पहली 136 पंक्तियाँ।
NETFLIX ORİJİNAL ANİME DİZİSİ
Başlangıçta sadece İlkel Akıl vardı.
Bu akıldan tüm yaratılış ortaya çıktı.
Yıldızlar, gezegenler, yaşam ve ölüm.
Ama zamanla Zihin kendi içinde bölündü.
İki parça. Radiant ve Dire. Düşünce ve aksiyon.
Yaratılış üzerine çok vahşi bir biçimde savaştılar.
Sonrasında Sonsuzluğun Kaosu geldi.
Krallar, kraliçeler…
Tanrılar, canavarlar…
Hepsi, parçalanmış İlkel Akıl'da bilgelik aradı.
Tanımlanamaz deliliğinde ise güç.
Ama Foulfell'deki hapishanesinde
iblis, Terrorblade kaosa baktı ve gerçeği buldu.
Terrorblade, Fikir'i buldu.
Düşünce ve aksiyonu birleştirdi.
Yaratılışı kendi şeytani suretinde tekrar yaptı.
GÖK GÜRÜLTÜSÜ'NÜN SÖYLEDİKLERİ
Bram.
Ne yapıyor bu?
Neden o lanet şeyi öldürmüyor?
Sessiz ol. Adamın çalışmasını izle.
Dışarı çıkmıyor.
Hep çıkarlar.
Delice, aptalca…
Başlıyoruz.
-Seni pislik. -Hey!
-Avıma saygısızlık edersen sen de ölürsün. -"Saygısızlık" mı?
Lanet şey dört adamımı öldürdü, en az beş kişiyi de yaraladı.
Tanrım! Bir tane daha!
Yumurtadan çıkmış bir yavru. Ölü.
-Yavrular. Minikler. Bebekler. -Yüzünü parçalar, dostum.
Tüm yuva gitmiş.
Birbirlerini paramparça etmişler. Sanki hepsi delirmiş.
Sanki hepsi birden kafayı yemiş ve birbirine saldırmış.
Delirmiş genç ejderhalar, delirmiş yavrular… Eminim sorun yoktur.
Bu yuva devam ediyor.
Bram.
-Bunu bir Eldwyrm kazmış. -Uyuyor.
Nereden biliyorsun?
-Ölmedik. -Uyuyor o zaman.
Güzel.
Fırsat bu fırsat. Şimdi canavarı öldüreceğiz.
Hayır. Şimdi uyanmaması için dua edeceğiz.
Peki büyüğünü öldürmek için ne zaman döneceğiz?
"Büyüğünü öldürmek" mi?
Yaşayan kaç Ejderha Şövalyesi
hâlâ ateşi olan bir "büyük" görmüş, biliyor musun?
Ya da içinde ne varsa. Ejderhaya göre değişir.
-Bram. -Bir. O kadar işte.
Demek korkuyorsun.
Sabah Ejderha Kalesi'ne gideceğiz. Tavsiye alıp yardım buluruz.
Ama bu gece hâlâ hayatta olduğumu kutlamayı planlıyorum.
Siz de öyle yapmalısınız. Özellikle sen.
Korkak.
Tüm bu insanlar. Sadece senin için.
Onun için.
Bu sabah korkuyorlardı, bu gece güvende hissediyorlar.
Ben sadece ödüllerini getiriyorum.
-Davion! -Davion!
Hayır. Senin için değil.
Pekâlâ. Biraz benim için.
Baban bir milisti.
-Evet, efendim. -Cesur bir herifti.
Sen de cesur bir herife benziyorsun.
Onun gibi.
İşte. Bunu almanı istiyorum. Ejderha dişi.
Bende de var. Gördün mü?
Yaşın geldiğinde, hazır olduğunda… Bunu Ejderha Kalesi'ne götür.
Anlamını bilecekler.
Bir gün ben de canavar öldüreceğim. Tıpkı babam gibi.
Tıpkı baban gibi.
Davion sola kaydı, sağa kaydı.
Dev canavar öne atılıp saldırdığında onu savuşturdu!
Sonunda yenildiğini anlayan ejderha yerin altından kaçtı!
Davion peşinden gitti.
Orada, karanlıkta tek başına canavarı öldürdü!
Onu bulduğumuzda düşmanın siyah, leş gibi kokan kanı ile kaplıydı.
"Bu gece yemek yiyeceğiz! Bu gece içeceğiz!
Köy kurtuldu!" dedi.
Elbette rolüm önemliydi.
Ben orada olmasam 100 kere ölürdü.
-"100 kere" mi? -En az 100 kere.
En az!
Merak etmeyin. Herkese yeni bardak getireceğim.
-Meyhaneci, birer bardak daha. -Affedersiniz.
Bekliyordum.
Beni affet. Bardaklarıma odaklanmıştım. Seni görmedim.
-Lütfen hanımefendiye yardım et. -Teşekkürler.
Bir Icewrack, beyaz lütfen.
İki bardak. Tabii ki soğutulmuş. Keskin olmasın.
İki kron.
-Berbat kokuyor ve bu sıcak. -Bira. Elimizde sadece bu var.
Bir cehennem ayısının kafasını kesecek kadar ıslak, ekşi ve keskin.
-Annem gibi kokuyor. -Ama…
-İki kron. -Bunun için mi?
-Onun yerine ben ödeyeceğim. -O zaman para almayacağım.
Bekle. Siparişi ben verince iki kron, o verince ücretsiz mi?
Evet. O, lanet Ejderha Şövalyesi Davion.
Lanet ejderhayı öldürdü.
-Bu lanet olası ejderhayı. -Başkaları da var.
Eminim çok vardır.
Ama büyük olanı o lanet olası delikte bıraktın!
-Onun hakkında çok konuşmuyorsun. -Sarhoşsun.
Ona her şeyi anlat.
Ona nasıl cesurca kaçtığını anlat.
Eğer hikâyelerinin bir değeri olsaydı
-o şeyi öldürmüş olurdun. -Beni dinle, aptal.
Bir adam bir Eldwyrm öldüremez. On veya yirmi adam da öldüremez.
Denemek aptallık olur.
O canavarı uyandırmak buradakiler için ölüm demek.
Bırak ejderha uyusun.
Şimdi, hemen toz ol. Hanımefendiyle konuşuyordum.
-Siktir. -O da korkak olduğunu düşünüyor.
Beyaz, Icewrack.
Sıcak olması gerekiyor.
-Bir insan meyhanesi. -Pek sayılmaz.
Bu, tamamen tarafsız sayılmaz.
Karanlık bir sokağı ya da tepeleri tercih ederdin herhâlde.
-Beni daha iyi soymak için. -"Soymak" mı?
Zenginler için değerli şeyleri bulmak onlardan çalmaktan daha kazançlı.
Nilüferlerim.
Selemene'nin nilüferleri. Gaspçının nilüferleri.
Umurumda değil.
-Onları elde etmeyi umursuyorum. -Nilüferlerin bende değil.
Elimde bir isim var. Haupstadt'taki Karaborsa'ya git.
Nikdo'yu sor. Gerisini o ayarlayacak.
-Getireceğine söz vermiştin. -Onları bulacağıma söz vermiştim.
-Şimdi, ödeme meselesi. -Bir isim için ödeme yapmayacağım.
O zaman Nikdo'yu bulup anlaşamadığımızı söylerim.
-İyi yolculuklar, hanımefendi. -Bekle.
Param yok.
-Ama başka değerli eşyalarım var. -Üzgünüm. İlgilenmiyorum.
İnsan kadınlar hoş ve yumuşak ama bulması kolay.
Teklifim bu değil. Bu.
Bu bilezik. Tacın.
No comments yet. Be the first to leave one.