200 ensimmäistä riviä.
Ya paranız ya canınız!
Çık dışarı!
Çık, dedim!
Dikkat et! Hanımları üzmek istemeyiz.
Tanrım, hayır.
Onları korkutup
- mücevherlerini nerede sakladıklarını… - Buraya!
…söyletmek istemeyiz.
Kendi iradeleriyle söylemelerini istiyoruz.
- İradeyi tanımla Algernon. - Nasıl patron?
İnsanın bir şeyi gönüllü olarak yapma arzusu.
Matematikçileri mazur görün hanımefendi.
Kafaları cebir ve geometriyle o kadar dolu ki
görgü kurallarını unutuyorlar.
Şimdi şöyle olacak,
ben sizi zahmetsiz cazibem ve neşeli sohbetimle eğlendirirken
Algernon ve Chumley
- eşyalarınızı karıştıracak. - Patron, bıçağı var.
Benim üzerimde bir şey deneme canım
çünkü denersen olanları anlatacak kadar yaşayamazsın.
Pekâlâ.
Eller.
Patron!
Bunlar da ne evlat?
Bunu ben hallederim. Sen git ve kendini akla.
Kıyafetin güzelmiş.
Bu çizmelerle dolaştığımı hayal edebiliyorum.
Ne zaman hazır olursan.
- Sen… - Ne?
Erkek değilsin.
Yani?
Altın mı o?
- Ne altın mı? - Parmağındaki yüzük.
Evet.
Bunu davaya bağışlaman gerekebilir.
Beni duymadın galiba bayan.
- Dedim ki… - Hayır, duydum.
Seni görmezden geliyordum.
Uyarayım, bana bulaşmak istemezsin.
Seni sevdim. Gerçekten. Tam bana göre bir kadınsın.
Ne yazık ki
- iş, zevkten önce geliyor. - Evet.
Şimdi sana söyleneni yap.
Hadi.
İyi misiniz?
Merhaba.
- Tanrım. - Ne?
KRALİÇE FERMANI ARANIYOR.
ISAMBARD TULLEY YİRMİ STERLİN ÖDÜL
Hadi. Buraya. Vur.
Hadi. Buraya.
Hadi.
Hadi.
- Korkma. - Al.
Üzgünüm bayım.
- Bu ne? - Domuzun idrar kesesi.
Burada bir şey mi oldu?
Thomas Blancheford kıyameti koparıyor.
Aman tanrım.
George hanginiz?
Git babanı çağır.
Baba! Dükkân.
Adamla sen ilgilen kızım.
İçkinin yerini biliyorsun.
Kadın içki istemiyor. Seni istiyor.
Kadın mı?
Merhaba baba.
Roxy! Roxy nerede? Roxy!
- Senin Nell geri döndü! - Ne?
Nell! Senin Nell. Geri döndü.
Nell öldü.
Dul kaldım.
Yüzbaşı Jackson öldü.
Blenheim Muharebesi'nde havaya uçup ikiye bölündü.
Senin de onun yanında
öldüğünü duymuştuk.
Neden herkesin bana tuhaf baktığını merak ediyordum.
Birkaç gece burada kalabilir miyim diye merak ediyordum.
Biz ayak bağları alakayı kestiğini sanıyordum.
Gösterişli yüzbaşınla
o kapıdan çıkarken en son bunu söylemiştin.
Evet, şey…
O zamandan beri çok büyüdüm.
Nell.
Nelly!
Sana bir bakayım. Şuna bak.
Bana Nelly deme.
Pekâlâ.
Bu ne?
Babam düzgün bir mezar için para vermedi.
Biz de bunu yaptık.
Gitmene çok sinirlendi.
Çıkarsam sorun olur mu?
Tüylerimi ürpertiyor.
Çıkar Nelly.
Nell. Özür dilerim.
Gidelim.
Lort Blancheford neden kıyameti koparıyor?
Lort Blancheford değil.
- Onun oğlu. - Thomas.
- Onu hatırladın mı? - Hayır.
- Büyüdü. - Kötü ve aptal.
Eğlence anlayışı bu.
Neden kimse bir şey yapmıyor?
Çünkü hepimiz kiracısıyız.
Ya da babasına bir şey olduğunda öyle olacağız.
Roxy, komşularım burnundan soluyor.
Roxanne, silkelensen iyi olur.
Epeydir kayıp olan ablamın ölümden döndüğünü söyler misin?
Söyledim ama inanmadı.
- Merhaba Nelly. - Merhaba.
- Gitsem iyi olacak. - Evet.
- Son uyarımı aldım. - Buraya gel.
- Gidip babamın gönlünü almalısın. - Alacağım.
Thomas'ın en kötü yanı Roxy'den hoşlanıyor olması.
- Öyle mi? - Tavernaya sarhoş geliyor,
bir şeyler söylüyor ve babam kılını kıpırdatmıyor.
Atımla ilgilen evlat.
Aç mısın?
"Evet, hadi saman yiyelim."
Sana biraz saman verelim.
Sana yine mi vurdu?
"Evet ama arkamı kolladım. Onu iki kez üstünden attım."
Güzel.
Efendim.
Tünaydın.
Thomas, bu sabah kâhyam
köyden gelen bir heyeti ağırladı.
Senin bir adamın atını vurduğuna dair olağanüstü bir hikâye anlatmışlar.
Kazara oldu.
Sarhoş olduğunu söylediler.
Sokaklarda dolaşıp insanları korkutmuşsun.
O at, Nathan Halliday'in geçim kaynağıydı.
Bu insanların hayatlarından hiç anlamıyor musun?
Ben onların sulh hâkimiyim. Adalet için bana geliyorlar.
Bir gün, Tanrı yardımcıları olsun, sana gelecekler.
Bana gülüyor musun?
Kesinlikle hayır.
Harçlığını kesiyorum.
- Ne? - Düzgün
davranacağına güvenene kadar.
Seni mirastan menettirmeye zorlama.
Tanrı biliyor, bu çok cazip
çünkü kız kardeşin bin kat daha güvenilir.
Büyü artık.
Tanrı aşkına. Herkesin iyiliği için.
O zamana kadar da köyden uzak dur.
Bana düzgün bir mezar taşı almak için para vermediğin doğru mu?
Eşekle birlikte kulübede uyuyabilir.
- Sadece bir gece. Ona söyle. - Bir gece mi?
Kalbimi kırdın hanımefendi. İkinci kez yapamazsın.
Evet. Bir gece.
Pekâlâ.
Evde kalabilirsin
- ama çalışacaksın. - Ne zaman çalışmadım ki?
Düzgün kıyafetler giyebilirsin.
Benim elbisem yok.
Sahanlıktaki dolaba bak.
Elizabeth öldükten sonra tüm eşyalarını sakladım.
Bence sana bir mezar taşı alırdı
ama öldüğünü düşünmek hoşuna gitmiyordu.
Teşekkürler.
Tıpkı annene benziyorsun.
Buraya gel.
Buyurun! Yumulun!
İnsanın kızı her gün ölümden dönmüyor!
Bu bir mucize Sam Trotter!
Baksana George.
Nelly'yi getir kızım. Herkes görmek için can atıyor.
Hadi, hadi.
Aşağı inecek.
Güzel görünüyor. Önden bir bakayım.
Çok iyi görünüyorsun Nell.
- Öyle mi? - Evet. Rahat mı?
Hayır. Bu ne böyle?
- Onu özlüyor musun? Yüzbaşı Jackson'ı. - Nell!
Babam hemen aşağı inmeni istiyor.
Herkes seni kendi gözleriyle görmek istiyor.
Herkes savaşı dinlemek istiyor.
Kılıcın nerede?
Onu biraz özledim
ama
ölmüş olsa bile
beni bıraktığını sanmıyorum.
Mesela bugün haydutlar yolumu kesti.
- Yok artık. - İçlerinden biri de bana vurdu. Evet.
Sanki…
Bilmiyorum. İçimde bir şey oluyor.
Bir de…
O an beni görmelisiniz.
Dokunulmaz oluyorum.
Bu odur.
Thomas.
- Evet! Buckleigh, seni soytarı. - Evet.
Gel buraya.
- Evet. - Avantajlı başlangıç.
Hadi oğlum.
Bir şey mi kutluyorsun Trotter?
Hayır.
Kızın nerede?
No comments yet. Be the first to leave one.