نخستین 200 خط.
Biz insanlar, büyük işler başarma kapasitesine sahibiz.
Bizler vahşi, göçebe...
...avcı erkekler ve toplayıcı dişilerdik...
...ama damarlarımızda daha güçlü bir şey akıyor.
O da Tanrı'ların tarihidir.
Damarlarımızda onların kanı akıyor.
Ateşi nasıl çalacağımızı...
...ve göklerin gücünü nasıl kullanacağımızı bu şekilde keşfettik.
Asırlardır bizden saklanan asıl gizem...
...evrim hakkındaki gerçektir.
Atalarımızın kanının enerjik yükü...
...yaşamın gerçek kıvılcımıdır.
Merhaba, Hiperborealılar setine hoş geldiniz.
Adım: Antonia Giesen.
Çoğunuz beni oyuncu olarak tanıyorsunuz...
...klinik psikolog olduğumuysa pek azınız biliyor.
Birkaç yıl önce selüloide çekilmiş...
...uzun metrajlı bir filmin başrol oyuncusuydum.
Ama maalesef o filmin negatifleri...
...biz onları dijital ortama aktaramadan yapım şirketinden çalındı.
Ayrıca...
...polis de olayı çözemedi.
Ama bugün, bu fırsat, o filmi...
...geride kalan anılarla tekrar hatırlamanın bir yolu.
Bu filmin hikâyesi...
...on yıl önce...
...Temuco'da bir akıl hastanesinde çalışırken...
...her şeyi geride bırakıp babamın soyunu araştırmak üzere...
...Almanya'ya gitmemden önce başladı.
O zamanlar, adını açıklayamayacağım...
...ama tanışma fırsatı bulacağınız...
...çok özel bir hastam vardı.
Evet, içeri alın.
O boktan yılla ilgili tek iyi şey buydu.
Peki ya düşüncelerimiz neler? Ya da daha doğrusu...
...bu farkındalığın sana, anne babanın hastalığıyla başa çıkmanda...
...nasıl yardımcı olduğunu düşünüyorsun?
Bana, o oyundan biraz daha bahsedebilir misin?
Ne hakkındaydı?
Gizemli bir dünyaydı...
...bir labirentti...
...içinde sana saldırabilecek başka gizli karakterler olduğu için ölebilirdin de.
90'lardı.
- Sen, saldırıya uğramaktan korkuyor muydun? - Hayır.
Hayır, hayır, muhteşemdi.
Oyundayken hiç korkmuyordum.
Bir sınıf arkadaşım bana anahtarı verdi, Excel üzerinden girebiliyordun.
95. satırı komple seçiyorsun...
...95-B hücresine gidiyorsun...
Ctrl + Alt + Shift'e basıp...
...yardım menüsünü açıyorsun.
Aslında ilk bestem “Kanımın kanı”nı bu deneyimden esinlenip ortaya çıkarmıştım.
Kan, kanım.
O an, ondan hoşlandığınızı fark ediyorsunuz.
Anto...
Sana Anto diyebilir miyim?
Demesen daha iyi.
Uygun olmaz.
Gündelik hayatıyla tamamen ilgisiz şeyler fısıldayan bir ses duymaya başladı.
Ama dikkatli olmalısınız...
...işitsel halüsinasyonlar düşündüğümüzden çok daha yaygındır...
...ve psikotik yapılarla doğrudan ilişkili değildir.
Ama bu ses giderek daha fazla tekrarlanmasına rağmen...
...hayatını etkilemiyordu, her şey yolunda gidiyordu.
Ama bu klinik vakanın doğası gereği...
...psikoterapiye ilaç tedavisinin eşlik etmesi gerektiğini düşündüm...
...ve hastamı bir psikiyatriste yönlendirdim.
Ne zaman içsem sersemliyorum.
Sesi yine de duyuyorum; ama artık beni korkutmuyor.
Anlıyorum.
İşte yine duydum.
Peki, sana ne söylüyor?
Yeraltı Dünyası Devi ya seni içeri alacak, ya da öldürecek.
Psikiyatrik tedavi pek işe yaramadı...
...ben de ona her şeyi yazmaya başlamasını...
...ve bu uygulamanın işe yarayıp yaramayacağını görmesini önerdim.
Askeri kurul onlara Marksizm öğretmek istiyor.
Beyler, beyler, beyler.
Hareket edebilir miyim?
Diyalogları ve her detayıyla bir senaryo yazıyordu.
Kahramanı da Şili'de geçen bir bilimkurgu ve fantezi filmindeki bir polis memuruydu.
Acilen kurtarılmalı veya geri dönüşüm kutusundan silinmelidir.
Ben de ona yardım etmeye karar verdim.
- Kesinlikle yönetmek istiyoruz. - Gerçekten çok güzel.
Ve bunun bir hastan tarafından yazıldığını mı söylüyorsun?
Film yapımcısı arkadaşlarım Cristobal Leon ve Joaquin Cocina'ya danıştım...
...çünkü onlara güveniyordum...
...ve senaryoyu beğenebileceklerini hissediyordum.
Bu filmde rol almak ister misin?
- Başrol oyuncusu olarak? - Bilmiyorum.
Bunu hiç düşünmemiştim. Ayrıca, bunu hastamla konuşmam gerekirdi.
- Kendini hazır hissediyor musun. Anto? - Belli ki hazır.
İşte sözleşme, Anto. Sadece bir formalite.
Görsel-işitsel kanun yüzünden gerekli.
Tamam, çok eğlenceli. Burayı mı imzalayacağım?
Senaryoyu okuduğumuzda...
...Miguel Serrano'dan güçlü bir şekilde etkilendiği izlenimine kapıldık.
Ancak birkaç uzman arkadaşımıza gösterdikten sonra...
...senaryonun aslında onun tarafından yazıldığı kanısına vardık.
Kim tarafından yazılmış? Miguel Serrano kim?
Yazar.
Son derece çılgın biridir.
Eğer hastan, kafasındaki sesler aracılığıyla bu hikâyeyi gerçekten duyabiliyorsa...
...bu, Serrano'nun ona geçmişten bir şeyler dikte ettiği anlamına gelir.
Yani, geleceğin Şili'sini düşlüyor.
Hayır, çünkü bu çok sayıda ses değil, sadece tek bir ses, bunu kim dikte ediyor?
Bu filmi, Serrano'nun tarzında çekmeliyiz.
Hiçbir şekilde dijital olamaz. Kural bu. Buna bayıldım.
- Tamamen selüloit. Her şey siyah beyaz. - Çok güzel.
Ama durun, durun. Kim dikte ediyor bunu?
- Miguel Serrano hayatta mı? - Hayır, hayır...
- Hayır, hayır. - Hayır, öldü.
Çok olmadı.
İlginçtir, cenazesinde...
...arkadaşım olan bir yeğeniyle birlikteydim.
Kalabalıktı.
Tören, bir Nazi selamıyla sona erdi.
Şu an, mantığın kurallarının geçersizleştiği bölgeye adım attın.
Vedanın, hayal gücünün sınırlarını aşan bir başlangıçla birleştiği yere...
Amcama göre Hitler, tanrısal bir suret taşıyordu.
Son enkarnasyon. Onun eserlerini mutlaka okumalısınız.
Ey kuzey güneşi, ey güney güneşi...
...aranızda yeni bir yıldız doğacak...
...gökyüzünü taçlandıran yeni bir taç yaprağı gibi.
Yaklaşabilir misin, genç bayan?
Tabii, nasıl yardımcı olabilirim?
Onlar beni gömmeden ve senin buradaki varlığından yararlanmadan önce...
...sana, hayatımla ilgili hazırladığım küçük bir şeyi anlatmak istiyorum.
Dünyanın Merkezine Yolculuk
Sonunda Antarktika'ya ulaşmıştı.
Ve o, kadının hep duymak istediği o büyülü şarkıyı çalıyordu.
Ama aşka vakit yoktu.
Miguel beş yaşındayken annesi öldü.
Sebebini asla öğrenemediler.
Olamaz!
Üç yıl sonra babası da kederinden öldü...
...ve Miguel, sekiz yaşında yetim kaldı.
Yalnız bir çocuk olmaktan başka çaresi kalmamıştı.
Bir gün, çok güzel bir şey gördü.
Anne ve babasının kendisiyle cennetten konuştuğunu düşündü.
Sonra, aklına bir fikir geldi.
Ama onun çiçeği bahçede Tanrı tarafından boyanmış olanlarla kıyaslanamazdı.
İşte o an, çocukluğunu yitirdi ve artık bitkilerle, köklerle, ruhlarla...
...ya da bahçelerde belirip kaybolan o ellerle konuşamaz olmuştu.
Ünlü okullarda okudu ve en iyi notları aldı.
Ama âsiydi ve üniversiteye gitmek istemiyordu.
Bir sınıfın içinde olmak ona hiç mantıklı gelmiyordu.
Hayat dışarıdaydı.
Miguel artık çocukluğunda olduğu gibi yalnız ve utangaç bir çocuk değildi.
Artık sanatla ilgileniyordu...
...ve '38 Kuşağı olarak adlandırılan ünlü sanat hareketine katıldı.
Ama başka acı verici ve beklenmedik ölümler hayatına musallat olmaya devam edecekti.
Bir gece, bir grup Nasyonal Sosyalist...
...sosyalist olan yakın arkadaşı Hector Barreto'yu öldürdü.
Bu yüzden Miguel, Marksizm üzerine çalışmaya başladı.
Ama birçok Nazi'nin öldürüldüğü İşçi Sigortası Binası Katliamı...
...onun, nasyonal sosyalizme ilgi duymasına yol açacaktı.
Can kayıpları. Şiddetli katliam.
Nazi devrim girişimi dün başarısız oldu.
23 yaşındayken Nazi yanlısı Yeni Çağ dergisini yayımladı.
Bu sıralarda gizlice bir film senaryosu yazmaya başladığı söyleniyordu.
2. Dünya Savaşında göğüs göğüse savaşamayacağının bilincinde olarak...
...Almanya'ya ruhanî savaş yoluyla yardım edebileceğini düşündü.
Serrano, Hitler'in İskandinav tanrısı Wotan ve Hint tanrısı Vishnu'nun...
...bir avatarı olduğunu belirtti.
Serrano, Hitler'in Berlin'de intihar etmediğinden...
...Antarktika'ya, güney buzullarının altındaki...
...yeşil bir cennete sığındığından emindi.
Birkaç yıl sonra gazeteci olarak Avrupa'ya gönderildi...
...ve burada Herman Hesse ve Carl Jung ile şahsen tanıştı.
Yakın arkadaş oldular...
...ve Hermetik Çember adını verdiği bir oluşum yarattılar.
Sonunda, ruhanî arayışında desteklendiğini hissediyordu.
Daha sonra Hindistan büyükelçisi oldu ve önemli dostlar edindi.
Orada, en ünlü kitabı...
... Belkıs'ın Ziyaretleri 'ni yazıp yayımladı...
...ve bu eser, Jung tarafından övgüyle karşılandı.
Herkes onun zekâsına ve duyarlılığına hayrandı.
Maceraperest, iyi bir konuşmacı ve iflah olmaz bir öğrenciydi.
Alo?
Hayır, hayır... Benim, Anto.
İyiyim, iyiyim.
Şunun için aradım, biraz film hakkında konuşmak istiyorum.
Serrano'nun biyografisinin çok uzun olduğunu düşünüyorum.
Ve ne bileyim, bana pek bir şey ifade etmiyor.
Hayır, hayır, mesele bu değil, size tamamen güveniyorum...
...ama bilmiyorum, belki beni biraz yönlendirebilir...
...ya da genel bir fikir verebilirsiniz...
...çünkü biraz kafam karıştı.
Baksana, daha sonra arasam olur mu?
Alo? Joaquin. Merhaba, ne var ne yok?
Hayır, merak etme. Her şey yolunda.
Ama Cris'e şey diyordum, belki de...
Alo?
Sesin net gelmiyor. Alo, Joaquin?
Alo? Alo?
Joaquin?
Kahretsin...
Türbülanslı bir alana giriyoruz.
Lütfen koltuklarınıza dönün ve kemerlerinizi bağlayın.
No comments yet. Be the first to leave one.