200 ensimmäistä riviä.
NETFLIX SUNAR
Şeyi seçeceğim…
Fıstıklı olsun.
Niye fıstıklı dedim ki? Hiç sevmem.
Üzgünüm. Fikrimi değiştirdim. Pardon.
Şey olsun…
Şey…
Vanilyalı.
Kahretsin, herkesi bekletiyorum.
Üzgünüm. Yine fikrimi değiştirdim.
Meyveli ama sütsüz bir şey istiyorum.
Şey olsun…
Limonlu.
Ben Sole Santoro.
Hayatım boyunca yaygın anksiyete bozukluğuyla yaşadım.
Ne olduğunu bilmiyorsanız şanslısınız.
Anksiyetenin çeşitli seviyeleri var. Evet. Ben mi? En üst seviyedeyim.
Neden bana baktı? Her neyse.
Dr. Basile son zamanlarda çok ilerleme kaydettiğimi söyledi.
Düşünüyorum da haklı aslında.
Bir yıldır ne panikatak geçirdim ne de ilaç aldım.
Etrafımdaki herkes benim bilmediğim
bir sır biliyormuş gibi geliyor.
Canım!
-Merhaba. -Selam baba.
-Herkese merhaba. -Merhaba Sole.
Kim tatile gelmiş, biliyor musun?
Peppino. Baldızımın kuzeni.
Kim, anladın mı? Uzun olan…
Yakışıklı biri. Evet.
Mühendis olmak üzere!
Öyle mi?
Gianni.
25 yaşındayım, sevgilim yok diye beni umutsuz bir kız kurusu gibi görüyor.
-Yolda. Aperitif alalım. -Sole'nin gitmesi lazım.
Evet, gitmeliyim.
-Nereye? -Önemli bir randevusu var.
-Kusura bakmayın. -Güle güle!
-Güle güle. -Güle güle.
Gianni, burayı sevmememin sebeplerinden biri.
Aslında çok güzel bir yer ama…
Seçebilseydiniz nereye gitmek isterdiniz?
Doktor Basile. Çok tatlı, değil mi?
Ama çok zor sorular soruyor.
Aslında…
Bilmiyorum.
Sadece…
Emma buradayken her şey çok daha kolaydı.
Burada yaşıyordu.
Hep birlikte büyüyeceğimizi, hiç ayrılmayacağımızı düşünmüştüm.
Sonra Xavier'le tanıştı
ve onunla Paris yakınlarındaki Giverny'de yaşamaya başladı.
-Hoşça kal. -Güle güle.
Hoşça kal.
-Hoşça kal. -Güle güle.
Onu hiç bu kadar mutlu görmemiştim.
23 gün sonra 25 yaşına gireceğim.
Birçok insanın hayatının en güzel dönemi. Benim için…
Neyse.
Tanrım!
Anne!
Komşuyla konuşmamışsın! Bana yalan söyleme!
O köpek hiçbir şey olmamış gibi tek başına dolaşıyor.
Gel, sana bir sürprizim var!
Savanada yaşıyoruz sanki!
Massimo.
Emma'nın abisi.
Kim geldi, gördün mü?
Mimar olmak için Milano'ya taşındı, bir daha dönmedi.
Sole.
Son iki yılda onu defalarca aradım.
Hiç cevap vermedi.
Kardeş gibiydik.
Lafın gelişi kardeş çünkü kendimi bildim bileli ona âşığım.
Seni görmek çok güzel.
Kim bilir neden döndü?
Kahve.
Teşekkürler Elide.
Burada olman çok güzel.
Ne kadar kalacaksın?
Emin değilim. Bir süre kalmak istiyorum.
-Güzel. Sana meyve suyu getireyim. -Meyve suyu istemiyorum.
Peki ya kız arkadaşın?
Annen fotoğraflarını gösterdi. Çok güzel bir kız.
Sosyal medya hesabımı
dünyanın en şanslı kızı Vittoria Sala'nın hesabıyla karşılaştırmaya
kaç saat harcadım, hiç sormayın.
Meyve suyun.
Seni görmeye gelecek mi?
Hayır. Aslında Vittoria'yla ayrıldık.
Üzgünüm. Bilmiyordum.
Kalırsan Sole'nin doğum gününde burada olursun.
-Anne, hadi ama. -25 Ağustos'ta. Elbette.
25 Ağustos'ta 25 yaşına girecek. Altın doğum günü.
-Kutlamalıyız, değil mi? -Evet.
Hâlini görüyor musun? Hiç değişmedi. Hep aynı.
Onu sevmem, bunu sevmem. Kime çekmiş, bilmiyorum. Beni delirtecek!
Seni gördüğüme çok sevindim.
Ben de çok sevindim.
Anlatsana.
Ne kaçırdım?
Ne oldu?
-Burada mı? -Evet.
Ne olacak?
Ya sen?
Üniversite?
Hayır, aslında bıraktım. İş arıyorum.
Anladım.
Bir süre kalacak mısın?
Sole, sana bir şey vermeliyim.
SOLE'YE
Emma'nın el yazısı bu.
Neden sende?
Evde, odasında buldum.
Gitsen iyi olur.
Sole, bekle.
Git.
Hoşça kal.
34 eksi beş…
Santoro tahtaya gel.
Sole.
Sole!
Santoro?
Tahtaya gel.
Merak etme, benim.
Nefes alamıyorum.
Çok güzel.
-Bir şey mi oldu? -Hayır, bir şey yok anne.
-Emin misin? -Evet.
Gider misin lütfen?
-Bu gece Lucia'nın partisi var, unutma. -Tamam.
GELEN ARAMA MASSIMO
-Hadi ama, şanslıydım. -Nasıl?
Bir doktora pozisyonu vardı ve o aldı.
Bu şans değil, yetenek tatlım.
Lucia, doğum günü kızı.
Buranın sahibi ve annemin en yakın arkadaşı olan
Betta'nın kızı.
Hep bizim de onlar gibi yakın olmamızı istediler, başaramadılar.
Arkadaşım!
Mutlu yıllar.
Geldiğin için teşekkürler.
-Lucia! -Elbette.
Arkadaşım! Geldiğin için teşekkürler!
Sole!
Sole. Merhaba!
Merhaba!
Bu Miriam, Lucia'nın kardeşi.
Roma'da yaşıyor, her sınavda birinci
ve gördüğünüz gibi Apulian soslu Julia Roberts gibi.
Sole. Bir aile dostumuz.
Bunlar da Giulia ve Marta.
Üniversiteden arkadaşız, Roma'da da oda arkadaşı olduk.
Bir süre benimle kalacaklar.
-Merhaba. -Merhaba.
Sıradaki doğum günü partisi onun!
Hayır, lütfen.
Ne? Altın doğum günü. Yerel bir gelenek.
Sole, tatlım.
Seni hiç görmüyoruz. Nerede saklanıyorsun?
Ne yapıyorsun? Okuyor musun, çalışıyor musun? Sevgilin var mı?
Deneme! Beni duyuyor musunuz?
Lucia'ya
kadeh kaldırmak istiyorum.
-Lucia, tatlım. -Anne!
Gel buraya.
Sağ ol canım.
Geldiğiniz için teşekkürler.
25'inci doğum günün ve doktoran için.
-Mutlu yıllar. -Tebrikler tatlım.
Bu gece burada, herkesin önünde sana teşekkür etmek istedim.
Hayatımıza kattığın neşe,
zekân,
itimatın
ve cesaretin için.
Lucia yarın Londra'ya gidiyor. Bir hedefine daha ulaştı.
Yaşasın!
Yaşasın!
-Hepinize teşekkürler. -Şerefe!
Hadi dans edelim!
-Massimo. -Sole, dinle.
Yalancısın.
Ailen Emma'nın eşyalarını toplarken ikimiz de oradaydık.
-O mektup orada değildi. -Bekle.
-Biliyorum. -Şöyle oldu…
-Sen… - Bekle.
-O sana verdi, sen de bana göndermedin. -Haklısın ama…
Ölmeden önce Emma'yla kavga ettik, biliyor muydun? Hayır!
-Açıklayayım. -Utanmalısın!
Konuşmama izin ver.
"Sevgili Sole.
Seninle kavga etmek kadar acı veren bir şey yok.
Ben de seni özledim.
Gittiğim için kendimi suçlu hissediyorum.
Seninle yaşlanmak istiyorum. Ama Xavier'le de yaşlanmak istiyorum.
Ne yapacağımı bilmiyorum. Haklısın. O hediye iyi bir fikir değildi.
Ama artık uzakta yaşasam bile bana her zaman güvenebileceğini
söylemek istemiştim.
Bir sürü şeyden korkuyorsun.
Çok fazla şeyden.
No comments yet. Be the first to leave one.