Bardo, falsa crónica de unas cuantas verdades
200 ensimmäistä riviä.
-Çıkmak istemiyor. -Ne?
İçeride kalmak istiyor.
İyi de neden?
Dünya çok boktan, diyor.
Alerjiniz var mı?
-Hayır ama… -Lütfen kıpırdamayın.
-Peki. -Bacaklarınızı açın lütfen.
Nefes alın.
-Rahatlayın. -Peki.
Başarabilirsin ufaklık.
Tamamdır. Bitti.
-İyi iş çıkardınız. -Bravo.
İşte bu kadar.
Bravo.
-Ne oldu? -İçeride kalmaya karar verdi.
-Kim? -Mateo. Çıkmak istemiyor.
İçeride makas vardı.
Şimdi ne olacak?
Bilmiyorum.
Kendini nasıl besleyecek?
Beni yer herhâlde.
Seni de.
BARDO, BİR AVUÇ DOĞRUNUN YALAN YANLIŞ GÜNCESİ
Metro Expo Hattı'na hoş geldiniz.
Bu trenin son durağı
Santa Monica Merkez İstasyonu'dur.
Bir sonraki durak Expo Park/USC İstasyonu.
Bu normal mi?
Şu ses. Normal mi?
Metro'yu tercih ettiğiniz için teşekkürler.
Güvenliğimiz en büyük önceliğimiz.
Değerli eşya ve paranızı ortada bırakmayarak bize yardım edin.
Sorun olduğunda Metro güvenliğini çağırın
ya da 888-950-SAFE yardım hattını arayın.
Bir şey görürseniz bildirin.
Bir sonraki durak La Cienega Jefferson İstasyonu.
Çoğu insanın dedikodu sandığı şey meğer gerçekmiş.
İki ülke arasında artan gerilimin ardından…
Siktir.
…Meksika Başkanı Carlos Soler
Dışişleri Bakanı'yla görüşmek için Beyaz Saray'ı ziyaret etti.
Detaylı bilgimiz yok ama kaynaklarımıza göre
ABD hükümeti, Amazon'un
Meksika eyaleti Baja California'yı satın alma planını onaylamış olabilir.
Evet, doğru duydunuz. Amerikan çokuluslu şirketi Amazon
Meksika'nın Baja California eyaletini satın almak istiyor
ve ABD hükümeti de bunu destekliyor.
Başkan Halbrook ve Soler basın konferansında bunları söyledi.
Sınırlar insan yapımıdır.
Bu sınırlar da insan ihtiyacına tabi olmalıdır.
Sınır, aşağı çekilse bir üçüncü dünya bölgesi
vaat edilmiş birinci dünya ülkesi olabilir.
Meksika Başkanı Soler ve ben bu tarihi alımın
iki ülkeyi de onurlandırmasını istiyoruz.
Emperyal boyutların bu ekonomik entegrasyonunu kutlamalıyız.
Müzakere, işgal değil.
Bu satıştan fayda sağlayacak olan Meksika halkıdır…
Sizi bekliyor.
Büyükelçi Jones.
Bay Gama.
Sizi kaleye mi yerleştirdiler?
Hayır, akşam burada bir etkinlik var, Meksika hükümeti konuşma yapmamı istedi.
Akşamüstü prova var.
Buralara kadar geldiniz, kusura bakmayın.
Hayır, sorun değil.
Bir an Başkan Halbrook sizi Meksika İmparatoru olarak atadı sandım.
Daha değil.
Dışarıda neler oluyor?
Bildiğiniz üzere
Meksika-Amerika Savaşı'nın bitişinin 175. yılı için kutlama yapıyoruz.
-"Kutlama" mı? -Anma töreni.
Evet ama açıkçası o bir savaş değildi. İşgaldi.
İki tarafta da gencecik adamlar birbirine silah tuttu.
-Çok can kaybedildi. -Birkaç bin kişi kaybettiniz.
Biz fazlasını, ülkemizin de yarısını kaybettik.
Açıkçası siz kaybetmediniz.
Haklısınız çünkü direkt el koydunuz.
-Parasını ödedik. -Evet.
Evet, 15 milyon peso.
Geçmişi konuşmayalım. Çay alır mısınız?
Hayır, sağ olun.
Aylardır Başkan Halbrook'la röportaj yapmaya çalışıyorum.
Hatta özel kalemine
Beyaz Saray'ın peyzajını ücretsiz yaptırma sözü bile verdim.
Siz de!
-Sonunda size yardım edebilirim galiba. -Sahi mi?
Başkan'la Oval Ofis'te bir saatlik özel röportaja ne dersiniz?
-Ciddi misiniz? -Evet.
-Ama sizden bir ricamız olacak. -O kadarını anladım.
Başkan, Latin Amerika için önemli bir ses olduğunuzu biliyor.
Aylardır yeni anlaşma için çalışıyoruz.
-O yüzden onunla konuşmak istiyorum. -Dinleyin.
Bu yönetimin, Meksika başta olmak üzere Latin toplumuyla köprü kurması çok mühim.
Siz de kazandığınız Alethea Ödülü'yle
harbi gazetecilik dünyasında önemli bir yere geçeceksiniz.
Konuşmamı değiştirmeyi kabul etmem, biliyorsunuz.
-Yazmadınız sanıyordum. -Yazmadım.
O zaman değiştirmenize de gerek kalmaz.
Belki bu özel röportajı düşünerek yeni bir konu bulursunuz.
Neyse, siz bir düşünün.
Sakıncası var mı?
Hadi bakalım.
Sizi geçireyim.
Aileniz nasıl?
İyi, teşekkürler. Herkes iyi.
Bana buraları gezdirmeniz gerekecek.
Çocukken buraya gelirdim.
Burada mı okudunuz?
Yok, Niños Héroes'u öğretmek için getirirlerdi bizi.
-O ne, biliyor musunuz? -Evet.
Yok. Hayır, bilmiyorum.
Meksika-Amerika Savaşı'nın sonlarına doğru bir grup harbiye öğrencisi
Amerikalı askerler tarafından bu kalede kuşatılmış.
İşin aslı şu, bildiğiniz katledildiler.
Ama zaman içinde bu olay bir efsaneye dönüştü.
Ne efsanesi?
Hepsi çocukmuş.
Evet.
O yüzden onlara Çocuk Kahramanlar diyoruz.
Yüce yurttaşlar!
Düşman eline düşmeden evvel
anavatanımızın bayrağını yanıma alıyorum!
Efsane, Meksika'nın üstünde yükselsin
ve sonsuza dek bize sığınak olsun!
Ha siktir.
Siz konuşmanızı yazdınız mı?
Anca Meksikalılar rezil bir yenilgiyi efsanevi bir zafere dönüştürebilir.
Señor Silverio?
-Başınız mı ağrıyor? -Biraz.
Meksika'ya döndüğüm ilk birkaç gün rakım ve kirlilik beni hep mahveder.
Başkente gelince babama da aynısı oluyor.
-Öyle mi? -Evet.
Meksika bir ülke değil, ruh hâlidir der.
İyiymiş. Baban nasıl?
İyi. Oaxaca'dan çıkamıyor. Amfizem onu mahvetti.
-Çok yazık. Ona selamımı söyle. -Olur. Eczaneye uğramamı ister misiniz?
Yok. Sağ ol Antonio.
Radyoda duydum, Luis Valdivia'nın TV programına çıkacakmışsınız.
Evet. Ben istemedim ama Lucía nasıldır, bilirsin.
Bana zorla daveti kabul ettirdi.
Ama… Son belgeselinizle ilgili dediklerini duymadınız mı?
Luis'in mi? Yok. Ne demiş?
İyi şeyler değil efendim.
Malinche'den betermişsiniz.
Gazeteciliğe ve kim bilir daha nelere hiç saygınız yokmuş.
Kurgu belgesel bu Antonio.
Dalga geçmesini bilmezsen ciddiye alınmayı hak etmezsin.
İşin aslı, belgeselinizi izlemedim.
Ama o adamı televizyonda gördüm ve sinirlerimi hoplattı.
Luis toplantısını bitirmek üzere ama makyaj odasında yanına gelirmiş.
Tebrikler maestro.
Hoş geldin.
Merhaba. Teşekkürler!
En son ne zaman kanala gelmiştin?
30 yılı geçmiştir herhâlde.
30 mu? Benim yaşım o kadar.
Tekrar hoş geldin. Buyur.
Hoş geldin.
Açabilir misin?
Tekrar Bocaguanga'dayız.
İnanamayacağınız bir son dakika haberimiz var.
Kimse ona yardım etmeye kalkmadı. Trenin son durağındaki son yolcuydu.
Lanet gringolar.
Temizlikçi kadın bulmuş. Vatandaşımız Bayan Refugio Domínguez.
Merhaba Refugio.
-Merhaba. -Bugün ona ulaşmayı başardık.
Onunla konuşma imkânımız olacak.
Hoş geldiniz. Bize olanları anlatın.
Her zamanki gibi vagonu temizlemek için trene bindim, boş olmadığını gördüm.
İlk başta adamı sarhoş sandım çünkü buralarda normal bir şey bu.
Ama sonra yerdeki balıkları gördüm. Hepsi ölmüştü…
Hadi ama!
Evet! Hadi! Dikkat!
Gitme! Ben…
-…yedi, sekiz… -Oraya giremezsin!
Bekle!
Silverio, ben… Üzgünüm. Affedersin!
Silverio, bekle.
Durun!
Senkronize değilsiniz!
-Tania, sağa dedim! -Siktir git! Sen ne anlarsın?
Tania, hep aynı boku yiyorsun!
Herkes yerini alsın.
Priscilla, yerine geç. Beş, altı, yedi, sekiz.
Bu taraftan.
Geldik. Seni burada bırakacağım.
-Teşekkürler. -Rica ederim.
Hayal mi görüyorum?
Merhaba Marta.
Silverio Gama.
Afganistan'da mayına basıp paramparça oldun sanıyordum.
Buradayım. Tek parça. Şimdilik.
-Ne kadar oldu? -Yıllar.
Asırlar.
-Üzgünüm, gerçekten… -Meşguldün. Biliyorum.
Ama iki belgesel arası bir dakika bulup ziyaretime gelebilirdin.
Hadi, otur.
-Bunu mu giyeceksin? -Çıkarayım mı?
Evet yani.
Luis senin adına sevinmeyi çok denedi.
No comments yet. Be the first to leave one.