlı görünelim diye. Peki.

Bize bir saniye.

Ne düşünüyorsunuz?

Darrion, yık geç!

Ne yazıyor? Şey diyor, dur.

Diyor ki

''I want it. I got it.''

Güzel.

Güzel lafmış.

Bu, bir manifesto.

Tanıdık geliyor, değil mi? Londra, bu şarkıyı biliyor musun?

Ya siz? Şarkıyı biliyor musunuz?

Biliyorsunuz!

Tamam Londra.

Her kelimeyi olabildiğince yüksek söyleyin hazır mısınız?

Hazır mısınız, dedim!

Söyleyin.

Söyleyin!

Ne?

Sıra sizde.

Söyleyin!

LONDRA

Hadi.

Tamam. Keyifler nasıl bakalım?

Dur, Tanrı'm. Gözlüğümü takayım.

-"Niye bulanık?" diyordum. -Hepimiz şeyi…

…havuzu boylamadan önce mi?

EN YAKIN DOST

Bu sefer kaçak malları alsak mı?

-Peki. -Nakit getirmeyi unuttum.

Biriniz arka çıksa?

EN YAKIN DOST

Merhaba.

Nasılsınız?

Olamaz!

Nasılsın?

İyi misin?

Nasıl gidiyor?

En üst seviyeye hangi asansörle çıkmak kolay olur?

En arkadaki çocuklardan bazılarına bilet vereceğiz.

-Ben Melissa. Memnun oldum. -Scott.

Çocuklarıyla yalnız gelen ebeveynler olur.

Çılgın giyinmiş,

oturduğu yerden koreografiyi yapan biri. Öyle birileri olur.

-Başka kimi istiyoruz? -Süper fanları.

Tonlarca ürün.

Drag kraliçeleri çok iyi olur.

En tepedeki insanlara bakıyorum.

Üçünüz müsünüz?

Çok heveslisiniz.

Bunu görmek hoşuma gitti. Tam istediğim gibi.

Ariana'nın en büyük hayranıyız.

-Bugün onun doğum günü. Evet! -Yerden izlemek ister misiniz?

Gelin.

-Cory, nerelerdeydin? -Gel. Bunu yapmaya hazır mısın?

Hazırım. Gidelim.

Biletleri dağıttın mı?

Kim ağlıyor? Öğren.

Yüksek yerde oturduğumuzdan korktu.

-Ay tatlım. İyi misin? -Bu, Ariana'nın annesi.

-Adın ne? -Alajandra.

Alajandra. Ne güzel bir isim.

Neden ağladığını söyle, ağlayanları görmek beni üzer.

Çok yüksek.

Öyle. Bizimle aşağı gelmek ister misin?

Kız kardeşini getireyim. Kızım orada.

-Öyle mi? -Onu alabilir misin?

نظرات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left