200 ensimmäistä riviä.
NETFLIX SUNAR
İyi günler.
Küresel pandemi koronavirüsün ilerleyişine dair
canlı gelişmeleri vereceğimiz özel bir programla karşınızdayız.
Koronavirüs krizi hakkındaki
Bakanlar Kurulu olağanüstü toplantısından sonra
Başkan'ın birkaç dakikaya varması bekleniyor.
İyi günler sevgili yurttaşlar.
Bugün devlet başkanına
yarınki olağanüstü Bakanlar Kurulu toplantısında
İspanya'da ülke çapında 15 gün sürecek olan
bir alarm durumu ilan edileceğini bildirdim.
Sorun nedir?
İyi misin?
KARANTİNANIN BİRİNCİ GÜNÜ
Adı ne?
Bilmiyoruz. Henüz tek kelime etmedi.
-Ya parmak izleri? -Üzerinde çalışıyoruz.
Annen?
Göstermiyorlar.
Erkek arkadaşın?
Karantinaya girdi.
Komiserim, parmak izi sonuçları geldi.
Adı Saioa Blanco.
Neredeyse üç aydır kayıpmış.
Ayaklarında ve ellerinde bağlanma izleri var.
Gözlerinin ve vücudunun durumuna bakılırsa
bunca zaman hapsedilmiş.
İyileşecek mi?
Nöroloğun ne diyeceğine bakacağız.
Travma sonrası stres uzmanı da bulmamız gerekiyor.
İşimiz bitti.
Aşağıda bekleyeceğim.
Biraz girebilir miyim?
Bir dakika.
Yerel merkezden Komiser Samuel García.
Komiser Muavini Ramos, Memur Altuna.
Saioa'yı bulanlar.
Maske takmalısınız. Bu ciddi bir virüs.
İzninizle.
Kız nasıl?
Hâlâ şokta,
araştırmaya bilgi sahibi olmadan başlayacağız.
Bize emredilen,
karantina ihlalini önlemek ama bir ihtiyacınız olursa
kartım bu.
Teşekkürler.
Bir 911 ihbarı gelmiş.
Bir şoför kızı San Vicente kavşağında görmüş.
Picu Siana yolu üzerinde.
İnanılmaz.
Annesi hariç hepimiz öldüğünü sanıyorduk.
O hiç umudunu kaybetmedi.
Onu aramalıyız, değil mi?
Biz ararız.
Vaka bizim. Sorunları da bizim.
Bir şey demedim.
Ayrıca kadına iyi haber vereceğiz.
Kızını görünce çok korkacak.
Kızı hayatta.
Başka bir şeyi umursamaz.
Kim o?
Komiser García ve Komiser Muavini Castro, Ulusal Polis.
Sizinle konuşmalıyız.
Julia López?
Onu buldunuz mu?
Kızınızı bulduk.
Hayatta.
Durumu nasıl? İyi mi?
Kaçırılmış.
İyileşmesi zaman alacak
ama önemli olan hayatta olması.
Tamam mı?
Evet.
Maskenizi takın lütfen.
Alarm durumundan ötürü tüm personele ihtiyacım var.
Bu vakayla tek başınıza ilgileneceksiniz.
Vay be, dünyanın sonu gelmiş gibi.
Belki de gelmiştir.
-Yarın görüşürüz. -Görüşürüz.
Carlos?
-Merhaba. -Merhaba.
-Nasılsın? -Hafif ateş ve öksürük var.
-Hadi ya. -Merak etme. İyiyim.
Ya sen?
Eh işte…
Bir vakamız var.
HUZUREVİ
Anne.
KARANTİNANIN İKİNCİ GÜNÜ
20 Aralık'ta kaybolmuş.
Sabah erkenden bisikletle evden çıkmış.
Bisikleti çukurda bulunmuş, ondan iz yokmuş.
Yakın çevresini, bölgedeki suçluları araştırmışlar ama sonuç çıkmamış.
Sıfırdan başlamamız gerek.
Bak, San Vicente kavşağı.
Merak etme, bugün yağış yok.
Bahara da sadece dört gün kaldı.
Yani? Burada baharda da kışın olduğu kadar yağmur yağar.
İlerleyelim.
Polis!
Dur, polis!
Dur!
Kımıldama!
Sakin ol.
Dizlerinin üstüne çök!
Şahsi kullanım için.
Burada iş yok patron. Geçinmemiz lazım.
Kahrolası hippiler.
Alo?
-Saioa uyanmış. -Gidelim.
Geldiler.
Merhaba. Travma Sonrası Stres Merkezi'nden Paz Nogueira.
-Komiser García. -Muavin Castro.
Kız ne durumda?
Güçsüz ama annesini tanıdı ve hemen bağ kurdu.
-Ne zaman konuşabilir? -Saatler de sürebilir aylar da.
Pekâlâ.
Söyleyeceği ya da çizeceği her şeyin çok yararı olur.
Şu an yapılacak son şey onu hatırlamaya zorlamak.
Hassas bir durum ama onu kaçıran kişi kaçabilir.
Ya da başka bir kızı kaçırabilir.
Ona kendini güvende hissettirmezsek konuşmaz.
Sizce ne kadar sürer?
Bilmiyorum ama annesi ve ben size yardım etmek için her şeyi yapacağız.
Çok teşekkürler.
-Ya kızın babası? -Bir madende ölmüş.
-Baş şüpheli üvey babasıymış. -Neden?
Kız kaybolmadan kısa süre önce boşanmışlar.
Ziyaret edelim.
Ne istiyorsan yap.
Ricardo Marquina?
Vay be, Saioa hakkında denenler doğruymuş.
Bulundu, değil mi?
Hadi ama, polis olduğunuz çok belli.
Durumu nasıl?
İyi, yaşıyor.
Vay canına, inanamıyorum. Julia nasıl?
Yeni sindiriyor.
Ne istiyorsunuz?
Ben zaten araştırıldım,
meslektaşlarınız defalarca buraya gelip her yeri aradılar.
Saioa'yla pek anlaşamadığınızı duyduk.
Yine başladık.
Üvey babasıydım, o da ergendi
ve iyi anlaşamıyorduk, hatta ondan nefret ediyordum
ama ömrümde bir kez bile… Çok açık konuşuyorum,
ömrümde bir kez bile ona el kaldırmadım.
Tamam mı?
Tutuklama emriniz falan yoksa işim başımdan aşkın.
İşte.
Günaydın.
Sorun nedir?
Ekiptekiler senin üzerine iddiaya girdi.
Cidden mi?
Bahisler ne durumda?
Çoğuna göre Paskalya'dan önce çuvallayacaksın.
-Bir aydan az var. -Yani heyecan artıyor.
Sen neye bahse girdin?
Artık içmiyorum dedin ve sana inanıyorum.
Bak. Geçen hafta Koreli bir kadın St. James Yolu'nda
kızı cipe zorla bindirdiği için adamı ihbar etmiş.
Manuel Gómez, "Köpek Katili".
Yaşadığı yere bak.
San Vicente kavşağının yanı.
Evet.
Tanrım!
İşte geldik. Burası.
Siktir!
Sus!
Kulübene git!
Kulübene.
Burada kimse yok.
-İçeri girip bakalım. -Emin misin?
İçeride bir yatak var.
Evimde ne işiniz var? Siktirin gidin buradan!
-Polis! -İndir silahı!
İndir silahı!
Neden evimdesiniz?
Sakin ol. Bir şüpheliyi arıyoruz. Burada saklanıyor olabilir.
Ahırımda mı?
Evet. Girip bakabilir miyiz?
Çok kısa sürer.
Silahı ver.
Hiç kimse yok.
-Yatak ve yemek neden var? -Ha, o mu?
Kuzenimin. Ava çıktığımızda burada kalır.
Serseri çok dağınık.
-Silah ruhsatlıdır herhâlde. -Elbette.
Ne iş yapıyorsun?
-Kim? Ben mi? -Evet.
İlçedeki evlerin su sayaçlarını kontrol ederdim
ama şirket dava açtı ve şimdi işsizim.
Geçen hafta bir kıza saldırdığın ihbar edilmiş.
-Konu nedir? -Olanları anlat.
Hiçbir şey yapmadım.
Bir yanlış anlaşılmaydı.
Oviedo'da bir şeyler içtim. Eve dönerken yolda kızı görüp durdum.
Ona asıldım, o da ilgilendi, ben de başka bir şey istediğini sandım.
Ellemeye çalıştım, korktu.
No comments yet. Be the first to leave one.