Hayat Yolunda

Hayat Yolunda

دانلود زیرنویس Turkish

هماهنگ با نسخه‌های زیر

Hayat Yolunda
ناشر KalbindenPiraye
EP 1 - EP 13 END

برچسب‌ها

other
تاریخ انتشار: 2018-06-21
تعداد دانلود: 33
مخصوص ناشنوایان: No

پیش‌نمایش زیرنویس Turkish

نخستین 183 خط.

Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneği'ne yaptırılmıştır.

Öksür.

Öksür.

Şafak hadi kuzum, çaylar soğuyacak.

Günaydın. Ne oluyor bakayım burada?

Vallahi hastane bitti, eve taşındı muayene, bilmiyorum Şafak hocam.

Seninde yüzünde güller açıyor, maşallah diyelim.

Zeliş burada kalacak ya ondan.

Hmm ondan. Zeliş burada kalacak ya. Cem'le aralar düzeldi tabii.

Şş...

-Selim neden gelmemiş dün? Konuştunuz mu? -Yok konuşmadım.

Başka işleri var zağar.

-Bizden mühim işler. -Canım sen de belki gerçekten mühim bir işi var.

Vallahi, ben hiç ilgilenmiyorum Şafak. Ne yaparsa yapsın.

Hakikaten.

Sen hani Selim'e, bir şans verecektin. Ne oldu?

Yok anam, bizden bir halt olmaz.

Ya ben bu saatte kadar, yalnız kalmışım Şafak. Beklemişim...

...nasıl bu adamla, başa çıkabilirim ki ben?

Ben bu adamla başa çıkamam.

Neyse ya, kapatalım bu konuyu ne olursun.

Tamam kapattım.

Ya bir şey söyleyeceğim.

Alp, nasıl Zeliş meselesine ikna oldu, onu anlamadım ben.

İkna etmiş işte Melis Hanım, baksana.

Diyorsun?

Ben pek öyle sanmıyorum vallahi. Alp buna imza attıysa mutlaka...

...altından bir şey çıkar. Bir çıkarı vardır bu adamın, Şafak.

-Cemo ne haber?, -İyi Selim. Müsait misin?

Arabadayım ne oldu ki?

Selim bak, anlattıklarım aramızda kalacak. Şafak'ı falan aramak yok.

Allah Allah, ne oluyor Cemo? Kötü bir şey yok değil mi?

-Ben gidiyorum. -Nasıl yani? Nereye?

Hastaneden ayrılıyorum.

-İstanbul'dan. -Dur bir dakika, dur dur.

Ya sen şunu, doğru düzgün anlatsana. Nereye gidiyorsun, ne oluyor?

Van'a dönüyorum abi. Birazdan yola çıkacağım.

Allah Allah sebep?

Selim, Alp hisseleri sana devredecek.

Zeliş'in, Şafak'ta kalmasına da bu yüzden müsaade etti.

Ne?

Sen o herifle, anlaşma mı yaptın?

-Herkes için en iyisi bu. -Oğlum, böyle olmaz saçmalama.

Bana bak bir yere kıpırdama, geliyorum ben.

Hayır abi gelme, uçağa yetişeceğim zaten.

Selim bak, Alp bugün imzayı atacak.

Eğer bir kazık atmaya kalkarsa haberim olacak, tamam mı?

Selim tamam mı?

Tamam abiciğim tamam.

-Şafak ne olacak? -Başka çare yok.

Şafak da anlayacaktır.

Kapatmam lazım Selim. Kendine iyi bak.

-Zeliş'le Şafak, sana emanet. -(Selim) Cemo...

...bu böyle olmadı, biliyorsun değil mi?

Hem de hiç olmadı.

Yelda'yı üzme tamam mı?

Dikkat et kardeşim. Dikkat et.

Sen de kardeşim. Görüşeceğiz.

Hayatım, nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?

Ne malum, Cem'in seni kandırmadığı?

Hisseleri devrettikten sonra çıkıp gelmeyeceği, ne malum?

Gelirse, sonuçlarına katlanır Melis.

Sırf Cem gitsin diye, hastaneden vazgeçiyorsun yani öyle mi?

Hayır. Sırf o yüzden değil.

Dünya kadar, para yatırdım ben oraya. Devamlı zarar ediyor.

Bu gidişle, batıracaklar beni.

Hayatım, eğer bana destek olursan ben orayı adam edebilirim orayı.

Artık, daha fazla söz hakkım var. Bana bir şans ver.

Melis...

...bak biz seninle ayrıldık.

Hisse istedin, tamam dedim. Çocukla ilgileneceğimi de söyledim.

Daha ne istiyorsun?

Ne mi istiyorum?

Yani, ne istiyor olabilirim sence?

Benden vazgeçtiğine inanmıyorum.

Sadece bana kızgınsın.

Kızgınlığın geçince de...

...seni gerçekten seven kadının, kim olduğunu anlayacaksın.

Alo. Efendim.

Ne?

Nasıl olmuş?

Durumları nasıl?

Bana bak, sorumluları kimse canına okuyacağım onların.

O kadar şef var orada, ne işe yarıyor onlar?

Ya sigortaları yok, ne demek?

Bütün detayları öğrenip, hemen bilgi ver bana. Anlaşıldı mı?

Ne oldu?

Tersanede kaza olmuş.

İki işçi yaralanmış. Biri sigortasız.

-Bir bu eksikti ya. -Tamam canım sakin ol.

Hemen, bizim hastaneye nakletsinler.

En azından, gözümüzün önünde olurlar.

-Günaydın abla. -Günaydın canım.

Ayy ay çöreği mi yaptın?

Bak bakayım tadına, olmuş mu?

Hmm... Çok güzel olmuş bayıldım.

-Selim Bey'e mi yaptın yoksa ha? -Şş...

Ne alakası var? Hastanedekilere yaptım.

Ee Selim Bey, hastanede değil mi?

Ne olmuş Selim Bey'e?

Yok Selim Bey'e, bir hediye alalım diye düşünüyorduk da ne alsak diye konuştuk.

Ne hediyesi ya? Hediye nereden çıktı şimdi?

Ne demek ne hediyesi?

Senin için yaptıklarından sonra, bunu senin düşünmen lazım ama nerede?

Kızım sen, adamın arabasını görmedin galiba?

Hediyeye falan, ihtiyacı mı var adamın?

Yani bir jest yapsak, ölürüz değil mi?

Ya sen, ne kaba bir çocuk oldun Serkan.

Vallahi ablacığım, bende beş kuruş para yok. Sen ne istiyorsan git kendin al.

Tamam. Buluşur beraber alırız öyleyse.

-Hadi ben kaçtım. -Görüşürüz.

Bana bak kız, bu Selim Bey'e ablama mı yazıyor?

-Yoo nereden çıktı. -İyi.

-Günaydın hocam. -Günaydın.

Günaydın.

-Sabah şerifleri, hayrolsun hocam. -Senin de Kuzu, ne var ne yok? İyi misin?

Sağ olun. Vallahi sakiniz bu sabah.

Hocam, Cem Bey bunu size vermemi istedi.

-Allah Allah, ne bu şimdi böyle? -Allah Allah, bu devirde mektup mu kaldı ya?

Cem Bey de bir tuhaf romantik işte.

İnşallah kötü bir şey değildir, tövbe estağfurullah.

Bakacağız bakacağız Kuzu.

Mektup mu?

Ben bunu niye düşünmedim ya?

Sevgili hocam...

Bu şekilde söylemek zorunda kaldığım için, çok üzgünüm.

Sizi, yüzüstü bırakmak istemezdim. Ama gitmem gerekiyor.

Herkes için, en iyisi bu.

Bu şekilde, vedasız gittiğim için beni affedin. Hastalarım size emanet.

-Ben bir, Cem'i görmeye gideyim. -İyi git gör bakalım.

Öğleden sonram, biraz yoğun şimdi göreyim istedim o yüzden.

Ay ay, ne zaman istiyorsan git gör canım. Kaçmıyor ya.

-Hocam... -Günaydın.

-Cem'i gördünüz mü? -Yoo ben de şimdi, odasına doğru gidiyordum.

Bir şey mi oldu?

Ah Cem ah!

Ne işler çeviriyorsun böyle?

Söylemeden, dinlemeden nereye çekip gidersin?

Gitmiş mi?

-Cem nereye gitmiş hocam? -Bana mektup bırakmış.

Ne diyorsunuz hocam? Ne mektubu?

-Hocam... -Selim.

Cem'den haberin var mı?

Sabah aradı konuştuk.

Ee?

-Bana da gidiyorum dedi. -Eşek sıpası. Arayın şunu hemen.

Benim asabımı bozmasın. Derhal çağırın gelsin.

-Hocam, geleceğini pek sanmıyorum. -Arayın dedim.

Selim söylesene, nereye gitti?

-Ya işte, Van'a dönüyormuş. -Ne diyorsun sen, Selim?

Niye... Niye dönüyor?

Nasıl yapar, böyle bir şeyi? Bana haber vermedi!

Selim, başka bir şey söylemedi mi? Konuşsana.

Ya bir şey demedi. Vedalaştık sadece.

Uff... Nereden çıktı şimdi bu ya?

Efendim.

Tamam.

İki kişi dediniz, değil mi?

Ne kadar sürede, burada olursunuz?

Tamam bekliyoruz.

Hocam, tersanede iş kazası olmuş. İki işçiyi buraya getiriyorlarmış.

Tersane mi?

Ee buraya uzak değil mi? Niye buraya getiriyorlar, yakında hastane yok muymuş?

Önce, başka bir hastanede müdahale yapılmış ama sonra buraya sevk etmek istemişler.

Melis Hanım da kabul etmiş hastaları.

İyi o zaman, hazırlanalım bakalım hadi.

Dayan Salih dayan.

Şafak, sana bu şekilde haber verdiğim için üzgünüm.

Ama başka çarem yoktu.

Eğer seni görseydim, yüzüne baksaydım gidemezdim.

Aklım Zeliş'de kalmayacak. Biliyorum ki sen ona da çok iyi bir anne olacaksın.

Bir gün, bir daha hiç gitmemek üzere karşına çıkacağım.

Şimdilik böyle olması gerekti. Beni anlamaya çalış. Cem.

Cem.

Ebru, ne işin var senin burada?

Biraz konuşabilir miyiz? Önemli.

Yelda...

Bu ne Tayfun, asker arkadaşına mektup mu yazıyorsun?

Güzel gözlüm.

Kalbimin güneşi...

...gönlümün dilsiz dilberi.

Yuh Tayfun.

Kalbini açacağım derken, dayak yiyeceksin kızdan.

نظرات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left