Restless

Restless

Télécharger le sous-titre en Turkish

Informations sur la version

Restless 2025 1080p AMZN WEB-DL H264 SDR-HONE
Un commentaire de dikistutmaz
23,976 fps

Tags

webdl
Publié le: 2025-06-11
Téléchargements: 61
Malentendants: No
FPS: 23.976

Aperçu des sous-titres Turkish

Les 200 premières lignes.

Bir hafta önce

Çocuklar nasıl?

İyi olduğuna emin misin, Nick?

İyiyim.

Oraya senin adını verdi, biliyorsun.

Son birkaç yılda o kadar çok çile çektin ki.

Daha iyisini hak ediyorsun.

Bir saniye, Nick.

Rach, sanırım yan tarafa biri taşınıyor.

Ne çabuk?

Sonsuza kadar boş bırakacaklarını mı sanıyordun?

Doğrusunu istersen, o evde tek başına tıkılıp kalmak...

...sana pek iyi gelmiyor.

Niye bir trene atlayıp gelmiyorsun?

Birkaç gün bizimle kalırsın.

Çocuklar, teyzelerini gördüklerine sevinecektir.

Gelemem. İş yerinde bana ihtiyaçları var.

Peki.

Eminim yeni komşuların tatlı insanlardır.

Onlara bir şans ver, tamam mı?

Belki de yeni dostlar edinirsin.

Günaydın, Bay Phipps.

Bugün nasılsınız?

Diğerini istiyorum.

Biliyorum; ama Agatha Salı günleri çalışmıyor...

...bu yüzden, korkarım benimle idare etmek zorundasınız.

Rica etsem bunları yutar mısınız?

Harika.

- Çok güzel sarı saçları var. - Öyle.

- Kıçı da iyi. - Aynen, biliyorum.

Sormaktan hoşlanmadığımı biliyorsun; ama yarın çalışmana gerçekten ihtiyacım var.

Zaten tek izin günüm var, Neil.

- Daha fazla personel işe almalısın. - Üzerinde çalışıyorum.

Sürekli böyle söylüyorsun.

İş için kimse başvurmazsa ne yapabilirim ki?

Bugünlerde kimse çalışmak istemiyor.

- Belki de maaşı artırmalısın. - Bunu yapamayacağımı biliyorsun.

Dinle, sana ihtiyacım var.

Daha da önemlisi, onların sana ihtiyacı var.

Nicky.

Merhaba.

Sorun yok.

Nasılsın bakalım?

Büyükanne'nin pastasından yapalım mı?

John Higgins için çok önemli bir vuruş bu.

Biraz zor bir pozisyonda kaldı...

...o yüzden belki de geri dönüp maviye oynayabilir.

Hayır, siyaha oynuyordu.

İşte, bu set'teki kritik bir vuruş geliyor.

Şu zarif dokunuşa bir bakın!

Şimdi, nasıl görünüyor?

Bu daha ne kadar sürecek, Reg?

Hadi!

Kahrolası bir hayvanım, değil mi?

Kahrolası bir hayvanım.

Aynen öyleyim, kahrolası bir hayvanım.

Evet. Evet.

Hazır mısınız lan?

Hazır mısınız lan?

Hadi evlat, kopuyoruz. İşte böyle!

Kahretsin.

Aman, Dorothy.

İyi misin?

- Ah canım. - Kusura bakma.

Yok, ne kusuru?

Hadi, kalk bakalım.

Herkes nerede?

Bacaklarını kullan.

İşte böyle.

- Alo? - Merhaba.

Merhaba yabancı.

- Cepten de aramıştım. - Öyle mi?

Sessize almış olmalıyım.

Her neyse, normal telefonda sesin çok daha iyi geliyor.

- Nasılsın? Üniversite nasıl? - İyi.

Denemeler falan yazıyorum işte.

Hâlini hatrını sorayım dedim.

İyi olduğundan emin olmak istedim.

Hâlimi hatrımı mı sormak istedin?

Teyzenle konuştun mu son zamanlarda? Sesi soluğu çıkmıyor da...

Konuşmadım.

Benim için endişelenme, tamam mı?

Sadece okuluna odaklan.

Sonra zengin ol ve bana güzel bir ev al.

Olur, denerim.

- Bu akşam için güzel plânların var mı? - Sinemaya gideceğim işte.

The Exorcist'in eski bir kopyasını gösteriyorlar.

Of, o filmden nefret ediyorum.

Bu arada, bugün, kafası dönen o kız gibi hissediyorum.

- Niye? - Bir delikanlı büyükannenin evine taşındı.

Çılgın bir parti verdiler.

Gözüme uyku girmedi.

“Sessiz olun lan yavşaklar!” demedin mi?

Hop! Düzgün konuş!

Demedim.

İlk gece olduğundan heyecanlılardır.

Bugün biraz dinlenebileceğime eminim.

Büyükannem ve büyükbabamın evinde başka birinin oturması garip olacak.

Aynen.

Merhaba, canım.

Al bakalım, Reggie.

İşte maman. Afiyet olsun.

Hemen geliyorum.

- Bir saniye. Evet, buyur? - Merhaba.

Gürültü hakkında konuşabilir miyiz?

Yan daireden geliyorsun, değil mi?

- Evet. - Evet, evet. Girsene.

- Hayır, böyle iyiyim. - Olur mu, içeri gel.

Hop! Hop! Jack! Jack!

- Ona bir içki getir, tamam mı? - Hayır, istemiy...

Kokteyl tayfadansın, değil mi? Ne istersin? Üstüne küçük bir ananas...

Hayır...

Bak ne diyeceğim...

Muhtemelen yeni taşındığın için bilmiyorsun; ama duvarlar aşırı ince.

Seninle müzik hakkında konuşmak istedim çünkü dün gece gözümü bile kırpmadım.

Öldüğünde uyursun. Benim felsefem bu.

Öldüğümde uyumak istemiyorum. Şimdi uyumak istiyorum.

Sabah 7:00'de işe gitmem gerekiyor.

- Hadi ya, ciddi misin? - Evet.

Vay anasını. O kadar gürültü yaptık mı ya?

O kadar da gürültü yapmadık, bırak şimdi.

- Gürültüden yatağım titriyordu. - Vay anasını.

Hop, Jack! Alo, Jack! Jack!

Yatağının şu sikik “titreyen yüz” gibi titrediğini söylüyor.

Hayır, sadece güzellik uykumu almam lazım. Ne dediğimi anlıyor musun?

O göz torbalarını birkaç saat uyku kurtarmaz Kip'ciğim, biliyorsun.

Alo, amcık ağzından çıkana dikkat et dostum.

Pardon. Az önce ne dedin sen?

İçki içmesi doğru mu? 12 yaşında gibi görünüyor.

20 yaşındayım.

Bak, hâlledeceğim, tamam mı? Bunun için de üzgünüm.

Ama bu tür şeyler bana göre değil, anladın mı?

- Sesi kısmamı mı istiyorsun? - Zahmet olmazsa, evet.

Ona söyleyeceğim, tamam mı?

- Sadece müzik, değil mi? - Evet.

Tamam, anladım. Özür dilerim.

Alo, şunun sesini kısar mısın?

Hayır, açma. Kıs.

Evet, evet. Böyle iyi.

- Böyle iyi. - Mükemmel, değil mi?

- Harika. Kesinlikle. - Emin misin?

Biraz daha kısabilirim.

- Yo, bu kadarı kâfi. - Hâllederim.

Ne gerekiyorsa söyle, hâllederim.

- Teşekkür ederim. Böyle iyi. - Daha da kısabilirim. Tamam.

- Aslında, bir şey daha var. - Öyle mi?

Köpeğin sahibi olan arkadaşından...

...onu çimlerin bu tarafında tutmasını rica eder misin?

Bu sabah neredeyse köpek kakasının üstüne basıyordum.

Onun köpeği yaptığını nereden biliyorsun?

Hayır, hayır, ciddiyim.

Onun köpeği yaptığını nereden biliyorsun?

Herhangi birinin köpeği olabilir. Gözünle gördün mü?

Onun köpeğinin sıçtığını gördün mü?

Takılıyorum ya.

Kafa buluyordum sadece. Hâllederim.

Hâllederim, tamam mı? Ona söylerim, tamam mı?

- Ona söylerim. - Sağ ol.

İcabına bakacağım yavşağın.

- Pekâlâ. Umarım gerçekten... - Tamamdır. Görüşürüz. Güle güle!

Merhaba. Bu geceki uyku meditasyonuna hoş geldiniz.

Okyanusla yavaşça sürüklenmek ve kendinizi bırakabilmek için bir fırsat.

Ben, Jason Stevenson.

Ve bu geceki çalışmamızda, sizi...

...kendinizi tamamen bırakmaya...

...ve derin bir rahatlamanın mümkün olduğuna kalbinizi açmaya...

...davet ediyorum.

Sadece, nefesinizin doğal akışını fark edin.

Ve nasıl yumuşak bir dalga gibi hareket ettiğini...

...ve yakından dinlediğinizde...

...nasıl bir dalga gibi ses çıkardığını fark edin.

Kusura bakma; ama az önce ne konuştuk?

Saat sabahın dördü ve müziğin sesi gittikçe yükseliyor.

Bazılarımız, sabah işe gitmek için erken kalkmak zorunda.

Bana sıkı çalışma nutukları çekme, canım. Üzerime düşeni yaptım işte amına koyayım.

- Öyle olsun. - Anlamadım?

Sadece, şu müziğin sesini kısar mısın?

Harbiden, senin sıkıntın ne lan?

Hayır, hayır, bana bak? Senin sıkıntın ne lan?

Eğlenceye alerjin falan mı var?

Çok zavallısın, biliyor musun?

Son birkaç yıldır mental sağlığımla boğuşarak zor zamanlar geçirdim...

...şimdi de sadece birkaç dostumla oturup rahatlamak...

...kafamdaki o berbat şeylerden biraz arınmak istiyorum...

...ama senin bu tavırların bana hiç destek olmuyor, anlıyor musun?

Anlıyorum ve yaşadığın sorunlar için gerçekten üzgünüm.

Üzgün müsün?

Üzgünüm; ama müziğin sesini kısmazsan polisi aramak zorunda kalacağım.

Hadi ya?

Ne yani, o şerefsizleri mi salacaksın üstüme?

- Sesi kısmazsan, mecburen yapacağım. - İyi, siktir olup gitmeye ne dersin peki?

Çık lan bahçemden, siktiğimin gammazı!

Yürü, siktir git!

Yürü! siktir git!

İlgi manyağı ayaklarını bırak da kalk!

Ne diye kendini yere atıyorsun? Yürü, siktir git!

Bana bahçesinden “s. olup gitmemi” söyledi!

Anladım. Peki, bahçesinde miydiniz?

Evet, bahçesindeydim, çünkü gürültüden şikayet etmek için kapısına gitmiştim.

- Şimdi evinizde misiniz? - Evet.

Restless subtitles in other languages

More Turkish subtitles for Restless

Commentaires

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left