Ang unang 200 linya.
Smith yaptığı hamleyle Hindistan takımını daha da zora sokuyor…
Seni gördüğüm anda
Kalbim senin oldu
SON DAKİKA
-Merhaba. -Merhaba.
KYT Haber Saati'ne hoş geldiniz.
Sağ olasın.
-Bugünün haber başlıkları. -Evet?
Myanmar'da yaşanan deprem
binden fazla kişinin ölümüne yol açtı.
-Fransa, Almanya, Japonya… -Vah vah!
-…ve diğer ülke temsilcileri… -Deprem mi? Yazık olmuş.
…kurbanların ailelerine başsağlığı dilediler.
Başsağlığını hak eden türden bir trajedi bu tabii.
ABD başkanı geçen ay
uygulamaya koyduğu gümrük vergilerine dair…
Bu kadar çok kişi öldüyse kaç kişi evsiz kaldı peki?
Beni dinlesene!
Bu sabah Beyaz Saray'da…
Dur bakalım. Ben de seni dinlemeyeceğim.
Haksızlık bu.
Ben seni dinlemedim mi?
Al sana!
Bay Mehta, global rekabet diyorsunuz…
Vaziyet sessiz bir mezarlık kadar korkutucu.
Meteoroloji raporuna göre Delhi ve diğer birçok şehirde
hava kirlilik endeksi 491'e yükseldi.
Söylememiz gerekir ki 491…
Bizim yaşadığımız…
Ben hâlâ aynıyım…
-Jaswant! -Emredin!
Bu gücü nereden buluyor?
-Şoföre söyle, arabayı hazırlasın. -Peki.
Onu alt kata taşısak ya.
Kabul etmiyor.
Baba paratha sıcacık, senin için tereyağı süreyim mi?
Beni istediğin kadar yağla, daha fazla miras alamayacaksın.
Çalışanların önünde benimle nasıl böyle konuşur?
-Sessizce otur işte. -Dedeme hâlâ şaşırıyor musun?
Şu adresi al bakalım. Sargodha'ya gidiyoruz.
Sargodha mı? Orası neresi efendim?
Lahor'a sür sen. Oradan yolu tarif ederim.
Lahor mu?
Delirdin mi? Kaza yapacağız. Önüne bak!
Ama efendim, Lahor diğer tarafta.
Ne tarafı?
Sınırın öte tarafında demek istiyorum.
Sınır mı? Ne sınırı?
Bir daha bu tarafa dön de yumruğu patlatayım.
Kafan nerede bugün?
Beni dinlemiyorsun hiç! Resmen aranıyorsun.
Beyefendiyi aradım da.
Beyefendi mi? Beyefendi benim.
Aklını başına alsan iyi edersin. Yoksa ben sana yapacağımı bilirim.
Sür hadi.
ÇANDIRGAH'A HOŞ GELDİNİZ
-Attari sınırına geldik efendim. -Burası, evet.
Lahor hemen ileride. Orada sağa döneceğiz, hadi.
LAHOR 23 KM HİNDİSTAN-PAKİSTAN SINIRI
Deli misin nesin! Hangi cehenneme gidiyorsun?
Efendim?
Bu kapı ne zamandır burada?
Polis burada ne arıyor? Yine mi hırsızlık oldu?
Bakın efendim, burası uluslararası bir sınır.
O taraf Pakistan. Bu taraf Hindistan.
Ülkenin bölündüğünü unuttunuz mu?
Bölündü mü?
1947 yılında bölündü.
-Neden? -Neden mi?
Neden bölündüğünü mü soruyorsunuz?
Çünkü birileri iki ülke kurulması gerektiğini söyledi.
Bu sayede iki toplum,
daha doğrusu üç toplum, ayrı ayrı yaşayabilecekti.
Bu yüzden iki ülke kuruldu.
-Sebebi… -Sebebi neyse ne.
Mesele şu ki…
…ben diğer taraftanım.
Belki bu tarafa yanlışlıkla gelmişimdir.
Lütfen kapıyı açın, eve gitmek istiyorum.
Artık diğer tarafa gidemezsiniz efendim.
Sargodha.
Evet ama orası başka ülkede.
Önemli işlerim var. Mutlaka bitirmeliyim.
Lütfen beyefendi.
Bekleyin.
-Şoförünü çağırın. -Hayır, ben gidiyorum.
-Efendim. -Gideceğim.
-Yalvarıyorum. -Hayır. Ben…
Ben de size yalvarıyorum.
Bana bir iyilik yapın lütfen.
-Gitmek zorundayım. -Ben…
Benim…
Benim gitmem lazım. Çok acil.
Gitmeliyim…
Efendim?
Doktorumuz muayene etti. Biraz tansiyonu çıkmış.
Endişelenecek bir şey yok.
Şimdi karargâhta dinleniyor. Kısa zamanda ayaklanır.
Bak.
Küpem.
Buraya da bak.
Harabelerin orada düşürdüm.
Ya biri alırsa?
Yavaşla, ah benim yüreğim
Sakinleş
Sakin ol ah benim yüreğim
Sakin ol
Sakin ol ah benim yüreğim
Sakin ol ah benim yüreğim
Sakin ol ah benim yüreğim
Sakin ol
Dümen tut Taşan nehir boyu
Hiddetli fırtınada
Bırak boğulalım, sen ve ben Tutkunun dünyasında
Anılar sarhoş eder seni
Tıpkı eski meyhanelerde içtiğin şarap gibi
Mevsim değişti
Kalbin bahçesinde
Sakin ol ah benim yüreğim
Sakin ol
Sakin ol ah benim yüreğim
Sakin ol
Kalp oydun bir çiçek dalına
Çiçekler kızardı O kalp hızlandığında
Seninle oturduğumuz merdiven basamakları
Şimdi mırıldanıyor geceleri
Kısa bir anlığına gel buraya
Hayatının macerasını yaşamaya
Yavaşça, yavaşça
Aramızdaki mesafe yok olacak
Çok güzel bir aksilik gibi Geleceksin sen başıma
Sakin ol ah benim yüreğim
Sakin ol
Sakin ol ah benim yüreğim
Sakin ol
Sakin ol ah benim yüreğim
Sakin ol
N'aber kanka?
Selam, ben Nirvair.
Memleketim, Pencap'ın en büyük şehri Bradford! Şaka yapıyorum.
Bölünmeden önce en büyük şehir Lahor'du.
Şimdiyse Toronto.
Yap hadi, yap!
Sahneye çıkacak bir sonraki kişi, gündüzleri başarılı bir yazılım mühendisi,
geceleri ise amatör bir komedyen.
Nirvair Grewal'e kocaman bir alkış!
İyi akşamlar Londra.
Benim adım Nirvair. Pencaplıyım.
Memleketim, Pencap'ın en büyük şehri Bradford!
Bölünmeden önce Londra'ydı, üzgünüm, Lahor. Lahor diyecektim.
Başka bir şey anlatayım.
Herkes bilgisayarların, insanların yerini alacağından korkuyor.
Bilgisayarlar her şeyi yapacak, seks hariç.
Anladınız mı? Fiziksel yakınlık.
Yani…
Telefonu kapatsana!
Akışımı bozuyor.
BABAM
Seks bebek yapmak demektir.
Diğer her şeyi bilgisayar yapacak.
Bizim rutinimiz ne olacak?
Sabahları diş fırçalamak yok.
Dişlerimizi dronlar fırçalayacak.
Bir diğeri kahvaltımızı getirip bize havlu uzatacak.
Biz ne yapacağız? Hiçbir şey!
Dronlar TKK ile etkinleşen bir uygulama üzerinden çalışacak.
Tüm gününüzü TKK doldurup şifre yenilemekle geçireceksiniz.
TKK nedir, biliyor musunuz?
Tek kullanımlık kod.
Şakaydı ama.
Bir tane daha anlayım. Bir keresinde…
BABAM
-Selam! -Selam.
-Bu akşam çalışmayacak mıydın? -İstifa ettim.
Bu işten de mi ayrıldın?
Ne yapıyorsun?
Ne yaptığımı bilmediğim için ayrıldım.
-Maaşın da dolgundu oysa… -İçeride konuşalım.
İçeride müziğin sesinden konuşamayız.
Aynen.
Keşke gösterilerin de bu kadar komik olsa.
Sevgilim sonunda geldi.
Sevgili mi? Bunu ne ara kararlaştırdık?
-Alo baba? -Nirvair.
-Efendim? -Babam felç geçirdi.
Dün gece onu kaybedeceğimizi sandık.
12 saat geçti.
İyi olacak ama değil mi?
Sanmam.
Beyninde kanama var.
Pıhtılaşırsa her şey biter.
Ne kadar erken gitse iyi. Çok acı çekiyor.
Bu yaşta ameliyat olamaz.
Biz de sadece bekliyoruz.
"Bunu ne ara kararlaştırdık?"
Sevgilim?
Bu nasıl kararlaştırılıyor?
Söylesene.
İlişki durumumuzu bugün kararlaştıracağız.
-Bu iş böyle yürümez. -Dedem felç geçirmiş.
No comments yet. Be the first to leave one.