نخستین 162 خط.
Yaşa be Hüseyin! Yürü!
-Pişmedi mi oğlak? -Pişiyor, pişiyor.
Hadi çek çek. Hadi bakalım.
Hüseyin abi!
Ne oluyor len?
-Müjgan abla doğuruyor. -Hangi?
Müjgan abla doğuruyor Hüseyin abi.
Müjgan doğuruyor.
Erken geliyor be! Müjgan doğuruyor!
Dur dur, sakin ol.
Yürü yürü!
Hüseyin nereye?
Ezine'ye, Ezine'ye!
-Erken geliyor, erken geliyor. -Gelsin be abi.
Haftaya bekliyorduk, erken geliyor. Ben bilsem gider miydim işe?
Olsun. Sağlıklı gelecek o, nur topu gibi gelecek.
Sen merak etme, güven bana.
Hüseyin yanımda olacaksın, söz verdin.
Yanındayım, ceylanım. Yanındayım, aşkım benim.
Ben buradayım, merak etme sen.
Evet Müjgan, çok iyi gidiyorsun. Aferin sana.
Çalıştığın gibi. Nefes al, nefes ver, ıkın!
-Hadi bakalım! -Tamam.
Ay!
Size ne oluyor Hüseyin Bey?
Ben de nefes aldım verdim. Tutamadım kendimi.
Kalbim tıkırdadı. Ben iki dakika çıkayım ya.
Hüseyin!
Doktor hanım, buradan sezeryana döndürebiliyor muyuz acaba?
Bak, acı çekiyor kadın.
Hayır canım, ne gereği var? Gayet iyi gidiyor Müjgan.
Ikınmaya devam edelim.
Hadi bakalım. Germeyelim anneyi, germeyelim.
Ben bir su içebilsem.
Bir su alabilir miyim ben?
Dolaptan mı alırsınız, dışarıdan mı verelim?
Hüseyin Bey ne diyorsunuz ya?
Siz böyle konuştukça kasılıyor anne. Hani destek? Destek olacağınız yerde.
Hadi Müjgan! Devam. Ikın sen. Bakma buna.
Daha nereye destek olacağım ya?
Lafı sokup sokup örtünün altına kaçma. Allah Allah!
Tutayım da çıkarayım mı çocuğu? Herkes işini yapsın.
Sen de biraz hasta psikolojisinden anla. Su istiyoruz.
Ne istedik? Rakı mı istedik? Allah Allah!
Biz burada stres atıyoruz. Psikolojimiz bozuk bizim şu an.
Hani babadan destek?
Hani kocadan destek?
Allah! Ne oluyor be?
Canım korkutayım dedim. Korkutunca belki aniden bırakır, rahatlar kadın.
Geri zekâlı!
Yok yok, çık dışarı sen.
Ben seninle mi uğraşacağım kardeşim?
Çocuk mu doğurtacağım, seninle mi uğraşacağım? Aç, aa!
Sen çık dışarı. Senden ötürü.
Gerdin kadını kilitledin, kaldı kadın.
Sen çık dışarı, başka doktor gelsin. Yok bu başka doktor bu hastanede?
Başka doktor getirin.
Geldi mi?
Ay!
Uyandın mı sen?
Uyandın mı sen? Kurban olayım sana.
Aslan oğlum.
Bayram'ım. Gel bakalım. Gel buraya. Gel.
Tosun. Tosun mu?
Aman.
Üf! Bu ne koku be?
Anan köfte mi yedirdi oğlum sana?
Aman! Gel, gel.
Gel bakalım, gel. Ağlama.
Gel bak, baba televizyon açsın sana.
Gel, gel.
Bismillah.
Bırakırken iyi.
Ulen var ya ulen.
Nerede, sardalya nerede?
Bak, televizyon açtım sana.
Televizyon açtım sana, bak.
Üf!
Yani Bayram Berk, gerçek bir mucizesin be.
İki gram yiyip, üç kilo nasıl yapıyorsun bu işi?
Allah Allah be!
Dur, dur.
Aa, bak Firuzan abla çıktı. Bak.
Sahnede çok yoruluruz.
Her şey mükemmel olmalıdır.
Ah, arkadaşlar ama şu an için hiç müsait değilim.
-Teşekkürler. -Aldı yürüdü kadın be.
Her zaman hazır olmalısınızdır.
Bazen alışverişte bile.
Ama evime geldiğimde, her şey geride kalmalı.
Benim böyle bir evim var.
Rızgara. Şehrin içinde inziva.
Rızgara'ya sizi de bekleriz.
Rızgara Evleri, sakinlerini bekliyor.
Şuraya bak, köpek bağlasan korkar burada.
Yazıklar olsun sana da yani. Bunu mu aldık reklam karşılığı?
Zaten işler batık. Kırk yılın başı bir reklam çıktı,
o da çöpe gitti.
Firuzancım, kat karşılığı anlaştık adamlarla.
Bir reklam filmi çekip, ev alabilir miydin İstanbul'da?
Hani nerede İstanbul? Burası İstanbul mu Yaşar?
Çok yakın. Altımıza kadar metro gelecek.
Bana bak İspanyol, al şu Toki'yi başımdan
şimdi burada saçını başını yolacağım ben bunun yoksa.
Kusura bakma Yaşarcım,
benim seninle işim bitmiştir. Buraya kadar.
Ne halin varsa gör be.
Görüyorsun değil mi? Görüyorsun.
Firuzan, ne olur sakin ol.
Altımıza kadar metro gelecekmiş. Nereye geliyor metro?
Karadeniz kıçımıza girmiş.
Oh ya!
Ne âlâ memleket valla. Biz yaptık oldu.
Evet Hüseyin?
Star oldun, bizi unuttun Firuzan Hanım.
Ya Hüseyin, ben seni sonra arayayım mı?
Tabii, olur. Olur tabii abla. İyi günler.
Konuşamayacağım şimdi.
Hüseyin, keşke düğün olsaydı.
Böyle pavyon olunca aklım sende kalıyor sabahlara kadar.
Aşkım, sürekli iş ne yapacaksın? Ekmek.
-Müjgan. -Hı?
Gitmeden bir göreyim şunu be.
Yok, olmaz. Allah aşkına Hüseyin. Daha yeni uyuttum. Sonra uyumuyor hemen.
Allah aşkına be.
Hiç aklımdan çıkmıyor ki dadı zaten. Bir göreyim be.
Tamam. Tamam ama sessiz ol ha.
Tabii, tabii.
Aynı ben valla!
Eyvah.
Hadi bakalım, buyur. Ne olacak şimdi?
Canım, tutamıyor insan kendini.
Hanimiş Bayram Berk? Hanimiş Bayram Berk?
Aşk olsun Hüseyin. Aşk olsun yani.
Uyandın mı sen?
Bayram, ne getirsin baba sana?
Ne getirsin baba sana?
Ne getirsin oğlum baba sana pavyondan? Ha, yavrum?
Hadi Hüseyin, hadi. Gitti bütün gece.
Müjgan, madem uyandı, bir öpüvereyim be.
Tamam, tamam. Ben biliyorum başıma geleceği.
Doğum sonrası, bir sinir yapıyor bu kadınlarda.
Ne olur canım bir kere öpsek, uyanmış yavru zaten.
Allah belanı vermesin.
Heyt!
Allah, Allah.
Önce sen, sonra ben göçeceğiz bu dünyadan.
Çık adamın arkasından.
-Sana diyor. -Abi Allah aşkına bırakma beni.
Arkadaş, sakin ol ya!
Sus lan!
Çık, bana adamı vurduracaksın yoksa.
-Sen dinle onu, dinle. -Abi Allah aşkına!
Arkadaş, hayırdır ya?
O kadın var ya o kadın, her şeyimi verdim o kadına. Yine terk etti beni.
Şimdi de, enkazına bakıp bakıp göbek atıyor.
Ayıp etmiş
ama konuşursunuz bunları kendi aranızda.
Öyle silah milah, olmuyor. He aga? İsmin ne senin be?
Esat.
-Ne iş yapıyorsun abi? -Sucuyum.
Bak ne güzel, temiz bir iş yapıyorsun.
No comments yet. Be the first to leave one.