نخستین 200 خط.
Donovan'ı bulmalıyım.
Şimdi kaçıyordur.
Sür Ya Da Öl'de daha önce…
Donovan'ın pasaportu özel bir havaalanında.
Uçuşu Kuzey İspanya'ya, orada güvenli evi var.
Bu yolda kalırsak…
- 24 milyon sterlinimi çaldılar. - Siktir.
Onları bul.
Suikast teşkilatının paravanı.
Nesini anlamıyorsunuz?
Sorunu yok edin.
Bizi buldular!
- Hemen inmeliyiz! - Nasıl yani? Atlayacak mıyız?
Normalde böyle şeyler yapmam.
Yine böyle bir şey yapmak istersen bana haber ver.
Numaramı verebilirim.
Siktir.
Yaşıyor.
ST. MARY YETİMHANESİ
Vakit ayırdığınız için teşekkürler Rahibe.
Belli bir yaştan sonra sistemden çıkmaları zor oluyor.
Özür dilerim Rahibe.
Bizimle geçen zamanları hatırlamayacak kadar
küçük olanların seçilme şansı en yüksek.
Sizinle konuşmazsa alınmayın, o biraz…
Zor bir kız.
Dosyada her şey yok.
İade edildiğinden beri davranışları iyice bozuldu.
İade mi?
Bütün çocuklarımız seçilmeyi hayal eder.
Evlat edinilip sonra geri gönderilince
hepsinde bir şey eksilir.
Umut.
Merhaba.
Oturabilir miyim?
Dört kundaklama, üç hırsızlık,
iki soygun, bir haneye tecavüz,
bir tutuklamaya direnme.
Fakat bana üstün zekâlı olduğunu söylediler.
Sana kim Fransızca öğretti?
Kendim öğrendim.
O kadar zor değil.
Ne zamandır buradasın?
Hep. Arada gider gelirim.
"Belli bir yaştan sonra sistemden çıkmaları zor oluyor."
Kimse benim gibi birini evlat edinmiyor.
Seni evlat edinmek istemiyorum.
Hadi canım.
- Ama sana burs teklif etmek istiyorum. - Ne bursu?
Yetenekli çocuklar için meslek bursu.
Yoğun bir eğitim olacak.
Atletizm, dil, yeni bir eğitim şekli…
- Sıkı bir rutin… - Neden ben?
Sende gördüğümü söyleyeyim.
Otoriteye karşıyım.
- Sosyopatik eğilim… - Potansiyel.
Bence sen çok
olağanüstü olabilirsin.
Almayayım.
Tamam.
Bu kadar mı?
Evet.
Bu kadar.
Anladığım kadarıyla seni
iade etmişler.
Bir çocuğa bunu yapmak affedilemez.
Benim programımdaki kimse iade edilmez.
Geri gel kızım!
Evet, lütfen.
SÜR YA DA ÖL
İSPANYA
Onu ver.
- Hayır, rica etmiyorum. Hemen. - Merhaba Kamçı.
Bunu yapma.
Debbie'yi öldürme.
Bunu ben yapmadım, sen yaptın.
Konuşmayacak, bir şey söylemeyecek.
Lütfen, onun öldürülmesini iptal eder misin?
Onun için kimi yollarsan ölecek.
Bunu açıkça belli ettin.
Kuralları ihlal ettin, bir sivil korumak için adamımızı öldürdün.
Debbie Claybourne senin neyin?
Bana yalan söyleme.
O…
Söyle.
O arkadaşım.
Sana hiç mi bir şey öğretemedim? Duygusal bağlar bizi zayıflatır.
Bizim işimizde, bizim hayatımızda böyle hayatta kalamazsın.
- Bir arkadaşla. - Ama hayatta kaldım.
Hayattayım.
Onun hakkında bir şey bilmiyorsun.
Var olduğunu bile bilmiyordun.
Ama bu noktadayız işte.
Artık ben onu biliyorum, o da beni biliyor.
Hadi, arkadaşını seç o zaman.
Emri iptal edeceğim.
Ama tek başınasın.
Ne?
Hayır.
Hayır, lütfen.
İşi yapacağım, Billy Donovan'ın icabına bakacağım.
Seçimini yap. Ya o kadın ya da ben.
İşi tamamla. Yirmi dört saatin var yoksa artık olmazsın.
Tamam. Elimizde
yedi avro,
40 sent, bir de pembe şeker var.
İyi misin?
Evet, iyiyim.
David cevap verdi mi?
Hayır, vermedi. Ama okuduğu belli.
"Arnavutları biliyorum."
Lütfen. Telefonu geri verir misin?
ARNAVUTLARI BİLİYORUM!
CEVAP VER BANA
Nerede…
O insanları öldürdün.
Evet.
Bunu bana sen yaptın.
Hayır, sana bayıltıcı verdim. Bunu kendin yaptın.
Korktun, koşup duvara çarptın ve kendini bayılttın.
Neredeyim? Ne istiyorsun?
- Karına ne dersin? - Ne?
Karına nasıl hitap edersin?
Evde yalnızken, sarılmışken
hangi sevgi sözcüğüyle hitap edersin?
Karına.
"D." Ona öyle derim.
Beğendim.
Dur, ne istiyorsun?
Karımla mı konuşuyorsun? Debbie'yle mi? Debbie!
D. NE KADAR AZ BİLİRSEN O KADAR İYİ. BEN HALLEDİYORUM.
Ne kadar az bilirsem o kadar iyiymiş.
- Az bilmem iyi miymiş? - Pislik.
Ne pislik ya.
Beni engelledi.
- Gerçekten engelledi. - Ne?
Billy'yi hemen bulmamız gerek!
Şuna bir bakayım.
AL - SAT - TİCARET
Ne kadar eder?
Jacques Boucher, Interpol.
Sizi beklemiyorduk efendim. Olay yeri kontrol altında.
Tren uluslararası sınırlardan geçti. Göster bana.
Cesedi kaldırmadık, adli tıp ekibi yolda.
İki kadın hariç bütün yolcuları belirledik.
Veronica Gillingsby ve Susan Stewart.
Calais'den binmişler. İndiklerine dair kayıt yok.
- Nereye gitmişler? - Bilmiyoruz.
Bir kavga olmuş, tanık yok.
Ama gördüğünüz gibi…
Siktir.
Boku yedim. Tamamen boku yedim.
Gizli bir suikast teşkilatına çalışıyorum
ve bardan eve bir kadın getirdim.
Bu çok temel bir kural.
Bununla ilgili ders var.
Kızıl Serçe tuzağı.
Kafayı yiyorsun.
Kadının, telefonuna yüklediği yazılım…
Hiç böylesini görmemiştim.
Bu kadın her kimse tam bir profesyonel.
- Beni öldürecekler. - Tamam.
Onlara söylemeyelim o zaman.
- Biz mi? - Evet, biz.
Ölürsen Yönetici'yle görüşemem.
Kadın ardında parmak izi, DNA falan bırakmış olmalı.
Bir şeye dokundu mu?
Şey haricinde.
Bulaşıklarını yıkamam.
Kahve içmişti.
Aferin evlat.
Neyse ki dün gece bulaşıkları yıkamadım.
Hemen şu izleri götüreyim.
Belki Kamçı'dır. Bütün gece onu aradım.
Ben Sam.
Dur, yavaş. Ne?
Evet. Evet, geliyorum.
Kamçı'nın arkadaşı için suikastçı yollamışlar.
Ne olmuş?
Sence ne olmuştur?
Sadece torunlarım için ıvır zıvır.
Kayıp kadınların pasaportları onda.
"Veronica Gillingsby."
Kimsin sen?
Hayır, hiç otel odası yok.
Paramız var. Alyansımı 4.000 avroya sattım.
İki kahve, iki çömlek
ve limon şeklinde bir file sabuna harcadığımız hariç.
Uzun yoldan geldik. En güzel otelin yerini söyler misin?
Bakın bu kasabada otel yok, hostel var.
Ama…
Tamam, sizin için odam var. İki yataklı. Bu gece için 12 dolar.
Tamam.
Tamam. Şunları vereyim.
Arkadaş bilekliği.
İkiniz iyi arkadaşsınız, değil mi?
Tamam.
Gidiyoruz.
Merdivenler kırık, dikkat edin.
Solda ortak banyolar var.
No comments yet. Be the first to leave one.