نخستین 200 خط.
+16 Yaş izleyici için uygundur. Film cinsellik ve şiddet, çeviri ağır küfür içermektedir.
İsrail - Filistin Sınırı
TEL AVİV
Pardon!
Bakar mısın!!!
Burada içki sipariş etmek zordur.
Bırak ben deneyeyim!
Hey, birader!
Hiç fena değil!
Bekle!
Bi' saniye...
Neyse...
Bunu alabilirsin!
- Nedir bu? - Dene!
Çok sert!
- Beni sarhoş etmeye mi çalışıyorsun? - Çok mu belli oluyor?
Sessizlik, sessizlik lütfen! Hey DJ, sesi kıs biraz!
Nasılsınız bacılar? Eğleniyor musunuz?
Saat neredeyse 23:00'e geldi, ve biz birazdan gidiyoruz...
...en azından evde fazla göze batmak istemeyenlerimiz ve...
...beladan uzak durmak isteyenler...
Neyse; gelecek ay, divamız Iman yine burada bizlerle olacak!
- Bu arada, benim adım Roy. - Ben Nimer.
Ah, gelebilmişsin!
- Özledim seni! - Ben de seni özledim!
- Sınırda neredeyse yakalıyorlardı beni. - Kim?
Ne demek "Kim"? Bir daha bu riske girmeyeceğim!
Bizden o kadar uzun ayrı kalamazsın.
Kalacak bir yer buldun mu?
Mükemmel bir yer buldum! Gelip görmelisin!
- Nerede? - Buraya yakın...
Seni tutuklayabileceklerinden korkmuyor musun?
Kim? İsrail Gizli Servisi'mi?
O köpekler havlarlar ama ısırmazlar!
Şu bulduğum çatı katı, kesinlikle çok güvenli.
- İçkin. - Ah Roy, teşekkür ederim!
Bu harika adam da kim?
Roy, bu Mustafa.
- Memnun oldum! - Tanıştığımıza memnun oldum.
Benim partilerim dışında nelerle meşgul oluyorsun, Roy?
Ben bir avukatım.
Aman Tanrım, bir avukat!
Roy, Nimer'le zaman harcama! O günün birinde A.B.D.'ye gidecek!
Senin, benim gibi hoş bir eşe ihtiyacın var!
Merhaba canım!
- Muhteşemsin! - Teşekkürler bebeğim.
- Nasılsın? - İyi! Sen?
- Beraber bir resim çekinelim mi? - Elbette!
Harika zaman geçirdim.
Dans edelim mi?
- Belki sonra. - Hoşçakalın çocuklar!
- Ne tür davalara bakıyorsun? - Her türlü...
Aslında, babamla birlikte çalışıyorum.
- Ne var? - Bu çok güzel.
- Benimle dalga mı geçiyorsun? - Hayır, hayır! Gerçekten güzel olduğununu düşünüyorum!
- Sen de babanla birlikte mi çalışıyorsun? - Hayır, hayır!
Babam ben 12 yaşımdayken öldü.
Bu yüzden babanla çalışmanın gerçekten güzel olduğunu düşünüyorum.
Evet, doğru!
Ortamı mahvetmek istememiştim!
- Gel, baştan alalım... - Tamam.
- Merhaba! - Merhaba!
Ben Nimer. Psikoloji öğrencisiyim.
- Şu iki ibneye bak! - İğrenç!
Sen de duydun mu?
Gel yakalayalım şunları!
- Ciddi misin? - Sadece biraz korkutmak için.
Tamam, yapalım! Hadi!
Hey, sizi orospu çocukları! Gelin de göstereyim gününüzü size!
Serseriler sizi!
Formdan düşmüşüm ben.
İnanılmaz! Korkudan altlarına sıçtılar!
Ben onlara Arapça bağırmalıydım aslında.
Bu harika olurdu!
Demek...
A.B.D.'de okumak istiyorsun...
A.B.D. olması şart değil... Ama planım bu!
- Önemli olan buradan çekip gitmek, ha? - Evet
Bazen ben de gitmek istiyorum... başka bir yere gitmek...neresi olursa...
...ve herşeye yeni baştan başlamak.
Babanın şirketini bırakıp mı?
Her şeyi ardında bırakıp mı?
Tereddütsüz!
Seni durduran ne öyleyse?
Hiç bir fikrim yok!
Pardon!
Evlilik planlarınızı bozduğum için özür dilerim...
Nimer, Hamada gidiyor. Seni de arabayla götürebilir.
- Söyle geliyorum. - Tamam.
Ne oldu?
- Gidiyorum. Beni eve bırakacaklar. - Bekle! Seni eve ben götürebilirim!
- Ramallah'a mı? - Ah, şu...
Oradan olmam senin için bir sorun mu?
Değil. Gerçekten, değil.
Ciddiyim! Seni ben götürebilirim oraya!
Belki gelecek sefere.
Peki...
Ama...
...mutlaka bir "Gelecek sefer" olmalı!
Roy Schaefer, Avukat.
RAMALLAH, FİLİSTİN Kudüs'ün 10 km. Kuzeyi
İlaç tedavisine başlaması lazım.
Hastanede yatmasına gerek yok.
Yaşadığı depresyon tedavi edilebilir düzeyde.
- Peki ya çocukları? - Sosyal Hizmetler onları alabilir.
Çocukları annelerinden ayırmak, hata olur.
Ben sadece bir öğrenciyim; ama...
...kadının depresyonu, bizim siyasi durumumuzla ilgili.
Ölü bir koca, İsrail'de hapiste bir oğul. Kadın tam anlamıyla tek başına.
Kadının geçmişini karıştıracağımıza, ona yeni bir bakış açısı kazandırmalıyız.
Çocuklarını elinden alırsak, bu sanki onları çalıyormuşuz gibi olur.
Çocukların iyiliğini düşünmeliyiz.
Kadın kimse için bir tehlike arz etmiyor.
Çocuklar kendileri öyle söyledi. Kadını hastaneye yatırmamıza gerek yok.
- Ama, anne onlarla ilgilenemez. - Çocukların dedelerinde kalmasına izin verin.
Kadın düzelene kadar, bırakalım dedelerinde kalsınlar.
Anne bu şarta rıza gösterecektir.
Tamam. İlaç tedavisi veriyoruz...
...ve her 14 günde bir, çocuklarını ziyaret etme izni olacak...
...taa ki, yavaşça durumu düzelene kadar.
Tamam mı?
- Yarınki, son mülâkatım. - Aferin! Tebrikler!
Bu ne demek oluyor?
- Ondan sonra, oraya giriş iznim olacak. - Oraya? Yani Tel Aviv'e?
- Haftada bir-iki kez sadece. - "Sadece" mi?
Allah yardımcın olsun!
- Çok sessizsin. - Ne düşündüğümü biliyorsun!
Nabil!
Biz İsrail için akademik boykot çağrısı yapıyoruz...
...o hâlâ oraya gidip okumak istiyor!
Böylesi meşhur bir profesörden eğitim almak büyük bir şans.
Evet biliyorum, adam Londra'dan!
Ve beni Princeton, Cambridge veya Stanford'a önerebilir.
- Stanford'un parasını kim ödeyecek? - Burs imkanı sağlıyorlar.
Ve sen de bursu kazanırsın. Ama neden biliyor musun?
Çünkü zekisin. Allah sana parlak bir zeka vermiş.
- Yahudilere hizmet etmek zorunda olduğun için değil! - Nabil, kes artık!
- İşlerin nasıl yürüdüğünü bilmiyor musun? - Hem de çok iyi biliyorum!
Haydi! Ben çarşıya gidiyorum.
Geliyor musun?
- Allahaısmarladık. - Allah'a emanet ol oğlum!
- Senin için dua edeceğim... - Teşekkürler!
...edeceğim ki sınavı kazanamayasın. Gitmeni istemiyorum!
Tadına bak ve ne düşündüğünü söyle.
Daha iyi!
Ama halâ biraz tuzu eksik değil mi?
TEL AVİV
Merhaba!
Bu ne güzel sürpriz! İnanamıyorum!
- İyi misin? - İyiyim.
- Peki, burası hakkında ne düşünüyorsun? - Güzel!
- Avi burada kalmamıza izin veriyor. - Beleşe mi?
Tatlım, şu hayatta... Hiçbir şey bedava değildir.
Dur! Sana evden bir şey getirdim...
İnanamıyorum! Asırlar oldu bunlardan yemeyeli.
Sen otur! Ben çay demliyorum.
- Kaç kişi yaşıyorsunuz burada? - İki kişi daha var.
Bir tanesi Beytüllahim'den, diğeri de Ramallah'tan.
Sen gelmeden biraz önce çıktılar.
Teşekkürler!
Nedir bu? Biliyorsun ben İbranice okuyamıyorum!
- İsrail'e serbest giriş iznim. - Kafa mı buluyorsun benimle?!
Ben de bir tane istiyorum. Kiminle sikiştin bunu almak için?
Keşke o kadar kolay olsaydı!
O zaman... Bu sınavlarından da geçtin demek?
Tebrikler! Harika bir haber bu!
Buna kadeh kaldırmalıyız!
Ne yazık ki hiç votka kalmamış evde.
- Ama bunu kutlayacağız... - Tamam.
- Seninle çok gurur duyuyorum! - Teşekkürler!
Ah...unutmadan!
Geçen Cumartesi kimi gördüm tahmin et?
Kimi?
Şu sevimli avukatı hatırlıyor musun?
- Bana seni sordu. - Gerçekten mi?
Şuna bak! Hemen yüzü kızardı!
Neden hiç aramadın onu?
Arayayım mı?
Neyin var böyle? Sadece bir flört!
- Şu günlerde dikkatim dağılsın istemiyorum. - Amma da ciddisin!
Onun gibi erkeklerle her gün karşılaşmıyoruz.
Biliyorum, o da senden hoşlanıyor.
Hem şimdi kurs için her hafta Tel Aviv'de olacaksın.
Roy?
Buradayız, koridorun sonunda.
Burayı imzala...
...ve burayı da.
Gelsene! Neredeyse bitirdik biz de
Güzel!
Çok teşekkür ederim, Roy!
Lafı bile olmaz!
Eğer bir şeye ihtiyacın olursa, ara beni!
Teşekkür ederim! Biz burada sadece işimizi yapıyoruz.
Ciddiyim!
- Neye ihtiyacın olursa! - Peki, Roman!
Alçakgönüllü davranmaya çalışıyor!
Oysa kardeşimin hayatını ona borçluyum.
Buyrun, asansöre kadar geçireyim sizi.
Hemen dönerim.
- Burada olman ne kadar güzel! - Neydi tüm bunlar?
No comments yet. Be the first to leave one.