Disney Worldbuilders

Disney Worldbuilders

Turkish उपशीर्षक डाउनलोड करें

रिलीज़ जानकारी

Disney Worldbuilders 2026 DSNP WEB H264-SHIIIT track27 [tur]
टिप्पणी द्वारा tedi
Retail DSNP | 58:12

टैग

webdl
प्रकाशित: 2026-08-20
डाउनलोड: 1
श्रवण बाधित: No

Turkish उपशीर्षक पूर्वावलोकन

पहली 200 पंक्तियाँ।

BURADA BUGÜNÜ GERİDE BIRAKIP

DÜNÜN, YARININ VE FANTEZİNİN DÜNYASINA GİRİYORSUNUZ

Walt dünyaya birçok hikâye anlattı, hepimiz biliyoruz.

BOB IGER ESKİ CEO

Ana Cadde'de her yürüdüğümde aklıma gelen şey

nostaljinin değerli olduğunu bilmesi

ama aynı zamanda gerçek bir fütüristti.

İnce bir denge kurdu.

Dünün, bugünün ve yarının dünyası arasında.

Birçok açıdan Disneyland budur.

DISNEYLAND İTFAİYE

Şimdi en yeni ve en büyük hayalimizi paylaşmanızı istiyoruz.

İşte bu, tam burada.

Disneyland.

Yeryüzündeki hiçbir şeye benzemeyeceğini umuyoruz.

Umudun, hayallerin, gerçeğin ve fantezinin bir arada olduğu bir yer.

ANA CADDE SİNEMASI HAREKETLİ RESİMLER

Burada olmak,

Walt'ın bahsettiği şeyleri düşünmek,

inşa etmeyi hayal ettiği şeyi görmek,

tarif ettiği dünyaya kendini kaptırmak inanılmaz.

Küçük bir çocukken bana ne kadar ilham olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Küçük bir çocuk sordu, ne diyeceğimi bilemedim.

"Bay Disney, siz ne yapıyorsunuz?"

Dedim ki, "Bazen kendimi küçük bir arı gibi görüyorum.

Stüdyonun bir bölgesinden diğerine gidip polen topluyorum.

Herkesi bir şekilde teşvik ediyorum.

Sanırım yaptığım iş bu."

Bir hikâye anlatıcısının harika bir hikâye anlatmasından daha heyecan verici şey yok.

Pixar, Marvel, Lucasfilm ve ardından 20th Century Fox'a baktığımda

birbirinden harika hikâyeler gördüm,

bunların hepsini Walt Disney Şirketi'ne getirebilseydik

bu, tuvali büyük ölçüde genişletir,

şirketin büyümesini ve yıllar boyu başarılı olmasını sağlardı.

Harika bir hikâye anlatıcısıyla çalışırken keşfettiğiniz şeylerden biri

birçok açıdan hikâyelerine sahip çıktıkları.

Hikâyeler içlerinden, kalplerinden gelir.

Kişiliklerinin bir uzantısıdır,

anlattıkları hikâyelere çok yakından bağlıdırlar.

Bir hikâye anlatıcısıyla çalışırken

bunu anlamak önemli.

Her şeyden önce var olan her tema parkı atraksiyonu

harika bir hikâye anlatıcısı, harika bir hikâye anlattığı için vardır.

Bu kadar basit.

Tüm bunların kökeni oyundur.

PETE DOCTER PIXAR BAŞ YARATICI YÖNETİCİ

Çocuk olmayı hatırladığında

iki küçük plastik figür varken beynin şey yapar...

Kendi yarattığın gerçekliğe dalar.

Bana göre Disneyland işte bunun büyük ölçeğiydi.

O alana girer girmez oynamaya davet edilirsin.

Minnesota'nın banliyölerinde küçük bir kasabada büyüdüm ve yılda bir kez falan

VW karavanımızla Güney Kaliforniya'daki akrabalarımızı ziyarete giderdik.

Benim için en önemli kısmı

büyükannem, büyükbabam, halalarım veya amcalarımı görmek değildi.

Disneyland'e gitmekti.

Bana göre, "Tamam, hadi şu fotoğrafı çektirelim ki

dışarı çıkıp burayı yaşayalım." kısmı önemliydi.

Aylar öncesinden plan yapardım.

Super 8 kameraları vardı.

O iki buçuk dakikalık makarada

görüntüyü en iyi şekilde kullanmaya çalışıyordum çünkü büyüleyiciydi.

Korsanlar'ın en iyi hız treni olduğunu düşünüyorum.

KARAYİP KORSANLARI

Sanki bir rüyaya girmiş gibi hissettiğimi hatırlıyorum.

Ölü adamlar hikâye anlatmaz!

İşte bu harika bir hikâye anlatımı.

İçeri girersin, uyursun, her şeyi yaşarsın

sonra çıkarsın, uyanırsın, şey olursun,

"Az önce ben... Ne oldu?" Anladın mı? İşte sihir.

Bence beni animasyona çeken şey hareket illüzyonuydu.

Bunu bir flip book'ta çabucak fark ettim.

Bir nokta çizip onun çizgiye dönüştüğünü,

kıvrılıp masa olduğunu filan...

"Vay, hareket ediyor!" dedim. Büyülenmiştim.

İşin içine girdikçe fark ettim ki

aslında hareket, hikâyenin kendisinden daha az önemli.

Okulu bitirdiğimde sanırım hikâye anlatıcılığından büyülenmiştim.

Animatör olacağımı düşünüyordum ama çizim konusunda... zorlanıyordum.

Sonra tam olarak açıklayamadığım sebeplerle

kimsenin duymadığı bir bilgisayar stüdyosuna geldim.

Adı Pixar'dı.

Stüdyo bile değildi. Bilgisayar şirketi gibiydi.

Donanım ve yazılım yapıyorlardı, bir yandan da reklam.

İşte bu yüzden girdim.

Derken bir şeyler oldu, Oyuncak Hikâyesi'nde baş animatör oldum.

Yapabileceğimi bilmiyordum.

Sonsuza ve ötesine!

En iyi beş hafta sonu rekoru kırdı.

Bunun en başında yer almak hayatımı değiştirdi.

Kendimize asiler diyorduk.

Bir itiş kakış vardı. "Sınırları zorlamak istiyorum.

Animasyon her şeyi yapabilir."

Canavarlarla ilgili bir fikir buldum.

Bir insan yavrusundan daha zehirli veya ölümcül bir şey yok.

Bir dokunuş öldürebilir.

Böö!

Kimsenin "Bunu sen yöneteceksin" dediğini hatırlamıyorum.

Olaylar o yönde gelişti.

Zar zor atlattım.

Eminim birçok kez kovulmaktan son anda kurtuldum

çünkü hikâye bir türlü oturmuyordu.

Ama atlattım.

İnsanların ne isteyeceğini düşünerek film yapılmaz.

İçten gelen bir duyguyla ateşlenmeli.

Derken bir fikir diğerini kovalıyor.

Sanırım 1999'du, kapı kasası konsepti ilk kez aklımıza gelmişti.

Otuz saniye geçmeden şöyle dedik.

"Bu harika bir tema parkı atraksiyonu olur."

Ama bir sebepten

teknoloji yetmiyordu ya da bütçe uygun değildi,

sürekli erteleniyordu.

Sonunda inşa ediyor olmaları çok heyecan verici.

PIXAR RIHTIMI

Pixar Rıhtımı.

California Adventure tüm bu Pixar filmleri için harika bir fırsat yarattı.

Muhtemelen alabileceğimiz en büyük iltifat,

"Filminizden bir atraksiyon yapıp Disneyland'e koyacağız."

Woody'nin dolaştığını ilk gördüğüm anı hatırlıyorum.

Sanırım ağladım.

Karakterleri ve hikâyeleri tasarlarken

şöyle dedik, "İzleyiciyi de aynı adımda yürütelim,

böylece karakterle aynı şeylere inanıp hissetsinler."

Sonra çocukların geldiğini görürsün,

onlara göre filmde gibidir

ya da karakter filmden çıkmıştır

ve bu adamı zaten tanırlar

çünkü onunla duygusal bir bağ kurmuşlardır.

Sanırım film yapımcıları ve sanatçılar olarak isteğimiz

bir şekilde içimize dalıp öyle bir şey yaratmak ki...

Bir müzik kutusu gibi, kurup başkasına çalabilmek

ve o hissi aynen aktarabilmek.

Kevin'in sesiyim, Yukarı Bak'taki kuş.

Bir ses lazımdı, ben de şöyle yaptım...

Filmde de o ses var.

1989'du, Disney Animation'da stajyer oldum.

Çok heyecanlanmıştım.

"EPCOT için şu şeyi canlandıracaksın" dediler.

Buzzy'nin ilk keşif sahnelerinden bazılarını yaptım.

Cranium Command için bir ön gösteriydi.

- Adın ne acemi? - Buzzy, efendim.

Beyin yönetmeye hazır mısın Fuzzy?

Buzzy, efendim. Evet.

Tabii ki her şey bu çocuğun beyninde, bedeninde olup bitiyor.

Yıllar sonra Ters Yüz fikri aklıma geldiğinde

muhtemelen oradan ilham almış olduğumu fark ettim.

O zaman bağlantıyı kurmamıştım.

Ben Üzüntü.

Merhaba. Ben Neşe.

Bu da Korku.

Bu, Tiksinme.

Bu, Öfke.

Sanırım ilk ortaya çıkan karakter Öfke'ydi.

Kare gibi bir şeydi.

Dilini bilmediğim, tek bir kişiyi bile tanımadığım

bir ülkeyi ziyaret etmek tuhaf

ama yine de milyonlarca insan bu karakterle bağ kuracak.

Dünyanın öbür ucunda sekiz yıl önce bir peçeteye çizdiğim karakterle.

Film yapmak ve tema parkı atraksiyonlarının parçası olmak

bir bakıma "Yalnız değilsin" demenin yolu.

"Böyle hisseden tek sen değilsin." İnsanlar bağ kuruyor.

İnsanları hayallerimin ötesinde şekillerde bir araya getiriyor.

Durdurabilir misin?

- Bakalım. - Evet... Ne...

Hey, başardık.

Pekâlâ. Ters çevirelim.

Kayıyor.

Hepimizin bağlı olduğu,

bu hikâyeyi birlikte paylaştığımız bir his var.

Bence Disney'in çok iyi yaptığı şey de bu,

tuhaf ve özel bu hikâyeleri alıp

evrensel kılmak.

MACERA DIŞARIDA!

Önceden var olan dünyaların koruyucusu olup

onları geliştirme şansına sahip oldum.

Bu çok özel bir dünya inşası türü

çünkü sıfırdan başlamıyorsun.

Öncekine bağlı kalıp ileriye taşımaya ve geliştirmeye çalışıyorsun.

Bazen yeni teknolojiyle, bazen bu zamana uyarlayarak...

SENARİST/YÖNETMEN

...ama yine de başlangıçta onu bir dünya yapanı koruyarak

ve tabii senden önce yaratılanı da.

Disneyland, parklar arasında en sevdiğim.

Walt'ın orada olmuş olmasını seviyorum.

Komik çünkü insan Disney ya da Disneyland'i nostaljik sanıyor

ama tüm bu teknolojinin halka ilk sunulduğunda

ne kadar ileri teknoloji olduğunu akılda tutmak zor.

Eski ve yeninin karışımı

hepimize birden hitap eden bir şey yaratıyor.

Star Wars'la ilişkim 1977'ye dayanıyor.

İlk filmi gördüğümde on yaşındaydım.

O filmi görmek için doğru yaştı.

Disneyland'den bahsetmek gibiydi.

Şimdi kanıksamışız çünkü onunla büyüdük.

Neredeyse elli yıl oldu.

O dönemin bağlamında o filmin ne kadar önemli olduğunu anlatmak zor.

Bence Star Wars'u ilk gördüğünde...

LUCASFILM BAŞKANI/YARATICI SORUMLU MÜDÜR

...bu kadar güçlü bağ kurmanın nedeni Luke gibi hissetmen.

Anında özdeşleşilebilir.

टिप्पणियाँ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left