نخستین 200 خط.
5. BÖLÜM
Nasıl düşünürsem düşüneyim, tek bir yol var.
Kumar Oynamaya Son!
Savcı.
- İcabına bakalım. - Ama patron.
Bir savcının peşine düşmek işleri daha da kötüleştirir.
- Lanet olsun, başımıza bela olacağını biliyordum. - En iyi adamlarınızı hazırlayın.
Zamanı gelince işi halledebilsinler diye.
HILLSIDE KAÇESİ
Evet, geldi.
Hillside Kafe'ye girdi.
Hillside Kafe mi?
Hadi, aç şu telefonu.
Beni deli ediyor.
Taksi!
Bekle!
Yolcu Gemisi Casusluk Davası, Kwon Soon-bok Davası
ve mart ayındaki intihar.
Han Gyeong-wook ve Yoo In-gu kesinlikle bunlarla bağlantılı.
On yıl önce batan o gemi.
O gemideydim.
Ve bu çok merak ettiğin olayla ilgili her şeyi biliyorum.
Gang Beom-ryong bu bulmacayı çözen kişi olabilir mi?
Onu buradan çıkarın.
Savcı Gang.
Geçen sefer sorduğunuz şey hakkında.
Sanırım size bir cevabım var.
Şu an uygun mu?
Ah.
Anlıyorum.
Evet, buyurun oturun.
Aslında burası biraz gürültülü.
Benimle gelin.
Ha?
Hey, tutun onu!
Hey, kapıyı açın! Açın şunu!
Onun kaçmasına nasıl izin verirsiniz?
- Normal telefondan neden arıyorsun? - Hey, Ho-myeong.
Bu bir acil durum. Derhal buraya gel.
Ne saçmalıyorsun sen? Gelemem.
- Bir gösterideyim. - Yoo In-gu'nun adamları.
- Gang'in icabına bakmaya geliyorlar. - Ne?
- Neredesin sen? - Yeongseon Adası'ndayım.
- Savcı Gang Yeongseon Adası'nda mı? - Evet.
Savcı Gang.
Yoo In-gu'yu kışkırttı ve şimdi o deli herif...
Bak, açıklayacak zaman yok. Sadece buraya gel, çabuk ol!
Dalga geçiyor olmalısın.
Öylece durursan Savcı Gang ölecek, seni aptal.
Onu şimdi elimizden kaçırırsak her şey biter.
Lanet olsun.
Çarparak durdurun!
- Yapamam. - Sadece yap!
Şöyle bir tane daha...
Çarp işte!
Ne yapıyorsun seni aptal? Köklesene gazı!
Neden durmuyor bu?
Bu şerefsizler nereye gittiğini sanıyor?
- Neden önüne geçemiyorsun? - Lanet olsun.
Kahretsin.
Çarp!
Daha sert!
Hey! Ne oluyor ya?
ÖLÜ ÇIKARSINIZ, ASLA SAĞ!
Teşekkürler.
ARAZİNİ, EVİNİ KAYBET, BORÇLU ÇIK. ÖLÜ ÇIKARSINIZ, ASLA SAĞ!
Tanrı aşkına!
Hayalet bu.
Hey, dur.
Sanırım bir hayalet gördüm. Genç bir kadının hayaletini.
Çabucak korkuyorsun sen de.
Böyle bir yerde nasıl bir iş olabilir ki?
Bak. Bizi satmaya götürüyor.
Sizi duyabiliyorum, biliyorsunuz değil mi?
Burası eskiden insan kaynardı.
- Ama herkesi kovdular. - Ama neden?
Hey, geldik.
- Çabuk buraya gel. - İnanılmaz.
Sırf bir kadını yakalamak için basıp ortalığı dağıtmışlar.
O insanlar nereye gitti?
Bilmiyorum. Arabalarına atlayıp hızla uzaklaştılar.
- Hangi yöne gittiler? - Şu tarafa, ana yola doğru.
Jeong Ho-myeong'un burada ne işi var?
Gang Beom-ryong.
O neden ortaya çıktı? Hem de böyle bir zamanda?
Bazı serserileri ve bir kadını arıyor gibiydi.
Yoksa Savcı Gang mi?
Ma Gong-bok'un farklı bir fikri mi vardı acaba?
Bu da o zaman Savcı Gang'le buluşmaya geldiği anlamına gelir.
Gang Beom-ryong'u kafaya takacak zaman değil.
Önceliğim Gang.
Her neyse, o herifin beni tanımasına imkan yok.
- Şimdilik... - Şimdilik...
- Sakin ol. - Sakin ol.
Senin burada ne işin var lan?
- Bu bir tesadüf olamaz, değil mi? - Sen.
Benim kim olduğumu biliyor musun?
- Bu da neyin nesi? - Söyle bana. Nereden biliyordun?
Saf mı oynuyorsun, yoksa gerçekten bu kadar habersiz misin?
Her neyse, seninle boşa vakit geçiremem. Çekil önümden.
Savcı Gang'i arıyordun, değil mi?
Çabuk ol ve ne olduğunu anlat.
Şu anda hayatı tehlikede.
Ne oluyor lan?
Onu takip ediyorsun, değil mi?
Benim de onu görmem lazım. Birlikte gidelim.
Ne?
Çılgın mısın sen? İn aşağı.
Hey, bu işi çok meraklı olduğumdan mı yapıyorum zannediyorsun?
Kendi arabamla gelmiş olsaydım...
- Burayı taksi mi sandın? - Sana iyi para öderim.
Nereye gittiğini bile bilmiyorsun.
Bildiğimi mi söylüyorsun?
Bekle.
Cidden, nereye gitti o?
- Evet patron. - Hey, Gong-bok.
Şimdi CCTV kayıtlarına bakabilir misin?
Şimdi mi?
Bekle, CCTV görüntüsü nereden?
Nakwon-ri'deki Hillside Kafe. 30 dakika önceki kayıtlara bak.
Ayrılan şüpheli araçları ara.
- Araçlar mı? - Güzergahlarını takip edip bana ulaş. Çabuk ol.
- Ne oluyor? - Açıklayacak zaman yok.
- Mesaj at yeter. - Ama...
Zaten başımdan aşkın işim var.
YEONGSEON ADASI, NAKWON-RO
HANMAEUM SOSYAL DANS KULÜBÜ
Girin.
Girmiyor musunuz?
Hadi, girin içeri.
Bir saniye.
Çıkın yukarı.
Buranın alt katı süpermarketti, üst katı da ucuz odalardı.
Neden dik dik bakıyor bu?
Hey, bakar mısınız.
Tanrım.
Hey.
Burası ya saadet zinciri ya da bir tarikat.
- Basıp gidelim buradan. - Hey, yapma be. Bay Lee asla öyle bir şey yapmaz.
Çıkmıyor musunuz?
Hey. Şurada bize anlatacak mısınız artık?
Burası tam olarak neresi?
Geçici bir sığınak olarak düşünebilirsiniz.
Geçici sığınak mı?
İçerideki herkes sizinle aynı gemide.
Cennet Sermaye yüzünden evlerini kaybedip bir gecede sokağa atıldılar.
Dans Kulübümüz bu gibi insanlara yardım etmek için burayı kurdu.
- Sadece geçici bir yer. - Durun, böyle bir yer...
...bir Dans Kulübü tarafından mı kuruldu?
Dans kulübümüzde eskiden birkaç üye vardı
ailevi sorunları olan.
- Çıkın yukarı. - Tamam.
BİRÇOK ARAÇ YARIŞA GİRİP YEONGSEON NEHRİ'NE DOĞRU GİTTİ
Seçimini yap.
Ma Gong-bok'un gönderdiği şeyin kredisini mi üstlenmeye çalışıyorsun?
Gong-bok'u da mı tanıyorsun?
Senin gibi ezik serserileri fark etmeyeceğimi mi sandın?
- Doğru düzgün kontrol ettiğinden emin misin? - Beni sorgulayacak vaktin yok.
Savcı Gang'in tehlikede olduğunu söyledin.
HILLSIDE KAFE
Aile mezarlığımızı kaybettiğim için ailem beni evlatlıktan reddetmekle tehdit ediyor.
- Ben ne yapacağım şimdi? - Ee, niye imza attın ki?
Bir de sen uğraş bakalım onlarla!
Seni tehdit ettiklerinde kafa tutabilecek miydin?
Kes sesini!
Benim zamanımda bıçaklansam bile gözümü kırpmazdım.
Ne cüretle?
- Bay Park, geldik. - Evet.
Her neyse, aile mezarlığını geri alma sözünü tutman gerekiyor.
Herkes nerede? Neden bu iş hep bana kalıyor?
Diğerlerinin işleri vardı biliyorsun. Hem sen bu işte en iyisin.
Her şeyi başlatıp ortalığı toplamayı bana bırakıyorlar...
Bunlar da kim?
Bu serserileri niye getirdin?
Söylemiştim sana. Şirketten Müdür Bong.
Selam verin.
Bu Bay Park Chun-sik. Bu sığınağın sorumlusu o.
Ah, patron.
Tanıştığıma memnun oldum. Adım Bong Je-sun.
Ah.
Yeğeni yüzünden evini ve işini kaybeden o zavallı adam mı?
Buranın ne olduğunu anlattılar mı size?
- Ve ne yapmanız gerektiğini? - Geçici bir sığınak olduğu söylendi.
Buna güzel bir kılıf denir.
O serserilere evlerini kaptıran insanları doyurup barındırıyoruz.
Bundan daha büyük bir hayır kurumu bulamazsın.
Devletten tek bir kuruş bile almıyoruz.
Burayı idare etmek için anam ağlıyor.
Eklem ağrısından da mahvoldum.
Şey, iyi bir şey yapıyorsunuz.
Öyle, iyi bir şey.
Peki sence bunu tek başıma mı yapmalıyım?
Yani burada kalırken,
temizlik, bakım ve ufak tefek yemek işlerinde yardım edersiniz.
- Yani bir tür... - Adamı köle yapmaya çalışıyorsun resmen.
Ne? Köle mi?
Saçmalama.
Yatacak yer ve yemek veriyoruz. Ufak da olsa harçlık öderiz.
Ve insanların hukuksuzca el konulan evlerini geri almaya çalışıyoruz.
Bunun gibi mükemmel bir işi başka nerede bulacaksın?
No comments yet. Be the first to leave one.