نخستین 200 خط.
GERÇEK BİR HİKAYEDEN ÖZGÜRCE esinlenilmiştir
31 MART 1889
Bayanlar ve baylar...
...bugün burada olduğunuz için hepinize teşekkür ederim.
3 YIL ÖNCE... EYLÜL 1886
Bay Eiffel...
...Amerika için yaptıklarınızı...
...Amerika asla unutmayacak.
Alçakgönüllülükle Özgürlük Anıtı'nın iç yapısını fark ettiğinizi iddia ettiniz.
İşte bu çerçeve heykelin rüzgara ve fırtınalara direneceğini ve...
...yüz yıl sonra hala ayakta kalacağını garanti etmektedir.
Daha, çok daha fazlasıyla.
Amerikan halkı ve değerleri adına...
...Sizi Amerika Birleşik Devletleri'nin onursal vatandaşı olarak ilan ediyorum.
Baba, konuşmamız gerek.
Sanat için hukuk fakültesinden mi vazgeçiyorsun?
Evlenmek istiyorum.
Affedersin?
Evlenmek istiyorum.
Evet, tabii ki. Bir gün başına gelecek.
Biraz daha istiridye ye.
İyot sağlık için mükemmeldir.
Jean, yemek yedin mi?
- Hayır. - Yanında gazete var mı?
Garson.
- Madalyayla ilgili bir şey var mı? - Henüz okumadım.
Bir düzine istiridye daha.
Bunu imzalamanız gerek.
Baba, konuşmamız gerek.
Poulard'a çok masraflı olduğunu söyle.
Dünya Fuarı'nı düşündün mü?
Yine mi? Metro istiyorum ben. Claire, ona metronun modern olduğunu söyle.
Metro moderndir.
Anıt bir fırsattır. İtibardır.
Anıt heyecan vericidir.
Prestijdir…
Yıkmak zorunda kalacağın bir şeyi neden inşa edesin ki?
- Geçici mi? - Yirmi yıl.
Koechlin ve Nouguier'in planı hazır.
Yine mi o ikisi?
Dalga mı geçiyorsun?
- Ben gideyim artık. - Ama tatlım…
Konuşmak istemiştin.
Dert etme.
Kızın gerçekten değişmiş. Gerçek bir kadın olmuş.
Öyle mi düşünüyorsun?
Merhaba.
Modellerini mi getirdiler?
Elbette.
- On beş dakika, daha fazla değil. - Biliyorum.
Merhaba Maurice.
Çok çirkin.
Dört ayağı var.
Dört, altı veya on iki. Çirkin çirkindir.
200 metreye kadar çıkabiliriz.
Washington Anıtı sadece 169 metre.
- Yani daha yüksek daha mı iyidir? - Evet.
İşte fikir bu.
Kuleni topla ve işine dön.
İyi bir proje faydalı, demokratik ve kalıcı olur. Teşekkürler.
Size de teşekkürler.
Teşekkürler.
- Yeni çocuk neşeli mi aptal mı? - Bir şey diyemeyiz.
Metroyu öğren.
Paris şehri ve hükümet arasında bu konuda çelişki var.
Ticaret Bakanına ihtiyacımız var.
Bu basit bir mesele değil.
Şuna bir bak.
Antoine de Restac.
Birlikte hazırlık okulundaydık. O gazeteci oldu.
Ticaret Bakanına yakın.
Adamımız o.
Arkadaş mıydınız?
Bira ve kızları severdik. Onları yurda getirirdik.
Şunu buraya koy.
- Kızları mı? - Hayır, onları dışarıda görürdük.
- Yeniden buluşmanızı ayarlarım. - İyi.
Testler tatmin edici miydi?
11,950 kilo.
Köprü 21 mm esnedi ve ilk konumuna geri döndü.
Çok iyi.
Sana, ihtiyar.
Hatırlıyor musun?
Çok iyi hem de.
Banliyöde!
Süslü arabalarıyla zenginlerin keyfi için!
Peki ya çalışan gerçek insanlar?
Gidip o şeyi nasıl görecekler?
- Senin metronla! - İşte bu!
Sana, eski dostum özlemişim seni!
Buyur.
- Daha var mı? - Bu sonuncusu.
Başım ağrıyor. Yeni çocuğa biraz bikarbonat söyleyin.
- Seninle konuşmak istiyorum. - Evet anladım, evlenmek istiyorsun.
Kiminle ama? Kimse bilmiyor.
Adolphe.
- Adolphe diye birini tanımıyorum. - Adolphe Salles.
Bilmiyorum. Bayan Salles kolay bir isim değil.
- Bayan Salles. - Kes şunu.
Neden burada dikiliyor?
O işte!
Yeni çocuk mu?
Yeni çocukla evlenmek mi istiyorsun?
Dur bi.
Bana su ve bikarbonat getir.
Baba sana, onu sevdiğimi, evlenmek istediğimi söyleseydim...
...sınamak için onu işe alırdın zaten. Bu şekilde, zamandan kazandık!
Beni kandırdın.
Yedi aydır burada.
Oldu diye düşünebilir miyiz?
Kızım tam bir şeytan.
Bunu biliyor muydun?
Tamam, bana biraz konyak lazım.
Ne diyebilirim ki? Hadi bunun şerefine içelim.
Gerçekten çatlaksın.
Yeni çocuğa.
Ve Bayan Yeni'ye!
Hey!
Çocuklar!
Sakin olun. Hayır, hayır. Bu kadarı yeterli.
Lütfen. Geç oldu, durun artık.
Albert nerede?
Albert!
Kes şunu. Maskeyi çıkar.
Églantine, lütfen!
Bu yeterli. Geç oldu.
Maskesini al. Teşekkür ederim.
Claire.
- Bakan'a ne gider? Altın mı gümüş mü? - Ben nereden bileyim?
Annen ne seçerdi?
- Altın. - Ben cevabımı aldım.
Adolphe'u da severdi.
- Öyle mi düşünüyorsun? - Evet.
Afedersiniz.
Bakan burada.
Özel sekreteriyle birlikte. Bu iyiye işaret.
- Korkuyor musun? - Hayır, sen?
Hayır. En çok sevdiğim şey, bir toplantıdan önceki heyecandır.
Sonunda seninle tanıştım.
Sayın Bakan.
Silahlı Kuvvetler Bakanı dün bana hareketli köprülerinizi çok övdü.
Çinhindi'nde çok işe yarıyorlarmış.
Çinhindi.
- Charles Bérard, özel sekreter. - Merhaba. Gustave Eiffel.
Demir Sihirbazı.
Ben sihirbaz değilim. Ekibim iyi.
Gel seni karımla tanıştırayım.
Adrienne?
Seni Gustave ile tanıştırayım.
İyi akşamlar.
İyi akşamlar.
Sayın Bakan, bayanlar ve baylar, yemek hazır.
Yemeğe geçelim mi?
Eiffel!
Afedersiniz.
Antoine yarışma için fikirlerin olduğunu söyledi.
Gustave daha çok metrodan yana.
Metro kimselere hayal kurdurmaz.
Sedan'daki yenilgiden sonra Fransa'nın Amerikalılara yaptığın
Özgürlük Anıt'ı gibi güçlü bir anıta ihtiyacı var.
Özgürlük Anıtı. Ne muhteşem bir sembol ama!
Bu Bartholdi'nin eseriydi efendim.
Ama senin sayende ayakta duruyor.
Adrienne, sen ne düşünüyorsun?
Sayın Bakanla aynı.
Daha özgür olmalıyız.
Daha cüretkar.
Metroyu unutun!
Bu anıt Fransa'nın tarihten intikamı olacak.
Eiffel, senden bunu bekliyorum.
Granit sütun yetersiz kalır.
Gösteriş istiyoruz.
Bir Kule!
300 metre yüksekliğinde.
- 300 metre mi? - İnanılmaz.
Metalden mi olacak?
Tamamen metalden.
Tek bir şartım var.
Paris'in tam kalbinde inşa edilecek.
Herkes görebilmeli.
Zenginler, işçiler, büyük aileler ve basit insanlar.
İnsanlar karışsın istiyorum.
Sınıfsal sınırlar olmasın.
- Modernlik budur. - Muhteşem!
Bir proje var. Tam da ihtiyacımız olan şey.
Beni uyarabilirdin.
Hep böyledir, tahmin edilemez.
Seni bırakalım mı?
Teşekkürler, yürüyeceğim.
Gidip arabayı getireyim. Yeni bir prototip.
Bana bak.
Seni bir daha göremeyeceğimi umuyordum.
Teşekkür ederim.
Burada ne yapıyorsun?
Burada mı uyudun?
Kuleyi inşa ediyoruz.
Ne demek istiyorsun?
Koechlin ve Nouguier'in projesini satın alıyoruz.
Sen neden bahsediyorsun?
300 Metre olacak.
No comments yet. Be the first to leave one.