Queen of Tears

Queen of Tears (눈물의 여왕)

Lataa Turkish -tekstitys

Kausi 1

Julkaisutiedot

Queen of Tears S01E11 1080p NF WEB-DL DDP2 0 H264-[OnlyKDrama com]
Kommentaari OnlyKDrama

Tunnisteet

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
1080
Julkaistu: 2024-04-13
Lataukset: 89
Kuulovammaisille: No

Turkish tekstityksen esikatselu

200 ensimmäistä riviä.

QUEEN OF TEARS

Du-gwan!

Bak!

İnanmıyorum!

ESKİ CEO HONG HAE-IN'İN HASTALIĞI

-Amanın! -Dur Du-gwan!

Du-gwan!

Ayakkabılarını unutma!

Mi-seon!

Çünkü bana

çok az ömrümün

kaldığı söylendi.

Teşhis ne zaman kondu?

Başkan Yoon biliyor muydu?

Hae-in.

Henüz ölemem.

Sana söylemediğim

bir şey var.

Yolu açın!

Önemli değil.

Sana hiç içerlemedim.

İşe yaradığı yok.

Sinirim bozuluyor.

Yollarımızı ayıralım. Boşanmak istiyorum.

Kastetmeden söylediğim onca sert söze rağmen…

…bunca yıl yanımda olduğun için

sana teşekkür etmedim.

Onu seviyorum.

Seni seviyorum Hae-in.

Seni seviyorum.

Yaşamayı daha da istememin sebebi sendin.

Giremezsiniz.

İçeri girmenize izin yok.

Daha vaktim var sanıyordum.

ACİL

Hong Hae-in'i arıyoruz.

Hanımefendi, Hong Hae-in nerede?

Henüz herkesten özür dilemedim.

YOĞUN BAKIM ÜNİTESİ

Özür dilerim.

Her şey için özür dilerim.

11. BÖLÜM

Hani onu bulamamıştın?

-Şimdi şöyle… -İn.

Buna hakkın yok. Hastane senin değil.

Başkanı görmeye gidiyordunuz. İzin vermiyorum. İnin asansörden.

Oğlun sana ihanet edip babamı buraya getirdi.

Hâlâ babamın yasal vasisi olduğunu mu sanıyorsun?

Buna izin verir miyim?

Kendim inerim.

Dokunma lütfen.

Of ya.

Durun! Bırakın!

Durun!

ACİL ÇIKIŞ

-Aç kapıyı. -Kusura bakmayın, açamam.

Sana demedim. Kapıyı aç.

Ben de!

Ben de gireyim!

Bak. Sana yalvarıyorum.

Lütfen. Bunca zaman sana kaba davrandığım için özür dilerim.

Lütfen affet beni.

Bırak babamı bir kez olsun göreyim.

Lütfen.

Ayağına mı kapanayım?

Söyle.

Tamam.

Tamam mı? Gerçekten mi?

Ciddi misin?

Ama sonra hemen gideceksin. Yoksa seni dışarı attırırım.

Teşekkür ederim.

Baba?

Baba!

Baba!

Baba!

Kendine gelmişsin!

Seninle gurur duyuyorum!

Aferin sana!

Yapmayın böyle.

Kim olduğumu bilmiyor musunuz?

Aman be.

Baba!

Ne oluyor? Vefat mı etti?

Baba!

Baba!

Pis karı.

İşin bitti senin.

Seni yasal vasisi yaptıysa ne olmuş?

Kendine geldi.

Vekaletname geçersiz oldu. Haksız mıyım?

Evet, doğru.

-Bir dakika. Doktorunu… -Kes sesini!

Polis çağır.

Baba.

O yaptı, değil mi?

Seni bu karı hasta etti, değil mi?

Sen kimsin?

Baba…

Of ya!

Beni niye kovuyorsunuz?

Lanet olsun ya.

YOĞUN BAKIM ÜNİTESİ

Hae-in'in nesi var?

Anne…

Hastalığı ne?

Tomografi sonucuna göre beyinde akut şişme var.

Beyin tümörü hücreleri dokulara baskı yapıp

beyindeki basıncı anlık olarak artırmış.

Basıncı düşürüp…

Beyin tümörü mü?

Ne demek oluyor bu?

Hae-in'in durumundan haberin var mıydı? Söyle, var mıydı?

-Canım. -Peki bize niye söylemedin? Niye?

Onca zaman ne yaptın?

Hasta olduğunu bize söylemeliydin.

Niye sakladın?

-Dur. -Yine kandırdı bizi!

Durumu bizden sakladı.

Hae-in çok hasta ama o, bizi kandırdı.

-Bu sefer ne planlıyorsun? -Dur, dedim.

Kızmaya hakkımız yok.

Özür dilerim.

Onun anne babasıyız

ama durumdan bihaberdik.

Açıklayın lütfen.

Lütfen

durumunu ayrıntılı biçimde açıklayın.

Bayan Hong'da Bulut Sitom hastalığı var.

Bir tür habis beyin tümörü.

Normal tümörler büyük bir yumru hâlinde olur

ama bu tümör hücreleri

Bayan Hong'un kafatası sinirlerine bulut gibi yayılmış durumda.

Dünyada çok az rastlanan bir vaka.

O yüzden tedavisi zor oluyor.

Özür dilerim anne.

Size daha önce söylemediğim için gerçekten çok üzgünüm.

Muhtemelen Hae-in öyle istemiştir.

Saklamak çok zor olmuştur.

Hae-in anne babasının

üzülmesini istemedi.

O yüzden size durum iyiye gidince söyleyecekti.

Umarım yanlış fikre kapılmazsınız.

Baba.

Uçsuz bucaksız okyanusun ortasında

Tek başına duran mütevazı barakada

Balıkçı bir baba yaşardı

Genç kızı da yanında

Bir tanecik, bir tanecik

Clementine'ım benim

Niye çekip gittin de

Bıraktın ihtiyar babanı

MR sonuçlarına göre

beyin kanaması ve kafa travması vasküler demans yapmış.

Ön ve temporal loplardaki hasar

mantıklı düşünmesini, bir şeyleri hatırlamasını önlüyor.

Şu an için beyni toparlanana dek beklemekten başka çare yok.

Ona iki hafta verelim.

Yani iyileşebilir mi?

Vakadan vakaya değişir. Garanti veremem yani.

Seon-hwa.

Şaşkınsındır.

Ben de yeni duydum…

Hasta olduğunu biliyordun.

"Pişman olacağın şeyler yapma" demenin sebebi o.

Üzgünüm.

Herkes biliyormuş.

Benim dışımda herkes.

Ama anne,

ben de ciddi bir meseleyle uğraşıyorum, dedim.

Merak etmiyor musun?

Mesele büyük de küçük de olsa ne yapacağını bilirsin sen.

Tabii.

Kendi işimi

kendim görürüm.

Aman ya. Abartmasana.

Bende de kansızlık var.

İyi uyuyamadığım için benim de başım dönüyor.

Soo-cheol da iyi durumda sayılmaz.

Hepimiz çile çekiyoruz.

-Ne? -Hae-in olayı ne?

Doğru mu? Hasta mıymış?

Ailesi bilmiyordu bence.

Soo-cheol bile.

Şoka girmiştir.

O yüzden mi aradın?

Bir ricam olacak.

Onda kaygı bozukluğu var. Strese girince oluyor.

Ciddi bir rahatsızlık. İlacını almalı.

İlacı yanında değildir.

Evde olacaktı. Birine söylesen de gidip alsa?

-İlaç… -Bana bak.

-Cheon Da-hye. -Bayılabilir. Ölebilir bile!

-Bırak ölsün o zaman. -Nasıl bu kadar…

Söyle, ne yapayım?

Onu öldüreyim mi?

Bir daha beni böyle bir şey için arama!

Yoksa onu ben öldürürüm.

Hyun-woo.

Bence sebep bu.

Nasıl yani?

Kommentit

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left