نخستین 200 خط.
Nasıl gidiyor?
Millet…
10'uncu sezonun Yeniden Buluşması'na hoş geldiniz.
LOVE IS BLIND YENİDEN BULUŞMA
Bana sorarsan 10 üzerinden 10.
Dert etmeyin, tüm merak ettiğiniz soruları yanıtlayacağız.
Ama önce, Love is Blind'ın 10 sezonunda yer almış
150 eski katılımcımıza hoş geldiniz demek istiyoruz.
- Aynen. - Bugün buradalar!
- Evinize hoş geldiniz. - Hoş geldiniz.
Hepinizin yüzünü görünce insanın aklına
çok güzel anılar geliyor.
Baksana, hanımlar duygulandı.
Evet.
Birinci sezondan bazı efsaneleri görüyorum.
GG var.
Kelly, LC, Diamond,
Damian ve Carlton.
- Ve Cameron. - Cameron.
Micah ve Jess var. Sizi görmek güzel.
Aramızda Megan Fox da var.
Bir de Leo var. Bu akşam ona saati eşlik ediyor.
Ve Dave. Kız kardeşinin hâlâ gelememesine üzüldüm.
Mandalinalar bile burada millet.
Hazır güzellerden bahsetmişken evli çiftlerimize hoş geldiniz diyelim.
Brett ve Tiffany.
Zack ve Bliss de var.
Chelsea ve Kwame.
Amy ve Johnny.
Daniel ve Taylor.
Garrett ve Taylor.
Ve tabii ki Cameron.
Selam dostum. Lauren bebekle evde herhâlde.
İkinize de tebrikler.
Bu akşam bizimle burada olabildiğine sevindim.
- Seni görmek güzel. - Hepinizi
burada görmek çok özel.
Gerçek bir yeniden buluşma.
10'uncu sezonu kutlamak için bundan daha iyi bir yol düşünemedik.
Şimdi birlikte halletmemiz gereken bazı işlerimiz var.
Karşınızda birbirinden güzel hanımlarımız ve çok yakışıklı…
- Aynen. Ortalama tip yok. - Ortalama tip yok.
10'uncu sezonun o çok yakışıklı beyefendileri.
- Aynen. Benim memleketim… - Ohio!
- Evet? - Ohio!
Karşınızda Brittany.
Devonta.
Connor'a bir alkış.
Bri.
Jess.
Chris.
Emma.
Mike.
Alex.
Ashley.
Jordan.
Amber.
Christine.
Ve Vic.
- Pekâlâ. - Otursanıza.
Lütfen rahatınıza bakın.
Çoğunuz bu sahnede oturmanın ne demek olduğunu biliyorsunuz.
Kimseyi daha fazla bekletmeyeceğim.
Hemen konuya giriyoruz.
Vic ve Christine ile başlayalım.
Love is Blind'da gördüğümüz en saf ve en güzel
aşk hikâyelerinden biri.
Geldiğiniz için teşekkürler. İkinizi de tebrik ederim.
- Teşekkürler. - Teşekkürler.
Bunu daha önce başkalarına da söyledim,
bence çoğu kişi de katılacaktır.
Vic, odalardaki o sözün, bu deneyi özetleyen
en güzel ve en anlamlı ifadelerden biriydi.
"Seni göremiyor olsam da seni hissediyorum."
Vic, hepimizi kötü gösterdin, sağ ol.
- Bu repliği asla geçemezsiniz. - "Vay be!" demiştim.
Gerçekti.
Christine beni hiç görmeden bir resim çizdi.
Nezaketin resmi gibiydi. Sevginin, sadakatin,
"Ölümüne beraberiz" dediğin o yol arkadaşının resmi…
Fedakâr, inançlı biri.
Renklerin bir araya gelişi gibiydi.
Şöyle dedim, "Bu kişiyi görmüyorum ama hissediyorum." Gerçekten öyleydi.
Çok iyi ifade ettin.
Bu sezon ilk defa yedi çifti birden takip ediyoruz.
Yapımcıların isteği.
Maalesef Meksika'ya altıdan fazla çift gönderemedik.
Malibu'ya gitmek için seçilmek nasıl hissettirdi?
Bence bazı yönlerden mantıklıydı
çünkü ilk günden beri birbirimizin bir numarasıydık.
Bunu ancak odalardan sonra anladık.
- Ama… - Güzel.
"Çok mantıklı" diye düşündüm.
Arkadaşlarım bile "Reality TV için çok sıkıcısın" dedi.
Şey gibi…
Hayatımın aşkını bulmaya gelip onu buldum.
Bu yüzden çok mutluydum.
Hem de çok.
Evet, yapımcılar da size bir çift olarak belli ki çok inanmışlar.
Zaten ilk defa yedi çifti birden izleme kararı aldık.
İyi ki bu karara vardılar.
Ayrıca hikâyenizi bizimle ve tüm dünyayla
paylaşmaya devam ettiğiniz için çok mutluyum.
- Tabii Ohio'da… - Aynen.
…farklı şehirlerde yaşadığınızı öğrendik.
Evet, Christine, Cleveland'da yaşıyordu, ben ise Columbus'taydım.
Sonuç olarak Columbus'a taşındık
ve şimdi orada bir ev kuruyoruz.
Şu anki durum bu. En azından Columbus'ta öyle.
- Evet. - Evet!
Christine ile birlikte yaşamanın en güzel yanı ne?
Christine ile yaşamanın en güzel yanı, evin gerçekten ev olması.
Evin her yerindeki o notlardan bahsediyorum.
"Öğrencilerinle iyi bir dönem geçir" gibi.
Yeni makalem için beni cesaretlendiren notlar.
Bilgisayarımın üzerine yapıştırılmış mezmurlar ve ayetler.
Öyle işte…
Tüm bu şeyler. Gerçek yuva hissi. Evim orası.
Şimdiden ağlayacağım.
Peki Christine, şimdi sıra sende.
Çok fazla güzel yanı var.
En güzel yanı, her gün eve onun yanına dönebilmek olsa gerek.
Evin kapısını açtığımda
çalışma masası tam karşımda oluyor.
Gördüğüm ilk şey o oluyor ve bu beni anında mutlu ediyor.
Günüm ister harika geçsin ister berbat, onu görmek,
ona bir öpücük vermek, ayaküstü iki laf etmek…
- İşte bu her şeye bedel. - Evet.
Vay canına, mide bulandıracak kadar kusursuzsunuz.
Ekrandan hissediyorduk ama kanlı canlı görmek daha etkileyici.
Christine, annen ve kız kardeşlerinle ilk kez düğünde tanışmıştı Vic.
Hatta kız kardeşlerinden biri nikâhınızı kıymıştı.
Merak ediyorum. İki aileyle de vakit geçirebildiniz mi?
Evet, geçirdik.
Mesela 4 Temmuz'da New Jersey'de yaşayan
kız kardeşimin yanındaydık. Tüm aile oraya geldi.
Kutlama ve barbekü için. Tüm aile oradaydı.
Hatta sanırım bazıları sana
Karayip dans figürlerini falan gösterdi.
Çok güzel vakit geçirdik.
Aileyle olan ilk anılarımızdan biriydi.
Ayrıca New York'ta onun ailesiyle Noel geçirdik.
Ailemin çoğu Cleveland ya da Güney Ohio'da.
Arabayla gitmek daha kolay, gidip geliyoruz.
Evet, aileyle epey vakit geçirdik.
Hatta bu akşam da onlarla takılacağız.
- Yani… - Güzel.
- Annen de orada mı? - Melody anne de geliyor.
Tam onu diyecektim çünkü sana bayıldığını biliyoruz.
Bayılıyorum. "Çok yakışıklı, bunu söyleyebilir miyim?" diyor.
Evet anne. Söyleyebilirsin.
- İstediğini söyleyebilirsin. - Müthiş.
Sizin onunla oturup sohbetinizi izlemek
kesinlikle çok içtendi.
Ama odalarda aranızda geçen bir başka etkileyici an daha vardı.
Vic senin babana hitaben konuşup
çocukluğunda yaşanan bazı şeyler için
"Onu affettin mi?" demişti.
Babanla görüştünüz mü? Vic babanla tanıştı mı?
Evet, Vic bu süreçte büyük bir rol oynadı. Aslında düğünden sonra
yaptığımız ilk şeylerdendi, bir ay bile geçmeden
iletişime geçip görüşme tarihi ayarladık.
Başlangıçta plan, Vic'in onunla tanışması değildi.
Alıştıra alıştıra ilerleyecektik. Oraya gittik, arabada bekledi.
Babamla görüştüm, sonra görüşmenin sonuna doğru
babam bana hayatımda biri olup olmadığını sorunca…
O noktada Vic içeri girdi ve onunla tanıştı.
Yemek yedik, o zamandan beri birkaç kez daha görüştük.
Onu affettim. Hatta ona verdiğimiz bir kitabın içine bir mesaj yazdım.
Henüz okudu mu, bilmiyorum
ama bunları yazıp dışa vurmak
çok iyi geldi, âdeta terapi gibiydi, o yüzden içimde o affetme duygusu var.
Omuzlarımdaki o büyük yük kalktı ve bu gerçekten Vic sayesinde oldu.
- Harika. - Birinin arka çıkması çok güzel.
Yanında olup sana o güveni hissettirmesi…
Size bayılıyoruz, sağ olun.
- Seviyoruz. - Sağ olun.
Tüm Amerika size bayılıyor ve işlerin yolunda gitmesine çok sevindik.
Birazdan size dönüp sohbet edeceğiz.
Ama şimdi bu sezonun bir diğer evli çiftine
geçelim bakalım.
Jordan ve Amber, nasılsınız?
- Fena değil. Gerginim. - İyi misin? Evet mi?
Ağzınızdan "Evet" çıkana kadar
bizi resmen diken üstünde oturttunuz.
Evliliğinizin ilk yılı nasıl geçti?
Sadece dört ay sürdü. Yani artık beraber değiliz.
Başka sorunuz var mı?
Bunu söylerken boğazın düğümlendi gibi.
Bu kadar insanın önündeyim diye gerginim.
- Evet. - Jordan, bunu duyduğumuza üzüldük.
- Sizi destekliyorduk. - Biz de üzüldük.
O süre zarfında çok şeyin değiştiğini düşünüyorum.
Kendi adıma şunu söyleyebilirim, odalarda da konuşmuştuk ama…
Biliyorum ki onun eski sevgililerinden kalan güven sorunları
ve o adamların açtığı bazı yaralar vardı.
Ben sürekli bozmadığım bir güveni tamir etmeye çalışıyormuşum
gibi hissediyordum.
Bu durum beni yıprattı.
Yani evet… Kesinlikle güzel anlar da vardı.
No comments yet. Be the first to leave one.