نخستین 200 خط.
Ne yaptın sen?
Bizim için bir anlaşma yaptım.
"The Walking Dead" önceki Bölümlerde...
Pamela'nın bundan çıkarı ne?
Hornsby.
Miltonların peşine düşersen seni ezerler.
Buranın benim için...
ne anlama geldiğini anlatacak kelime bulamıyorum.
Commonwealth saçmalıklara inanmak üzerine kurulmuştur.
Lanet bir şaka bu.
Kahpe!
Yardım edin!
Dur! Bekle!
Bazen yaşamak mı yoksa ölmek mi daha fazla
- cesaret ister diye merak ediyorum. - Kes şunu!
Hepimiz burada olmak için bir şeyler yaptık...
Çok önemli bir görevim var.
Yalan söyledim. Ben bilim insanı değilim.
Seni buraya getirmeye çalışırken Bir çok insan öldü.
...Unutmak istediğimiz şeyler.
Olmamız gereken kişiler olduk.
Tamamıyla, taş gibi bir Negan'ım.
Ama esas önemli olan şu an kim olduğumuz, şu an hangi
seçimleri yaptığımız.
Eugene.
Eugene!
Max.
-Bırak beni! -Max? Max?
Max? Max.
Max.
-Afedersin. Ben, ben senin... -Sen!
Onu öldüren sendin! Sebastian'ı!
Hayır hayır hayır!
-Seni buradan çıkarmamız lazım. -Hayır! Max'i kaybettim!
-Onu terk etmeyeceğim! -Gitmeliyiz! Hadi!
Hadi!
Çeviri: Henok. İyi seyirler sağlıklı günler.
Biz...
Hayır.
Kimse ona dokunmayacak.
Ben söylemeden olmaz.
Onun kim olduğunu göremeyecek kadar kör değildim.
İnsanların ne düşündüğünü umursamadan, ona yardım etmeye çalışıyordum.
Belki de çok geç kaldım.
Sorunlarımız vardı ama...
Aile karmaşık bir şey.
Ama bunu biliyorsun.
Kız kardeşin on yıldan fazla bir süredir bana sadıktı.
Yolunu kaybettiğini düşünmek istiyorum.
Belki çok geç olmadan ona yardım edilebilir
Bana ibretlik bir örnek lazım.
Birileri bu insanlara eylemlerinin sonuçları olduğunu hatırlatmalı.
Eğer Eugene Porter'ı bulur ve tutuklarsanız,
herkese ibret olabilir.
Kızkardeşine de yardım edebiliriz.
Şu an şehir genelinde arama-tarama ve yakalama faaliyeti yürütülmektedir.
Haydi gidelim.
Virginia'nın Riverbend, Hilltop ve Alexandria bölgelerinden
gelen yeni göçmenler hedeflenmektedir.
Eugene Porter'ın bilinen tüm ortakları,
Kurucular Günü isyanı
ve Sebastian Milton'un
ölümüyle ilgili olarak sorgulanmak üzere getirilecektir.
Ne düşünüyorsun? Olacak mı?
Söz veremem.
Kanka, hadi ama.
Ne düşünüyorsunuz?
Bir kenara çekilip kamp mı kursak?
Hayır. Hayır, bir yolunu buluruz.
At arabayısıyla off-road yapmak, biraz riskli görünüyor.
Ayrıca, güzel bir gün. Hoş vakit geçiriyoruz.
Hepinize meşhur
fettuccine con cannellini beans à la Jerry'mden ikram etmekten mutluluk duyarım.
Lafın gelişi.
Devam etmeliyiz.
Bu acele niye?
Bu malzemeleri Oceanside'a götürüp
iyi olduklarından emin olduktan sonra Alexandria'ya gitmeliyiz.
Bizim israf edecek zamanımız yok.
Güzel. Tamam.
Pekâlâ.
Rosita Espinosa.
929 Miller Sokağı, Sektör G4.
Şu anda işsiz.
Bekâr ve Socorro Espinosa adında bir kızı var.
Bilgilerin doğruluğunu teyit ediyor musun?
Cidden bunu yapıyor musun?
Bilgileri teyit ediyor musun?
Yani sen beni ben de seni tanımıyorum ha?
Biz birbirine yabancı insanlarız öyle mi?
Bu bilgilerin doğru olduğunu teyit ediyor musun?
Evet.
İsyan sırasında neredeydin?
Meydanın uzak doğu kısmındaydım.
-Kiminleydin? -Bir başımaydım.
Eugene'le birlikteydin.
Sizi birlikte gören birkaç tanık var.
Birlikteydik. Olaydan yaklaşık yarım saat önce.
-Neler konuştunuz? -Kız kardeşini.
Daha açık konuş.
Eugene bizimle gelmeyeceğini,
burada kalmak ve burayı
daha iyi bir yer haline getirmek istediğini söyledi.
-O zamandan bu yana onu gördün mü? -Hayır.
Emin misin?
Kesinlikle.
Bu iyi.
Çünkü günün sonunda
Eugene'in nerede olacağı belli.
-Öyle mi? Nerede? -Seninle.
Aileden biri gibisin.
Onu görürsem seni ararım.
Bak, Rosita, sen şu an bana saygını
yitirmiş olsan da ben sana saygı duyuyorum.
Ama benim için bir şey yapmanı istiyorum...
Eugene'e teslim olmasını söyle.
Bana gelip vicdan azabı çektiğini gösterir ve
işbirliğinde bulunursa, bu olaya katılan herkese yardımı dokunur.
Ancak eğer o ya da sen ve arkadaşlarınız bu işleri
olması gerekenden daha da zor bir hale getirirseniz
kimse buradan bir yere varamaz,
ve hepiniz için işler daha da berbat hâle gelir.
Benim.
Nasıl geçti?
Aynı soruları tekrar tekrar sordu yoğun bakışlar fırlattı.
-Sen? -Aynı.
-Diğerleriyle konuştun mu? -Evet.
Çıkabilirsek şafakta ayrılacağız.
Pekâlâ. Mercer takip edecek.
Ben de buna güveniyorum.
Hey. Nasıl gidiyor?
Hak ettiğimden daha iyi şartlardayım.
Max'ın nerede olduğuna dair bir bilgin yok sanırım, değil mi?
Yok. Üzgünüm.
Bütün bu kavga ve kargaşanın ortasında önemsiz görünebilir ama,
gerçekten de üzgün olması gereken kişi benim.
Benim davranışlarım ikinizi de son derece
riskli durumlara soktu.
Hayır, üzülme. O pislik bunu hak etmişti.
Pekâlâ. şimdi yapmamız gereken seni nasıl buradan
çıkaracağımızı bulmak.
Bir yol biliyorum. Doğu kapısı.
Vardiyaların ne zaman değiştiğini biliyorum.
Kaçabileceğimiz bir pencere olabilir.
Pekâlâ, güzel. Alexandria yolunda diğerleriyle buluşabiliriz..
Eugene, ne oldu?
Benim için gösterdiğiniz tüm çabalara karşılık
nankörlük etme riskini göze alarak söyleyeceğim:
sevgilim olmadan ayrılamam.
Gidip onu bulmalıyım.
Şehirdeki tüm polisler seni arıyor.
Bir blok öteye bile geçemezsin.
Her ne olursa olsun, ben...
...onsuz bir yere gitmeyeceğim.
En azından güvenliğini sağlayın.
Tamam.
Sen burada kal. Ben Max'i aramaya gidiyorum.
Eğer onu bulabilirsem, belki ikinizi de çıkarabiliriz.
Anlaştık mı?
Anlaştık.
Tamam.
-Dikkatli ol. -Tamam.
Yurttaşlarımın dikkatine.
Bu korkunç olayların faillerinin cezasız
kalmasına izin verilemez.
Bu kişilerin nerede olduklarına dair
bilgi veren herkese cömert bir ödül verilecek,
bu kaçaklara yardım ve yataklık ettiği
tespit edilen kişiler de suçularla aynı kaderi
hızlı ve nihai bir adaletle paylaşacaklardır.
Belki de arabayı geride bırakmalıyız.
Hayır. Bunu yapabiliriz. Hadi.
Bir, iki...
İyi misin?
Yürüyebilir misin? İyi misin?
Yürüyebilecek misin?
Evet, evet.
-İyi misin? -Evet, evet.
Siktir.
Sorun dizimde.
Durun.
Orada bir yer var sanki.
Duvarları var gibi görünüyor. Yürüyerek gideriz.
Şuraya.
Biraz daha çıra getireyim.
Tamam.
Şuna baksana, kardeşim!
Kocaman yer, duvarları var,
yakınında su var.
Çiftçilik için bir sürü arazi var.
Krallık 2.0.
Selam?
Efendi Aaron?
Ah!
Ne oldu?
Yok bir şey.
Yakında hava kararacak.
İlk nöbeti ben alacağım, böylece biraz dinlenebilirsiniz.
Seninle kalırım.
Öyle mi?
No comments yet. Be the first to leave one.