Once Upon a Time in Gaza

Once Upon a Time in Gaza

دانلود زیرنویس Turkish

هماهنگ با نسخه‌های زیر

Once Upon A Time In Gaza
ناشر dikistutmaz
24 fps

برچسب‌ها

webdl
تاریخ انتشار: 2025-10-19
تعداد دانلود: 40
مخصوص ناشنوایان: No
FPS: 24

پیش‌نمایش زیرنویس Turkish

نخستین 200 خط.

“Bence Gazze Şeridi'nin potansiyeli inanılmaz.

Olağanüstü bir şey yapma fırsatımız var.

Ne şirinlik yapmak istiyorum ne de ukalalık ama...

...adeta Ortadoğu'nun Riviera'sı.

Bu, öyle... öyle muhteşem bir şey olabilir ki...”

Allah’tan başka ilah yoktur.

Şehit, Allah'ın sevgili kuludur.

İsrail Yerleşimleri

İşgal Altındaki Bir Halkın Hikâyesi

Özgürlüğü Reddedilen

Hakları Elinden Alınan

Vatanını Kurtarmak İçin Direnişi Seçen

İsyancı

“Gazze Yapımı” İlk Aksiyon Filmi

Yakında

Gazze, 2007

- Yavaş olun! - Geçecek, merak etmeyin.

Elinizi buraya koyun, lütfen.

- Bileğinizin röntgenini çekmemiz gerekiyor. - Ben hallederim.

Ama acilen ağrı kesiciye ihtiyacım var.

Hayatım buna bağlı.

- Neden? Ne iş yapıyorsunuz? - Falafel restoranı işletiyorum.

O halde bileğinizi dinlendirmeniz gerekiyor.

Tamam, ama bana ne vereceksiniz?

Norvatine, ağrı için bir kas gevşetici.

- Hayır... Ne yapıyorsunuz? - Anlamadım?

Norvatine bende işe yaramıyor.

- Ne demek işe yaramıyor? - Geçen sefer işe yaramadı.

- O zaman Tramadol yazayım. - Hayır, delirdiniz mi?

Doktor, bundan bahsetmekten nefret ediyorum; ama Intifada'da yaralanmıştım.

Onların hepsini zaten kullandım.

Peki o zaman, bana neyin uygun olacağını söyleyin.

- Lyrica. - Lyrica mı?

300 mg olanlarından.

Kimliğinizi alabilir miyim?

Hemen geliyorum.

- 3 dal sigara versene. - 4 şekel.

- Dün tanesi 1 şekeldi. - Zam geldi. Paketi 12 şekel oldu.

- Hadi ya? - Aynen.

İsrail, Gazze'yi “Düşman Toprağı” Olarak Tanımladı

- Telefonu açmıyor musun? - Meşgulüm.

- Belli. - Burada olduğumu nasıl bildin?

Beni mi gözetliyorsun?

Gözetlememe gerek yok. Gazze küçük yer.

Sadede gel, işim var.

- Satacak 200 hap var. - Ne?

Satamaz mısın?

Camı aç.

200 hap...

Tanesi 7 şekelden...

200 çarpı 7...

Bin 400 şekel eder.

- Yarısını alırım. - Ne?

Son teklifim.

Açgözlü olma, her zamanki gibi kırışalım.

Yarısı ya da malınla birlikte defol.

- Tartışmayalım. - Ona ben karar veririm.

Peki. Yarısını vereceğim.

Ama isimleri istiyorum.

Ağır ol.

Ben sadece malı satarım, başka bir şey yapmam.

- Bu sana uyar mı? - Hayır, uymaz.

Çok da sikimde.

Malını al ve satacak başka birini bul.

Bana da, patates ve humus.

Acı biber, patates ve humus.

Patates...

Bundan istiyorum, bundan da.

İyi akşamlar.

Teşekkürler.

Al bakalım. Falafel, sana özel.

Afiyet olsun.

İyi akşamlar.

- Her şey yolunda mı? - Evet, yolunda.

- Tüpü doldurttun mu? - Henüz doldurtamadım.

Kuyruk çok uzundu.

Zaten ülkede gaz da kalmamış.

Bugün yoğun muydu?

Neredeydin? 18:00'de dönmen gerekiyordu.

Biliyorum... Güneydeydim.

- Ne yapıyordun? - Bitmemiş işlerimi hallediyordum.

Riviera'da bir sahil tatili için altın bir fırsat.

Mavinin ve güneşin büyüleyici ışıltısıyla...

...huzurun tadını çıkarın.

İyi misin?

- Arabamla bir kedi ezdim. - Ne?

Soktuğumun kedileri.

- Motor sıcaktı herhalde, içine girmiş. - Ne yaptın peki?

Ne yapacağım? Kayışı değiştirdim, sonra da duş aldım.

Önemli bir şey değil, üzülme.

Yine olacaktır.

- Sandviçler hazır mı? - Sabah hazırladım.

- Ne kadar koydun? - Her pideye bir tane.

Mükemmel.

Ver bana. Gitmem lazım.

- Selamünaleyküm. - Aleyküm Selâm.

İki sandviç, lütfen.

- Hepsinden olsun mu? - Olsun.

Telefonu versene.

- Geri dönecek misin? - Hayır, kendimi iyi hissetmiyorum.

Dükkanı sen kapat. Mallar içeride.

Merak etme.

- İyi geceler. - Güle güle.

- Afiyet olsun. - Sağ ol.

Bak, bugün sinirlenmek istemiyorum.

Bak, benim en büyük derdim sensin.

Bir de gidiyor yatağını başkasına veriyorsun...

- Eşeğe dikkat et! - Panik yapmana gerek yok.

Sana ehliyet verenin...

Hayır... Stop ettin, vitesi boşa al!

Hadi, marşa bas!

Her şeyi unutuyorsun. Marşa bas.

Senden bir yol olmaz...

Merhaba.

- Reçeteniz var mı? - Var, tabii.

- Ağrının kaynağı nedir? - Fıtığım var.

Ağrı şiddetliyse sadece bir tane alın.

Tamamdır.

- Reçete kaldı mı? - 3 tane daha var.

Güzel. Bir sonraki eczaneye gidelim.

O kadar zayıftı ki, ona bir kebap ısmarladım.

Onu uzun zamandır görmemiştim.

Gerisini tahmin edebilirsin. Alev alev yanıyordu.

Ellerini kelepçe gibi boynuma dolamıştı.

Sonra ağzına aldı.

Siktir git başımdan! Araba kullanıyorum!

Hâlâ onun ağır nefes alıp verişini duyabiliyorum.

- Onu soydun mu? - Sence?

Anlat anlat.

Dürüst olmak gerekirse, alev alev yanıyorduk.

Ve bam! Asansör kapıları açıldı ve garson tam karşımızdaydı.

Ona bir bakış attım ki... Eminim ki altına sıçmıştır.

Hepsi asansörde mi oldu?

Onu son görüşümdü. Ânı değerlendirirsin işte.

Evlenmeyi düşünüyor musun?

Vites değiştirmeye odaklan sen.

Araba sürmekten acizsin; ama evlilikten bahsediyorsun. Delirmişsin.

- Unuttum. - Neyi?

Motor bağırmaya başladığında vites değiştirirsin.

Unutmamak için elini burada tut.

- Sinyal ver. - Verdim ya.

İsrail, Refah’ı Geri Almak İçin Yeni Çatışma Uyarısı Yaptı

Adamla az önce konuştum.

Bize bir tüp ayarladı.

Yarın alırım.

Evet, malzemeler bende.

Yağ mı?

Hiç kalmadı mı?

Tamam o zaman.

İki teneke yağ getiririm.

Biraz da sebze.

Tamam.

Dükkanda ne kaldı?

Falafel.

İyi işte!

Kapat şimdi.

Acele et. Şarjım bitmek üzere.

Hoşça kal.

- Selamünaleyküm. - Aleyküm Selâm, patron.

- Harikasın. - Sağ ol.

- Selam söyle. - Başüstüne.

- Başka bir şey var mı? - Sadece bunun için geldim.

Kolay gelsin.

- Arabadan inin! - Tamam! Sâkin olun.

Arabayı arayın.

Bunu buldum.

- Alın onu. - Dokunma bana! Kendim binerim.

Diğer adamı da bindirin.

Dinleyin, dinleyin...

Bana sorarsanız...

Halka bir liman, bir havaalanı verin.

Onları özgür bırakın, dünyayı görmelerine izin verin.

Neden onları Gazze'ye hapsediyorsunuz?

Gazze herkese açık olmalı.

Gazze'yi kuşatmak için, yer üstünde ve altında...

...ileri teknolojiyle donatılmış 60 km'lik bir duvar inşa ediyorlar.

59 km'si tamamlandı...

...işi bitirmek için sadece 1 km kaldı.

Gazze dünyadan koparılacak.

- Selamünaleyküm. - Aleyküm Selâm.

Sorgu Odası

Çıkabilirsin.

Merhaba, Bay Osama. Uzun zaman oldu.

Bu işleri bıraktığını sanıyordum.

Demek bırakmamışsın...

- Demek bütün bunların arkasında sen varsın. - Nasıl anladın?

Ya da belki sadece bir merhaba demek için uğramışımdır.

Çok naziksin.

Aç mısın?

Falafel yer misin?

Biraz soğuk ama yenilebilir.

- Ne istiyorsun? - Ne mi istiyorum...

İki seçeneğin var.

İkincisi...

Göz yumarım...

...dışarı çıkar, dedektifi getiririm...

...ve sen de kaderinle yüzleşirsin.

- Birincisi ne? - Birincisi mi...

Birincisi şu...

Yavaş...

Once Upon a Time in Gaza subtitles in other languages

نظرات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left