Ang unang 200 linya.
Jordan'la tanışma konusunda gergin değilim.
Kişiliğimi ve inandığım değerleri seviyor
ama yine de düşersem ya da çılgınca bir şey yaparsam diye
biraz gerginim.
Dişlerimi fırçaladım.
Umarım her şey yolunda gider çünkü öğle yemeğinde biftek yedim.
Ama bence buna da bayılacak.
Yemeğe düşkün biri.
Umarım beni çekici bulur. İyi bir izlenim bırakmak istiyorum.
Umarım düşmem ya da diz çöktüğümde pantolonum yırtılmaz.
Ama gidip onu görmek istiyorum.
Vay canına!
İnanılmaz görünüyorsun.
- Çok güzelsin. Buraya gel. - Sağ ol.
- Bu çılgınlık. Muhteşemsin. - Bu…
Aman tanrım.
Sana bir şey getirdim.
Bakalım ne düşünüyorsun.
Amber.
- Benimle evlenir misin? - Evet!
Hadi bakalım.
Ellerim titriyor. Aman tanrım.
- Senin de mi kalbin yerinden çıkacak? - Evet!
Gidip şampanya içelim.
Vay be!
Vay be!
Vay canına.
- Ne düşünüyorsun? - Evet!
- Hoşuna gitti mi? - Evet.
- Göz alıcısın. - Teşekkür ederim.
Amber'a çoktan âşık olmuştum,
bir de güzelliğini görünce ben…
Daha önce hiç böyle hissetmemiştim.
Vay canına.
Çok güzelsin.
Çok yakışıklısın.
Şuraya geçelim.
Bakalım birlikte iyi miyiz.
Evet.
Öyle.
Tanrım, kalbim küt küt atıyor.
Sesini yüzünle eşleştirmek çok garip. Çok garip.
- Beklediğin gibi değil miymiş? - Bir şey beklemiyordum.
- Ama çok güzelsin. - Teşekkür ederim.
- Tamam. - Evet.
Şerefe.
- Geleceğimiz için sabırsızlanıyorum. - Ben de öyle.
Senden gözlerimi ayıramıyorum.
- Ben de. - Şerefe.
Nasıl göründüğü hiç önemli değil
ama inanılmaz, muhteşem bir gülümsemesi var.
Konuşurken gözleri ışıl ışıl oluyor ve bu gerçekten harika.
Vay canına.
Çok şanslıyım.
Ben de.
- Seni seviyorum. - Ben de seni seviyorum.
Afalladım.
Kesinlikle muhteşemsin.
Buna sevindim… Gergindim.
İçeri girerken gergin oluyorsun.
"Acaba olur mu…" falan diyordum.
Biliyorum. Kalbim yerinden çıkacaktı.
Kapıda bayılacaktım.
Sana bir şey getirdim.
Bu dün sana okuduğum şey. Sende kalsın.
- Teşekkürler. - Rica ederim.
Çok mutluyum.
Ben de.
Nasıl göründüğün umurumda değildi ve yakışıklı bir adamsın.
Çok teşekkürler.
- Seni seviyorum. - Ben de seni seviyorum.
Bu çok çılgın bir şey…
- Rüya gibi mi? - Evet, öyle.
Hayatımın en iyi ikinci anı. İlki Emma'yı doğurduğum an, bu ikinci.
Buna bayıldım.
Ben de.
Elimde bir mektup var.
"Aşkıma, hiç görmediğim en güzel insana.
Gücün ilham verici, caziben büyüleyici.
Öz güven saçıyorsun.
Bir savaşçısın, koruyucusun ve bir rol modelsin.
Bana gerçek seni gösterdiğin, beni böyle kabul ettiğin için teşekkürler.
Hayatımın aşkına,
seni seviyorum Amber Catherine Morrison."
Bunu bana beni görmeden önce yazdı.
Bu beni inanılmaz hissettiriyor.
Emma'yı doğurduktan sonra bunu hiç düşünmezdim.
Tüm arkadaşlarım farklı yöne gidiyordu.
Hepsi evleniyordu, nişanlanıyordu ve ben ise
"Bundan sonra böyle bir şey yaşamam mümkün değil" diyordum.
Böyle bir şeyin olacağını hiç düşünmezdim.
Oldu, bak.
- Oldu. - Aynen öyle.
Bu oldu.
Şu an çok iyi hissediyorum.
- Bu inanılmaz. - Ben de.
- Seni seviyorum. - Ben de seni.
Görüşürüz.
KADINLARIN YAŞAM ALANI
Yüzük takmıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum.
Alışırsın.
Alışmak için Shein'den küçük bir yüzük aldım.
"Bu çok rahatsız edici" dedim.
Neden buradasın?
Koca bulmak için.
Bunu kesinlikle istiyorum.
Gelinlik bile aldım.
Çok beğendim.
İndirimdeydi ve bir gelinlik aldım.
Başka seçeneğim yok, evleneceğim.
Günaydın.
- Nasılsın? - İyiyim. Sen nasılsın Devonta?
İyiyim. Sorduğun için sağ ol.
Daha erken ama bir şeyler hissediyorum.
Kime odaklanacağını anlıyorsun.
Aynen, buradan çıkarken eşim beni iyi tanısın isterim.
- Evet. - Benim hakkımda ne fark ettin?
Dürüst olayım mı?
Evet.
Sesin biraz nerd gibi.
Ama belli ki beni korkutup kaçırmadı!
- Değil mi? - Fotoğraf, video çekiyorum.
Hayatta herkes bir konuda öyledir.
Kardeşlerimin ikisi de fotoğrafçılığa ilgi duyuyor.
Görünüşe göre şimdiden ekibi kurduk.
Aynen, ikimiz de kalabalık ailelerden geliyoruz.
Dinle, ben de doğum konusunda nerd'üm.
Bütün gün bunun hakkında konuşabilirim, hiç de utanmam.
İnsanlar hep "İğrenç gelmiyor mu?" diyor.
"Tüm gün vajina görüp oradan bebek çıktığını görmek."
"Hayır, dünyadaki en güzel şey" diyorum.
- Bunu sevdim. - Evet.
Başka böyle ne seversin?
Wobble ve electric slide dansı varsa kesinlikle oradayım.
Kocan solucan dansı yaparsa utanmaz mısın?
Nerede yaptığına bağlı.
- Düğünde tabii ki. - Tabii.
İstediğini yap bebeğim.
"Bu adam düğünde solucan dansı yapacak" diye not etmişsindir.
"Aman tanrım." "Şu kocan değil mi?"
"Kim olduğunu bilmiyorum."
- "Artık emin değilim." - "Kocam yok."
"Beni başka biriyle karıştırdın herhâlde."
Komiksin.
Kocan olacağım için heyecanlıyım.
Seninle ilgili dikkatimi çeken bir diğer şey de
eşini baba olarak görme fikrinin seni çok heyecanlandırması.
Evlenmeye hazırım çünkü kariyerimi oturttum.
Daha da önemlisi kendimi hiç bu kadar iyi tanımamıştım.
Bence evlilik sonsuza dek sürecek bir şey.
Bugün insanların vazgeçtiği sebeplerden büyüklerimizin de vazgeçtiğini düşünsene.
- Evet. - Biz var olmazdık.
Zorlukları birlikte atlatmaları sayesinde biz buradayız.
Evlendiğimde eşim ölene kadar beni bırakamayacağını bilmeli.
Doğru!
"Çünkü dinle, bu işte beraberiz dedin ve beraberiz."
Seninle kişisel bir şey paylaşmak istiyorum.
Tamam.
Prodüksiyon ekibi beni çağırdı ve dedemin öldüğünü söyledi.
Çok üzgünüm.
Burada kalacaksam bu benim için önemli olmalı.
Doğru sebeplerden dolayı kalmalıyım çünkü gitmek için haklı sebeplerim var.
"Duygusal olarak kaldıramıyorum" demeni anlarım.
- Evet. - Veya ailenle olmak istemeni.
Bunu tamamen anlarım.
Kardeşimle konuşma fırsatım oldu.
Onunla ve büyükannemle konuştum,
ikisi de bana dedemin bunu isteyeceğini söyledi.
Buna devam etmek istiyorum ve…
Umarım büyükannem ve büyükbabam gibi hayat arkadaşımı bulurum.
Hazır olmasam burada olmazdım.
Evet.
ERKEKLERİN YAŞAM ALANI
Günaha Davet filmini izlediniz mi?
- Eski bir film. - Sanmıyorum.
Orada bir replik var. "Hayatında üç harika kadın olur.
İlk aşkın çocuksu bir aşktır."
- Çocuksu aşk. - "İkincisi seni kırar.
Üçüncüsü de tamir eder." Kalıcı olan işte odur.
Ashley ile olan bağımda bunu çok hissediyorum.
Ashley ile çok iyi anlaşıyoruz.
Bir ilişkinin olmazsa olmazı içini açmaktır.
Erkekler için bu çok zor.
Hoşlandığın bir kadına güvenip içini açabilmek
uzun zamandır eşim olacak kişide aradığım bir şey.
Üniversiteden sonra futbol antrenörü olmayı planlamıyordum
ama bunu seviyorum.
Küçüklüğümden beri futbola odaklandım ve kimliğim bunun üzerine kuruldu.
Oynamayı neden bıraktın? Sakatlandın mı?
Evet, yanlış zamanda dört kere dizimden ameliyat oldum.
Aman tanrım.
Draft günü hayatımın en kötü günüydü.
Los Angeles'a uçmam, takım elbise giymem,
beni seçen takımın atkısını takmam
ve teşekkür konuşması yapmam gerekiyordu.
İmza parası almam gerekiyordu.
20 yıl bunun için çalışıyorsun.
Ama ben…
Kuzey Carolina'da bir koltukta oturuyordum.
Dört buçuk yıl geçirdiğim üniversite futbol takımımlaydım,
No comments yet. Be the first to leave one.