Les 200 premières lignes.
Bir şehirde, bir kafede, bir sandalyede...
...gizemli bir şehir efsanesi var.
Çok teşekkürler.
O sandalyede oturursanız...
...istediğiniz bir zamana geri dönebilirsiniz.
Ancak uyulması gereken zahmetli...
...bazı can sıkıcı kurallar var.
1. Geçmişte ne yaparsanız yapın, geleceği değiştirmeyecek.
2. Geçmişe geri döndüğünüzde bu kafeden çıkamazsınız.
3. Kahve sıcakken geçmişte kalabilirsiniz. Kahveyi soğumadan içmelisiniz.
4. Sandalye doluyken, oturmadan önce müşterinin kalkmasını beklemelisiniz.
Geçmişe geri döndüğünüzde...
...bu kafeyi ziyaret etmemiş insanlarla tanışamazsınız.
Çevirmen: AsianQueen
Yaz.
Dinliyor musun?
Evet, ne diyordun?
Beni 1 hafta öncesine götür lütfen.
- Teşekkür ederim. - Beni hatırlamıyor musun?
Ben bir hafta önce şuradaki sandalyede oturuyordum.
Erkek arkadaşından ayrıldın.
Tam olarak ayrılmak değil.
Ona "İstediğin yere git" dedin.
Erkek arkadaşı iş için Amerika'ya transfer oldu.
- Bizi dinliyor muydun? - Birdenbire oluverdi.
Ben gidiyorum.
Bu kadar mı?
Canını sıkıyormuşum gibi bir surat ıfadesi yaptın.
Yapmadım.
- Gerçekten sinir bozucusun. - Peki ne yapmalıyım?
Neden bana soruyorsun?
Ne bu? Şimdi yabancı mı oldun?
- Hayır, bu De Niro. - Ne kadar aptalca.
Neden gitmiyorsun? Zamanı geldi, değil mi?
İstediğin yere git.
Hoşça kal.
O şimdi nerede?
Amerika'da.
- Yani terk edildin. - Hirai-san.
Öyle değil. Bir kere o benim erkek arkadaşım bile değil.
Değil mi?
Biz çocukluk arkadaşıyız.
Anaokulundan liseye kadar her zaman birlikteydik.
Her ne olursa, hep "Fumiko, Fumiko" gibiydi.
Bu nedir? Bu Goro denen adam beni gerçekten kızdırıyor.
O zaman iyi, onun ilişkini bitirebilirsin.
İyi falan değil.
Beni neden birdenbire çağırdığını merak ediyordum.
Sonra "Transfer oldum, hoşça kal" dedi.
Bu nedir? Benimle dalga mı geçiyordu?
Ondan daha fazlasını bekliyordum.
Anlıyorsun, değil mi?
- İtiraf mı? - Evet, onun gibi bir şey.
Aslında onun Amerika'ya gitmesini istemiyorsun.
- Onun gibi bir şey, değil mi? - Evet, onun gibi.
- Ne kadar can sıkıcı. - Hirai-san!
Geçmişe geri dönersen, ne yapacaksın?
Onunla tekrar konuşacağım.
Bu sefer ona söylemek istediğim her şeyi söyleyeceğim.
Bunun için gerçekten geçmişe dönmen gerekiyor mu?
Geri dönebilirim, değil mi?
Bunu nasıl yapabilirim?
Düzgünce açıklamalısın, değil mi?
Haklısın.
Dikkatlice dinle lütfen.
Geri dönebilirsin.
- Geri dönmenin kuralları var. - Kurallar mı?
Geçmişe geri döndüğünde, orada ne yaparsan yap...
...daha önce olmuş şeyleri değiştiremezsin.
- Ne demek istiyorsun? - Geri dönersen...
...onun Amerika'ya...
- Goro? - Goro-san.
Goro-san'a ne söylersen söyle...
...Amerika'ya gideceği gerçeğini değiştiremezsin.
- Değişmeyecek mi? - Evet.
- Hiç mi? - Evet.
Normalde değişir, değil mi?
Geçmişi değiştirerek, geleceği değiştirebilirsin.
- Değişmeyecek. - Kazu.
O zaman faydası yok, neden ki?
Çünkü dünyayı istediğin gibi değiştiremezsin.
Vazgeç o zaman.
Hirai-san, seçimi ona bırak.
Dahası kurallar sadece bununla bitmiyor.
Geçmişe sadece orada oturduğunda dönebilirsin.
Kadının oturduğu sandalye mi?
Evet.
Evet, burası Funiculi Funicula.
Evet, o burada.
Evet.
Affedersiniz, şu sandalyeye oturabilir miyim?
Kısa bir süreliğine. Buraya oturabilir miyim?
İşe yaramaz bu.
İşe yaramaz mı? Ne işe yaramaz?
Beni duyuyor musunuz?
Bu sandalyeye...
Dokunma!
Acıdı bu. Nefes alamadım.
Bu yüzden uyardık seni.
Neydi o?
- Lanet. - Lanet.
- Lanet? - Lanet yani.
Lanet mi?
Onu kalkmaya zorlarsan, bu olur.
Biraz daha kahve ister misin?
Bu kadın ne böyle?
- Hayalet. - Hayalet.
- Hayalet mi? - Benim altıncı hissim yok.
Benim de yok ama onu görebiliyorum. Eline sağlık.
Tamam, teşekkür ederim.
Bu ürkütücü kafe ne böyle?
Beklemelisin.
Beklemeli miyim?
O kadın bazen...
...tuvalete gider. - Hayalet olmasına rağmen mi?
Sandalyeye o zaman oturabilirsin.
Saat kaçta kapatıyorsunuz?
8'de kapatıyoruz.
Beklemek istiyorsan kalabilirsin.
Tamam.
- Hirai-san, görüşürüz. - Sanırım burada oturacağım.
Sipariş vermek ister misin?
Menü alayım.
Kazu-chan, ben gidiyorum.
Nagare-san.
Fusaki-san. Onu almaya mı geliyorsun?
Evet, her zamanki gibi teşekkürler.
Hayır, önemli değil.
- Teşekkür ederim. - Yolda dikkatli ol.
Hoş geldiniz.
Kotake-san.
Fusaki-san, merhaba.
- Bugün de mi bekliyorsun? - Evet.
Sandalye hâlâ dolu.
Evet, dolu.
Belki bugün de boş olmayacak.
Olabilir.
O zaman kahveni içtikten sonra gidelim.
Çoktan soğudu.
Teşekkür ederim.
Cüzdanım...
Burada.
- Teşekkürler. - 980 yen lütfen.
Tamam.
Buyurun. Teşekkür ederim.
Kotake-san.
- Kotake-san. - Evet.
Acele etme.
Tamam.
Bir rakip gitti.
Affedersiniz, hesap...
Orada oturmak ister misin?
Orada oturmak ister misin?
Az önce bahsettiğin kuralların...
...hepsi o kadar mı?
Hayır.
Hanımefendi.
Hanımefendi.
Ne? Ne?
Sandalye boş.
Şimdi oraya oturabilir miyim?
Buyur.
Teşekkürler!
Tamam! 1 hafta öncesine!
Geri dönmüyorum! Geri dönmüyorum!
Bu son kural.
Hâlâ kural var mı?
Şimdi sana kahve yapacağım.
Fincanı doldurduğumdan kahvenin soğumasına kadar...
...geçmişe geri dönebilirsin.
Bu kadar kısa mı?
Geçmişe döndüğünde, kahveni soğumadan iç lütfen.
Kahveyi sevmiyorum.
Lütfen bu son kurala uy.
Ya kahveyi içmezsem?
Hayalet olup sonsuza kadar burada oturursun.
Aslında az önceki kadının başına gelen de buydu.
Kahveyi içmedi mi? Neden?
Rahmetli kocasıyla buluşmak için geri döndü.
Zamanının dolduğunu fark etmedi.
Bunu fark ettiğinde çok geçti ve kahve çoktan soğumuştu.
Bu korkutucu!
Ne yapacaksın?
Söylediğin şey...
Vazgeçmek mi istiyorsun?
Bir dakika bekle.
Vazgeçiyorum demek için...
...artık çok geç, değil mi?
Kahveyi soğumadan içersem her şey yoluna girecek, değil mi?
Evet.
Deneyeceğim. Lütfen kahveyi yap.
O zaman...
Kahve soğumadan önce.
Amerika çok uzak, değil mi?
Evet, Amerika orası. Uçakla 13 saat sürüyor.
Goro. Goro.
Goro!
Ne var?
Neden orada oturuyorsun?
Anladım, geri mi döndüm?
No comments yet. Be the first to leave one.