نخستین 200 خط.
Dörtlük sopayı kullansam daha iyi olurdu ama neyse.
Güzel vurdun.
Teşekkürler.
Souter Group'tansın, değil mi?
Cecilia.
Evet, Souter'ın Başkan Yardımcısı benim.
Cecilia Vanderwalle.
Vanderwalle. Ben de öyle düşünmüştüm.
Ben Paula Sanders.
Yanında çalışan birini tanıyorum.
Öyle mi?
Dennis O'Neill.
Konuşacağımız çok şey var.
TÜYLÜ DOSTLARIMIZI SEVERİZ
Böyle tatlı kedi isterim
Böyle tatlı kedi isterim
Böyle tatlı kedi isterim
Böyle tatlı kedi isterim
Kedicik, miyav, miyav Kedicik, miyav, miyav
Kedicik, miyav, miyav…
PET KUAFÖRÜ CEVAPSIZ ARAMA
Merhaba, ben pet kuaförünüz. Chester'ın spa günü videosunu gönderdik.
Tatlış kediniz hazır, alabilirsiniz.
Görüşmek üzere.
Neden bahsettiğini bilmiyorum.
Dennis O'Neill'ı tanıyorsun. Çalışanın.
- Ofiste öyle biri var mı Brian? - Maaşlı çalışanın değildir.
Kendi ofisi yoktur, şirketin takımında da oynamıyordur.
Müşterilerinizin çıkarı için insanlara şantaj yapıyordu.
Güvenliği çağıralım.
Sadece golf oynamaya çalışıyorum. Tamam mı?
Dennis'in şantaj materyali toplamak için kullandığı biri açgözlülük etti
ve bana kendisi şantaj yaptı.
Dennis onu ve ortağını öldürdü, iki cinayet için de ben tutuklandım.
Vay be, ne kadar delice bilgiler veriyorsun.
Kısa keseyim çünkü golf polisi geliyor.
Amagansett imar kanunu, boksit madeni, Northeastern Food Group'un elindeki
- pizza mayası patenti. - Peki.
Northeastern'la çalışıyoruz.
Evet, birçok madencilik şirketiyle de iş yapıyoruz.
- Aynen. - Müşterilerimiz bunlar.
Souter global bir risk danışmanlığı firması.
Yasaları çiğnemeyiz.
Müşterilerimizle dürüstçe iş yaparız.
- Müsaadenizle. - Bak, yaptıklarınızı,
Dennis'in sizin için yaptıklarını biliyorum.
Gerçekleri bulmada ustayım.
Bir saate güven egzersizimiz var
ve ben hâlâ oyunumun yarısındayım.
Tanrım, haklısın.
Haklısın.
Dediklerim doğru, bunu biliyorum ama elimde kanıt yok.
Souter Group tamamen dokunulmaz.
Ama sen değilsin. Oğlun var. Adı Blake miydi?
- Ne diyorsun sen? - Lakros oynuyor, değil mi?
Benim kızım futbol oynar.
Ben futboldan nefret ederim ama takımın koçu benim çünkü yani…
Çocuklarımız mutlu olsun diye yapmayacağımız şey yok.
Ama oğlun Yale'a girsin diye
Dennis O'Neill'a bir kabul memuruna rüşvet verdirdiğinde
bir sınırı aştın.
Ve bunu kanıtlayabilirim.
Hayatını epey karmaşık hâle getirebilirim.
Evet, Bizim Ev'deki tatlı kadın gibi hapse girmeyebilirsin belki
ama oğlun hayallerindeki okulda yerini kaybeder.
- Öyle mi? - Evet.
Şu kadın.
Olay çıkarmayalım.
O insanları Dennis O'Neill öldürdü.
Benim adımı temize çıkar. Tamamen hem de.
Dürüstçe iş yaparsın ya, ben de dürüst olayım.
Yanlış anneye bulaştın lan!
Gitmelisiniz.
- Gidiyorum. - Güvenliği arayın.
Neyi var?
Silahla yaralanma. Hayati değerler stabil.
Ayıldı mı hiç?
Daha değil. Kaldırabilir miyiz, bakalım.
Selam Dennis.
- Ne oluyor? - Çok iyisin.
Ne oluyor?
Çok iyisin.
Durumun epey iyileşti.
Seni hatırlıyorum.
Biraz hava alacak gücün var mı acaba?
Hiç sormayacaksın sandım.
Seni işe döndürmemiz lazım.
Üç, iki…
Hadi. Tut şu…
Gerçekleri mi bilmek istiyorsun? O işin ustasıyım.
Her şey Trevor'la başladı.
SORGU ODASI 3
İnternette seks işçisiydi.
Aramızdaki uyum çok güzeldi.
- Peki. - Konuşmaya başladık…
- Ne haber Bri? - Jen-Jen, neredesin sen?
- Güvenli bir yerdeyim. - İyi.
Ormanda olanlar hiç iyi değildi.
Üstten çok laf yedim.
Evet, kaçınılmazdı.
Paula sorununu çözeceğim.
İyi. Prius'u yakmışsın diye duydum. Akıllıca.
Yeni araç lazım mı?
Evet. Evet, iyi olurdu.
Peki. Yonkers'daki mekâna senin için araba getirteyim.
Hazır olunca yazarım.
Elimizdeki her şeyi bu işe adıyoruz. Ne gerekirse yapacağız.
Ayağa kalkmak ister misin?
Hadi bakalım.
Üç, iki, bir…
Birkaç adım atmaya çalış.
Suratından vurulan bir adam için fena değil, değil mi?
Hayır. Hayır!
Böyle olmaz!
Böyle olmaz!
WOODGLEN APARTMANI
Hep sevgi ve mutluluk dolu bir hayatı hayal ettim.
Tanrıların başka bir planı varmış.
Ben, Dennis O'Neill
erkek arkadaşım Jeff Thorwald'u ve Samuel Frazier'ı öldürdüm.
İhanetleriyle beni mahvettiler.
Yaptıklarımın anısıyla yaşamaya çalıştım
ama böyle bir bilgim varken affedilmek mümkün mü?
Belki sonraki hayatımda mutluluğu bulurum.
- Alo. - O zamana dek…
- Elveda. - Ne?
Hazel.
Anne!
Bugün bende kalabilirsin.
- Cidden mi? Oley! - Evet!
Evet, yatakta film izleriz. Yatakta yemek yeriz.
Bir sürü kızartma tavuk yeriz.
- Peki patates kızartması? - Tabii.
- Evet. - Kıvırcık, tırtıklı, normal, trüflü…
- Ve waffle şeklinde! - Evet!
Harika fikir!
Tanrım. Gel buraya. Dünyadaki en akıllı kız sensin.
Ayrıca en müthiş, en cesur,
- en komik, en aptal ve en şapşalsın. - Anne!
Seni mide bulandırıcı derecede çok seviyorum.
Anneciğim.
Anne.
Neredeydin sen?
Anne! Ben de seni özledim ama oyun oynamak istiyorum.
Tamam. Git oyna.
Paula!
- Selam. - Merhaba!
- Hemen geldiniz, sağ olun. - Tabii.
Şu kâbus gibi mesele bitmiş, çok sevindim.
Hayal bile edemiyorum.
Ne oldu peki?
Adam kendini öldürdü ve cinayetleri itiraf mı etti yani?
Evet, bana öyle dediler.
Mühim olan şu, suçlamalar düşürüldü. Masumum, herkes biliyor.
Senin adına sevindim.
Sağ ol.
Şu işi geride bırakmak istiyorum. Bu arada duruşma da yarın.
Adım temize çıktığına göre
şu velayet işini konuşalım çünkü tabii…
O işi burada konuşmasak mı?
- Çocuklar var. - Sorun değil.
Hâlâ tam velayet istiyor musun?
Mallory'ye katılıyorum, burada olmaz.
Bir soru sordum sana.
- Velayet işini burada mı soruyorsun? - Evet çünkü duruşma yarın.
Sana olanlar berbat ama bu durum
- bizim meselemizi değiştirmez. - Ama değiştirmeli.
- Tartışmayalım. - Tartışmıyoruz.
Bu tartışma döngüsüne giremem.
Biz de senin gibi kendimizce en iyisini yapıyoruz.
Lütfen. Bu gece iyi eğlenceler.
Peki. Görüşürüz Haze!
Görüşürüz Hazel!
- Görüşürüz baba, Mallory! - Selam Hazel!
- Biz niye gündem olmadık? - Ne?
TMZ aramadı. Timmy Chalamet mesaj atmadı.
TikTok'ımda yeni takipçi falan yok.
Sen ergen kız mısın? Ne diyorsun yahu?
Paula'yı temize çıkardık, biraz ilgi görmeliyiz.
Takdiri, parka adımızın verilmesini hak ettik. Bunlar ilk aklıma gelenler.
Onu rastgele bir intihar kurtardı. Biz bir şey yapmadık.
Ne? Bir şeyler yaptık.
Şimdi isimsiz kahramanlar durumundayız.
Sikerler. Ben isimli olmak istiyorum.
Ne yapalım, önemsiz olmaya döndük tekrar.
En azından iyi vakit geçirdik.
İş dışında takılmak eğlenceliydi, değil mi?
Peki.
Dün salak sınava çalıştım, hiç uyumadım.
Sen de kahve ister misin?
- Evet, sağ ol. - Tabii.
Bu sır gibi işler ne ayak Drew?
Yeni haber mi yazıyorsun…
Ne güzel konuştuk.
Odaya girdik,
Bayan Russo ve Bay Chan'i gördük, öpüşüyorlardı!
Çok iğrençti.
Aman tanrım.
Onlar evli, biliyorsun değil mi?
- Nasıl yani? - Evet.
No comments yet. Be the first to leave one.