पहली 200 पंक्तियाँ।
Çeviri: Quinzel İyi Seyirler
Bugün, ağaç taklidi yapacağız.
Çok uzun dalları ve yemyeşil yapraklarla...
...uzun, harika ve yemyeşil ağaçlar olacağız.
Ayağa kalkar mısınız?
Bu ses de ne? Duyabilen var mı?
- Rüzgar. - Rüzgar.
Ve birden...
...fırtına çıktı.
- Hoşça kal. - Hoşça kal.
- Selam. - Selam.
Ev arayışı nasıl gidiyor?
Evet, fena değil. Devam ediyor işte.
Benim tavsiyem hemen bul.
Fiyatlar tavan yapacak.
Evet, fiyatı düşürüp emlakçıyla görüşeceğiz.
Geride kalma Gemma.
Tamam, hoşça kal.
Zavallı küçük kuşlara bunu kim yaptı?
Bilmiyorum.
Belki guguk kuşuydu.
Neden?
Çünkü yuvaya ihtiyacı varmış.
Neden kendi yuvasını yapmamış?
Çünkü doğa böyle, işler bu şekilde yürüyor.
Böyle olması hoşuma gitmedi. Bu korkunç.
Bazen sadece korkunç oluyor.
Molly.
- Hoşça kalın Bayan Pierce. - Hoşça kal.
Merhaba küçük hanım. Biraz daha yaklaşın.
Hadi ama, Bay Ağaç sizi tanımak istiyor.
İşte böyle, işte böyle.
Kabuğum!
- Selam. - Selam.
Ağaç oyununda nasılım?
- Oldukça vasatsın. - İyiymiş.
Zavallı küçük şeyler.
Bu acımasızca.
Tamam, işte böyle.
Hadi ama, biraz saygı göster.
- Onları sen mi düşürdün? - Hayır, ben düşürmedim.
Ben profesyonelim. Hadi ama, bu ne cüret?
- Profesyonel kaçık. - Evet ama profesyonel.
Profesyonel.
Bir gün kendi arabamı alacağım.
Bekle bak, büyük çamurlu bahçıvan kamyonetim olacak.
- Kulağa güzel geliyor. - Evet.
Üstünü değiştirecek misin?
- Ne? - Tişörtünü.
- Ciddi misin? - Evet.
- Siktir. - Kokuyorsun.
Ciddiyim. Annen de en kötü suçlu.
Orada bile olmuyor.
Her zaman orada.
Odasıyla geldi.
Evet.
Merhaba.
Biz sadece...
- bir şeyler... - Evet.
- Bakıyorduk. - Kimsiniz?
Ben Gemma. Bu erkek arkadaşım Tom.
N'aber?
Gemma ve Tom, tanıştığıma memnun oldum.
Biz de çok memnun olduk Martin.
Yonder harika bir şey.
Hem rahat hem pratik.
İstediğiniz ve ihtiyacınız olan her şey var.
Fiyata gelirsek de...
...bu evler havada kapılıyor.
Ne düşündüğünüzü biliyorum.
Banliyö.
Ama Yonder'da bu resimlerde gördüklerinizden fazlası var.
İnsanlar cana yakın.
Taşınmaya hazır bir sürü insan var.
Çeşitli bir topluluk olacak.
Farklı bir şey, hoş bir harman.
Peki nerede?
Yeterince yakın.
Yeterince de uzak.
Tam kararında bir mesafe.
İsterseniz göz atabiliriz.
Aracınız var mı?
- Siktir! Maalesef... - Evet, dışarıda.
Güzel. Anahtarlarımı alayım. Beni takip edebilirsiniz.
İsterseniz başka bir tarihe de randevu ayarlayabiliriz.
Ama dediğim gibi Yonder'daki evler kısa sürede tükenebilir.
- Pekâlâ. - Tam olarak...
aradığımız şey değil ama...
- Sanırım... - Bakmaya değer mi?
Güzel, hepimiz memnunuz yani.
Tanrı aşkına!
Martin, sen tuhaf birisin ve ikna edici bir puştsun.
Hazırım.
- Evet, hazırım. - Hazırız.
Tamam, geldik.
YONDER ŞU AN EVİNİZDESİNİZ Kaliteli aile evleri. Sonsuza kadar.
Tamam.
Atlatalım şunu.
Tamam.
- Yonder'a hoş geldiniz. - Teşekkür ederiz.
Dokuz numara.
Birçok evin mükemmel olma iddiası var.
Ama bu evler gerçekten de mükemmel.
Lütfen devam edin.
Sıcacık.
- Bu... - Evet.
Oturma odası. Oturmak için bir oda.
Bu duvarlar arasında anılar yaratacak kadar yeterli alan var.
Gelin.
Güzel, güzel.
Bayıldım. Her rengine bayıldım.
Hoş geldiniz içkisi.
Araba süreceğim.
- Belki çilek alırsınız. - Hayır, ben de süreceğim.
Erkek için mavi.
Her şeyi düşünmüşsünüz.
Dokuz numara başlangıç evi değil.
Sonsuzluk evi.
Genç aileler için mükemmel bir çevre.
Çocuğunuz var mı?
Hayır, henüz değil.
Hayır, henüz değil.
Yatak odası.
Evet.
Arka bahçeye kadar beni takip edebilirsiniz.
Doğanın bir sığınağı.
Güzel, burası hoşmuş.
- Evet. - Burada...
..yaşamak istersen, oldukça geniş.
İnsanlar ne zaman taşınacak?
Martin?
Martin?
Kimse yok mu?
Yok.
Arabası gitmiş.
Arabası gitmiş.
Güzel, şimdi biz de siktir olup gidelim.
Peki peki.
Hoşça kal.
- Adam çok tuhaftı. - Evet.
Dur. Hayır, hayır. Doğru yol değil burası.
Geldiğimiz yol burası.
Hayır, öyle mi?
Evet.
Bekle.
Ne? Geride mi kaldı?
Evet, bence geride kaldı.
Etrafta neler varmış bakayım.
Yine dokuz numara.
Döngüye falan mı girdik?
Bu ne lan!?
Kapıyı açık mı bıraktık?
Biz nasıl...
Kullanmamı ister misin?
- Hayır, iyiyim. - Öyle mi? İyi misin?
Çünkü bence daire çizip duruyoruz.
Tom.
Pekâlâ.
Bana bırak.
Ne?
Ne fark edecek ki?
Tamam, hadi. Bana şans ver.
- Şans mı istiyorsun? - Evet.
- Sürmek için şans mı istiyorsun? - Evet.
- Altı yaşında falan mısın? - Evet, altı yaşımdayım.
Hadi, yana kay.
İyi.
Sana şans vereceğim.
Biraz sür bakalım.
Tamam, hadi gidelim.
Telefonun yanında mı?
Evet.
Bir şey var mı?
Hayır, ikisi de çekmiyor.
Harika.
- Tom. - Ne?
Yine dokuz numara amına koyayım.
Sikerler.
Arabamda içemezsin.
Camı açacağım.
Tam bir pisliksin.
Bir saniye, gerildim.
Tamam, hadi gidelim. Teşekkürler.
Dokuz numara.
Neden dokuz numarayı görüp duruyoruz?
Tek bir araba bile görmedim. Burada kimse yok.
- Bir sıra daha... - Tamam, burada kim...
- yeşil evlerden görürsem... - ...yaşıyor amına koyayım?
Kafayı yiyeceğim.
Bu mümkün değil, tamam mı?
- Mümkün değil. - Burada kaldık...
Tom, bu yoldan gitmiştik.
- Bu yoldan geçtim ben... - Tamam, hayır sadece...
- İzin ver çözeyim. - Burası arabayı aldığın yer.
Lütfen, beni dinler misin?
Bence sola dönmeliyiz.
- Ne yaptığımı biliyorum. - Ben bunu beş...
- ...altı kez yaptım. - Ne yaptığımı biliyorum.
Ne yaptığımı biliyorum.
Bu böyle sürüp gidiyor.
No comments yet. Be the first to leave one.