نخستین 200 خط.
Artık çocukluğumun çoğu kısmını hatırlamakta zorlanıyorum.
Anılarım sadece küçük parçalar halinde aklıma geliyor...
...ve onlara bile güvenmek zor.
Onun haritalarını hatırlıyorum oysa.
Hayatımın çoğunu ona öfkeli olarak geçirdiğim doğru.
Yaş aldıkça, aslında onu hiç tanımamışım gibi hissetmeye başladım.
Şimdi kafamda oluşturduğum imajının...
...gerçeğinin yanında ne kadar sönük kaldığını biliyorum.
Anıların için teşekkür ederim.
Şu anda sahip olduğum tek şey onlar.
Arabamda dört yastık var.
Pekâlâ, çocuklar, herkes birer eşya alsın ve benimle eve gelsin.
Hemen.
- Ona göz kulak ol, tamam mı? - Tamam.
Jeremy, yatağı taşımama yardım eder misin?
Ben Bayan Farecik.
Gözlerini kapatıyor...
Bacağını yiyor.
Anladım; ama neden... ne dedi ki?
En azından herkes, ya da neredeyse herkes kendi odasında kalacak.
Çünkü Jeremy'nin o büyük feribotla okula gitmesini istemedim.
Sorunlara hep kulağını tıkıyorsun.
Hep güzel ve iyi şeyleri duymak istiyorsun.
Evet, ama bu şekilde hiçbir şeyi tartışamayız!
Bilmiyorum...
Hayır. Cevabın hayır olduğunu biliyorsun.
Buraya gelmelisin.
Bizi ziyaret etmelisin.
Gitmeye hazır mısın? Çalışmam gerekiyor.
Evet, evet, hemen geliyorum.
Tamam, kapatmam lazım, gitmemiz gerek.
Anne, arabanın anahtarı!
Hadi ama! Bırak da geçeyim, hadi!
Gel.
“Ve sonunda yaprak dökmeyen bir ormana dönüşür.
Bozulmuş bir alana yerleşen ilk bitkilere öncü türler denir.
Ormana dönüşme sürecineyse ardıllık denir.”
Balıkçılın iki farklı avlanma yöntemi vardır.
Ya avın kendisine gelmesini bekler ya da onu çok dikkatli bir şekilde takip eder.
Biri yuvayı korurken...
...diğeri her geçen gün artan besin ihtiyacını karşılamak için balık avlar.
Zaman geçtikçe...
...yetişkinler arasındaki ritüelleşmiş alışverişler giderek seyrekleşir...
...ve aralarındaki güçlü bağ zayıflamaya başlar.
Sonunda koloniyi terk ettiklerinde, bu bağlar tamamen ortadan kalkar.
Uçuş yolu bazen başka bir kuş tarafından engellenir.
Rüzgârın yönü ve şiddeti de yere inmesini zorlaştırabilir.
Bu yüzden tekrar havalanır ve yeni bir iniş dener.
Hayır, lütfen dokunma!
Genç balıkçıllar artık tam büyüklüklerine ulaşmıştır ve kendi başlarına bırakılırlar.
Ya içgüdülerinin rehberliğinde...
...ya da yetişkinleri beslenme alanlarına kadar takip ederek yiyecek bulurlar.
- Teşekkürler. - Dikkatli ol.
- Gidelim. - Gidelim.
Önce bizim eve gidelim.
Sabırsızlanıyorum.
Annene havuza girebilir miyiz diye sorabilirsin belki.
Havuza girmeyi çok isterim. Senin mayolarından birini ödünç alabiliriz.
Gidelim!
Tam şurada.
- Dansını yaptın mı? - Yaptım.
Ben yaptığını görmedim!
Biliyorum.
Başlamadan önce dans etmelisin.
- Mutlaka dans et. - Bu bizim geleneğimiz.
Burada bekleyelim.
Kızlar!
- Yardım edin! - Sakin ol.
- Yardım edin! - Bunu tut.
Sakin ol.
İşte böyle! Sıkı tutun yeter!
Bunu neden yaptın canım?
Beni de seni de kızdırmak istiyor.
Neden benimle İngilizce konuşuyorsun?
Çünkü böyle anlaşmıştık.
Peki.
- Macarca konuşabilirim. - Hayır.
Kafası karışık, ama delirdiğini söyleyemeyiz.
- Ve... - Delilik böyle bir şey değil.
Sadece, oğlum hakkında böyle şeyler söylemeni istemiyorum.
O benim de oğlum, biliyorsun.
Yani, onu bu halde bırakmak delilik.
“Tepki vermeyin, kendi şakalarından sıkılana kadar bekleyin,” demişlerdi.
Yani... bilemiyorum...
Lütfen ona bir bak, lütfen.
Hâlâ dışarıda mı?
Jeremy hakkında ne düşünüyorsun? Davranışları nasıl?
Bilmem...
- Sence neden böyle davranıyor? - Bilmiyorum anne.
- Nasıl gitti? - Saçın neden ıslak?
Fıskiyenin altında oynadık.
Açar mısın?
Alo?
Evet, onu görüyoruz.
Evet, sadece ilgi çekmek için yapıyor.
Hayır. Hayır, teşekkür ederim.
Evet.
Evet.
Hayır, sana katılıyorum. Evet.
- Kimdi? - Jason. Karşıda oturan...
Oğlumuzun ön kapının basamaklarında öldüğünü bize haber vermek istemiş.
Of...
Ona durumun farkında olduğumuzu, endişelenmemesini...
...ve yakında kendine geleceğini söyledim.
06:47'de uyandım.
Ben de... 07:00 civarında.
Okyanusta...
Nasıl desem... Yunuslarla ilgili ilginç bir şey var biliyor musunuz?
Nasıl ilginç?
Bazen yunuslar bir balon balığı bulup, ona hep birlikte saldırırlar ve...
...sırf kafayı bulmak için...
...kafasına vurup onu bir futbol topu gibi oradan oraya fırlatırlar.
Gerçekten.
- Kes şunu! - Yemek yiyişini izlemek istemiyorum.
Yemeğinizi bitirin, beş dakika sonra çıkıyoruz.
Çocuklar, mayolarınız nerede biliyor musunuz?
Benim mayom yok.
Tamam, o zaman bu iç çamaşırlarını giyersin, kimse fark etmez.
Tamam.
Dinle, şu sonu gelmez... “iş”i bırakmalısın.
Bütün yaz boyunca her gün çocukları oyalayamam.
- Of ya... - Deliriyorum.
Daha da mı?
Sasha, gel. Gidelim.
Hoşça kal.
Jeremy, hadi.
Jeremy.
Jeremy!
Jeremy, hadi artık ya!
Hemen buraya gel!
Kemerlerinizi takın.
Kaldıramazsın, çok ağır, neredeyse 25 kilo falan.
- Fazla yok. - Bir bakayım.
- Dört tane falan var. - İşte burada epey büyük bir tane var.
- Bir kolu kopmuş. - Yerine koy şunu ya!
Yapma!
Sana verdiğim parayı mı aldı?
Hayır.
Arabaya gidelim.
Jeremy nerede?
Annem geliyor.
704, 705, 706...
...707, 708, 709...
...710, 711...
...712, 713, 714, 715.
Gel.
Yürü hadi!
Kes şunu!
Kaza yapmamı mı istiyorsun?!
Bir de ben deneyeyim.
Hadi ya!
Oraya düşmedi ki...
Oluyordu be!
- Yav he he. - Ama ayak yapmayacaksın...
Baba, annem nerede?
Randevusu var.
Ne tür bir randevu?
Baba, ne tür bir randevu?
Hadi, bana bir şey çiz.
Ta-da!
- Otur. - Yaşasın!
Bu ne işe yarıyor?
Dene bakalım.
Çok güzel.
- Şey yapmam lazım... - Şu.
- Bayan Farecik olacak. - Evet!
Biliyorum.
- Ne kadar büyük. - Bu kulağı.
- Geri taşıyabilirim. - Aa, dur, kovayı ben yapacağım.
- Birazcık şöyle çek. - Tüh ya!
Evet, sonra bu... Bunu, yavaşça yapman gerek.
Bunu da sen yapar mısın?
- Kayık. - Evet.
İşte oldu.
Aynen, kanka.
Baksana, benimki su aldı.
Bak, mavi kayık hâlâ yüzüyor.
Benimki de yüzüyor.
- Ama biraz hırpalanmış görünüyor. - Aynen.
- Şuna bak. - Sen de ister misin?
- Hayır. - Keyfin bilir.
Sadece hoş şekiller bulmaya bakın...
...ve kompozisyona odaklanın, tamam mı?
İyi gidiyorsunuz, devam böyle.
Birinci ders: Sakın bunu yapmayın.
Henry.
Vakit tamam.
Bu kim?
Benim.
Zaman geriye doğru akıyor. Bu bir zaman bükülmesi.
Evet.
- Harika. - Bu gerçekten çok havalı.
Selam!
Bu aşamada hemen fark edeceğiniz şey...
Jeremy, onu sabitleyici banyoya koyar mısın?
Nasıl gitti?
Nasıl gitti?
Nasıl yani?
Korkunçtu; ama bu da ne?
Ne yapıyorsun sen?
No comments yet. Be the first to leave one.