पहली 200 पंक्तियाँ।
Galiba beni duyabileceğinize dair ümitlerimi yitiriyorum.
Ama bu ihtimal hep var, değil mi?
Bu ufak ihtimal.
Artık her şey ufak ihtimallere bağlı.
Her şeyi doğru yapmaya...
...insanları güvende tutmaya çalıştım.
Denedim, Morgan.
Gerçekten denedim.
Grubumuz artık daha küçük.
Geçen gün bir kişiyi daha kaybettik.
Kendisi istedi. Onu suçladığımı söyleyemem.
İnancını kaybetmişti.
Hastalık Kontrol Merkezi'nden bir şey çıkmadı.
Orada bir adamla...
...bir bilim adamıyla tanıştım.
Bana bir şey söyledi.
Söylediği...
Bir önemi yok bunun.
Önemli olan, devam ettiğimiz.
Atlanta bitti.
Fort Benning'i deneyeceğiz.
Bizi uzun, zorlu bir yolculuk bekliyor.
Belki de sandığımdan çok daha zorlu.
Fakat şimdiye kadarki yolculuğumuzdan...
...daha zorlu olamaz, değil mi?
200 kilometre...
Bizi bekliyor.
İnancımı kaybetmemek için çok çabalıyorum.
Kaybetmemeliyim. Ben kaybedersem...
...diğerleri de...
...ailem de...
...eşim ve oğlum da kaybeder.
Artık birkaç kişiyiz.
Birlik olup birbirimiz için savaşmalı...
...ve gerekirse birbirimiz için...
...hayatımızı feda edebilmeliyiz.
Evlat, toplanalım hadi.
Bu bizim tek şansımız.
Orada dikkatli olun, Morgan.
Umarım sen ve Duane iyisindir.
Yoldan uzak durun.
Durmadan devam edin.
Gözlerinizi dört açın.
Bilemiyorum...
Kendinizi güvende tutun işte.
Belki bir gün Fort Benning'de görüşürüz.
Rick konuştu.
Carl ile Büyük Kanyon'a yaptığımız
o gezi aklıma geldi.
Ben hatırlamıyorum onu.
Tabii hatırlamazsın. Sen daha bebektin.
Ayrıca, hiç Fort Worth'ten öteye gidemedik.
Sen hastalanmıştın.
Bir bebeğin bu kadar kusabileceğini...
- ...hiç bilmiyordum. - Iğğ.
Evet, ığğ.
Teksas'taki doktor yaşayacağını söylemişti.
Sonra geri dönüp eve gittik.
İğrenç.
Hayır, güzel bir geziydi.
Süperdi.
Büyük Kanyon'u görmeye gidebilir miyiz?
Çok isterim.
Ben de.
Gidebilir miyiz?
Sen ve annensiz hayatta gitmeyiz.
Söz.
Karmaşık görünüyor.
İşin sırrı, tüm parçaları aynı şekilde...
...tekrar yerine takmak.
Seninkini temizleyip gösterebilirim.
Evet.
Güzel bir parça.
Babamın hediyesiydi.
Amy ve benim çıkacağım seyahatten önce vermişti.
Bir başlarına giden iki kız...
...kendini koruyabilmeli, demişti.
Baban akıllı adammış.
Bak şimdi.
Bu şarjörün kapasitesi sınırlı.
Yedi mermi alabiliyor sadece.
Eyvah.
Of be.
Geçilebilecek bir yer var mı?
Geri mi dönsek?
Eyaletler arası kestirme yol vardı...
Benzini idareli kullanmalıyız.
Aman Tanrım...
Cidden buradan geçmek mi istiyorsun?
Dedim ama ben, değil mi?
Dilimde tüy bitti. Su kaynattı.
Sorun mu var, Dale?
Kör itin öldüğü yerde biçare kaldığımızı düşünürsek...
Tamam, saçmaladım.
Burada da radyatör hortumu bulamazsak artık...
Bir sürü şey bulabiliriz burada.
Diğer araçlardan benzin çekebilirim mesela.
- Su da bulabiliriz. - Yemek de.
Mezarlık burası.
Ne düşünsem bilemiyorum.
Tamam, hadi bakalım.
Etrafa bakınıp işe yarar şeyler bulun.
Çocuklar, siz bakmayın.
- Hangisi? - Düz uçlu olan.
Radyatör hortumuna hep düz uçlu olur.
Al, sen yap.
Bir şeyler öğren.
Ed, böyle güzel şeyler giymeme hiç izin vermezdi.
Kıyafetlere ihtiyacımız olacak.
Carl.
Gözümün önünden ayrılma, tamam mı?
Sen de Sophia.
Bir şey yok.
Pekâlâ.
Hadi bakalım.
Hadisene.
Glenn.
Suyumuz azalmış mıydı?
Hey, bana da bırak!
Vaftiz ediliyorum sanki be!
Aman yarabbi.
Lori, arabaların altına girin.
Carl, Sophia. Hemen arabaların altına!
- Ama... - Sessiz ol, gir hadi.
N'oluyor yahu?
Tamam.
Siktir!
Lori.
İki zombi, çocuğumun peşine düştü.
İyi misin? Bir şeyin var mı?
- Vur onları! - Olmaz!
Vurursak yoldaki zombiler duyar.
Şu an sadece ikisiyken, binlercesi buraya toplanır.
Hadi.
Tamam, sen burada dur.
Buradan ayrılma.
Gel.
Sophia, söylediklerimi aynen yapacaksın.
Saklan şuraya, iyice saklan.
Ben dikkatlerini dağıtacağım.
- Olmaz, bırakma beni. - Bak şimdi, dinle.
Onlar yorulmasa da ben yorulurum.
Ama icaplarına teker teker bakabilirim.
Seni koruyamam.
İkimiz de ancak böyle kurtulabiliriz, tamam mı?
Tamam. Hadi gir.
Dönmezsem otoyola, diğerlerinin yanına git.
Geldiğimiz yolu dümdüz takip edeceksin.
Güneşi soluna al.
Hadi!
Meymenetsiz şey! Hadi!
Hadisenize!
Gelin!
Hadi!
Gelin!
Burası olduğundan emin misin?
Evet, tam burada bırakmıştım.
Zombilerin dikkatini şuradaki dereye çektim.
Çamura battık desene.
Geri geldiğimde yoktu.
Grubun yanına gittiğini düşündüm.
Güneşi soluna alarak...
...bu taraftan gitmesini söylemiştim.
Bücür, kenara geç. İzleri bozuyorsun.
Sağını solunu biliyordur herhâlde kız.
Shane, söylediklerimi gayet iyi anladı.
Çocuk hem yorgun hem de korkmuştu.
Peşinde iki zombi vardı.
Bir kulağından girip diğerinden çıkmış olabilir.
Burada izler var.
Söylediğin gibi otoyola gidiyormuş.
Ayrılalım hadi. Aynı yoldan geri dönelim.
Merak etme, bulacağız.
Çalıların falan arkasına saklanmıştır.
Buraya kadar doğru gelmiş.
Düz devam etmesi gerekirken...
...bu tarafa gitmiş.
Neden ki?
Bir şey görüp korkmuş ve kaçmış olabilir.
Zombi mi dersiniz?
Başka ayak izi göremiyorum. Sadece onunkiler var.
Ne yapacağız peki? Hepimiz mi takip edelim?
Hayır, sen ve Glenn diğerlerinin yanına dönün.
Panik olmaya başlarlar.
Elimizden geldiğince onun izini sürdüğümüzü söyleyin.
Ama en önemlisi de insanları yatıştırın.
Arabaları arattırarak onları meşgul ederim.
Başka işler bulup boş kalmamaları sağlarım.
Gel hadi.
Niye hep beraber aramıyoruz? Arabaları niye kaldırıyoruz?
Karavan geçebilsin diye yolu açıyoruz.
Çalıştığı an döndüreceğiz.
Benzin bulduğumuza göre...
...Glenn'in söylediği yoldan gidebiliriz artık.
Bu karmaşadan geçmektense geri dönmek daha kolay.
Kızım dönene kadar hiçbir yere gitmiyoruz.
Söylemeye lüzum bile yok.
Rick'le Daryl arıyor.
- Bulurlar birazdan. - Zaman geçmiyor.
Yanımızdan geçen sürü yüzünden...
No comments yet. Be the first to leave one.