نخستین 200 خط.
Siktir. Bizim bagajlar nerede?
Sanırım gelmemiş.
Ben şikayette bulunurum, sen arabanın anahtarını al, tamam mı?
Hamamböceği kadife terlikleri olduğunu söylüyor
Yalan!
Çünkü, ayakları tüylü!
Ha ha ha, hi hi hi
Ayakları tüylü!
Ha ha ha, hi hi hi...
Vay yalancı hamamböceği vay...
Gergin misin?
Gergin değilim, sadece yorgunum.
Çok fazla türbülans vardı, neredeyse hiç uyuyamadım.
- Aramalıydın. - Saúl'un yüzünün hâlini kaçırsa mıydım?
Gör bak, nasıl sevinecekler!
Hamam böceği demiş ki
“Yedi ipek eteğim var!”
Yalan!
Çünkü bir tane eteği var!
Ha ha ha, ho ho ho ho
Bir tane eteği var!
Ha ha ha, hi hi hi
İyi misin?
- O da neydi öyle? - Bilmiyorum...
İnme!
YOU ARE NOT ME
İnanmayacaksın.
- Mutlu Noeller, anne. - Aitana!
Bu yıl erken aradın, değil mi?
Daha geç arasam, hat düşecek, sonra uğraş dur.
Tabii, iyi yaptın. Minik João'm nasıl?
Çok obur, her gün biraz daha büyüyor.
Onu kucağıma almak için sabırsızlanıyorum.
Sizinle orada olmayı çok isterdik.
- Evet, evet. - Bu, João'nun ilk Noel'i.
Evet, bu harika olurdu.
- Ama yılbaşı gecesi görüşürüz, değil mi? - Elbette.
Sıcak tutacak giysiler getirin, hava soğuk.
Burada, São Paulo’da sıcaklık 30 derecenin altına düşmüyor.
Kıskanıyorum sizi...
Güzel havanın tadını çıkarın.
Tamam anne. Haftaya görüşürüz.
Sizi görmek için sabırsızlanıyorum.
- Mutlu Noeller! - Hoşça kal, öptüm.
Ben de öptüm. Kapı çalıyor, kapatıyorum.
Yüzlerinin hâlini göreceksin!
Merhaba!
Merhaba.
Dori evde mi?
Evet, evde, kim geldi diyeyim?
Aitana, kızı. Sen de...?
Aitana!
Ama, birkaç gün sonra gelmeyecek miydiniz?
- Evet, ama onlara sürpriz yapmak istedik. - Anladım.
- Annem nerede? - İçeride, yemeği hazırlıyor.
Sizi beklemediği için kapıyı açmam için beni gönderdi.
Ben Pepita, anne babanın arkadaşıyım.
Ben Gabi, bu da João.
- Yoruldun mu sen? - Çok uzun bir yolculuktu.
- Biz de çok yorgunuz. - Çok tatlı!
Pepita, hava çok soğuk. João donacak.
Affedersiniz, kapıda öylece durmayın.
Bakın, kapıda ne buldum!
Aitana!
Geçerken, ışıkların açık olduğunu gördük.
- Aitana! - Nasılsın?
Ama, Noel arifesini Brezilya'da geçirmeyecek miydin?
- Neden bize söylemedin? - Baba, kızını üç yıldır görmedin.
Evet, ama böyle ansızın gelmesi de yani...
Sen bakma ona.
Babanın, beklenmedik şeyleri sevmediğini bilirsin.
- Haber vermeliydi. - Sürpriz olacaktı.
Aitana, Noel için geri döndü.
Gabi, nihayet tanışabildik.
Ama onu Zoom'dan zaten tanıyoruz.
- Nasıl gidiyor, yenge? - Çok iyi, yakışıklı.
Mutlu tatiller ve mutlu yıllar.
Vay canına, çok güzel!
Merhaba Gabi, hoş geldin.
Üzgünüm canım, hâlâ sürprizin etkisinden kurtulamadım.
İyi ki erken geldin, bu akşam sıkıntıdan ölecektim.
Yuh, bu kadar sorumluluk da fazla ama!
20 saattir uyumadık, bu yüzden ne kadar dayanabiliriz bilmiyorum.
- Onu kucağına almak ister misin? - Hayır, hayır, aklından bile geçirme.
Başımıza bela almayalım.
Şu an kollarımda pek güç yok.
Bunun iyi bir fikir olduğundan emin değilim.
Bir bakalım, ver onu bana.
Gel bakalım...
Aman Tanrı'm, çok ağır!
- Kaç aylık? - Altı aylık.
Dori, kucağına al onu.
Çok tatlı!
Bonbon gibi.
Sen bir bonbonsun... çikolatalı bonbonsun!
Anneye gitmek istiyor.
Ne güzel bir şey. Noel'i aileyle geçirmekten daha güzel bir şey olamaz.
- Değil mi, Dori? - Tabii, tabii.
Bebeğin altını değiştirmem gerekiyor.
Banyoya gidelim, sonra da sana odamı göstereceğim.
Anne, oyuncaklarım hâlâ sende, değil mi? João oynasın.
Dur, neden biraz oturup dinlenmiyorsunuz?
- Sıcak bir şeyler içmek ister misiniz? - Sonra içeriz, anne.
- Tamam, sizinle geleyim. - Anne, yolu biliyorum.
Ona söylemediniz, değil mi?
Annemle babam biraz kasıntıdır, huyları bu.
Ama, teyzemle eniştemi görünceye kadar bekle.
Çok sevimlilerdir.
- Saúl, bizi görünce çok sevindi. - Evet, çok tatlı biridir.
Banyo burası.
Torunun çok tatlı.
- Anneye de çok benziyor... - O evlatlık.
Yetimhaneden alındı.
Yetimhaneden alındı.
- Duş almak ister misin? - Sonra alırım.
Tamam, bize giyecek kıyafetler getireyim.
Bütün kıyafetlerim hâlâ dolapta.
- Herhangi bir tercihin var mı? - Senin zevkine güveniyorum.
Anlamıyorum. Bana öyle bir vurdu ki, sikeyim!
- Çünkü, onu korkuttun. - Hâliyle, o yüzden yataktan çıkmadı ya.
- Peki, kim o? - Adı Nadia.
Çok hoş bir kız, onu seveceksin.
Ayrıca, anne babana çok yardımcı oluyor.
Bir hizmetçi tuttunuz demek.
Niye benim odamda kalıyor peki? Başka yer yok mu?
Eşyalarım nerede anne? Giysilerim nerede?
- Bir şey mi oldu? - Endişelenme Nadia.
Bu, Aitana, habersiz geldi de...
- Baba, bu bir sürprizdi. - Tabii ki, tabii ki.
Merhaba, ben Gabi. Tanıştığımıza memnun oldum.
Merhaba.
Peki, sen kimsin bakalım, ufaklık?
Selam, kızım, sen Justo ve Dori'nin kızısın, değil mi?
Sikeyim, ödümü kopardın lan.
- Canını yaktım mı? - Hayır.
Bu pijamadan benim de vardı, değil mi anne?
Gerçekten mi? Dori'nin hediyesiydi.
Ee, biz nerede uyuyacağız?
Dinleyin, isterseniz odadan çıkarım.
Hayır, tatlım, gerek yok.
Onu o odaya aldık; çünkü en sıcak oda orası.
Uzun zamandır kullanmıyorsun ve zavallıcık, hep üşüyor.
Ve orada, sadece tek kişi için yer var.
Sorun değil. Misafir odasında uyuyabiliriz.
Teyzemler, bu gece orada uyumamıza ses çıkarmaz herhâlde, değil mi?
Teyzen ve enişten bu gece gelmeyecek.
Neden? Noel arifesini her zaman birlikte geçiririz.
Başka bir planları varmış.
Bu arada, misafir odası dolu.
Oriol ve Pepita, Noel'i bizimle geçirmek için uzaklardan geldiler.
Ee, ne yapacağız şimdi? Kulede mi uyuyacağız?
Kule, ıvır zıvırla dolu.
Bakın, sorun değil, eşyalarımı alıp odayı havalandıracağım.
Hayır, sıkıntı yapma sen, Nadia.
Hayır, kızım, gerek yok.
Yakınlarda iyi bir otel var.
- Sizi, hemen oraya bırakayım. - Otele mi?
Aynen, yorgunsunuzdur.
- Dinlenebilirsiniz, yarın görüşürüz. - Ama bugün Noel Arifesi.
Peki, kuleyi görebilir miyiz?
Bizi otele gönderiyorlar...
Onlara kalsa, hâlâ lezbiyen olduğumu saklıyor olurdum.
Sadece, rahat etmemizi istiyorlar.
Bunu, bizim iyiliğimiz için yapıyorlar.
Evin arazisi ne kadar büyükmüş.
Yarın gösteririm sana.
- İyi misin? - Tamamen farklı hayal etmiştim.
Bilmiyorum. Herkesin, bizi gördüğüne sevineceğini düşünmüştüm.
Normal bir Noel arifesi olacaktı ama sonunda bu ıvır zıvır odasında bulduk kendimizi.
Burası, o kadar da kötü değil.
Ne durumdaydı sence?
Düşündüğümden daha kötü durumda.
João'nun tuvalet çantası nerede?
Bilmiyorum. Banyoda bırakmış olmalısın.
Gidip bakayım.
Pekâlâ, Nadia...
...akşam yemeği için hazırlanmalıyız.
Güzel giyinmen gerektiğini biliyorsun. Ne giyeceksin?
Bilmiyorum, güzel bir şeyim yok.
O zaman, buna bir çözüm bulmalıyız.
Oha, bu çok güzel.
Sana, bir servete mâl olmuş olmalı.
Çok teşekkür ederim.
Beğendiğine sevindim. Bu elbise benim için çok değerli.
Hadi, git de dene kızım.
Tamam, ama önce duş alacağım.
Bu arada, Aitana ve arkadaşının nerede oturacağını düşünmemiz...
...ve masayı yeniden düzenlememiz gerekecek.
Evet, habersiz gelmeyi nasıl düşünür ki, inanılmaz.
Daha münasebetsiz davranamazdı herhalde.
Affedersiniz, João'nun tuvalet çantasını gördünüz mü?
Şuna baksana, kızım, ne kadar güzel olduğunu görüyor musun?
Muhteşem.
Aitana, seni tanıyamıyorum.
Çocuk gibi davranıyorsun.
- Bu kadarı da fazla, benim gelinliğim o. - Bundan emin misin?
Şey, onu kısaltmışlar ve kuyruğunu kesmişler ama evet, bu benim gelinliğim.
Benim lanet gelinliğim!
Bu elbisenin senin için bu kadar önemli olduğunu bilmiyordum.
Onu hiç giymedin ki! Hiç evlenmek istemedin ki!
No comments yet. Be the first to leave one.