Kausi 1

Julkaisutiedot

Love is Blind Poland S01E02 tr
Kommentaari dappeloe

Tunnisteet

webdl
Julkaistu: 2026-05-07
Lataukset: 3
Kuulovammaisille: No

Turkish tekstityksen esikatselu

200 ensimmäistä riviä.

Siktir.

En kötüsünü düşünüyorsun. Başka bir kıza yüzük vermedi ya.

-Evet ama… -Çikolata kızım bu.

Daha başkasına da vermemiş.

Hayır, bu davranışının açıklaması olamaz.

Canım benim.

Başka bir kıza daha çikolata vermeyi düşünüyordum.

O yüzden de…

İki kişiye vereceğine hiç vermemek daha iyi.

Benim ondan ne eksiğim var?

-Üzüldüm ama en çok da hüsrana uğradım. -Bu çok normal.

-Hislerim… -Belki doğru adam değil.

Çok utanıyorum çünkü sizin karşınızda da…

-Hayır canım. Yapma. -Yapma böyle.

-Size bir de neler dedim? -Dediklerinden mi utandın?

-Burada durup öyle şeyler söyledim. -Biz biliyoruz.

Çok utanıyorum.

-Ama utanmana gerek yok. -Utanacak bir şeyin yok.

Onun aşkı için rekabete girmek istemiyorum.

Öyle bir şey olmayacak. İlk tercihi değilsem çok yazık.

Vedalaşırız biter.

Merhaba?

Merhaba?

Bir süre bir tek ben konuşabilirim.

Kalbim deli gibi atıyor.

Maalesef dürüstlüğüm

yanlış yorumlandı gibi geliyor.

Beni anlamadığını hissediyorum.

Açıklamamı da istemiyor gibisin.

Ne bileyim, bu durum beni mahvetti.

Ne düşüneceğimi bilmiyorum.

Sen nasıl hissederdin?

Bugün sana bir hediye versem sonra aynı hediyeyi

başka bir adama versem hoşuna gider mi?

Arkadaşça bir jest yapmaktı amaç. Yani…

Bitirebilir miyim?

Bu bana bir seçenekmişim gibi hissettirdi.

-Niyetim o değildi. -Bunu bana açıklamalıydın.

Herkes bilir, hediye gibi şeyleri yalnızca

-en değer verdiğin insana verirsin. -Her şeyi mahvettim, üzgünüm.

Yapma Kamil.

A planı, B planı var gibi görünmesini beklemiyordum.

Neden hediye veresin o zaman? Anlamıyorum.

-Bilmem. Arkadaşça hislerle… -Arkadaşça mı?

Evet.

Dürüstüm. Cidden doğruyu söylüyorum.

Hislerimde de dürüstüm.

Bilmiyorum.

Bu deneyi tam şu an bitirebilirim çünkü ben durduğum yeri biliyorum.

Seninle olmak istiyorum.

Sana yalvarmayacağım. Seçeneklerinden biri olmayacağım.

İlk tercihin olmak istiyorum.

Öylesin. Uzun zamandır öylesin.

Bir daha olmayacak.

Sözüne güveneceğim.

Ben bazen tabiri caizse biraz ahmak oluyorum.

-Biraz da olsa gülümsedin mi? -Gülümsedim.

Sesinde duyabiliyorum.

O zaman öptüm.

Uzun zamandır böyle hissetmemiştim.

Üzüntüden gözyaşı döktüm.

Şimdi de mutluluktan dökülüyor.

Çok canım yanmıştı. Evet kalbim acımıştı.

Çünkü ona âşık olduğumu hissediyorum.

Düşünecek çok şeyim oldu.

POLONYA

Mali konuları açtım aslında.

Kızlara da söyledim, benim için çok şey olmadığını…

Ne oldu tatlım?

-Çok kötü durumdayım. -Neden?

Birilerini reddetmek zorunda kalacağım.

-Hepsi harika. -Biliyorum.

Birine "Üzgünüm, sen değilsin." demek

iki tarafın da kalbini kıran bir şey.

Merhaba!

N'aber Marta?

Zor bir gün.

Senin için zor olduğunu biliyorum.

Kalbimi başka birine açtım.

Ben şimdi…

Bilmiyorum. Yani bir şey demek istiyorum

ama kelimelere dökemiyorum.

Ah, canım, canım, canım.

ERKEKLER SALONU

-Nasıl gitti Kamil? -Bir kız bende ayrıldı.

-Bu hissi unutmuşum. -Ayrıldı mı?

Çok üzücü.

Hikâyemin sonunda hayalimdeki kadınla tatile gidemeyeceğim.

Ama herkes bu kısmın bittiğini biliyor.

En azından hissim bu. Bu iş tamamen bitti.

Nasılsın canım?

İyiyim, sakinim. Her zamanki gibi.

Daha fazla sayfa gerekecek.

-Kimseye göstermesen daha iyi. -Biliyorum.

Yazdıklarını gösterme. Cidden.

Evet.

Yani ben şeyden değil de…

İyi niyetle söylüyorum. Gösterme.

Bence böylesi senin için daha iyi.

Bu işin sonu nereye varacak, merak ediyorum.

Ben de.

Mesela bir hata yapıp pişman olmaktan

korkuyorum. Ya da hayal kırıklığına uğramaktan.

-Reddedilmekten. -Evet, reddedilmekten.

-O da çok zor. -En kötüsü.

-Çok zor. -Kaldırması da zor.

Kendimi aşk üçgeninde buldum.

İstemeden oldu. Kimseye kiminle konuştuğumu söylemedim. Bilmiyordum.

-Merhaba. -Merhaba.

Bu randevuyu dört gözle bekliyordum.

Çok sevindim. Ben de öyle. Bugün ne giyiyorsun?

Uzun beyaz bir kot giyiyorum.

MARANGOZ

Klasik topuklular.

Anladım. Arada spor ayakkabı, sweat gibi şeyler de giyer misin?

Açıkçası sweat giymem. Dolabımda hiç yok. Sen sever misin?

Yırtık kot severim. Bilmem.

Yırtık kot seven bir adamla olmadım hiç.

Müthiş! Ama yırtık olmayan, başka türlü pantolonlarım da var.

-Hepsi yırtık değil yani. -Yırtıklar gerçekten büyük mü?

-Bugün giydiğimin yırtığı büyük. -Öyle mi?

-Sevmeyi öğrenirsin. -İlginç.

-Yırtık kotlar giymeye başlarsın. -Eğlenceli olabilir.

Giderek bana daha çok gülmeni seviyorum.

Evet, başta temel şeyleri,

-ciddi şeyleri öğrenmek istedim. -Güzel.

Ne istediğimi biliyorum.

Sen şu an kendinsin, benzersizsin.

İlişkilerle ilgili durumun nedir?

Polonya'ya ilk sevgilimle geldim. Okuldan beri birlikteydik.

-Evet. -Hayatımın aşkı o sandım.

İki çocuğumuz olur falan sanıyordum. Ama beni aldatıyormuş meğer.

Hayatım orada bitti sandım.

Kalbimin tekrar kırılmasını hiç istemiyordum.

Anlıyorum. Birine yüzde yüz güvenmeye hazır mısın?

Değecek bir şeyse evet.

Malika kızların çoğundan daha olgun görünüyor.

Bence ilişkide partnerini gerçekten güvende hissettirir.

Bu da çok çekici bir şey.

Karakterlerimiz çok benziyor.

Şakalaşıyoruz. Kimyamız tutuyor. Duygularımız da giderek güçleniyor.

Ama…

Kinga'ya da çok yükseğim.

Hep onu düşünüyorum. Sabah sporda da Kinga'yı düşünüyorum.

Görüşmelerimizi iple çekiyorum.

-Merhaba. -Merhaba Krzyś.

-Kinga'cığım. -Evet, Kinga'cığın.

Evet, en güzeli.

EMLAK DANIŞMANI

Bu sözlerine çok sevindim. Beni hiç düşündün mü?

Yani bu çok belli değil mi?

Ben de seni çok düşündüm.

İç geçiriyorum.

Romeo gibi.

-Çok tuhaf. -Nasılsın canım?

Konuşacağız galiba değil mi? Yoksa iç mi geçireceğiz?

Ne güzel. Paylaştığımız bu enerji beni içine alıyor.

-Açıklaması zor. -Evet.

Seninle bulunduğumuz noktadan çok memnunum.

Başka biri gibi davranmak zorunda değilim. Beni anlıyorsun.

Belirli bir şey konuşmuyorken bile

sen beni zaten tanıyormuşsun gibi geliyor.

Birbirimize bazı sorular sormamız gerekmiyor mu?

-Başlayalım. -Pek bir şey bilmiyoruz.

-Evlenmeyi düşünüyorsak… -Bilsek iyi olur.

Hadi, sor bakalım. Çok tatlı.

Tamam.

İki günde âşık olduk, ya sonra?

Sence bir çift ne sıklıkla seks yapmalı?

Bence sık sık yapmalıyız.

Bu cevabı sevdim.

"Bu cevabı sevdim."

Soru sormuyoruz çünkü her şeyi biliyoruz.

Nasıl şey bu?

Öpüşmeyi sever misin?

-Severim. -Çok mu?

Çok. Güzel olur… Dudaklarını görmeyi iple çekiyorum.

Tabii sadece görmeyi değil.

-Krzyś… -Ne?

Ne oldu?

Buraya gel. Sadece sarılsak da olur.

-Öyle mi? -Evet.

Bence bu duvarı yıkabiliriz.

Kolaydır. Bak, ben çok duvar yıktım.

Çok tatlısın.

Bir yanda Kinga, bir yanda Malika.

Hâlâ iki kişiyle görüştüğüm için

çok salak hissediyorum. Keşke bir kişiyle görüşseydim.

Bitiş çizgisine yaklaştığımı hissediyorum.

Duygularımız da güçleniyor.

Mutlu bir surat görüyorum. İyi mi geçti?

Şu haline bak.

-Musmutlu bir surat. -Çok güzeldi.

ERKEKLER SALONU

Krzysztof!

Krzysztof, bir F-16'yla iniş yaptı.

Aklım başımdan gitti. Ne zaman oldu, anlamadım da.

Güzel.

Randevuda not almadığım tek adam o sanki.

Bir şey bilmiyorum. Bakıyorum ne sormuşum.

More Turkish subtitles for Love Is Blind: Poland

Kommentit

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left