نخستین 200 خط.
Refah Tanrıçası...
Sonsuz erzak ve altının sembolü
Ve dünya ise onun rahmi...
Kainat yaratıldığında...
O 160 milyon tanrı doğurdu
Lakin o ilk çocuğunu hepsinden çok seviyordu ...
Hastar (Açgözlülük Tanrısı)
Ama bugün, Onun adını hiçbir kutsal kitapta göremezsin
Neden, baba?
Çünkü o bütün tanrıçaların yemeğini ve altını kendisine istedi
Ve aldı da
Ancak erzaklara yanaştığında...
Tüm diğer tanrılar ona saldırdı
Her bir darbe onu parçalara ayırdı
Tam yıldız tozuna dönüşecekken
Tanrıça onu kurtardı
Ama bir şartı vardı elbet...
Hiçbir zaman ona tapılmayacak ve sonsuza dek unutulacaktı
Sonsuza dek, Hastar annesi Tanrıça'nın rahminde yaşayacaktı
Ancak bir gün, atalarımız Hastar'ı çağırdı
Adına bir mabet yaptırdılar
Dediler ki, bugünden itibaren, tüm tanrıların gazabı...
Tumbbad'ın üzerine olsun
Biz onu neden uyandırdık?
Çünkü, Hustar'ın laneti bizim için bir lütuftur
Ne demek istiyorsun?
Anlayacaksın...
İçine girdiğinde...
İçine derken?
Tanrıça'nın rahmine
Lütfen, acele et
Akşam olmak üzere
Ne kadar sürerse o kadar sürer
O yaşlı cadıyı zamanında besleyememekten korkuyorum
Ya uyanırsa?
Böyle şeyler söyleme
Uyanmayacak
Eğer zamanında ayrılmak istiyorsan, erken gel
Bana söz vermiştin altın var diye yeni aydan sonra
Altın işi şaka değil! Önce onu haketmen gerekir
-Annem nerede? -Burada bekle
O nerede
Nerede olacak, Sarkar'ın köşkündedir
Yaşlı kadını kim besleyecek
Annem besler, döndüğünde yapacaktır
-Ya geç gelirse -Sus!
Ya yaşlı kadın uyanırsa?
O uyurken de yiyebilir mi?
Ağzına koyarsın, azıcık azıcık, o çiğner
Uyanır mı ki?
Hayır
Daha önce onu beslemiş miydin?
Yok, hayır
Bu da ne?
Ben pişirdim, şimdi git ve onu besle
Haydi ama Yoksa uyanacak
Git, korkma
Git dedim!
Sadashiv!
Sana altın verdi mi?
Hayır
O yaşlı piç yapamayacak hiç bir zaman!
Babana küfür etmek mi istiyorsun
Ona de ki...
Eğer altın vermezse yaşlı cadıya bakmayız
Köydeki hiç kimse bunu yapmaya cesaret edemez
Altın işi şaka değil
Önce haketmen gerekir
12 yıl karısı olmak yetmemiş mi haketmek için?
Anne!
Bırak gideyim
İstemiyorum
Hazineyi istemiyorum
Bırak gideyim
İçeri gel
Uyu, yoksa Hastar peşine düşer
Anne?
Sarkar ölmüş
Biliyorum
Yemekten sonra toparlanıyoruz!
Tummbad'dan gidiyoruz
-Burda bize hiçbir şeyimiz yok -Neden?
Köşk bize kalmadı mı? Bizden başkası yok
O harabeden açlıktan ölelim mi?
Tek kuruş dahi etmez
Köy için biz kast dışıyız
Ama köşkteki hazine bizim değil mi?
Sarkar hayatı boyunca aradı ama bulamadı
Atalarının itibarını iki paralık etti
Peki yaşlı kadın?
Artık bizi ilgilendirmez. Bırak çürüsün orada!
Onu uyandıracak mıyız?
O Sarkar'ın büyükannesi
Eminim gizli hazine hakkında birşeyler biliyordur
Git!
Hadi!
Uyandır kadını ve sor!
Şafakta çıkıyoruz, yarın
Ve Pune'ye gideceğiz
Hazine hakkında konuşmak bile kötü şans getirir
Öyle
Pune neresi?
Çok büyük bir şehir
Arabaların öküz veya at olmadan gittiği bir yer
Şu günlerde söylediğin hiçbir şeye inanmıyorum
Peki.
Sadashiv!
Anne!
Sadashiv, uyuma.
Sabah eve döneceğim
Yaşlı kadının yemeği ne olacak?
-Onu yarın beslemek zorundasın. -Ya uyanırsa?
Eğer uyanırsa, de ki...
''Uyu, yoksa Hastar senin peşine düşer''
Hastar kim?
Acele et, gidelim!
-Anne? -Sen git!
Git!
Sadashiv, burdayım herşey düzelecek, oğlum
Bacı?
Hala doktora gitmek istiyor musun?
Yoksa mezarlığa mı gidelim?
Beni köşke götür
Bu küçük prens de kim?
Buraya gel, oğul!
Kapıyı aç, oğul!
Çok açım. Birşeyler yemem gerek
Haine!
Onu istiyor musun?
Hazine!
Gel.
Yaklaş.
Kapıyı aç
Aptal, ışığı başka yere koy
Beynin yok mu, canımı yakıyor
Büyükanne...
Oğul...
Büyükanne...
Üzgünüm, oğul, bunca zaman sonra ışık görmek
Ah, kelebek, bir diğeri
Buraya gel, tatlım
Hazine nerede?
-Büyükanne? -Bak, büyükannelerine ne kadar da kötü davranıyorlar
Çenemi tırnaklarımla kilitledim
Lütfem buna biraz yemek koy
Hazine köşkte mi?
Hazine köşkte mi?
Açım
Beni beslersen sana herşeyi söyleyeceğim
Yoksa seni mi yesem ki
Uyu ya da...
Neydi?
Uyu yoksa ...
'Hiran' peşine düşer
Uyu yoksa... Magar peşine düşer ...
Uyu yoksa ... Hachkar peşine düşer...
'Uyu yoksa ... Haathi peşine düşer'
Uyu yoksa ...
'Uyu yoksa, Haathi peşine düşer
Uyu yoksa...
Onun ismini unuttun, değil mi?
Anne!
Bir ninni tutturacağım
Bırak gideyim!
Bu gece senin etini yiyeceğim
Velet! hareket etme
Büyükanne, uyu yoksa ...
Uyu ...
Uyu yoksa 'Habbad' peşine düşer
HASTAR!
Büyükanne, uyu yoksa Hustar peşine düşer
Vinayak! Kapıyı aç
Anne...
Anne...
Sadashiv nerede?
Hala zaman var. Geri dönelim
Ona işkence ederiz ve söylettiririz
Bize söyleyene kadar yemek vermeyiz
Artık onunla nasıl başa çıkabileceğimizi biliyorum.
-Geri dönelim, anne. -Sus!
Seni küçük hergele...
Tek umursadığın bu, değil mi?
Al bunu ve çeneni kapat!
Bu sadece bir kuruş
Bot'u arkaya döndürün
Bize söyleyene kadar ona işkence ederiz olmaz mı?
Sus!
Sen aynı o yılan baban gibisin!
Eğer Tumbbad'a geri dönersen seni öldürürüm
Anladın mı?
Söyle. Bir daha asla Tumbbad'a geri dönmeyeceğim de
Anne!
Bunu atarım!
Hadi at!
-Atarım! -Hadi at!
Bunu yapacak cesaretin yok değil mi?
Seni hırslı piç!
Seni öldürürüm! Yemin et! Bir daha asla Tumbbad'a geri dönmeyeceğim de!
Yemin et!
Seni öldürürüm! Yemin et! Bir daha asla Tumbbad'a geri dönmeyeceğim de!
No comments yet. Be the first to leave one.