فصل 1

هماهنگ با نسخه‌های زیر

Cheese in the Trap S01 1080p NF WEB-DL DDP2 0 x264-Ao
ناشر singyurl

برچسب‌ها

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
x264
1080
تاریخ انتشار: 2022-01-17
تعداد دانلود: 23
مخصوص ناشنوایان: No

پیش‌نمایش زیرنویس Turkish

نخستین 200 خط.

Daha dikkatli olmalıydın.

Yemeğe çıkalım mı? Hadi.

Aklını başına topla Hong Seol. O gülümseme seni kandırmasın.

-Dağınık Saç. -Kafayı mı yedin sen?

-Bu müthiş bir fikir. -Değil mi?

Tanrım, kütük gibi uyuyor.

-Uyan Seol! -Uyan.

Hadi kalk. Aç gözlerini.

-Derin uykuda. -Hey.

-Tanrım. -Gidin başımdan.

Yorgunum.

-Yorgunum. Bitkinim. -Al. Bunu iç.

-Bunu iç. -Senin yüzünden...

Tanrım, ciddiyim. Bunu iç de ayıl.

-Artık sana alkol yasak. -Durdur şunu.

Başka yere gideceğiz. Artık ayıl.

Okula ara vereceğim.

Ben de vereceğim.

-Ne diyorsun sen? -Okula ara vereceğim.

-Tanrım. Eve gitmeli bu kız. -Neyi var bunun?

Bugün çok tuhaf davranıyor.

-Tanrım, Seol. -Eve götürelim.

-Seni eve götüreceğiz Seol. -Gitmem.

Gitmem işte!

Okula ara vereceğim.

-Bu konuda ciddiyim. -Ben de okula ara vereceğim.

-Okula ara vereceğim. -Bu niye böyle?

Seol, kes artık.

-Kalk. Eve gidelim. -Eve gidelim.

-Kalk tamam mı? -Kalk.

-Lütfen. -Kalk artık Seol.

Kalk. Artık kalk.

Kalktım! Nereye gitti bu çocuk?

Nerede o? Nereye kayboldu?

-Nereye... -Seol.

-Nerede o? -Tanrım, hadi.

-Seol! -İyi mi?

-Tanrım, feci acımıştır. -Tanrım. Acımıştır.

Geldi işte. Yanımda görüyorum.

Hepsi senin yüzünden.

Peki.

Hayatından çıkacağım.

Mutlu olacak mısın?

Okula ara vermeye karar verdim çünkü...

BİR SENE ÖNCE DÖNEM PARTİSİ BAŞI

Ne yapıyorsun? Kes şunu.

-Seol! -Tanrım, gelmişsin.

-Selam. -Hong Seol gelmiş!

-Selam. -Hong Seol.

Selam. Tekrar hoş geldin Seol.

Bir sene çalıştıktan sonra

-okula dönmek müthiş değil mi? -İyi misin?

Sizi tekrar görünce sevindim.

Sana içecek koyayım.

-O Eun-taek mi? -Evet.

İsmini bilmene gerek yok. O benim hizmetçim.

Kıskandım. Artık hizmetçin var.

Senin hizmetçin de olabilir. Değil mi Eun-taek?

-Ona, şerefe. -Şerefe.

Nasıl hissetsem bilemiyorum.

Marul hazır.

Ssamjang ve et koyuyorum. Bolca koyuyorum.

Sonra sarımsak katıyorum.

-Göz göze gelme. -Rötuş olarak

soju döküyorum.

Ha Jae-u.

Onu yemem.

Neden? Kirli değil ya. Dene.

Kes! İstemiyorum diye kaç kez diyeceğim?

-Bırak. -Niye kavga ediyorlar?

Soju dürümümü herkese vermem öyle!

-Ona bakma. -Hong Seol.

-Saklan. -Ne yapacağız?

Seol.

Seol, okula dönüşünü kutlamalıyız.

Bu partiyi biraz canlandıralım.

-Kızı rahat bırak. -Hadi. Kalk.

-Bunu kim yemek ister ki? -İçemem...

-Kalk da dene. -Sang-cheol, niye yapıyorsun?

-Yapma. -İçemeyenler için.

-Al. -Tanrım.

-Suyu akıyor. Çabuk ye. -Seol, ye işte.

-Ye işte. -Tamam. Hadi Seol!

-Hadi Hong Seol! -Hayır, yeme.

-Beni bekletme. -Sang-cheol. Kes şunu.

-İç, dik. -Bunu hiç sevmem.

Dik, dik

-Dik, bekliyoruz -Yiyor.

-Tanrım, yapma! -Yok artık.

-Evet! -Yedi!

Seol, okula tekrar hoş geldin.

Selam Jeong. Gelmişsin.

-Jeong. Gel. -İyi misin?

-Buraya. -Gel, yanımıza otur.

-Çekil. Kalk. -Tanrım.

Şu pisliğe bak. Ne yapacağız?

Bakar mısınız arkadaşlar? Askere gittikten sonra

okula döndü. İsmi You Jeong. Bir alkış alalım.

-Alkışla karşılayalım. -Adını çok duydun, değil mi?

Epeydir görmedim ama hâlâ çok yakışıklı.

Biraz soğuk görünüyor.

Ne diyorsun? Mükemmelliğin vücut bulmuş hâli.

-Değil mi hizmetçi? -Tabii.

Ama bana göre fazla mükemmel.

Ben pek mükemmel olmayan erkekleri çekici bulurum.

Ben pek mükemmel değilim. Sana elimle yedireyim. Gel.

İzle. Da-yeong ve Ju-yeon çocuğun başına üşüşüp

onu etkilemeye çalışacak.

Jeong, sana marul dürüm yapayım.

-Evet, sağ ol. -Jeong.

-Bak. Ju-yeon'a bak. -Beni hatırladın mı?

Siz tanışıyor musunuz?

Okula geldiğimde tanıştık

-ama sonra sen askere gittin. -Öyle mi?

-İsmin... -Nam Ju-yeon.

-Tekrar tanıştığıma memnun oldum. -Ben de.

Masa dağınık. Bunları gönderip yeni söyleyelim mi?

-Gerek yok. Ben tokum. -Hayır. Yeni söyleyelim.

-Gerek yok. -Kum midyesi sever misin?

Pankek? Ne seversin?

Jeong onları yemez. Ne söyleyeceğini bile bilmiyorsun.

-Şurada var. Terbiyeli keler balığı. -Başka bir şey söyle. O yemek pahalı.

Kes. Jeong terbiyeli keler balığı sever.

Asıl kendi yemek istiyor. Jeong'u kullanıyor.

Jeong, içecek koyayım.

-Gerek yok, ben koyarım. -Ben koyayım.

-Yok. Ben koyarım. -Ben koyayım.

-Gerek yok. -Hayır, bırak...

-Tanrım! -İyi misin?

Peçete verin. Uzat.

-İyi misin? -Jeong, peçeteleri al.

-Çorabım ıslandı. -Giysilerini kurut.

Bilerek yaptı sanki.

-İyi misin? -Evet, iyiyim.

Burayı sil.

Yüzünde gülümseme var.

Demek bilerek yaptı.

Nereye?

-Silmemi söyledin. -Ben sildim bile.

Neydi o öyle?

İçimi ürpertti.

Selam. Seol, demek oradaydın.

-Evet. Burada ne yapıyorsun? -Bugün toplanan üyelik ücretini sayıyorum.

Ben sizden büyüğüm, bu işi niye bana yaptırıyorlar?

Sang-cheol, birer daha içelim.

-Paramız yeter, değil mi? -Hayır. Hepsini yedik.

Herkes 20 bin won koymalı.

Ne? Ne diyorsun? O zaman kimse gitmek istemez.

Jeong geldi. Niye dert ediyorsun?

-Bugün dönüşünün ilk günü. -Ailesi zengin, biliyorsun.

Çok da cömert.

Seol. Gelirsin, değil mi?

-Yok, ben gideyim. -Neden? Biz ısmarlıyoruz.

Tanrım.

Hesabı mı isteyeceksin?

Ben niye isteyeyim? Jeong var.

Tanrım. Asalaklığı bırak.

Bak. Jeong bizi uzun süredir görmüyor. O ısmarlar.

-O an. -Bize yemek ve içki ısmarlamayı...

-Onunla karşılaşmamalıydım. -...seviyor.

Her şey böyle başladı.

Hong Seol.

Hong Seol!

Sen yaptın, değil mi? Üyelik ücretinden para çaldığımı

mesaj panosuna sen yazdın!

Ne diyorsun, anlamıyorum.

Bak. Bunu senin yazmadığını gerçekten söyleyebilir misin?

Tanrım. Müthiş bir oyuncusun.

İfadesiz surata bak.

Bunun yüzünden yönetim kuruluna çıkmam lazım,

geçen seneki ücret için de sorgulanmıştım.

Hayır, ben yapmadım.

-Yalan atma. -Kanıtın var mı?

Sen karışma. O gün merdivende ben parayı sayarken

beni bir tek sen gördün!

Bir tek ben görmedim. Başkası daha vardı.

Kim? Söyle.

Başka kim vardı?

-O sırıtış. -Gyeong-hwan mı? O lavabodaydı.

Bir tek sen vardın. Sen yaptın.

-Sen! Sen yaptın. -Önce sakinleş.

-Bana nasıl ihanet edersin? -Sang-cheol.

O mesajı kim yazmışsa yazmış, bu onun suçu değil.

-Ne? -Bunu sonra konuşalım, olur mu?

Tanrım, asabım bozuldu! Seni affetmeyeceğim Seol.

Tanrım, aptal herif. İnanılır gibi değil.

Seol, bence doğru olanı yaptın.

Sang-cheol'la bunu konuşurum.

Şu an ciddi misin sen?

Benim yaptığımı mı düşünüyorsun cidden?

Sen de oradaydın, merdiven altında.

-Ne ima ediyorsun? -Her şeyi gördüğünü biliyorum.

Ben yapmadım.

O zaman kim yaptı?

Bu ne cürret?

Sang-cheol hakkındaki o mesajı Jeong mu yazdı diyorsun?

Durumu çözmek için Jeong'un neler yaşadığını biliyor musun?

Dava açmakla tehdit eden her kurul üyesiyle görüştü.

-Onlara para bile verdi. -Yeter.

Seol. Jeong'un Sang-cheol'a

نظرات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left