نخستین 200 خط.
Seni unuturuz mu sandın?
Bende olmayan bir şeyi size veremem.
Bul!
Bulamam.
Parayı bul. Yarın almaya geleceğim.
Bu hızla gidersek Galler Prensesi'nden fazla elbisem olacak.
Ama Bayan Van Rhijn ısrar ediyorsa ben kimim ki itiraz edeyim?
- Bana arkadaşlık etmen çok nazik bir davranış. - Önemi yok.
Zaten bence tek başına dışarı çıkmana izin verilmemesi çok saçma bir şey.
Ama bana da biraz hava alma fırsatı doğuyor.
Sırada kollar var.
Bu arada, memleketten biri kente geliyor.
Bu sabah bir mektup aldım.
Pennsylvania'dan bir arkadaş mı?
Pek sayılmaz. Babam öldüğünde geride bıraktığı işlerle ilgilenen avukat.
İş için mi geliyor?
Olabilir. Gerçekten bir şey yazmadı.
Eve gelip seni ziyaret etmesine izin verecek misin?
Neden sordun? Çok mu sarsıcı olur?
Onu demek istemedim her ne kadar Bayan Van Rhijn öyle düşünecek olsa da.
Ama ona bir şey danışmak isterdim.
Gerçekten mi?
Herhangi bir zenci avukat babama ulaşabilir ve ben bunu istemiyorum.
Bay Raikes bunu yapar mı, emin değilim.
- Ama her zaman sorabilirim. - Özür dilerim...
Pennsylvania'da hukuk mu okumuştu?
Öyle sanıyorum.
Yazarlık hakkında mıydı?
Hayır, kişisel bir konu.
- Lütfen kollarınızı kaldırın. - Yazarlık nasıl gidiyor?
Epey bir şeyler yazabildin mi?
Sanırım evet.
Gizemli hikâyeler postaladım.
Hangi yayınevine?
Hayır. Onlardan cevap aldığımda sana söylerim.
Kötü şans getirmesini riskini almak istemiyorum.
Neyse, umarım Bay Raikes yardım edebilir.
Ayrıca umarım, babamın bir sürü yeni borcunu ortaya çıkarmamıştır.
Ne demek istiyorsun?
Elbette ki Bayan Russell'e davet göndermedim.
Marian, umarım bu konuda onu teşvik etmezsin.
Etmem.
- Russeller'ın kızı Glenys hakkında ne biliyorsun? - Topluma çıkarıldı mı?
Onlar gibi insanlar da kızlarını topluma takdim ediyor mu?
En yüksek teklifi verene sattıklarını düşünüyordum.
Adı Gladys. Glenys değil. Ve henüz takdim edildiğini sanmıyorum.
- Ama çok tatlı biri. - Nereden biliyorsun?
Onunla tanıştım, Aurora Fane'le birlikte.
Aurora uçurumun kenarında dans ediyor.
Gladys'e öğle yemeği teklif edecek kadar onu tanıyor musun?
- Pek değil. - Düşünmemeliyiz bile.
Agnes, masum bir genç kıza düşmanlık besliyor olamazsın.
İtirazım onun kabilesine.
- Bunlar yukarıya mı çıkacak? - Aynen öyle.
İyi misiniz Bayan Bauer?
- Neden olmayayım? - Üzgün görünüyorsunuz.
Soğan doğruyordum.
Bayan Scott, Bayan Van Rhijn'ın evinde mi çalışıyorsunuz?
Evet.
Sanırım bir çeşit sekreter olduğunu düşünüyorsun.
O bir sekreter ve "bir çeşit" falan değil...
...ve bu da onu, hiyerarşide senin üstüne koyar Bayan Armstrong.
Bay Oscar, yakışıklı adam, değil mi?
Evden çıkarken onu gördüm.
- Bay Oscar tek bir şeyle ilgilenir ve o da sende yok. - Neymiş o?
- Para. - Onu ezme.
Sadece yakışıklı olduğunu söyledi, ki öyle de.
Acaba ona Bayan Marian'ı ayarlamayı deneyecekler mi, merak ediyorum.
Bir mirasçı istiyor, bulabildiği en zenginini.
Ve Bayan Marian'ın adına beş kuruş yok.
Bu ailenin her üyesinin karakterini yıkmayı bitirmişsen...
...John'la birlikte öğle yemeğini servis edeceğiz.
- Hazır mısınız Bayan Bauer? - Evet.
Kimdir bu Bay Raikes?
Henry'nin miras işlerini çözen.
- Onu kabul etmek zorunda mıyız? - Ücretinden feragat etti.
Anladım. O zaman çabucak bir çay ayarlayalım.
Güzel. Şimdi başlayabiliriz.
- Bay Raikes, kente vardı mı? - Her an burada olabilir.
O zaman onu yarın çaya davet et.
- Mecbur değilsiniz. - Ada ücretinden feragat etti dedi.
- Etti. - O zaman onu çaya çıkarmalısın.
Bu insanlara borçlu kalamazsın.
Pekâlâ. Yarın 16.30 için ona sorarım. Anne Morris, yarın 15.00'da beni görmek istiyor.
Kermesinde bir tezgah açmamı istiyor.
Tezgah açmakla ne demek istiyorsun?
Tezgah açıp satabileceğimiz şeyleri toplamak.
- Hayırseverlik adına. - Kâr amaçlı olacağını düşünmedim zaten.
Yoksul Kadın ve Çocuklar Dispanseri'yle...
...Yardıma Muhtaç Kadın ve Çocuklar Kliniği'ne katılıyorlar.
Sonra da her şeyi 7'nci Cadde'ye taşıyacaklar.
Kulağa çok mantıklı geliyor, değil mi?
Her halükârda saygıdeğer olmaya yetecek kadar sıkıcı geliyor.
Demek buradasın.
Bayan Morris'le hâlâ görüşüyor musun?
Onunla tartışmadım. Kastın buysa.
Ama onunla görüşmüyorsun?
Hayırseverlik faaliyetleri için ona bir çek verdim...
...ki senin de üstüne basa basa dediğin üzere...
...benden istedikleri tek şey buydu o zamandan beri de ondan bir haber almadım.
Biliyorsun, meclis üyesi Patrick Morris'le evli.
- Öyle, evet. - Onunla tanışmak istiyorum.
O zaman ofisine davet et.
Gayriresmi olmasını istiyorum.
- Onu akşam yemeğine davet et. - Gelmez.
Yine de et.
Gitmeliyiz diyor olamazsın.
Cömertliğine niye mazhar oldum, merak ediyorum.
Bu işte kocasının bir parmağı olduğundan şüpheleniyorum.
Fark eder mi?
Sen ne taslarsan tasla, George Russell, bu şehirde bir güç.
Peki orada başka kim olur? Herhangi biriyle yemek yiyor olabiliriz.
Sadece dördümüz olmayacak mıyız?
Onunla onun ofisinde görüşemez misin?
İstediği bu değil. Değil mi?
Peki insanlara nasıl açıklarız?
Kermesinin yönetimine onu davet etmek istediğini neden söylemiyorsun?
Hiç sanmıyorum. Aurora Fane, yine başkan oldu ve daha yeni bir tartışma yaşadılar.
Sen de Eş Başkansın. Seçme hakkı onda olduğu kadar sende de var.
Farklı türleri karıştırmanın başarılı olacağına hiç emin değilim.
Umarım o kadarını söylemezsin.
Elbette hayır.
O gün gelip bizi desteklemesi için davet edeceğim.
Buna gücenemez.
Acaba?
Bay Russell bir teklif yaparsa...
...kabul etmeyeceksin.
Öyle düşünmemeliyim.
Ama neyi geri çeviriyor olduğumu bilmek istiyorum.
Bayan Astor onların evine gittiğimizi öğrenince...
...ne olacak peki?
Bayan Astor, dünyanın nasıl işlediğini biliyor.
Teşekkürler Bannister.
Lütfen Bayan Bauer'e, Bay Oscar'ı çaya davet ettiğimi söyle.
Bayan Marian'ın arkadaşına eşlik edecek...
...yani beş kişi olacağız. - Nasıl isterseniz hanımefendi.
- Oscar gelebilecek mi? - Öyle söyledi.
Ogden Goelet'le Union'da öğle yemeği yiyeceğini ve oradan...
...doğruca geleceğini söyledi.
Bankaya dönmeyecek.
Marian'ı bazı arkadaşlarıyla tanıştırabilir mi acaba?
Uygun birkaç genç erkek tanıyor olmalı.
Yani, John Adams öyle çok da başarılı biri değildi zaten.
Ama katılıyorum, başka adaylar tanıyor olmalı.
Ya da belki de Oscar'ın kanı ona kaynar.
Kanı mı kaynar?
- Ben sadece demek iste.. - Onlar birinci derece kuzen...
...ve Marian'ın beş kuruşu yok.
O yüzden uşaklarının mutfak argolarını kendine saklasan...
...çok müteşekkir olurdum. - Para, her şey demek değildir Agnes.
Postunu kurtarmak için feda ettiğim onca şeyden sonra...
...bana bunu mu diyorsun?
İkimizin postunu, Agnes.
Meclis Üyesi Morris ve eşini yemeğe çağırdığımızı duydun mu?
Bayan Russell'ı tanıyorsam, büyük bir gösteriş isteyecektir.
Ambar dolabından bana lazım olanların listesini yaptım...
...ve ayrıca birkaç şey sipariş etmemiz gerekecek.
Tamam, ilgileneceğim. Teşekkürler.
Burayı evinmiş gibi hissetmeye başladın mı?
Sanırım evet.
Ama varsa tavsiyelerine açığım.
İplerle aran çok iyiye benziyor Bayan Bruce.
Hep böyle işler mi yapardın?
Aşağı yukarı. Annem, ben 12 yaşındayken bir mutfak hizmetçisi ilanını cevapladı...
...ve her şey öyle başladı.
Böylece basamakları çıktın.
Ailen de servis işinde miydi?
Hayır.
Başlangıcım oldukça mütevazı idi.
Babam bir çiftlik işçisiydi ve annem de...
...sonbaharda meyve toplardı.
Böyle bir dünyanın varlığını bile bilmezdim.
Seni kıskanıyorum.
Gerçekten mi?
Ama çoğu insana iyi bir mutfak şefi mi yoksa kız kurusu...
...bir uşak mı olmak istersin diye sorsak hangisini seçerler, biliyorum.
Bu, doğru oldukları anlamına gelmez.
Yani, Yedinci Alay Cephaneliği'nin Gaziler Odası'nda olacak.
Kabul edeceklerine emin misin?
Bayan Druett, yardım etmeye istekli olacaklarını söylüyor.
Ona bu hafta haber göndereceğim. - Peki yeteri kadar tezgâh hamilimiz var mı?
Sanırım.
İzdiham olmasını istemiyoruz.
Bayan Russell'a sordunuz mu?
O yolu tekrar kullanmayacağız.
- Kesinlikle. - Evet.
Niye olmasın, anlamıyorum. Onu sevdim.
Dikkatli ol canım. Yoksa seni Agnes halaya söylerim.
Ama onu neden dışlıyorsunuz?
Davamıza hepimizin toplamından daha çok katkı verebilir.
Bağış yapmasında hiçbir sorun yok.
Yakında onunla yemek yiyeceğiz...
...ve çalışmamızı ona aşılamayı deneyeceğim.
Bayan Russell'la yemek mi yiyeceksin?
Onun evinde?
Kocası, Bay Morris'le bir şey konuşmak istiyor.
Adımla çene yorulduğu mu duyuyorum?
Toplantımızı bölmemen gerek.
Bayan Russell da tezgâh sahiplerinizden biri olacak mı acaba?
Görünüşe göre hayır.
No comments yet. Be the first to leave one.