نخستین 200 خط.
2025 Cannes Film Festivali Jüri Ödülü
Cehennem ile cenneti birbirine bağlayan Sırat adlı bir köprü vardır.
Onu geçenlere...
...bu köprünün bir saç telinden daha ince, bir kılıçtan daha keskin olduğu söylenir.
Tamamdır.
Hadi bakalım.
Kaldırın.
Dikkat edin.
Hadi.
Sağ olun.
Oturtmaya çalışın.
Tamam, yavaş ol.
Merhaba.
Kayıp
Çok teşekkürler.
Gel.
Eğer görürseniz...
- Fas'ta olduğunu mu düşünüyorsun? - Evet, öyle düşünüyoruz.
- Kızın mı? - Evet.
- Ablan mı? - Evet.
Üzgünüm.
- Araştıracağız. Kağıdı saklayacağım. - Al...
- Tamam. - Yanında sakla.
Kolay gelsin.
Numaram kağıtta yazılı.
- Teşekkürler. - Teşekkürler.
Montu bana ver.
Ben biraz daha dolanacağım, tamam mı?
Emin misin?
Dinlen biraz.
Esteban, ne yapıyorsun evlat? Neler oluyor?
- Anlamadım? Seni arıyordum. - Ben de seni arıyordum.
Gidelim.
Onlara soracağım.
Merhaba.
Merhaba.
- Bu kızı tanıyor musunuz? - İstersen İspanyolca konuşabilirsin.
Fotoğraftaki benim kızım.
Kendisinden beş aydır haber alamıyoruz.
Onu bu partide bulabileceğimiz söylendi.
Onu gördünüz mü?
Adı, Mar.
- Hiç tanıdık gelmiyor, üzgünüm. - Gelmiyor mu?
- Sen tanıyor musun? - Hiç karşılaşmadım.
Bak, çölde başka bir parti var.
Başka bir parti daha mı var?
Bundan hemen sonra bir tane daha olacak.
Belki oradadır.
- Siz gidecek misiniz? - O partiye gidecek misiniz?
Belki. Bilmiyorum. Henüz karar vermedik.
Belki gideriz.
Defolun! Yaylanın!
Burayı tahliye etme emri aldık.
Olağanüstü hâl ilan edildi.
Tüm Avrupalılar kamyonlara binsin.
Burası şu andan itibaren yasak bölge.
Lütfen!
Hadi ama, yapmayın!
Lütfen, bu sizin güvenliğiniz için.
Sırayla araçlara yaklaşın.
Durun! Hop, durun!
Yeter artık!
Kimseyi rahatsız etmiyoruz! Sadece dans ediyoruz!
Boşaltın burayı!
Ne yapıyorsun?
Yeter!
Yapmayın.
- Sıkıntın ne senin? - Çekil.
Sâkin ol!
Nereye gidiyorsunuz, hanımefendi?
- Sadece işeyeceğim. - N'apıyorsunuz?
İşeyeceğim dedim ya.
Müsaade et!
Sorun yok, sâkin ol.
Hayırdır? İşediğim için beni vuracak mısın?
Daha çocuksun.
Kamyona binin.
Sâkin ol.
- Kamyona bin. - Sâkin ol.
Bu, az önce gördüğümüz kız değil mi?
Binin, lütfen.
Evet, partiye giden.
Şimdi, bas!
Kaçalım buradan! Hadi, çabuk!
Lütfen! Durun!
Baba! Baba, gazla!
- Hadi! - Onları takip et!
- Baba! - Bir sus da düşüneyim!
Neyi düşüneceksin? Gazla!
Hadi baba, yürü!
Hop! Hop! Bayım!
Vay canına! Harika!
İşte bu!
Başardık!
- Sorun yok, arkamızdan geliyorlar. - Gidelim!
Çok güzel!
Hadi!
- Bizi takip mi ediyorsunuz? - Anlamadım?
- Bizi takip mi ediyorsunuz? - Şey...
Evet. Sizin gittiğiniz partiye biz de gitmek istiyoruz.
Bu iyi bir fikir değil, sen de biliyorsun.
Kızımı bulmak istiyoruz. Orada olabilir.
- Ne istiyor? - Kızını arıyor.
Bizi takip etmek istediğini söylüyor.
Takip etmek mi istiyor? Şaka mı bu?
Bu araba o yolları geçemez.
Elimizde sadece bu var.
Sanmıyorum, abi.
Yollar tehlikeli.
Gelmemeniz daha iyi.
Lütfen, oraya mutlaka gitmeliyiz.
Sikeyim.
Sikeyim, bizi takip etmek istiyorlar.
Neye bulaştığınızı anladığınızı sanmıyorum.
Orası çöl.
Bir sorun çıkarsa ne yapacağız?
Anladım. Yine de sizi takip edeceğiz.
Başka çaremiz yok.
Var. Geri dönebilirsiniz.
Lütfen, gelmemize izin verin.
Onu bulmalıyız.
Ülkenin çeşitli bölgelerinde patlamalar meydana geldi.
En az dört cephede saldırılar devam ediyor.
Dün gece savaş patlak verdi.
Askerî havaalanı saldırıya uğradı. Duman bulutları yükseliyor.
Durum son derece kaotik.
Ülkenin hem doğusunda hem de batısında bombalamalar olduğu bildirildi.
Sınırlara doğru uzanan sonsuz sivil kuyrukları var, ama kimse...
Bu delilik.
İşler çığırından çıkıyor olmalı.
Devam edelim.
Buradan bir şey çıkmaz.
Devam edin!
Umalım da bir sonraki istasyonunda akaryakıt olsun.
İnşallah.
Olmaz. Bu yeterli değil.
- Bu yetmez. - Hayır. Bu para yeterli değil.
Daha fazla ödemeniz gerekiyor.
- Lütfen bize yardım et. - Çok para istiyorsun.
- Çok pahalı. - Aynen.
Anlıyorum; ama öteki türlü bize bir kâr kalmayacak.
Bu paraya sadece 1 bidon alabilirsiniz.
- Bir bidon mu? - Evet.
Olmaz! 3 bidon lazım bize!
Ama 3 bidona bu para yetmez.
- Hayır, al parayı. - Boku yedik.
- Hayır... - Daha fazla para istiyorlar...
- Ne kadar? - Bilmiyorum.
Bende olacaktı...
Al.
Ben hâllederim, bak.
- Bu yeterli olur mu? - Hadi ama, Afaque.
- 300. - Sor bakalım.
- Hiçbir şey söyleme. Parayı bana ver. - Bence bu kadarı yeter.
Öyle mi?
Tamam mı?
Tamam, öyle olsun.
- Sağ ol. - Sağ ol.
- Rica ederim. Gelin. - Sağ ol, çok sağ ol.
Gelin, bana yardım edin.
Sağ ol.
Doldurmaya başlayalım mı?
- Adın ne? - Luis.
- Bu bizi oraya kadar götürür mü? - Sanmam.
- O kadar uzak mı? - Hayat böyle işte.
Buraya bırak, Luis.
Destek at.
İşte böyle. Tamam, şimdi onu tak...
Bak, oradan tut.
- İşte böyle. O değil. - Bu mu?
Oraya. Aynen öyle.
O tam oraya geliyor. Oraya tak.
- Kızının daha fazla fotoğrafını istedim. - Bakayım.
Esteban'a çok benziyor.
Üzgün görünüyor.
Biraz, evet.
- Kapı... - Kapı burada. İşte bu.
- Kapı, onunla üst üste gelmeli. - Tamam.
Tamamdır. Herhalde bu olacak. Bu, buraya gelecek.
Onları çölde hayal edebiliyor musun?
Aklıma ne geldi...
- Ne geldi? - Dün...
...senin horultun Pipa'nın horultusunu bastırıyordu!
İkiniz de horluyordunuz.
- Evet. - Gerçekten mi?
Çok yüksek sesle horluyordun.
- Kütük gibi uyuyordum da ondan. - Pipa da öyleydi. İkiniz de öyleydiniz.
İkiniz de horluyordunuz.
Düet yapıyor gibiydiniz.
- Müzik düeti mi? - Şöyle yapıyordunuz...
- Üçüncü kişi de sendin, değil mi? - Ben horlamam.
Horlamaya başlarsam da...
...otobüsteki arkadaşlarımız bütün gece bir daha uyuyamaz.
- Göreceğiz! - Onu mahvedeceksin.
- Tampon sürtüyor, böyle çıkması imkânsız. - Tamam, sâkin olun. Göreceğiz.
Hop, dur!
İlerideki yolu gördün mü?
- Ne kadar dik olduğunu gördün mü? - Ne yapmamı istiyorsun?
Söyle! Ne yapayım?
Sâkin ol, Luis. Ben hâllederim, bekle!
No comments yet. Be the first to leave one.