Slow Horses

Slow Horses

دانلود زیرنویس Turkish

فصل 3

هماهنگ با نسخه‌های زیر

Slow Horses S03E01 WEB x264-TORRENTGALAXY
ناشر kuturkutur

برچسب‌ها

web
x264
تاریخ انتشار: 2023-11-30
تعداد دانلود: 54
مخصوص ناشنوایان: No

پیش‌نمایش زیرنویس Turkish

نخستین 200 خط.

Bu hafta sonu bir kaçamak yapalım. Sahile inelim.

Ne var?

Her zaman bu şehir, isteyebileceğin her şeye sahip dersin.

Öyle.

Ama benimle hafta sonu geçirmek yerine çalışmayı tercih edeceksen

bu teklifi elçilik panosuna asarım.

Hayır. Hayır, geleceğim.

Elbette geleceğim.

Duş alıp humusu bitirmem lazım.

Burası İstanbul, iyi humus satın alabilirsin.

Kendimi mutfağına veriyorum.

Ne yapıyorsun?

- Şey arıyordum... - Ne?

Sana ait bir şeyi mi?

Neden benim masamda olsun ki?

Ne arıyorsun?

Sızdıracağını düşündükleri hassas bir dosyayı.

Tamam. O dosyanın içinde ne varmış?

Söylemediler. Sadece adını verdiler.

"Ayak izi."

Sen de bir şey sormadın mı? Öylece kabul mü ettin?

Bu arada berbat bir ajansın.

Bu benim için kolay değil.

Öyle mi? Kolay görünüyor.

Gelip beni sikmek ve sonra da eşyalarımı karıştırmak.

- Hoş bir görev. - Geri çeviremedim. İlişkimizi bilmiyorlar.

Alison. Ali. Hayır, bekle.

Al.

Buldun mu?

Aramam gerek, biliyorsun.

Beni önemsediğini sanmıştım.

Önemsiyorum.

Gerçekten.

- Siktir git. - Lütfen bunu düzeltmeme izin ver.

Hemen.

Benim. Öne çekmemiz gerek.

Şimdi oraya gidiyorum.

AYAK İZİ BU DOSYANIN BİNADAN ÇIKMAMASI GEREK

- Kadıköy'e. - Başüstüne.

Öndeki tekneyi takip et.

Tankerin hemen önünden dönelim.

O kadar yaklaşamam.

Arkamızdaki tekneye izimizi kaybettir, sana 500 daha vereceğim.

- Tankerin önüne geç hemen. - Yok artık.

Hey!

Siktir be!

Lanet olsun.

Bunu tüm dünyaya yay.

Hayır! Ali, dur! Bekle! Ne?

Ali!

Alison!

Neredesin Ali?

Ali!

Neredesin?

MICK HERRON'UN GERÇEK KAPLANLAR ROMANINDAN UYARLAMA

BİR YIL SONRA

River!

O son kutuyu istiyorlar.

- Burada. - Kontrol ettin mi?

Evet.

Hiç öyle görünmüyor. Hâlâ eski bant duruyor.

Evet, aynı bandı yapıştırdım. Yeşili koruyorum.

Kategorize ettin mi?

Ne fark eder? Bir daha kimse okumayacak ki.

Evet ama yine de kategorize etmemiz gerek.

Boş iş.

Bu dosyalar Ringo düzeyinde, Park'ın en düşük derecesi.

Hakkımızdaki düşüncelerini gösteriyor.

Bu basit işi düzgün yapamazsak daha da kötü düşünecekler.

Catherine, bu, öldüğün zaman çocukların düzenlesin diye bir depo dolusu

- ıvır zıvır bırakmak gibi bir şey. - Yapmamız istendi, yani iyi yapmalıyız.

Onu yukarı çıkarıp kategorize etmen gerek.

Hayır. Ayrıca minibüsün gitmesi gerek.

Kutuyu inceleyip yarın yollamanı tercih ederim.

Hayır.

Bu doğru dürüst bantlanmamış.

Sorun yok. Boş ver.

Hop! Bekle!

- Tanrım. - Hay aksi! Bekle!

River?

Evet, başka kutu alacağım.

Bunu yaptığım için üzgünüm ama onun burada olması şart mı?

- Kim? - Evsiz adam.

Evsiz adam mı?

- Onun randevusu var. - O, kokular çıkarıyor.

- Karımın keyfini kaçırıyor. - Yapabileceğim bir şey yok maalesef.

Bağırsağım. Ölümcül.

Ona gerek yok Jackson.

İşin avantajları.

- Cidden bir yıl oldu mu? - Oldu.

Taşaklarım biraz daha sarktı. Ama başka bir sorun yok.

- İçki durumları nasıl? - İyidir, sağ ol.

- Hayır, ne kadar içtiğini soruyorum. - Bilmiyorum. Haftada iki, üç şişe.

- Şarap mı? - Viski.

- Bunu konuştuk sanıyordum. - İşimi etkilemiyor.

Ayrıca yapacak hiç işim yok, bu da bana çok uygun.

Burası Teşkilatın tıp kurumu. Haftada tüketebileceğin alkol miktarı sınırlı.

- Sınır nedir? - On dört.

- Öyle yaz o zaman. - Yalan söyleyemem.

Sen yalan söylemiyorsun, ben söylüyorum. Sana 14 dedim, öyle yaz.

- Sigara? - Bıraktım.

- Sahi mi? - Evet.

Sigara içmeyeli... Yirmi yedi dakika olmuş.

Mucizevi biçimde kan testi sonuçların iyi çıktı.

İşte bu. Görüyorsun ya canavar gibiyim.

Tansiyonunu ölçeceğim.

Sonra da koşu bandına çıkarsın.

Sen beni koşu bandına çıkarırsan kasıtsız adam öldürme suçu işlersin.

Hafif egzersiz yapman lazım.

Günde bir saat yürü, yediklerine dikkat et.

Bence onun vakti çoktan geçmiş. Sence?

Sağlıksız Hint yemekleri ve dik merdivenler işimi bitirir.

Daha iyi bir ölüm düşünemiyorum.

O kutuyu sabah hallederim.

- Diğerlerini de düzgün yapacak mısın? - Evet.

Belki görevle kavga etmek yerine onu kucaklamayı denemelisin.

Yani kucaklamak biraz aşırı olabilir ama ben...

- Sana bu şekil dert anlatmak çok yorucu. - O zaman yapma.

Bu konuyu o kadar abartmayı kes.

Yarın görüşürüz.

Dur Catherine. Öyle demek istemedim.

Pardon.

Hayır, bir şeyin yok.

Toplantının şu anında

yeni gelenlere paylaşmak isteyen var mı diye soruyoruz.

- Adım John. - Merhaba John.

Hâlâ alkoliğim.

Hâlâ yeniyim.

Hâlâ sadece günleri sayıyorum.

Bir sonraki günün öncekinden kolay olmasını bekliyorum ama...

...bunun olmasını beklemiyorum.

Gelmeye devam et.

Konuşmak isteyen başka yeni kimse var mı?

İyi akşamlar.

Aracınız sizi depolama tesisine götürmek için bekliyor.

Toplantıya gidiyordum.

Bana programınızda ufak bir değişiklik olduğu söylendi.

Kim söyledi?

Kuzu döner lütfen dostum.

- Normal mi büyük boy mu? - Büyük olsun.

Hayır, iki normal olsun.

- On dört paunt. - On dört.

Kebaplara acı sos?

Evet. Etin tadını alamayacağım kadar.

- Üç döner. Birkaç da bira. - Bira yok.

O zaman yandan birkaç bira alayım.

Ben dışarıdayım.

- Catherine, değil mi? - Evet.

Bir dakikan var mı? Bir şey danışacaktım.

- Bana mı? - Evet.

Olmazsa da sorun yok.

Sadece ben içeride konuşurken gerçekten dinliyor gibiydin.

Sağ ol. Dinlemeye çalışıyorum.

Ne sormak istemiştin?

Şey, muhtemelen bir sponsor bulmamın vakti geldi.

Sağ olun.

Zaman ayırdığın için sağ ol. Burası pek dostane bir şehir değil.

Son gelişimden beri çok değişmiş.

Ne zamandı o?

- On yıl falan oldu. - Seni geri getiren ne oldu?

Ben...

Birini kaybettim.

Olduğum yerde kalamadım.

Anılar, anlarsın ya.

- Özür dilerim, kurcalamak istemedim. Ben... - Sorun değil.

Hey, yalan söyleyip seni bu tuhaf durumdan kurtarabilirdim

ama içmeye o öldüğünde başladım.

Kendimi suçladım, içime attım...

...ve iyileşmemin bir kısmı da bu konuda açık olmamdı.

Onu gömmek değil onunla başa çıkmaktı.

Sorunlarını görmezden gelebilirsin ama er ya da geç onlarla uğraşman gerekir.

Ve sırlar da her zaman ortaya çıkar.

Her zaman hesaplaşma olur.

Kafeinsiz latte ve ekstra çikolatalı ekstra koyu kapuçino.

Benimkini paket alacağım sanırım.

Ne? Yok, seninle konuşmayı seviyorum.

- Yarın erken işe gideceğim. - Hadi ama gidemezsin.

Konuşmaya geldiğimiz şeyi konuşmadık.

Evet, sponsorluk.

Hayır. Jackson Lamb.

Pardon.

Pardon. Yolumu kaybettim de.

North Circular'a nasıl gidebilirim?

Ben de oraya gidiyorum. Beni götürürseniz yolu gösteririm.

Siz başka yere gidiyorsunuz.

Geri çekil.

Hanımefendi.

Müdür yardımcısı evde. Evin dışında... Ev değil bu.

Soğuk Savaş'tan kalma, artık kullanılmayan bir dizi sığınak.

Bomba atılsaydı kraliçe ve hükûmet burada saklanırdı.

Evet, biliyorum. Kullanımını ben sonlandırdım.

Ben de belge depolama tesisi olarak yeniden açtım.

Teşekkürler, yaratıcım.

- Gezmek istiyorsunuz galiba. - O yüzden geldim.

"Salonuma gel" demiş örümcek sineğe.

Salon değil. Ben de örümcek değilim. Adım Douglas. Siz de sinek değilsiniz.

Acaba konuşmadan önce düşünsen ve sonra konuşmasan olur mu?

Mesaj alındı ve anlaşıldı.

Ama henüz uygulanmadı.

Bir arkadaşa ihtiyacınız var gibi.

نظرات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left