Kajillionaire

Kajillionaire

Télécharger le sous-titre en Turkish

Informations sur la version

kajillionaire 2020 2160p web h265-naisu
Un commentaire de aytug2001

Tags

web
Publié le: 2020-12-20
Téléchargements: 45
Malentendants: No

Aperçu des sous-titres Turkish

Les 200 premières lignes.

Çeviri: aytug2001

- Beş saniye. - Bu kişiden sonra.

- Şu an temiz. - Değil.

- Yürü. - Hayır.

Şimdi.

Bu nakit para olabilir.

Hayır. Posta havalesiymiş.

Yirmi.

Sanırım bunları şeyde satıyorlar...

Bunun için işe yarayacak bir makbuzum var.

12.99'lık oyuncak ve oyun. Target'ten alınma. Kolay iade edilir.

Bu öyle ucuz bir kravat değil.

Sen göremezsin bunu çünkü asil biri değilsin.

Boş!

Althea ve Victor Young.

4305 Fairglen yolu, Ladera Heights.

İki numaralı otobüse binebiliriz.

Oradan geçiyor.

Zamanımız var.

Katolik kız öğrenci kostümünü giy.

Çünkü duygulara oynayacaksın.

Ve unutma, ödül isteme.

Onlar sana gelsin.

- Saat sende, değil mi? - Evet.

Vay canına. Şuna bak.

Hemen şuradaydı. Neredeyse üzerine basıyordum.

Demek bunca zamandır oradaymış.

- Evet. - Sacred Heart lisesine mi gidiyorsun?

Kızımız Jenny de oraya gitmişti. Gel hadi, kola içelim.

- Hep meleklere inanırdım. - Ben değil. O inanıyor.

- Bu ne? - Hediye çeki.

Kızları masözmüş.

Ödül istememek A planımızdı.

B planı ödül istemekti.

- Zenginler bazen çok cimri olabiliyor. - Sürekli kızlarından bahsediyorlardı.

- Mélisse'te çalışıyor, üniversiteye gitti... - Mélisse?

Fena takıntılılardı, tuhaftı.

- Orası Los Angeles'taki en pahalı restoran. - Sadece orada çalışıyor.

Orada çalışmak için bile zengin olmak gerek.

- Ben... - Bir dakika, bekle.

4305 1/2 Fairglen yolu.

4... 4503 1/2 Fairglen...

Sen hemen şu evdeydin. Bu da onun hemen arkasındaki ev.

- Bu para eder. - Evet.

- Bak, dolar işaretleri. - Evet.

Bu...

Bu şu lüks yerler var ya...

- İyi, evet. - 200 - 300 dolar eder.

Evet.

Pekala...

Bekle.

Para iadesi.

Peki, toplam değerinin bir yüzdesini verseniz?

Mesela toplam değerinin %75ini.

Hayır, hayır. Bu şekilde yap...

Üzgünüm, anne babamı nereden tanıyordunuz?

Ya da takas yapsak? Mesela şu taşla?

- Olmaz. - Hayır mı? Tamam. Peki ya şunlarla?

Olmaz mı? Anladım.

Bu. Bu raf.

Bu da son teklifim olacak çünkü...

...o çok para etmez ve masajdan zarar...

...etmiş olurum.

Onu alayım.

Masaj istemediğine emin misin?

Genellikle ne kadar sürüyor bu?

Hediye çekin altmış dakikalık, bu nedenle...

Hayır. O kadara gerek yok.

Yirmi dakikalık yapabilir miyiz?

Peki.

Pekala.

Çok baskı uyguluyorsam söylersin.

Şu an çok.

- Böyle daha iyi mi? - Yine çok.

Böyle nasıl?

Böyle daha iyi mi?

Evet.

- Merhaba. - Biz onunlayız.

- Biraz zaman aldı da... - Para iadesi yok mu?

Hayır. Hediye çeklerinde para iadesi vermiyorum ama işimiz bitmek üzereydi.

Sadece yirmi dakikalık masaj istedi.

Diğer kırk dakika için şu taşı alabilir miyiz?

Bugün altı tane farklı isim altında VitaFusion hediyesi kazanmışız.

Ve Motor Trend dergisi Dodge Viper GT çekilişi var.

Bedava şapka da var.

Durun, tamam mı?

Bizfenol A içermeyen, karabinalı spor matarası.

Daha önce bunu kazandığımızı zannetmiyorum.

Çarşamba günü için hiç fena değil.

Hey!

Hey. Hey!

Hey, baksanıza.

- Sizin için bir işim var. - Kes sesini. Yürümeye devam et.

- Lanet olsun. - Şubat? Mart? Nisan?

Taksit taksit ödemek zorunda kalabiliriz.

- Taksit taksit mi? Hayır. - Evet.

Hayır. Kira zaten bir taksittir.

Aylık taksittir.

Sabah getireceğiz, 1500 doların hepsini. Şubat, Mart, Nisan ayı borçlarını.

Az önce bir işten bahsediyorduk.

- Aynen öyle. - Evet.

- Aylık sadece 500 dolar mı ödüyorsunuz? - Ama tavan akıtıyor.

Ama baş etmesi kolay. Çok kolay. Belli günlerde akıtıyor.

- Daha sonra duvarı kuruluyorsunuz, değil mi? - Evet.

Güzel, rutubet çürürse bütün bina çöker.

Çok pahalı.

- İyi misiniz? - Hastalığım var da.

- O şey hastası... - Kendimi kontrol edemiyorum.

Önemli bir şey değil. Boş verin.

- Sabah görüşürüz. - Peki, görüşürüz.

Diğer taraftan!

Bir kursa gitmem gerek. Sosyal hizmet görevlimin talep ettiği bir şey.

Ama halletmem gereken bir şeyler var.

Eğer kızınız gidebilirse, üyelik formu var.

Hadi ama, bu tür şeyler yaptığınızı biliyorum.

Onlara paradan bahset!

20 dolar verebilirim.

Onu duydun.

- Evet ama peki ya şey... - Acele et ki oraya da gidelim.

Teşekkürler.

Şeyini beğendim...

İsmin ne?

Kelli. Senin ismin ne?

Kayıt formu için.

Kelli Fain.

Kelli, i harfiyle ve F-A-I-N.

İçeri girmene bile gerek yok. Sadece sarı fişi alıp çık.

Fain.

Sarı fişe ihtiyacım var.

Tamam. Onu Dorinda verecek.

Kendisi içeride.

Biraz geç başlıyoruz.

Belki saat değişikliği bazılarını yanıltmış olabilir. Lütfen oturalım.

- Fişiniz. - Teşekkürler, Dorinda.

Oturalım.

Başlayalım.

Dorinda'dan sosyal hizmetli fişi lazımsa, arada alabilirsin.

Pekala. Her iki taraftan da çalışma kağıtları geliyor.

Bir tane alıp yanınıza uzatın.

Mavi olanda, size dün bahsettiğim beslenme ile ilgili notlar bulunuyor.

Lütfen tepede "Göğüste Emekleme" yazan pembe kağıda bakalım.

Videoyu başlatır mısınız, lütfen? Teşekkürler.

Pekala, bu harika. Şu anda gördüğünüz bir anne evlat bağı.

Eğer yeni doğmuş bebek, hemen annenin karnına konulursa,...

...tamamen kendi başına göğüs bölgesine kadar gider.

Bebek bir beşiğe yerleştirilirse, bebek ölüm oranı artmaktadır.

Aradaki bağ azalır. Süt salgılama azalır.

Dün bahsettiğimiz bütün o önemli meseleler.

Hatırlıyor muyuz?

Memeye yaklaşırken bebeğin ağzı açılıyor.

Ve aradaki bağ başlar.

N'aptın? Kursa yazıldın mı?

Ne kaçırdım?

- Göğse emekleme... - Ah, evet. Ben onu yapacağım.

Güzel ama değil mi?

Hayır, ben bebeği o şekilde şımartmak istemem.

Bebek şey olur...

Beklediğiniz için teşekkürler.

Kısa bir süre içinde birine bağlanacaksınız.

Ne yapıyorsun?

Üzgünüm, ben...

Büyük bir şey kazandık ama kullanamayız.

Ooh La Luxe tatili. New York'a iki kişilik birinci sınıf bir gezi.

Üç kişilik geri ödemesiz ekonomi sınıfı bilete çevrilebiliyor.

- Sen uçağa binmezsin ki. - Biliyorum.

O yüzden belki de biz...

O ne?

Sınıftaki çocuğun biri verdi.

Sen de bir tane ister misin?

Bir erkek sana tahta bir şey verirse,...

...ağaçtan yapılmış herhangi bir şey verirse,...

..."Benimkini bu tahta gibi sertleştiriyorsun." demek istiyordur.

Ben daha önce New York'a gittim.

Senle birlikte gidebiliriz aslında, sadece ikimiz.

Şey gibi...

Anne kız kaçamağı gibi bir şey.

Selam, Stovik. Buradasın demek.

Güzel ceketmiş.

- Duvarı sildiniz mi? - Evet.

Theresa, ben...

Gerisi gelecek. Bizim halletmemiz gereken bir şey var da, oraya gidiyorduk.

- Bu ne? - Posta çeki.

- Parayla aynı şey. - 20 dolar.

Postamız var mı diye bakmaya gidiyorduk...

Bir de o. Bak, bence o 50 dolar eder.

- Bu sefer olmaz. - Ne?

Daha fazla dayanamayacağım.

Ağlıyor musun?

Akıtan yeri yaptıracağım. Sizi evden çıkarıyorum.

O alan için 10,000 dolar alabilirim, anlıyor musunuz?

- 10,000 dolar. - Bizim çocuğumuz var.

O duvar bir sünger. Sünger.

Bu bina mühürlenmeli, cidden.

Sağlık bakanlığına bu durumu bildirebiliriz!

Ne?

Pekala, bize cumaya kadar süre ver.

1,500 dolar nakit para eline geçecek.

Cumaya kadar getireceğiz. Sadece parayı bir araya getirmek için biraz vakit lazım.

- Yarınki cuma mı? - Yarın cuma mı?

Cumaya kadar lafın gelişi işte.

Commentaires

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left