132 ensimmäistä riviä.
Hakuna matata
Ne güzel bir söz bu
Hakuna matata
Geçmez bu moda
Takılma sakın Hayatta hiçbir şeye
Dertsizlik demek bu felsefe
Hakuna matata
İşte bu!
Hakuna! Matata! Timon ve Pumbaa
Hakuna! Matata!
Takılma sakın Hayatta hiçbir şeye
Dertsizlik demek bu felsefe
Hakuna matata
Timon ve Pumbaa
BORA BORA'DA
Çanlar çalsın Hiç durmasın
Ne eğlencelidir ilerlemek karda
Tek atlı, üstü açık bir kızakla
Hey...
Timon, şu kar tanesinin büyüklüğüne bak.
Tropik bir hafta sonu İşte planımız bu
-Tropik bir hafta sonu -Kayak yapmak hayal oldu
Evet Pumbaa. Yamaçlarda kaymak yerine sahile akacağız.
-Al, şu şalı tak. -Hangi şalı?
Şaşaalı şalı.
Klasik espriler asla bayatlamıyor.
Hayat bize güzel be Timon.
Temiz okyanus havası, öğle yemeğinde yosun...
Etrafta da kimsecikler yok.
Dokunulmamış ve bize özel tropik bir cennet.
Dış dünyanın bozamadığı bir yer.
Evet.
Madem sahildeyiz, hakkını verelim, değil mi Pumbaa?
Pumbaa?
Pumbaa!
Unga bunga. Sersemler!
Yenmekten kurtuldum mu?
Metin ol eski dostum Pumbaa.
Ben, Timon, korku nedir bilmeyen arkadaşın
seni kurtaracağım.
Metin olman lazım!
Güçlü olman lazım!
Ayrıca... Şaka yapıyorsun.
-Merhaba Pumbaa. -Timon, iyi ki geldin.
Beni bırakmalarını söyledim ama el pençe divan duruyorlar.
Ne kâbus ama. Eminim çok acı çekiyorsundur.
Baksana.
Tartar sosun azalmış. Demek tam vaktinde gelmişim.
-Kızgın mısın yoksa? -Kızgın mı?
Niye kızgın olayım?
Seni pastırma yaptılar diye ödüm koptu! Meğer sefa sürüyormuşsun.
Çıkar bakayım o tacı.
Unga bunga, yakalayın!
-Ne oluyor? -Sanırım onları kızdırdın.
Kızdırdım mı?
Ah be Pumbaa, tam aksine.
Çok yanılıyorsun. Neler olduğunu görmüyor musun?
Liderlik yeteneğimi ve üstün zekâmı görüp senin yerine beni kral yaptılar.
Tabii ki itiraz etmeyeceğim.
-Neden dersin? -Neden?
Dostum Pumbaa'ya yardım için her şeyi yaparım.
-Çok iyi bir dostsun. -Elimden geleni yapıyorum.
Unga bunga, dağa!
Nereye gidiyorsunuz?
Herhâlde taç giyme törenine ya da kahvaltıda krep yemeye.
Sen merak etme, döneceğim.
Kralınız, lideriniz, başkanınız ve hatta imparatorunuz olarak
birkaç talebim olacak.
Öncelikle adanın tüm kabileleri arasında
barış ve ahenk görmek istiyorum.
Evet, güzel.
Bir de bir milyon dolar istiyorum.
İnci, istiridye ya da ugala da olur.
Hatta siz bana bir milyon istiridye verin, barış işine sonra bakarız.
Öyle daha iyi.
Üçüncü olarak her sabah kürkümü taramanızı istiyorum.
Sert bir fırça olsun.
En iyisi istiridye ve kürk tarama işini önce yapalım, daha kolay.
En son kabile barışına bakarız.
Özetleyelim. Kalem kâğıt alın.
Önce bir milyon istiridye, sonra kürkümün taranması,
bir sürü davul, altın bir kano, tumba dersleri,
jakuzisi olan bambu bir kulübe ve sonuncusu neydi?
Hatırladım, barış yasası.
Tamam, jakuziyi yapmasanız da olur!
Ne yapıyorsunuz? Durun!
Lavdan korkarım. Cildim erimiş kayaya karşı çok hassastır.
Lütfen! Beni lavlara atamazsınız.
Ne isterseniz yaparım! Ne olursa!
İşte yemeğin. Boğazında kalsın.
Yani...
Ben garsonunuz Timon.
İşte krallara yaraşır yemeğiniz haşmetli Pumbaa.
Ne onur kırıcı.
Banyonuz için çamur getirdim.
Zahmet olmuş, teşekkürler Timon.
Harika iş çıkarıyorsun sevgili kulum.
Kusura bakma Timon.
Çok kibarsınız yüce ve haşmetli çakma kral hazretleri.
Buna devam edemem, gitmeliyiz.
-Henüz olmaz. -Nedenmiş?
Diğer toynağımı yap.
Unga bunga, büyük sorun!
Ufaklığın nesi var?
Unga bunga, ateşi yak.
Timon, sanırım ateş yakmamı istiyor.
Bana bakma, "ormanın kralı" olan sensin.
Sanırım denemekten zarar gelmez.
Başardım.
Başardım!
Evet, başardın.
Unga bunga, yalancı!
Başımız belada.
Unga bunga, yakalayın!
Topukla!
Yol bitti.
-Ne yapacağız Timon? -Tek çözüm var.
Samba!
Unga bunga, sersemler!
Kafama o asayı yemekten bıktım.
Hafta sonları yerli numarası yapmak sıkıcı.
Üniversiteye dönelim.
Unga bunga, geri gelin! Unga bunga, depozitomuz yanacak!
Timon, sanırım onları atlattık.
Galiba.
Hadi, gün bitmeden sahile dönelim.
Müteahhitler.
SASKATCHEWAN'DA AŞK
Yüksek uçan Saskatchewan böceği.
Evrendeki en leziz, en enfes böcek.
Dikkat Timon! Sola git.
Hayır, öbür sola.
No comments yet. Be the first to leave one.