200 ensimmäistä riviä.
- Selam. - Hanımlar, bekleyin!
Ben...
Bir. İki. Üç. Bekle! Hayır!
Hey!
Aman Tanrım! Televizyonunuzun ayarıyla oynamayın.
Bu gece şovu ve evet, bir kadınım.
Aslında bakın.
Televizyonunuzun ayarlar menüsüne girin
ve yumuşatma ayarını yüzde 100'e çıkarın.
Daha iyi değil mi?
Ben Deborah Vance.
Sağ olun.
1970'lerde gece sunucusu olmayı denedim
ama pek olmadı.
Yani bu benim ikinci perdem.
Ve...
Teşekkürler.
İKİNCİ PERDE ŞU DEMEK. KİMSE BANA
İkinci perde...
Şu demek...
Şey...
Pardon.
Hey. İyi misin?
Göğsüm. Kalp krizi.
- Doktoru çağırın! Derin nefes. - Sorun yok.
Tamam. Sakin ol.
- Derin nefes. - Teşekkürler.
- Geldim. - Sakin olun.
Nabzınıza bakacağım. Bu akşam ne yediniz?
Yarım kap yoğurt ve 10 badem.
- On badem mi? - Tamam, yedi. Ama büyük boy.
Bence bu panik atak.
Panik atak falan değil! Hiç panik atak geçirmedim.
Panik atak kalp krizi gibidir.
Öyle duymuş. Devamlı kriz geçirmiyor.
- Bir şey yemiyorsun. - Bundan söz etmesene!
Hanımlar! İşte yemek konuşmak yok. Tabaktaysa menüde değildir.
Ellerim karıncalanıyor.
Nabzınız sadece biraz yükselmiş.
Yani kalp krizinden çok panik atak gibi görünüyor.
Bir yere uzanıp biraz sıvı alın.
- Monologa başlamıştım. - Sorun yok, Deborah.
Kostümlü prova bunun için zaten.
- Biraz dinlen. İki gün var. - İyisin.
- Tamam. - Seyirciyi gönderin.
- Seyirciyi gönderin. - Nefes al.
- Hadi biraz uzanın. - Tamam.
Sakin ol. İyi olacaksın.
- Tamam. - Ödüm koptu.
Hey. Bakmaya geldik.
- Ben iyiyim. - Tamam. Şey...
Panik atak geçirdiğimde
odadaki nesneleri saymak beni sakinleştirir.
Yani. Koltuk. Yastık. People's Choice Ödülü.
Panik atak değildi ve o Cable Ace Ödülü!
- Tamam. - Sesleri biraz düşürsek mi?
Tamam. Panik atak değildi. Biraz sahne korkusu.
Ne dedin? Sahne korkusu mu? Bu ne cüret?
Kariyerim boyunca sahne korkum olmadı!
Saddam Hüseyin'in karşısında sahnedeyken bile
ki onu reddettikten sonra! Bu bir kalp sorunuydu!
Tamam.
Yüksek ses şeması çıkarttırmayın bana.
- Yardım ediyordum. - Aman kalsın!
- Senin suçundu! - Kalp sorunun olması mı yani?
Evet! Çünkü daha güçlü bir açılış gerek ve sen çok kötü bir yazarsın!
Tamam, bakın, sinirler biraz gerildi,
yani Ava, Deborah'yı biraz rahat bırak da dinlensin.
Bu konuya döneriz. Belki dönmeyiz. Bilemiyorum. Yani...
Tabii.
Lamba. Tepsi.
Kızgın kadın.
- Merhaba, Merrill. - Merhaba. Deborah nasıl?
Bence o iyi. Her şey fazla geldi.
Peki Eva nasıl?
Ava? Ben?
- Tabii. - Evet. İyiyim.
O kadar yorgunum ki bir odaya neden girdiğimi unutuyorum.
- Bunu bilirim. - Hey, şey diyecektim.
Seninle çalışmak bir şeref. Garip davranmak istemem.
Letterman'ın yaratıcılarındansın.
- Ve ben de daha gencim ama... - Sakin ol. İşini çalmayı hiç istemem.
Çok stresli bir iş.
Cehennem azabı demek istemem ama bu işi ancak bir deli yapar.
- Aynen. - Evet.
- Doğru. - Şimdiki işimi seviyorum.
Salı, Çarşamba, Perşembe geliyorum. Klasik danışman yapımcı menüsü.
Arada bir üç gün müsait olmam gerekiyor.
- Menünün kötü kısmı da bu. - Gayet iyi.
Bu arada istediğimde köpeklerimi getirmeye başlayacağım.
Yani alerjin varsa alerji hapı al derim.
Sen...
- Çav. - Çav.
Niye geldim? Kahve.
Bilemedim. Koltuk altlarımı uzun gösteriyor gibi.
Sakın olumsuz konuşma. Koltuk altların çok güzel.
- Nasılsın bakalım? - İyi.
Bunu sormanızdan bıktım.
Evet, ben de. Bunu geride bırakmalıyız, değil mi?
Şey, dinle. Yarın programdan sonra Mother Wolf'a yer ayırttım.
Bayılacaksın.
İlk bölüm olduğu için konuklarla yemek yemem daha iyi.
Elbette. Bu doğru. Ünlüler ünlülerle takılır.
- Başka zaman. - Başka zaman.
Hadi ama, gülümseyince daha şirin oluyorsun.
- Winnie! - Merhaba!
Dünden sonra nasılsın bakayım dedim. Nasıl hissediyorsun?
Sorduğun için çok sağ ol. Ben iyiyim.
Önemli bir şey değil.
Utanılacak bir şey yok. Ama sağlığından emin olmak için
Beverly Hills'deki kardiyoloğumdan
senin için bir randevu aldım.
O en iyisidir.
Biraz mıncıklar ama iyidir.
Hayır, hayır, gerçekten. Çok tatlısın. Ama ben iyiyim.
Tatlı değilim.
Galeride çok para saydım
ve bir külüstür almadığımı bilmeliyim.
Görüşürüz.
- Günaydın. - Deborah Vance. Randevum vardı.
- Geldiğinizi haber vereyim. - Teşekkürler.
Beverly Hills Kardiyoloji.
Pardon Bayan Burnett. Hatırladınız mı?
- Deborah Vance? - Elbette.
Planet Hollywood açılışında tanışmıştık. Nasılsın?
Evet. İyiyim.
O geceyi asla unutmam. Gıda zehirlenmesi geçirmiştim.
Duvarda Indiana Jones kamçısı varsa balık yeme.
Biliyor musun, senin için çok mutluyum.
Bunu bir kadının yapmasının zamanıydı.
Evet. Sağ ol.
Şey, ben... Sen olmasan yapamazdım.
Senin programın. Küçük bir kızken bunu yapmanı izlerdim.
Bunu benim de yapabileceğimi hissettirdi.
Çok tatlısın.
Biraz acı çünkü yaş farkımızın altını çiziyorsun
- ama çok tatlı, çok tatlı. - Pardon.
Şey...
- Bir sorum var. - Tabii.
Hiç sahne korkusu oldu mu?
Evet. İlk başta oldu.
Sahne korkun olamaz.
En az benim kadar uzun süredir yapıyorsun.
Yani hiç olmamıştı.
Şimdiye kadar.
Hep şey derlerdi,
"seyirciyi çıplak hayal etmeyi dene."
- Evet. - Bu biraz ürkütücü.
Hatta seyirci yaşlandıkça mide bulandırıcı oluyor.
Yani, bende işe yaramadı. Ama şu işe yaradı.
Seyirci arasından tek bir kişi seçer ve programı onun için sunardım.
Evet.
Evet. Neden geldin?
Hiç. Doktor çok yakışıklı.
- Bayan Burnett? - Evet. Tamam.
Dinle. Sen harika olacaksın.
- Hep öylesin. - Sağ ol.
Tabii 1980'lerde yaptığın Lifetime filmi hariç.
Onu beğenmedim.
Hadi bakalım, kızım!
Hazır mısınız?
- Selam. - Merhaba.
Büyük gün.
İlk bölümü izlemek için yazarları Lubitsch Bar'a götüreceğim.
Onlarla izlersen hoş olabilir.
Yemek randevum var. Sonra evde izleyeceğim.
Tamam. Peki. Şey...
Stacey olmadan birbirimizle konuşmamalıyız.
SEYİRCİ GİRİŞİ
Affedersin.
Eskiden beraber yaşadığım bilgisayar ekranı kirli kız değil misin?
Josefina!
İnsan tenine hasret kalmışsın.
- Pardon. - Sorun yok.
Biraz zor geçti. Tanıdık bir yüz görmek hoş.
Büyük şov için heyecanlıyım!
Seni özledim.
Neden hiç yemeğe gelmiyorsun?
Şu anda evde istenmiyorum.
- Ama seni özledim. Los Angeles nasıl? - Bayıldım!
Bu gece 70 milimetrede Wings of Desire izleyeceğim.
Los Angeles beni sinema tutkunu yaptı.
Merhaba.
İyi haber. Erma Kasırgası, tropik fırtına seviyesine düşürüldü.
Kötü haber, kasırga esprilerini artık yapamayız.
- Kahretsin! - Alternatif espriler burada.
- Meşgulsün. İşine dön. - Pardon.
Gitmek istiyorum çünkü bu stresli ve eğlenmeye geldim.
- Görüşürüz. - Peki ya...
- Onunla yatar mısın? - Üzüm kız mı?
- Dolgun ama. Koca göğüslü. - Tamam. Rol çalma ama.
Üç shot fındıklı macchiato.
Sıcak! Bu da ne böyle? Buzlu dedim! Aptal!
Tamam. Sorun yok. Ben içerim. Sağ ol.
- Hemen kaybol! - Pardon.
- Ne yapıyorsun sen? - Ne?
Baş yazar ve sunucunun menajerleriyiz.
Buradaki herkese güç sahibi olduğumuzu
göstermemiz gerekiyor. Hem de herkese.
- Yarı goril modundayım. Ne var? - Yarı goril modu mu?
No comments yet. Be the first to leave one.