نخستین 200 خط.
Sandman, tıpkı sizin ve benim gibi gerçek.
O, görmeyi bile hak etmeyen zorbalara kâbuslar gördüren bir rüya canavarı.
Sadece, isimlerinin onun ağacına kazınması yeterli!
Zorbalar dikkat edin! Kum saatindeki kum boşalırken fikrinizi değiştirmezseniz...
Sandman, gözlerinizi çıkaracak ve siz çığlıklar içinde ağlarken onları yiyecek!
Florida'nın Mims şehrinden gelen...
...Mims Lisesi amigo takımı Yellow Jackets'i alkışlayalım!
Bastır Yellow Jackets!
Günümüz
Buyurun?
- Merhaba, May Roberts? - Buyurun, benim?
Ben, Anna.
Anna?
İnanamıyorum, içeri gelsene kızım! Gir canım.
Bana çok benziyorsun.
Torunumla nihayet tanıştığım için çok mutluyum...
...ama bu üzücü koşullar altında olduğu için de diğer yandan üzgünüm.
Bu arada, başın sağ olsun.
Babanı hiç tanımadım...
...ama anneni tanıdığım kadarıyla, iyi birini seçtiğine eminim.
Gel, sana evi gezdireyim.
Burası mutfak.
Çok güzel geyik pastırması yaparım...
...ye, çekinme.
Her zaman buradadır. Tv şu anda birkaç yerel kanalı gösteriyor...
...ama istersen...
...bu antenleri hareket ettirerek daha fazla kanal izleyebilirsin.
Buradaki fotoğrafın... baloda mı çekilmişti?
O duvarda ne olduğunu bile hatırlamıyorum...
...ama düşündüğüm şeyse, evet, o benim...
...ama o mezuniyet balosuydu.
Ve ben o baloya hiç gitmedim.
Hadi. Gel. Sana odanı göstereyim.
Pekâlâ.
Şimdi, bu oda benim odam.
Görülecek bir şey yok.
Mahremiyetime önem veririm. Eminim bunu anlıyorsundur.
Her neyse...
...kolayca temizleyebilirsin sanırım. İhtiyacın olan her şey dolapta.
Ben biraz ayaklarımı dinlendireceğim.
Annen, kızının benimle yaşadığını bilse mezarında ters dönerdi.
Cidden komik.
Sizi özledim.
Sen, Anna olmalısın.
Ben, Patti teyzenim.
- Nihayet tanıştığımıza çok sevindim. - Evet. Ben de öyle.
Anne ve babanın ölümüne çok üzüldüm.
Çok gençlerdi. Çok yazık.
Annene çok benziyorsun...
...gözlerini ondan almışsın.
- Bunları götürebilir misin? - Evet. Tabii ki. Hâllederim.
Teşekkür ederim.
Baksana, yiyecek olarak ne istersin? Listeye ekleyeyim.
Benim için fark etmez; pizza, meyve, atıştırmalıklar...
Tamamdır.
Acil gitmek zorundayım, üzgünüm. Görüşürüz.
Görüşürüz.
Az önce duyduğum kardeşim Patti'nin sesi miydi?
Evet. Az önce alışveriş poşetlerini bıraktı. Şu anda onları yerleştiriyorum.
Canım, konservelere mıknatısları yerleştirir misin?
Domates sosu için: D...
...fasulye için: F, gibi.
- Tabii, hâllederim. - Teşekkürler, kuzucuğum.
“Kuzucuğum.”
Bu orman bir yere çıkıyor mu?
Evet... Suya...
...kurbağalara ve timsahlara.
Yerinde olsam ormana girmezdim.
Kumu farklı. Resmen insanın üzerine yapışıyor.
- Ne demek istediğimi anlıyor musun? - Anlıyorum.
Merhaba.
Buraya gel.
- Burada ne yapıyorsun? - Şey...
- Yıllardır bu iskelede kimseyi görmemiştim. - Buraya yeni taşındım.
- Yeni taşındın demek. Adın ne? - Anna.
Anna demek. Ben, Julie. Bu da Shawn.
- Merhaba. - Merhaba.
Bira ister misin? Soğuk biramız var.
Hayır, teşekkürler. Geri dönsem iyi olacak.
Niye ya, hadi ama. Yani, ısırmayız...
Evet, hava da güzel. Çok sıcak değil.
- Evet, yaz geldi. Bira zamanı. - “Bira zamanı.”
- Denesene. - Peki. Neden olmasın?
Aynen. İç bakalım.
Bu kadar komik olan ne?
Su, bilirsin. Çok derin işte.
Su aşırı korkutucu...
...sanki kendi zihni var gibi. Deniz de, göl de, havuz da...
...hepsi de insan canına kıyıyor işte.
Yani, boğulmak, ne boktan bir ölüm şekli, değil mi?
Baksana, Julie...
Hiç bahsettim mi bilmiyorum...
- Çok derin birisin. - Aynen. Durgun su derinden akar, değil mi?
- Bunu biliyorsun, değil mi? - Ben mi?
- Evet. Nereliydin, tekrar sorayım? - Brooklyn'denim.
- New Yorkluymuş... - Sanırım ne demek istediğini anlamadı.
- Oha, şehirden gelmişsin. - Evet.
Uzun yol gelmişsin. Neden buradasın ki?
Artık, anneannemle yaşıyorum.
- Niye? - Annemle babam, bir trafik kazasında öldü.
Sarhoş bir sürücü bize çarptı. Sadece ben kurtuldum.
Hadi ya, çok kötü, Shawn da Ölü Ebeveynler Kulübü'nün bir üyesi...
...onun da babası ölmüştü.
- Başın sağ olsun. - Sağ ol.
- Annen hâlâ hayatta mı? - Hayır, annemi hiç tanımadım.
Vay, bakın, travma bağı kurdunuz.
Peki ya sizler? Hâlâ lisede misiniz? Üniversitede misiniz?
- Hayır, dostum. - Artık okula gitmiyoruz.
Ben lise sondayım.
Harika. Mims Lisesi'ne siktirip gitmesini söyleyebilirsin.
- Tamam. - Şerefe. - Şerefe.
Hoşça kal Anna. Sana mesaj atarım.
- Tamamdır. Bira vs. için teşekkürler. - Ne demek.
May Roberts
O ormana girdin, değil mi?
Bir şey buldun mu bari?
İskelede birkaç genç vardı sadece.
Yerel nehir kopukları, ha?
Evet. Sanırım öyle.
İyi bakalım.
Bir şeyler atıştıracaktım. Sen de ister misin?
“Bunu okuyamayacaksın bile, ayrıca neden bu yıllıktasın ki...
...yılı bile tamamlamadın? Artık, bu okulda bile değilsin.
Kendin ettin kendin buldun. Artık, gerçek yüzün ortaya çıktı.
Umarım bunu sen de “görebiliyorsundur.”
Öptüm. Kardeşin, Patti.”
- Patti? - Kızım, ödümü kopardın ya.
- Kusura bakma. - Burada ne arıyorsun?
Öyle dolaşıyordum.
- Güneş çarpmasın, dikkat et. - Merak etme.
- Çay içer misin? - Evet, lütfen.
Gel.
Manzaran harikaymış.
Burası, benim huzur bulduğum...
- ...kişisel cennetim. - Öyle görünüyor.
May, genç bir kızken herkesi parmağında oynatıyordu.
Güzel bir ponpon kızdı...
...ve yetenekli, yakışıklı bir futbolcu olan büyükbabanla çıkıyordu.
Kendini koyduğu o yüksek kaideyi seviyordu...
...ama derinlerde, aslında...
...May, kötü kalpliydi...
...duygusuzdu...
...her şeyin kendi istediği gibi olmasını istiyordu...
...arkadaşları ve ailesi, umurunda değildi.
Gözlerine ne oldu?
Hayatının çoğunu büyük bir şehirde geçirdin.
Bunun gibi küçük kasabalarda...
...fısıltılar, söylentiler...
...efsaneler vardır.
- Bizimki de Sandman. - Sandman mi?
Sandman, anneannene olanların sebebi...
...kötü şeyler yapanları cezalandırır, hesabı kapatmanın yolunu bir şekilde bulur.
May, kâbuslar görmeye başladı, kötü kâbuslar.
İlk başta kimseye söylemedi...
...ama sonra kâbuslar daha da kötüleşti; daha da sinsi hale geldi.
Bu, onu çılgına çevirdi.
Bir gece uyandığında Sandman'i odasında gördü...
...gözlerini almadan önce gördüğü son şey Sandman'di...
...en azından, May'in söylediği bu. Herkes, bunu kendisinin yaptığını düşündü.
Mims Lisesinin Ponpon Kızı Tuhaf Bir Kazada Kör Oldu
Acil serviste, hamile olduğunu öğrendi.
Anneni, esasında bizim aile büyüttü..
Huzur içinde yatsınlar.
Kâbusların olayı neydi ki?
Çünkü, uykudayken kimse kurtulamaz ondan.
- Anna, selam kızım. - Selam.
Atla hadi.
- Selam. - Selam.
- İyi misin? - İyiyim, sadece...
- İyiyim. İyiyim. - Bira ister misin?
Sağ ol.
- Shawn harika bir şofördür. Değil mi Shawn? - Aynen öyle, hanımefendi.
- İşte tam burada. - Ne kadar yakın, sence?
- Tamam. Gidelim. - Boyun eğ!
Yardımın için çok teşekkürler.
Al. Tamam.
İç, iç, iç. Hayır!
Merhaba, Bayan Cross. Hayır. Sadece merhaba demek istedim.
- Bugün ne giydiniz? - Yeter. Buraya gel. Ver şunu bana.
Hayır. Üzgünüm anne. Onun işi bitti. Hoşça kal.
Şu bir. İki geliyor. Ve işte üç!
Oha! N'oluyor ya! Shawn, n'oluyor amına koyayım?
- “Merhaba, Shawn.” - N'apıyorsun?!
“Julie'yle takıldığınızı görmek çok güzel, çocuklar.”
İğrençsin, ondan uzak dur. Korkutup kaçıracaksın kızı.
Gördün mü? Ne yaptığını biliyorsun işte.
Nefret ettiğim şeyi biliyor musun? Ailemin taktığı şu Ring kameralar işte.
Manyak gibi, sürekli beni takip ediyorlar.
Galiba eski parti hayatımdan travmatize oldular; anlıyorum ama yine de...
Instagram'ın var mı?
- Var. - Kullanıcı adın ne?
- Çok orijinal. Hazır mısın? - Hazırım; ama dur önce bi' foto çekeyim.
- Shawn. - Ne? - Kadraja gir.
- Ciddi misin? - Evet, ciddiyim.
- Çok tatlı çıktık. - Kullanıcı adım: AnnaReevesArt.
- Süpermiş lan! - “Süpermiş lan!”
- Beni o sikik şeye etiketleme. - Çoktan etiketledim bile!
İlgi peşinde koşan beyinsiz sürüsü.
- Çekil. - Tamam.
Fazlasıyla alan var.
No comments yet. Be the first to leave one.