The Walking Dead: Dead City

The Walking Dead: Dead City

I-download ang Turkish Subtitle

Season 3

Impormasyon ng release

The Walking Dead Dead City S03E05 1080p WEB h264-ETHEL
Komentaryo ni Takaya
v2 - Errors fixed, better sync & Episode Insider included

Mga Tag

webdl
Na-publish noong: 2026-08-26
Mga Download: 0
May Kapansanan sa Pandinig: No
FPS: 23.976

Preview ng subtitle na Turkish

Ang unang 200 linya.

Ölü Şehir'de daha önce...

Son üç haftada nüfusumuz ikiye katlandı. Yeni gelenler kaynaklara ortak olmaya devam derse...

- Marisol? - Eşim.

Anne babasını bulmaya gitti. Bir daha gelmedi.

Zemin sağlam değil. Herkes sokaktan çıksın.

- Kiler! - Gıdaları kurtarmamız gerek. Yürüyün!

- Hızlıca alabildiğiniz kadar alın! - Tamam. - Sonra da binaya geri dönün.

Bakın! Gıdada kota sadece birkaç ay sürer, tamam mı?

Ay mı? Ay?

Açtığınız tarım arazileri filizlenmeye başladı.

Ve Mason Dillard'ın rehberliğinde...

sokağın karşısında kendi kendine işleyen devasa bir besin zinciri oluşturuyoruz.

Evet, hindi popülasyonun artması zaman ala...

- Bizi buraya getirmeden önce başlamalıydınız ona. - Evet! - Aynen!

Belki de, belki de. Ama şu an durum bu, tamam mı?

Ayrıca bakın, Maggie'yle ben güvercin ve fare kapanı yapmanıza yardım edebiliriz.

Biz o ışığı fare yemek için takip etmedik!

Bir dakika, bir dakika. Yani haftada dört teneke konserve, bir paket makarna...

ve yakalayabildiğimiz kadar kemirgen, öyle mi?

Sen ne alıyorsun, ha?

Ben mutfağımı boşalttım, her şeyi bağışladım. Dağıtılan gıdalardan da almayacağım.

Millet! Hey! Dinleyin.

Kimsenin bunda suçu yok! Kimse böyle olsun istemedi!

Ve eminim ki hepimiz bu kadarını bile bulamadığımız haftalar geçirmişizdir.

Kimse açlıktan ölmeyecek! Söz veriyorum.

Sadece birlik olmamız gerek, tamam mı? Yapabiliriz bunu.

Siktir lan! Biz gıda istiyoruz!

Işığa bak, lütfen.

Bak, gözümle gördüm.

Barbunya konservesini ikizlerin arasına saklayarak çaldı.

Sonra da beni suçlamaya kalktı.

İkizler. Komikti ya.

Ne kayıplar verdiklerini bilmiyoruz. Daha fazlasını kaybetmekten korkuyorlar sadece.

Hepimiz o durumdayız şu anda.

Aynı acıyı bir daha yaşamamaya çalışıyoruz.

Haftaya gıda dağıtımından önce güvenliği dört katına çıkarırız.

O zamana kadar birbirlerini öldürmezlerse tabii.

Haklıydın.

Beni bu insanları buraya getirmeye ikna ettin çünkü biliyordun ki, nasıl birine dönüşmüş olsalar da...

her şeyin yeterince olduğunu, artık korkmaya gerek olmadığını bildiklerinde iyi insan olurlar. Oldular da.

- Ama şimdi yine korku içindeler. - Farkındayım.

Bu işi bir an önce çözmezsek her şey altüst olacak.

- Daha fazla gıda bulmalıyız onlara. - Gıdamız yok artık.

Hasata kadar yetecek şekilde yok.

Bir şey yapmalıyız.

Ne olursa.

Bir fikrim var.

Daha fazla gıda veremiyorsak, en azından o konuyu düşünmemelerini sağlayabiliriz.

Gece gündüz sürekli elektrik verebiliriz.

Ama onun için tankları dolu tutmamız gerek.

Solmari'yle konuştum.

Metro tünellerine kafesler kurup turnikeler yerleştirir. Böylece aylaklar girer ama çıkamaz.

Kafesleri doldurmak zaman alacak yalnız.

O zamana kadar kapalı bir alanda bolca aylak bulmamız lazım.

Onları yakalayıp tankları doldururuz.

İnsanları yatıştırmak için işe yarayabilir.

Anlıyorum. Anlıyorum ama biraz manipülatif.

Bilmiyorum, huzuru sağlayacaksa bence iyi liderlik budur.

Yüzlerce aylak vardır burada. Nasıl yapacağız ki?

Ee yardım alacağız.

Bilmiyorum. Aşırı tehlikeli geldi bana. İnsan kaybetmeye değer mi?

Bak, doğru insanları getirirsek kimseyi kaybetmeyiz.

Hastir! Oha!

Buna dikkat etmemiz gerekecek.

YÜRÜYEN ÖLÜLER: ÖLÜ ŞEHİR "Hükmedenler"

Tamam, anladım ben sizi.

Kral Arthur'un bir zamanlar dediği gibi...

halkını kontrol etmek istiyorsan vereceksin ekmeği, vereceksin eğlenceyi.

Hepimiz biliyoruz ki ekmek verme konusunda sıkıntı yaşıyorsunuz. Vereceksiniz eğlenceyi tabi.

Çünkü insanlar video oynatıcıları ve vibratörleri çalışsın ister. Boş mideyi unutturur bunlar.

Kusura bakmayın ama vibratörler pille çalışır biliyordum ben. Öyle değil mi?

Yanlışın var, Dillard. Bazıları acayip enerji çeker.

Kademeleri nasıl? Bakire kız, ev hanımı ve porno yıldızı matkap gücü mü?

- Yok artık? Ciddi misiniz? - N'olur ya! Konuyu dağıtmasanız?

Bu arada geberiklerden almaya geldiyseniz Yarakello'dan uzak durursan sevinirim.

O şey için gelmedik.

Aradığınız şey cesetse bana bir isim listesi verin yeter.

Hayır, teşekkürler. Aylakları bulduk ama onları toplamak için yardım lazım.

Kendinizi kurtarmak için elimize mi düştünüz?

Çünkü adamım Dillard, gayet centilmence...

size hindiler için başlangıç paketi ayarladı zaten.

- Yani isteğiniz az buz şey değil. - Gulu gulu!

İstersen ödül olarak Maggie sana balıklı fırın makarna yapar.

Aslında balıklı fırın makarnası meşhurmuş diye duydum.

Tamam, seçiyor muyuz ekibi?

- Peki, kaç kişi lazım toplam? - 12, en az.

Güçlü olmalılar ama birbirini kollayacak kadar da çevik.

Ne biliyorsunuz yapacaklarını?

- Aidiyet duygusuyla diyebilmek isterdim ama iki kat erzak desek? - İki kat erzak.

Bakın, Dillard ve benim gibiler için aksiyon keyif vericidir. Bu grup insanlar içinse sadece başlangıç.

Pay verebilirsiniz onlara. Orada ne bulursak ilk onların olur.

İlk bulanın hakkı derler. Poseydon'a Dönüş filmindeki gibi. Evet, ondaki gibi.

Ayrıca onlara saygı göstermelisiniz. Yoksa size itibar etmezler.

Merak etme sen onu.

Ve bize Kelsey lazım.

- Aynen, Kelsey Bea. - Evet, Kelsey. Yeni Babil'in eskilerinden.

Cellat Kelsey derlermiş ona. Çünkü idamlarda gönüllü olurmuş.

Anlaşılan urgandan bıçağa sorunsuz geçiş yapmış. Ekleyin onu.

Tamam. Rahip Anthony peki?

Hayır, Anthony manyağın teki.

Ama bana tanrıyla çok güçlü bağım var dedi. İşimize yarayabilir.

- Amin. - Bennie.

- Yangıncı Bennie, adamım. - New York itfaiyesindenmiş.

İşinin ehli, şehri biliyor.

Yakın koruma söz konusu olursa biçilmiş kaftan, Maggie.

Mesing kesin olsun. Başının çaresine bakmayı bilen biri.

Aşçı mı?

Şef, sağ olasın.

Satırların efendisi.

"Ayı" peki?

Üç bacaklı Radomir.

Yapmayın ya, adamın umursadığı iki şey var. Bir kendisi bir de...

Adam sanatçı, millet. Kaba etin Fellini'si.

- Pornonun Picasso'su. - İnce işin Monet'si.

Radomir bir dursun şimdi, lütfen. Ben Fabian'a soracağım.

İsterim, gerçekten. Sadece şey...

Sadece fazla riskli geldi.

Bana bir şey olursa eşim ve çocuklar ne olacak?

- Yani... - Evet, anlıyorum.

Dur, dur!

Dünkü konuşmanı dinledim. Hep beraber olalım diyordun. Yardım etmek isterim.

Hepiniz gidiyorsunuz, cephanelikte seve seve çift mesai yaparım.

Tamam.

- Olur, sağ ol. - Tamam.

- Solmari, yapmak zorunda değilsin bunu. - Tasarlayan benim. Yapacağım.

Tamam, peki. İnatçı karı!

Maggie, bu grupla çatışmaya gitmek istediğine emin misin?

Biliyorum bu insanlardan bazıları o ışığı yaktığımızda gelmesinden çekindiğin insanlar.

Ama bu iş için tam da ihtiyacımız olan kişiler.

Peki...

Tamam millet, dinleyin! Yapacak çok işimiz var!

Bu öyle basit bir aylak idaresi değil, tamam mı?

Yanlış tek bir hareket yapan ısırılır.

Çok fena birikmişler burada ve çıkmak için kuduruyorlar.

O yüzden direkt kapıları açmak söz konusu değil.

Burada sen devreye giriyorsun.

Oyalama çok önemli.

Onları kapıdan uzaklaştırıp aynı anda 5-6 tanesini idare edecek kadar yer açacağız.

Hep birden dışarı fırlamalarına izin vermeden.

Daha yavaş olacak ama emin olun böylesi daha güvenli.

Güm!

Ve ıslık gibi bir ses duyarsanız hemen saklanacak yer bulun.

Anlaşıldı mı?

Teşekkürler, Maggie Hanım.

Millet, Maggie Hanım'a kocaman bir alkış.

Görüyorsunuz, buna plan denir. İyi bir plan ve iyi planlar önemlidir.

Söylemiş olayım. Feci derecede iyi planların sıçıp batırdığı tarafta olmuşluğum var.

Ama iyi plandan daha önemli bir şey var.

Taşak.

Bazılarınız aksini düşünse de herkeste taşak vardır.

Tabii ben aletinizin altındaki torbadan bahsetmiyorum.

Hayır, yüreğinizdeki taşaktan bahsediyorum.

Cesaretten bahsediyorum.

Bir boku halletmenizi sağlayan cesaretten.

Cesaretiniz bir boku halledemeyecek kadar boktansa...

o bok aynı bok olarak kalır.

O yüzden otu boku bırakın...

dualarınızı edin, çocuklar.

Ve tepedeki büyük patronla aranız yoksa dualarınızı bana edin.

Çünkü tanrıyla benim aramda bir ortak nokta var.

Korkaklardan nefret ederiz!

Bu ilk kamikaze görevin değil galiba.

- Hayır, kesinlikle. - Benim de.

Yine de düşündürüyor beni.

Renata etkileyici biri, değil mi?

Zamanında çok delifişekle çalıştım ama o işleri gerçekten çok sıkı tutuyor.

- Öyle. - Evet.

Beni soruyor mu hiç sana?

Hayır.

Olsun.

Oraya.

Sıra sizde.

Hastir.

Çok mecbur kalmadıkça hiçbirini öldürmeyin.

Rezervler için mümkün olduğunca yürüyebilen toplamamız gerek.

Bennie, iyice gerdir.

Tamam, başlayalım.

- Rampa kimde? - Bekleme yapmak yasaktır!

Geçir başına. Yürü!

Haydi, devam! Devam!

Buyurun beyefendi.

Çocuk oyuncağı.

Hayır, hayır, hayır!

Eyvah! Eyvah, Solmari! Düşecek!

- Tuttum, Solmari! Tuttum! - Düşecek!

Bennie, kaldır! Kaldır! Çok gevşek!

- Koridor açmamız lazım. - Kayıyorum!

Eyvah, düşecek!

Bariyerleri açın! Kurtulamaz!

- Bariyerleri açın! - Açmayın!

- Açarsanız hepimiz ölürüz. - Ölüme terk edecek onu!

Devam et, Solmari! Tutuyorum!

Yaparsın!

Evet! İşte bu! Devam et!

Kurtulacak.

HASTANE GİRİŞİ

Ne diyormuş benim kızım?

- Kendisi yuvarlanıyor mu artık? - Evet, sürekli dönüyor.

Sırtüstü kendini ittiriyor.

Kollarını bacaklarını sallıyor, ben çevirene kadar. Sonra bir daha başlıyor.

More Turkish subtitles for The Walking Dead: Dead City

Mga Komento

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left