The North Water

The North Water

دانلود زیرنویس Turkish

فصل 1

هماهنگ با نسخه‌های زیر

The North Water S01E01
ناشر egww

برچسب‌ها

other
تاریخ انتشار: 2021-09-06
تعداد دانلود: 22
مخصوص ناشنوایان: No

پیش‌نمایش زیرنویس Turkish

نخستین 200 خط.

"Dünya cehennemdir, ve insan oranın hem azap görenidir hem de şeytanıdır."

İŞTE İNSAN

Rom.

Sabah Volunteer'a binip gideceğim.

Sana borç senedimi veririm.

Bir aptal gibi mi görünüyorum?

Peki o zaman, romuna karşı bu güzel bıçağımı veriyorum.

Yazı mı tura mı?

O güzel bir bıçak. Henüz beni yarı yolda bırakmadı.

Tura.

Evet, güzel bir bıçak. Bunun için teşekkür ederim.

Şimdi defol barımdan.

Tekrar at.

Botlarını istemiyorum.

Bıçağım sende.

Şimdi geri çekilemezsin.

Senin kahrolası kokuşmuş botlarını istemiyorum.

Bir kez daha söyleyeceğim. Şimdi geri çekilemezsin.

Canım ne istiyorsa onu yaparım.

İşte.

Çeneni kapatırsan sana bir içki ısmarlarım.

Pekala, bunun için teşekkür ederim.

Bütün sabah fahişeler ile zaman geçirdim ve param bitti.

Bunu sizin için alayım, efendim.

Teşekkürler. Dikkatli ol.

Tuttum.

- Haydi çocuklar. - Pekala, yani...

- İndirin onu. - Burası koğuş odası.

İşte böyle, evet.

Oradaki Bay McKendrick.

Burası senin.

Bavulunu yatağına koyacağım.

Ben Joseph Hannah.

Bir şeye ihtiyacın olursa, bana seslenebilirsin.

Endişelenme, bavulun güvende olacak.

Kaptan seni orada bekliyor.

- Teşekkür ederim. - Rica ederim.

- Evet? - Bay Sumner.

İçeri gelin.

Hindistan'da yaralandığını duydum.

Evet. Saldırının ilk gününde bir yerli tarafından tüfekle vuruldum.

Kaval kemiğime geldi,

ama şu an tamamen iyileştim. Topallamıyorum bile.

Bunu duyduğuma sevindim.

Söyle bana, Nicholson'ın öldürüldüğünü gördün mü?

Hayır. Ama sonra cesedini gördüm. Tepede.

Nicholson olağanüstü bir adam.

Harika bir kahraman.

Yerlinin birini kılıcının tek bir darbesiyle

ikiye böldüğünü duydum. Salatalık keser gibi.

Khan adında inanılmaz büyük bir

Afgan koruması vardı.

Onu korumak için çadırının dışında uyurdu.

Söylentiye göre, ikisi...

sevgililermiş.

Kıskançlıktan başka bir şey değil.

Teşekkür ederim.

Nicholson gibi adamlar olmasaydı,

imparatorluk uzun zaman önce kaybedilmiş olurdu.

O zaman ne yapacaktık?

Bir keresinde sırf ona gülümsediği için bir adamı astığını görmüştüm.

Zavallı herif gülmüyordu bile.

Çizgiler çizilmeli Bay Sumner.

Medeni standartların

korunması gerektiğine eminim katılıyorsunuzdur?

Bazen ateşi ateşle karşılanmalıyız.

Kadınları ve çocukları öldürdüler, tecavüz ettiler,

küçücük boğazlarını kestiler.

Böyle bir şey haklı bir intikamı gerektirmez mi?

Bahsettiklerinizden çok fazla oluyordu.

Evet efendim. Evet kesinlikle.

Söyleyin bana.

Neden altmış birinciden çekilip Hindistan'dan ayrıldınız?

Bacağınız yüzünden olmadığını biliyorum.

Bir cerrahın iki sağlam bacağa ihtiyacı yoktur.

Bacağım değil, hayır.

Peki, o zaman ne?

Sekiz ay önce Donald Amcam öldü

ve County Mayo'daki mandıra çiftliğini bana bıraktı.

Küçük, şirin bir ev alabileceğim ve sessiz ama zengin

bir yerde saygın bir işletme açabileceğim kadar değerli.

Scarborough, Hastings.

Gezinmeyi severim, anlarsın ya.

Öyleyse neden senin gibi ünlü bir İrlandalı toprak sahibi

küçük yaşlı dulların rahatsızlıklarına çözümler bulmak

yerine burada benimle oturuyor?

Yasal komplikasyonlar.

Gizemli kuzenler yoktan var oldu,

karşı davacılar yani.

Her zaman böyle olur.

Bana davanın çözülmesinin bir yıl daha sürebileceği söylendi.

O zamana kada, yapacak hiçbir işim ya da bu işi yapacak hiçbir param yok.

Dublin'deki avukatların yanına dönerken Liverpool'dan geçiyordum ve

Adelphi Hotel'in barında Bay Baxter'nızla karşılaştım.

Konuşmaya başladık,

ve kazançlı bir işe ihtiyacı olan eski bir ordu cerrahı olduğumu öğrendiğinde,

düşünüp taşındı ve bir sonuç buldu.

İyi bir operatördür, o Baxter.

Balina avcılığının beni zengin edeceğini beklemiyorum,

ama en azından beni meşgul edecektir.

Adalet çarkları dönerken.

Öyle ya da böyle sen işimize yararsın.

Gerçi iksirleriniz pek bir fark yaratmıyor.

Kusura bakmayın Kaptan, ama...

iksirler mi?

Doktorlar bilime bağlı kalma eğilimindedir,

büyücülüğe veya batıl inançlara değil.

Yakında fark edeceksin ki bu gemidekilerin

pek bilime ihtiyacı yok.

Her halükarda ilaç sandığını incelemeliyim.

Eklemem, değiştirmem veya doldurmam gereken

bir iki şey olabilir.

Kamaranda bir sandık var,

ve Clifford Caddesi'nde bir eczacı var.

Neye ihtiyacın varsa onlardan al

ve faturayı Baxter'a göndermelerini söyle.

Sanırım Bay Baxter bundan pek hoşlanmayacak.

Alçak Baxter.

İrlandalı gibi konuşmuyorsun.

Hayatımın çoğunda buradaydım.

Artık daha çok bir İngiliz’im.

Öyle mi?

Evet kaptan.

İnsanların bize balina avcısı dediğini biliyor musun?

Bize...

medeniyetten kaçan mülteciler diyorlar.

Bu bana çok sempatik geliyor.

Tabii. Ama bir noktada geri dönmen

gerektiğini hatırlasan iyi olur.

Aramıza hoş geldiniz Bay Sumner.

Teşekkür ederim.

O zaman..

Tekrar teşekkürler, Kaptan Brownlee.

"Squills Ruhu."

Son cerrah kimdi, kahrolası bir druid mi?

Ama sancıların için afyon ruhu stoklarının hazır olduğuna

emin olurum.

Bu senin ruhsal durumuna da yardımcı olacaktır, bundan eminim.

- Merhaba. - Merhaba.

Lütfen.

Baxter bunu gördü mü?

Baxter'ı bununla rahatsız edeceğimi mi düşünüyorsun?

Bu faturayı gördüğünde rahatsız olacaktır.

Baxter'ı tanıyorum, o çok pinti bir pislik.

Sadece siparişimi ver lütfen.

O kadar afyon ruhunu sana öylece veremem.

Neden?

Verirsem, ödemesini alamam.

Normal miktar alabilirsin.

Bütün bunları kendin mi yapıyorsun?

Evet.

Ben şehirdeki en iyi tahnitçiyim.

İstediğine sorabilirsin.

Şimdiye kadar doldurduğun en büyük hayvan nedir?

En büyüğünü soruyorum? Gerçeği söyle.

Bir deniz aygırı yaptım. Evet.

Kutup ayısı da yaptım.

- Bir ayıyı mı doldurdun? - Evet.

Demek öyle. Bu görmek istediğim bir şey.

Evet, bunu Bay Baxter'ınız için yaptım.

Yaptığım şey, onu en arka ayakları üzerine oturtmaktı.

Korkunç pençeleri havaya doğru bakıyordu.

Aynı böyle.

Hiç balina doldurmayı düşündün mü?

Balina doldurulamaz.

Boyutunu kenara bırakırsak bile, o çürürdü.

Neden bunun adını değiştirmiyoruz?

Bunu apsent veya kalomel olarak değiştirin.

Zaten kalomel var.

Evet. Pekala, o zaman apsent.

Sana ne diyeceğim.

Bakır sülfat diyebiliriz.

Cerrahlar bunu fazlasıyla kullanır.

- Bakır sülfat olsun. - Tamam.

Sen.

Buraya gel.

Bourne Caddesi'ndeki balıkçıdan bana bir tabak midye getir.

Bourne Caddesi, anladın mı?

Grönland'a kadar altımı doldurmak istemiyorum.

Bu hoşuna gitti mi?

Bana bir içki daha al.

Siktir git.

Sadece bir içki daha ve daha fazla bir şey istemeyeceğim.

Sana başka bir içki almaktansa

taşaklarını keserim daha iyi.

Burnunu da kesebilirim.

Arkadaki domuzlara yediririm.

Gitmeni istiyorum.

Lanet olsun...

O sopayı kıçına sokabilirsin.

Tanrım. Lanet olsun.

Rom, lütfen.

Paran var mı?

- Evet. - Tamam.

Sorun istemiyorum.

Ben de sorun istemiyorum.

Buyurun.

Başıma gelen onca şeyden sonra,

tüm ihanet ve aşağılamadan,

tüm utançtan,

More Turkish subtitles for The North Water

نظرات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left