فصل 1

هماهنگ با نسخه‌های زیر

Life Larry and the Pursuit of Unhappiness An Almost History of America S01E01 1080p WEB h264-ETHEL
ناشر BartuW

برچسب‌ها

webdl
تاریخ انتشار: 2026-07-09
تعداد دانلود: 9
مخصوص ناشنوایان: No

پیش‌نمایش زیرنویس Turkish

نخستین 200 خط.

Bu 4 Temmuz, Amerika'nın 250. kuruluş yıl dönümünü kutlayacağız.

Bu anlamlı günü onurlandırmak için

kendi kendini yönetme yönündeki büyük deneyimizi şekillendiren

ve ayakta tutan bazı olaylara, insanlara ve fikirlere dönüp bakmak istiyoruz.

Kurucu Babalarımız, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını

güvence altına almak için bir anayasal belge kaleme aldılar.

Gücün bir hükümdarda değil,

sıradan vatandaşların elinde olduğu yeni bir ulusu birlikte kurdular.

"Bu gerçeklerin apaçık olduğunu kabul ediyoruz" diye yazdılar.

"Bütün insanlar eşit yaratılmıştır."

Bu radikal, hatta devrimci bir fikirdi.

Ama Amerika'yı gerçekten benzersiz kılan şey,

her zaman gelişim hâlinde olan bir proje olmasıdır.

Mükemmel değiliz.

Huysuz, küçük hesapçı, bencil ve cimri olabiliriz.

Ve kabul edelim ki, bazılarımızın şikâyet edeceği bir şey hep olacaktır.

Ama Amerikalılar olarak, bu huysuzları alt etmeyi hep başardık.

İlerlemenin önünde duran bu son derece sevimsiz insanları,

çekilmez, tahammül edilmez... Dar kafalı demiş miydim?

- Sefil... - Bu kısım senaryoda yok!

1775 yılının kışında, Kıta Kongresi

Britanya'dan bağımsızlığın tek seçenek olduğunu fark etmişti.

Beş kişilik bir komite,

monarşinin neden reddedildiğini açıklayan

bir bildiri hazırlamakla görevlendirildi. Bir Bağımsızlık Bildirgesi.

Komiteyi John Adams, Thomas Jefferson,

Benjamin Franklin, Roger Sherman ve Robert Livingston oluşturuyordu.

Herkes ilk taslağı Thomas Jefferson'ın yazdığını zanneder

ama aslında kaleme ilk sarılan kişi Robert Livingston'dı.

Hatta bazıları, yazarken kafasının güzel olduğunu söyler.

Sayın Kıta Kongresi üyeleri,

nihayet Bağımsızlık Bildirgesi'nin ilk taslağını hazırladık.

Taslak, saygıdeğer meslektaşımız Robert Livingston tarafından yazıldı.

Tebrikler.

- Tebrikler. - Doğrusu çok zamanımı da almadı.

Sadece iki tüy kalem kullandım. İki tüy kalem.

- Minnettarız. - Kesin şunu!

Ama sadece 27 şikâyet maddesi olacağı konusunda anlaşmıştık.

Sonra durup dururken, bir sürü yeni şikâyet eklemişsiniz.

Katılıyorum. Bunlardan birkaçı gerçekten akıl almaz.

Bay Jefferson, bence Rembrandt'a resim yaparken

kaç renk kullanacağını söylemek istemeyiz.

Öyle değil mi?

Ama yazdığınız bazı şeyler hakkında birkaç sorumuz olacak.

Mesela şu madde. "Bir akşam yemeğine davet edildiğinizde,

kabul etmeden önce 'Kimler geliyor?' diye sormak

Amerikan vatandaşı olarak en doğal hakkınızdır."

Akşamınızı kimin yanında geçireceğinizi bilmek istemez misiniz?

Birkaç hafta önce Madison'ın verdiği bir yemeğe davet edildim.

Alexander Hamilton da aynı masadaydı.

Peki Hamilton ile konuşma şansı bulabildim mi? Hayır.

Çünkü beni Virginia'lı bir tütün çiftçisi olan

Madison'ın amcasının yanına oturttular!

Tam bir zaman kaybıydı.

Bir de üstüne, faytonla gitmem iki saat sürdü.

Evden çıkmanın ne anlamı var? Her yere gitmek iki saat sürüyor.

Keşke bunu da belgeye ekleyebilsem.

Robert, sen bu Bağımsızlık Bildirgesi'ne

"Şemsiye paylaşmak yasaktır" mı yazmak istiyorsun?

Yağmur yağıyorsa kendi şemsiyeni getir. Başkasınınkine göz dikme.

Ya şemsiyenin sahibi paylaşmayı teklif ederse?

Öyle yapıyorsa sadece kibarlığından yapıyordur.

Aslında paylaşmak istemiyordur. Doğru olan bu değil.

Şemsiyeni mi unuttun? Yapacak bir şey yok!

Islan o zaman! Alış buna!

Aptallık edip kendi şemsiyeni getirmedin diye milleti de ıslatma!

Efendim, 7 Ocak'tan sonra "Mutlu Yıllar" demek yasak mı?

Aynen öyle Adams.

Yeni yılda o kişiyle ilk kez karşılaşıyor olsanız bile mi?

Evet Franklin. İlk kez karşılaşıyor olsanız bile.

Bu "Mutlu Yıllar" muhabbeti bir türlü bitmek bilmiyor.

20 Ocak olmuş, "Mutlu Yıllar." 25 Ocak olmuş, "Mutlu Yıllar."

31 Ocak olmuş, "Mutlu Yıllar." Bunun sonu yok mu?

Bu madde de ne? "Dışarıda derin nefes almak yasaktır."

Kesinlikle olmalı. İnsanlar sürekli şöyle mi dolaşsın?

Ne güzel bir gün.

Bir şaheser daha. "Tatlı paylaşmak yok. İstiyorsan kendine ısmarla."

Öyle "bir tadına bakayım" yok.

Biz hayvan değiliz Bay Franklin. Hepimiz aynı yemlikten yemiyoruz.

Hepimizin kendi çatalı olabilir.

O zaman herkes bir lokma alıp çatalını ağzına götürecek

sonra da tekrar turtaya daldıracak. Hem de ağzına soktuktan sonra!

Bay Franklin bu hijyenik değil.

Bazen bir dilim turtanın tamamını yemek yerine

sadece tadına bakmak isterim.

Git kendi lanet turtanı al Franklin!

"Bir sıraya girdiğinde orada kalmak zorundasın" mı?

Tabii ki kalmak zorundasın. Yoksa ortalık karışır.

Şu sıra daha hızlı ilerliyor, ben oraya geçeyim.

Yok, vazgeçtim. Ben buraya geçeceğim.

Sonra ortalık karışıyor, insanlara çarpıyorsun ve kavgalar çıkıyor.

Sırf daha hızlı akan kuyruğa geçmek istiyorlar diye. Olmaz.

Sıranı seçersen sıranda kalırsın. Kural budur.

Buna katılmıyorum. Bence bunun bildirgede işi yok.

Bu kural hoşuna gitmedi mi Hancock? Senin sıraya girdiğin yok zaten.

Senin yerine hizmetkârların bekliyor. Benim de var.

Onlara adil davranıyor muyum? Umuyorum.

Kırbaçtan vazgeçer miyim? Her zaman değil. Eğlenceli. Kırbaçlamak yani.

Vuruyorsun, vuruyorsun.

Ufak bir sızlanma duyunca bırakırsın.

"Erkeklerin halka açık yerlerde kendilerini yelpazelemesi yasaktır."

İnsanlar bunu görmek zorunda mı?

Erkeklerin böyle yapmasını görmek mi istiyorsunuz? Bunu? Şu hareketi?

Bay Adams, bir düşünün, oğlunuz böyle yelpazelensin ister miydiniz?

Gördünüz mü? Oğlunun yelpazelenmesini istemiyor.

Ben de oğlumun yelpazelenmesini istemiyorum.

Bence hiçbiriniz oğlunuzun yelpazelenmesini istemiyorsunuz.

Kim benimle aynı fikirde? Evet mi, hayır mı?

Hayır!

İşte bildirgeye girmemesi gereken bir madde daha.

"Rüyanı başkasına anlatmak yasaktır.

Sana ne kadar ilginç gelirse gelsin

kimsenin rüyanı dinlemek gibi bir isteği yoktur."

Beyler, bu dünyadaki ortalama ömrümüz 38 yıl.

Bunu da başkalarının rüyalarını dinleyerek mi geçireceğiz?

Sanmıyorum.

- Ben 70 yıldır bu dünyadayım sersem. - Yetmiş mi?

Anlaşılan Fransız kadınlarla oral seks yapmak insanı genç tutuyor.

Siz resmen gençlik pınarını bulmuşsunuz.

Tebrik ederim.

"Kadeh kaldırmak ülke genelinde yasaklansın" mı?

Bahşiş de mi yasak?

"Yeni bir sağlık rutinine başladıysan kimseye anlatma."

"İngiltere'ye gidip de birden İngiliz aksanıyla dönme."

"Birinin sakalını sıvazlamak yasaktır" mı?

İşte bu bildirgede yer almalı.

Benim için su götürmez bir gerçek şu ki,

siz tam bir ahmaksınız.

Beyler, biz ne yapıyoruz böyle?

Bunlar şikâyet bile sayılmaz.

Bunlar önemsiz şikâyetler.

İngiltere'den ve zorbalıktan bağımsızlığımızı ilan etmekle

hiçbir ilgisi yok!

- Doğru! - Doğru!

Bu sadece bir Bağımsızlık Bildirgesi değil!

Bu, sağduyunun bildirgesidir!

İki yüz elli yıl sonra

burada yaptığımız büyük işler için bize teşekkür edecek.

Çünkü onların hayatlarını ölçülemeyecek kadar iyileştirmiş olacağız.

Beyler, aynı fikirde miyiz? Evet mi, hayır mı?

Hayır!

Binlerce kez hayır.

Bay Livingston, emeğiniz için çok teşekkür ederiz

ama sanırım bunların hiçbiri bildirgede yer almayacak.

- Jefferson, denemek ister misin? - Evet, ben yazarım.

Bunların hiçbirini kullanmayacağım.

Hele şu hiç olmaz. "Müziğe el çırpıp milletin katılmasını beklemek yasaktır."

Muhafızlar, çıkarın şunu dışarı.

Buna gerek yok çünkü insanların şemsiye paylaştığı,

dışarıda derin nefes aldığı,

canı istediğinde sıra değiştirdiği,

kendini yelpazelediği,

sakalını sıvazladığı, rüyalarını ve tatlılarını paylaştığı

bir ülkede yaşamak istemiyorum.

Mutlu yıllar hödükler!

7 Mart 1876'da,

Alexander Graham Bell, telefon adını verdiği cihazın

patentini almayı başardı.

Birkaç gün sonra, halkın önünde,

ilk telefon görüşmesini yapıp asistanı Thomas Watson'ı aradı.

İlk telefon görüşmesi, Amerikan inovasyonu için büyük bir gündü.

Ne yazık ki Bell için aynı şeyi söyleyemeyiz.

İyi günler hanımlar ve beyler.

Eşim Mabel ve kendi adıma evimize hoş geldiniz demek istiyorum.

Teşekkür ederiz.

Birazdan göreceğiniz şey, insanlık tarihinde bir ilk olacak.

Huzurlarınızda...

Telefon.

Asistanım Watson, başka bir binada.

Onu göremiyor ve duyamıyorsunuz.

Ama bu cihaz sayesinde,

sanki yanımda duruyormuş gibi

onunla iletişim kurabileceğim.

Ben buradaki telefonu kaldırınca onun telefonunun zili çalacak.

Nasıl bir zil sesi?

Normal bir zil sesi. Özel bir şey değil. Sadece bir zil sesi işte.

Bildiğiniz zil sesi işte.

Belki insanlar çeşitli sesler arasından kendi zilini seçebilir.

Evet. Benimki kapı zili gibi çalsın isterdim.

Ben palyaço kornası sesi seçerdim.

Ya da bisiklet zili gibi.

Bunlar çok güzel fikirler ama konumuz bu değil.

Asıl mesele şu ki, çok uzaktaki biriyle iletişim kurabileceğim.

Diyelim ki bir piyano resitalindeysem ve telefonun çalmasını istemiyorsam?

O zaman cebimde, ağız kopuzu gibi titreşir.

Evet.

Bu gerçekten çok ilginç bir fikir.

Peki ya şöyle kısa...

Sen kendininkini icat etsene. Git, kendi icadını yap.

Bunun amacı o değil.

Titreşen bir şey mi istiyorsun? Git, kendin icat et!

Bunların hepsi saçmalık!

Başka eklemek isteyen var mı?

- Renk seçenekleri olacak mı? - Ya da zil yerine bir şarkı çalabilir mi?

Bitirdiniz mi? Gösteriye geçelim mi?

- Evet. Neden hâlâ başlamadı ki? - Lütfen.

Lütfen dışarı çıkar mısınız?

- Ben mi? - Siz. Evet, siz.

- Evet, siz! Çıkın dışarı! - Teşekkürler. Harika bir davetti.

- Çok teşekkürler. - Çıkın artık!

Life, Larry and the Pursuit of Unhappiness: An Almost History of America subtitles in other languages

نظرات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left