200 ensimmäistä riviä.
QUEEN OF TEARS
Du-gwan!
Bak!
İnanmıyorum!
ESKİ CEO HONG HAE-IN'İN HASTALIĞI
-Amanın! -Dur Du-gwan!
Du-gwan!
Ayakkabılarını unutma!
Mi-seon!
Çünkü bana
çok az ömrümün
kaldığı söylendi.
Teşhis ne zaman kondu?
Başkan Yoon biliyor muydu?
Hae-in.
Henüz ölemem.
Sana söylemediğim
bir şey var.
Yolu açın!
Önemli değil.
Sana hiç içerlemedim.
İşe yaradığı yok.
Sinirim bozuluyor.
Yollarımızı ayıralım. Boşanmak istiyorum.
Kastetmeden söylediğim onca sert söze rağmen…
…bunca yıl yanımda olduğun için
sana teşekkür etmedim.
Onu seviyorum.
Seni seviyorum Hae-in.
Seni seviyorum.
Yaşamayı daha da istememin sebebi sendin.
Giremezsiniz.
İçeri girmenize izin yok.
Daha vaktim var sanıyordum.
ACİL
Hong Hae-in'i arıyoruz.
Hanımefendi, Hong Hae-in nerede?
Henüz herkesten özür dilemedim.
YOĞUN BAKIM ÜNİTESİ
Özür dilerim.
Her şey için özür dilerim.
11. BÖLÜM
Hani onu bulamamıştın?
-Şimdi şöyle… -İn.
Buna hakkın yok. Hastane senin değil.
Başkanı görmeye gidiyordunuz. İzin vermiyorum. İnin asansörden.
Oğlun sana ihanet edip babamı buraya getirdi.
Hâlâ babamın yasal vasisi olduğunu mu sanıyorsun?
Buna izin verir miyim?
Kendim inerim.
Dokunma lütfen.
Of ya.
Durun! Bırakın!
Durun!
ACİL ÇIKIŞ
-Aç kapıyı. -Kusura bakmayın, açamam.
Sana demedim. Kapıyı aç.
Ben de!
Ben de gireyim!
Bak. Sana yalvarıyorum.
Lütfen. Bunca zaman sana kaba davrandığım için özür dilerim.
Lütfen affet beni.
Bırak babamı bir kez olsun göreyim.
Lütfen.
Ayağına mı kapanayım?
Söyle.
Tamam.
Tamam mı? Gerçekten mi?
Ciddi misin?
Ama sonra hemen gideceksin. Yoksa seni dışarı attırırım.
Teşekkür ederim.
Baba?
Baba!
Baba!
Baba!
Kendine gelmişsin!
Seninle gurur duyuyorum!
Aferin sana!
Yapmayın böyle.
Kim olduğumu bilmiyor musunuz?
Aman be.
Baba!
Ne oluyor? Vefat mı etti?
Baba!
Baba!
Pis karı.
İşin bitti senin.
Seni yasal vasisi yaptıysa ne olmuş?
Kendine geldi.
Vekaletname geçersiz oldu. Haksız mıyım?
Evet, doğru.
-Bir dakika. Doktorunu… -Kes sesini!
Polis çağır.
Baba.
O yaptı, değil mi?
Seni bu karı hasta etti, değil mi?
Sen kimsin?
Baba…
Of ya!
Beni niye kovuyorsunuz?
Lanet olsun ya.
YOĞUN BAKIM ÜNİTESİ
Hae-in'in nesi var?
Anne…
Hastalığı ne?
Tomografi sonucuna göre beyinde akut şişme var.
Beyin tümörü hücreleri dokulara baskı yapıp
beyindeki basıncı anlık olarak artırmış.
Basıncı düşürüp…
Beyin tümörü mü?
Ne demek oluyor bu?
Hae-in'in durumundan haberin var mıydı? Söyle, var mıydı?
-Canım. -Peki bize niye söylemedin? Niye?
Onca zaman ne yaptın?
Hasta olduğunu bize söylemeliydin.
Niye sakladın?
-Dur. -Yine kandırdı bizi!
Durumu bizden sakladı.
Hae-in çok hasta ama o, bizi kandırdı.
-Bu sefer ne planlıyorsun? -Dur, dedim.
Kızmaya hakkımız yok.
Özür dilerim.
Onun anne babasıyız
ama durumdan bihaberdik.
Açıklayın lütfen.
Lütfen
durumunu ayrıntılı biçimde açıklayın.
Bayan Hong'da Bulut Sitom hastalığı var.
Bir tür habis beyin tümörü.
Normal tümörler büyük bir yumru hâlinde olur
ama bu tümör hücreleri
Bayan Hong'un kafatası sinirlerine bulut gibi yayılmış durumda.
Dünyada çok az rastlanan bir vaka.
O yüzden tedavisi zor oluyor.
Özür dilerim anne.
Size daha önce söylemediğim için gerçekten çok üzgünüm.
Muhtemelen Hae-in öyle istemiştir.
Saklamak çok zor olmuştur.
Hae-in anne babasının
üzülmesini istemedi.
O yüzden size durum iyiye gidince söyleyecekti.
Umarım yanlış fikre kapılmazsınız.
Baba.
Uçsuz bucaksız okyanusun ortasında
Tek başına duran mütevazı barakada
Balıkçı bir baba yaşardı
Genç kızı da yanında
Bir tanecik, bir tanecik
Clementine'ım benim
Niye çekip gittin de
Bıraktın ihtiyar babanı
MR sonuçlarına göre
beyin kanaması ve kafa travması vasküler demans yapmış.
Ön ve temporal loplardaki hasar
mantıklı düşünmesini, bir şeyleri hatırlamasını önlüyor.
Şu an için beyni toparlanana dek beklemekten başka çare yok.
Ona iki hafta verelim.
Yani iyileşebilir mi?
Vakadan vakaya değişir. Garanti veremem yani.
Seon-hwa.
Şaşkınsındır.
Ben de yeni duydum…
Hasta olduğunu biliyordun.
"Pişman olacağın şeyler yapma" demenin sebebi o.
Üzgünüm.
Herkes biliyormuş.
Benim dışımda herkes.
Ama anne,
ben de ciddi bir meseleyle uğraşıyorum, dedim.
Merak etmiyor musun?
Mesele büyük de küçük de olsa ne yapacağını bilirsin sen.
Tabii.
Kendi işimi
kendim görürüm.
Aman ya. Abartmasana.
Bende de kansızlık var.
İyi uyuyamadığım için benim de başım dönüyor.
Soo-cheol da iyi durumda sayılmaz.
Hepimiz çile çekiyoruz.
-Ne? -Hae-in olayı ne?
Doğru mu? Hasta mıymış?
Ailesi bilmiyordu bence.
Soo-cheol bile.
Şoka girmiştir.
O yüzden mi aradın?
Bir ricam olacak.
Onda kaygı bozukluğu var. Strese girince oluyor.
Ciddi bir rahatsızlık. İlacını almalı.
İlacı yanında değildir.
Evde olacaktı. Birine söylesen de gidip alsa?
-İlaç… -Bana bak.
-Cheon Da-hye. -Bayılabilir. Ölebilir bile!
-Bırak ölsün o zaman. -Nasıl bu kadar…
Söyle, ne yapayım?
Onu öldüreyim mi?
Bir daha beni böyle bir şey için arama!
Yoksa onu ben öldürürüm.
Hyun-woo.
Bence sebep bu.
Nasıl yani?
No comments yet. Be the first to leave one.