To Kill a Wolf

To Kill a Wolf

دانلود زیرنویس Turkish

هماهنگ با نسخه‌های زیر

To Kill a Wolf 2024 1080p WEB-DL AAC x264-skyflickz
ناشر dikistutmaz
23,976 fps

برچسب‌ها

webdl
تاریخ انتشار: 2025-11-15
تعداد دانلود: 35
مخصوص ناشنوایان: No
FPS: 23.976

پیش‌نمایش زیرنویس Turkish

نخستین 200 خط.

Orospu çocuğu.

I. Bölüm Oduncu

Bugün hava çoğunlukla güneşli; en yüksek sıcaklık da 7-14°C arasında olacak.

Sonraki Servis Alanı: 65 km

Bunlar indirimde.

Evet, ama 4 tane alınca indirim oluyor.

Siz 6 tane almışsınız.

Duymak istemiyorum, Dave.

Tamamdır, bir şeyin yok.

Daha iyi misin?

Evet.

Peki başına ne geldi de ormanda yarı ölü halde buldun kendini?

Bilmiyorum.

Bilmiyorsun demek...

Peki, seni şehre götüreceğim. Birini arayabilirsin.

Sosisleri beğenmedin mi?

Et yemiyorum.

Özür dilerim! Et yemiyormuşsun.

Merhaba?

Merhaba.

Siktir.

- Bugün Pazartesi, değil mi? - Aynen öyle.

Ne işin var burada?

Randevumuzu ertelemek için arardım...

...ama telefonun yok; o yüzden buradayım.

Yeğeninle sohbet ediyordum.

Hava düzelir umarım.

Pekâlâ.

200. Tamamdır. Şimdi bıraktığın için sağ ol.

Buralarda kurt aktivitesi görüyor musun?

- Hayır. - Öyle mi...

Başka bir aktivite peki?

Şüpheli bir şey?

Yeni araçlar, ya da...

...etrafta sürtüp duran yabancılar falan?

Hiçbirini görmedim.

Tuzaklar bomboş geliyor.

Bir çakal bile yok.

Ama yine de yarısına basılmış.

Biliyor musun...

Burayı Dave işletirken hiç sorun yaşamadım.

Yardımcı olabileceğim bir şey varsa, lütfen bana bildir.

- Tanıştığımıza memnun oldum, genç bayan. - Uğradığın için teşekkürler.

- Dikkatli sür. - Tamam.

Montunu al.

Yardım edecek misin?

Yere bırak.

Pekâlâ, hadi. Şimdi kaldıralım şunu.

Ben tahtayı sabitleyeceğim. Sen de tuzağı serbest bırakacaksın.

Bu, iki kişilik bir iş.

İki taraftan da bastır aşağıya.

Çok hızlı olmalısın.

Kendi tarafını çevir.

Yavaş, yavaş...

İndir, indir.

Fenerimi al.

Hadi bakalım.

Şimdi!

Daha güçlü bastır.

Bu, eve gelen adamın bahsettiği tuzak mıydı?

O bir sığır yetiştiricisi.

Arazime girip tuzak kurmak için bana para ödüyor.

Ama tuzakları sen tetikliyorsun.

Bir yıl kadar önce bir tuzak bulmuştum.

Yer, tıpkı senin gördüğün gibi, paramparçaydı...

...her yerde kan ve dışkı vardı.

Lanet tuzağa sıkışmış bir pati vardı.

Kurt, bacağını kesip kurtulmuştu; O an şöyle düşündüm: “Olmaz.”

“Hayır.”

Ama paraya ihtiyacım var.

Ne yapıyor bu kız ya...

Baksana, bunu yapmak zorunda değilsin. Kulübede bolca odun var.

Yardımım dokunsun dedim.

Sadece... baltanın düşmesine izin ver.

Yerçekimi işini yapsın. Kendini bu kadar yormana gerek yok.

Tamam.

O adama neden yeğenim olduğunu söyledin?

Başını belaya sokmak istemedim.

Başın belada mı?

Klamath Falls buradan ne kadar uzaklıkta?

Epey uzak.

Sabah erkenden kalkan bir otobüs var.

Yarın o otobüse bineceksin. Anladın mı?

Ayağını falan kesme.

Tereyağı, tuz... bir tutam da kırmızı biber.

Ne duymak istiyorsun, Dave?

Dave o mu?

O, doldurulmuş bir rakun.

Dave... eski karım beni terk ettiğinde bana acımıştı.

Burada istediğim kadar kalabileceğimi söyledi.

Ondan sonra da bir daha hiç gitmedi.

Dave buraya ilk gelmeye başladığında, burası rakun istilası altındaydı.

Onlardan kurtulamıyorduk...

...ta ki Dave her gün bütün gün müzik çalmaya başlayana kadar.

...işe yaradı da, bu sikik hariç.

Bu asi, inatçı... Hiç oralı olmadı.

Müzik onu hiç rahatsız etmedi.

Yani, kim bilir? Belki de sağırdı; ama...

...her neyse işte...

Sonunda Dave onu havalı tüfekle vurdu...

...ama rakundaki o pes etmeyen ruhu o kadar takdir etti ki, onu doldurttu.

Evet, ona Dave diyorum çünkü Dave...

...bir kez yapıştı mı, bir türlü sallayıp atamazdın.

Ondan kurtulamazdın.

Kahretsin.

Duyuyor musun?

Bas sesi biraz tiz geliyor.

Duymuyor musun?

Bunu elledin mi?

Otobüsün sabah erkenden kalkıyor. Uyuyakalma.

Gidelim.

Yarın gitsek olur mu?

Olmaz, bu pek iyi bir fikir değil.

Lütfen.

Dün söylediğim gibi, şimdi gitmeliyiz.

Plan bu.

Hadi. Gidelim.

Yarın gece parçalı bulutlu, en düşük sıcaklıklar 4-7°C civarında.

Pazartesi, çoğunlukla bulutlu ve hafif sağanak ihtimali var.

Bekle.

- Ne olur ne olmaz. - Sağ ol.

Sende kalsın.

- Klamath'ta ne var ki? - Anneannem.

Tamam, tamam...

Binecek misin?

Bölüm Anneanne

- Peki neden et yemiyorsun? - Anneannem yemiyordu.

Ve ben onunla yaşıyordum, bu yüzden...

- Bu arada, kaç yaşındasın? - 17.

- Neredeyiz? - Klamath'a yaklaşıyoruz.

Sağ ol.

Anneannenle bol şans.

Mutfak güzelmiş.

Mayonu getirdin mi? Arkada bir havuz var.

Bu boş eve dalman için seni eyaletin öbür ucuna kadar neden getirdiğimi...

...açıklamayı düşünüyor musun?

- Burası anneannemin evi. - Deme ya?

O nerede, yukarıda yatıyor mu?

Vefat etti.

Ne zaman?

Bir ay kadar önce.

Teyzem ve eniştemin yanında kalıyorum.

Olaya bak...

Bana karşı dürüst olmalıydın.

Anneannen için üzüldüm.

- Peynir çubukları nasıl? - İyi.

- Çocukken bunlardan çok yer miydin? - Hayır.

- Anneannen yemek yapar mıydı? - Hayır.

Yemekle pek arası yoktu.

Eh, evet, vejeteryanların yemekten pek zevk aldığını sanmıyorum.

Sanırım çoğu şeyi sevmiyordu.

İnsanları sevmiyordu.

Televizyondaki programları sevmiyordu.

Müziği sevmiyordu.

Sanırım beni de sevmiyordu.

Onu ben buldum...

Okuldan eve geldiğimde, genellikle televizyon seyrediyor olurdu.

Ama televizyon kapalıydı. Düşmüştü.

Belki de bir gece öncesinden. Bilmiyorum.

Otobüs erken geldiği için onu uyandırmadım...

...ve o sabah onu kontrol etmedim.

- Bana bir içki daha doldurur musun? - Tabii.

Son siparişler!

- Başka bir şey ister misin? - Kullanabileceğim bir telefon var mı?

Karşıdaki benzin istasyonunda bir ankesörlü telefon var, sanırım.

O zaman sadece hesabı alayım, teşekkürler.

Eve gitmelisin.

- Gidemem. - Neden?

- Teyzemle kavga ettim. - Teyzenle kavga mı ettin?

Neden bir gece uyuyup düşünmüyorsun?

- Ben arabada kalacağım. - Tamam.

Elçiye zeval olmaz...

...ama Jolene, eşyalarını topladığından emin olmak istedi.

Erken ayrılmaya oldukça kararlı görünüyordu.

- Sen iyi misin? - İyiyim.

Tamam.

- Eşyalarımı topladım. - Teşekkürler tatlım.

Bağışlanacak diğer kutuları da garaja koydum.

Vay canına, o garajda daha fazla kutu için yer kaldı mı?

Aslında pek kalmadı...

- Ben hallederim. - Kahretsin!

Pizza, pizza!

Pizzalar geldi.

- Yerler cam, buraya koyma. - Kendi kendine temizlenir. Hadi.

Temizliğin böyle hallolduğunu sanıyorsun herhalde.

Alır mısın şunu? Teşekkürler.

Müziğin sesini kısabilir misin lütfen?

- Carey. - Ne? - O et yemiyor.

Üzgünüm. Çok üzgünüm. Ben sadece, şey...

- Dani'nin et yemediğini unuttun mu? - Evet, unuttum.

- Vay canına. - Sorun değil. Ben başka bir şey yerim.

Ve çatal bıçak yok. Tabaklar var ama çatal bıçak yok.

- Pizza olduğu için düşündüm ki... - Çıkmadan önce poşeti kontrol etmedin mi?

- Hayır, etmedim. Ben sadece... - O zaman salatamı nasıl yiyeceğim?

- Sana bir çatal bulsam... - Olmaz, hepsi kolilendi, Carey.

Biliyorsun, anneannen izlemiyor artık, Dani.

İstemiyorsan onun kurallarına göre yaşamak zorunda değilsin.

Bu ev hâlâ sigara kokuyor...

...çünkü annen ve ben çocukken anneannen sigara içiyordu. Bunu biliyor muydun?

Annen, lise yıllarında sigara içerken yakalandığında

To Kill a Wolf subtitles in other languages

نظرات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left