The Walking Dead: Dead City

The Walking Dead: Dead City

Turkish उपशीर्षक डाउनलोड करें

सीज़न 3

रिलीज़ जानकारी

The Walking Dead Dead City S03E04 1080p WEB h264-ETHEL
टिप्पणी द्वारा Takaya
v2 - Errors fixed, better sync & Episode Insider included

टैग

webdl
प्रकाशित: 2026-08-20
डाउनलोड: 3
श्रवण बाधित: No
FPS: 23.976

Turkish उपशीर्षक पूर्वावलोकन

पहली 200 पंक्तियाँ।

Ölü Şehir'de daha önce..

O ışığı biz yaktık. Bizim yüzümüzden buradalar.

- Ağrı için bir şey veremez miyiz? - Morfinin sonunu kullandık.

Ramon'u düşünüp duruyorum.

Chucho'yu, Marisol'u.

Her zamankinden iyi durumdayız, Maggie. Kilerimiz gıda dolu.

Aylaklarla aramıza sağlam bir set çekmemiz gerekecek.

Bak işte, ben sizin topluluğunuzda değilim.

Dama kendini öldürdü.

Seçimini yapmış demek ki.

Ne zaman oldu bu?

Birkaç gün önce.

Maryland civarında sığınacak yer arıyordum.

Elden geldiğince takas makas.

Özgürlük Heykeli'nin yandığını görünce şansımı deneyeyim dedim.

Burkulmuş bu bilek.

Böyle yapınca acıyor mu?

Lanet olsun!

Ağrı için bir şeyiniz var mı?

Ben de sana aynısını soracaktım. Birkaç hafta önce sıfırladık biz.

Ne varsa olur, ben de bir şeyler veririm.

Şey var...

Bu viski var. Özel durumlar için saklıyordum ama...

Oha, Johnnie Walker Blue Label!

Eskiden acayip değerli şeydi bu!

Nereden buldun ki?

Kuzeyde Beacon civarında bir kulübeden. Bir kadın vardı...

Çocukken yapmadın mı hiç?

Hayır, yaptığım söylenemez.

Luis ile Chris ve eşiyle ayrı ayrı konuştuk.

Anlattıkları birbirini tutuyor.

Anlaşılan bu kadın ne istenirse bulabiliyormuş.

Karşılığında değerli bir şeyimiz olduğu sürece, ki var.

Benim işim buradakileri güvende tutmak.

Maggie, tıbbi malzeme lazım bize.

- Bulursak herkes daha güvende olacak. - Ve sen tek doktorumuzu dışarı gönderiyorsun.

Terrence bugün tıbbi eğitimi olan bir sığınmacı daha geldi dedi.

Bir haftada dördüncü bu. Evet, teknik olarak...

Luis tek doktorumuz ama takasta alacağımız ilaçları kontrol edebilecek tek kişi de o.

Onun gitmesi gerek. Senin de onu güvende tutmanı istiyorum.

Tacir mi diyormuş kendine?

Arabayı uçağa çeviriyor.

Kanatlandırıyor.

Ama senin de yapman lazım.

Dediklerine göre bu Tacir Newfoundland'e kadar gitmiş gelmiş. Dünya boka sardıktan sonra yani.

Biraz kurutulmuş etten alsana.

İğrenç ama çok lezzetli bir şeyden bahsedeyim mi?

Biz Renata'yla kurutulmuş eti ince ince kıyıp peynirli makarnanın üstüne serperdik.

İğrenç hazır makarnayı mı diyorsun?

Ee?

İki camı da açmak yakıt tüketimini artırır yalnız.

Yeni Babil'den kalma araçlar var şurada.

Köprüler olmayınca çok farklı geliyor.

Bilmiyorum.

Herhalde bir yerden sonra adanın dışına çıkmaktan ümidi kesmiştim.

Hâlâ hayallerin gerçekleşebildiğini görmek güzel.

Misyon tamam.

Yolculuğun da tadını çıkarabilirsin.

YÜRÜYEN ÖLÜLER: ÖLÜ ŞEHİR "Bulunan/Yitirilen"

TIMES MEYDANI

Bütün bu çalışmalar daha çok aylak çekiyor ya. Maggie farkında, değil mi?

Evleriniz ve hastane böyle daha güvenli ama. Burayı bitirelim kiler de güvende olacak.

Maggie'yle eskiden tanışıyorsunuz demek? O yüzden mi gönüllü oldun?

Ne gönüllüsü? Bitmeyen ısrar üzerine gelmek zorunda kaldım daha çok.

Filin züccaciye dükkanına girişini izlemektense işin adam gibi yapılmasını tercih ederim zaten.

- Üstüne alınma da. - Doğru.

Bizi Bricks'den ayrılmaya ikna ederken daha güvende, daha rahat olursunuz demişti.

Güvenlik için iyi tabii ama daha rahat mıyız?

Bana sorarsan burası gıda demek, elektrik demek.

Orada ne eksen kuruyor. İmamın apış arasındaki pireden çok güve var.

Yok artık? O nasıl benzetme ya?

İnsan o kavramları nasıl bir araya getirir?

Bizim kuşlara bakışımızı düşününce...

hep merak etmişimdir, acaba yengeçler balıkların uçtuğunu mu düşünüyordur?

- Çünkü böyle aşağıdan baktıklarında... - Yengeçler balıkların uçtuğunu mu düşünüyordur?

Hiç bilmiyorum ama kafayı çalıştırma şeklini beğeniyorum cidden.

Ne var?

Uzun zamandır kimseden iltifat almamıştım da. Özellikle bir kadından.

Teşekkürler.

Bak, Negan. Biliyorum şu an durumumuz fena değil. Ama üç haftada nüfusumuz ikiye katlandı.

Yeni gelenler kaynaklara ortak olmaya devam derse...

Demek istediğim, benim ailemi düşünmem lazım.

Benim 24 oldu bu arada.

Sen daha 19'a kadar saymayı bilmiyorsun, bebe. Ne 24'üymüş?

Sen 23'sün, ben 24.

Ama olsun, yaşına göre iyisin.

Fırıldak hergele seni.

Aferin len.

Ya dediğim şu, aylakları biz getiriyoruz. Bize daha çok elektrik verilmesi gerekmez mi?

Eski düzende olsa prim alırdık.

Evet, halamın da taşakları olsa amcam olurdu.

- Anlamadım? - Ne var?

Pardon, senden pek beklemezdim.

Tut orada.

Hastir.

İmdat! İmdat! Negan!

İmdat! Negan!

- Fabian, bağırma! - Negan, Negan, Negan...

- Hey, sen şunları oyalasana? - Tamam!

Beyler! Buraya!

Hey! Gelin! Buraya!

Gelin! Haydi!

Negan! Anahtarlar!

Prim işini unut, aslan.

Yürü gidelim, yerden bitme!

Hastane için yaptıkların...

inşaat çalışanlarını korumak için yaptıkların...

Fabian için canını riske atman falan...

Binadaki son boş daire. Sen al istiyorum.

Vay be! Noel geldi galiba ve Negan uslu çocuk olmuş anlaşılan.

Çünkü Noel Ana Renata bacadan iniverdi.

- Yalnız sen benim... - Maggie'nin burada yaşama teklifini geri çevirdin, biliyorum.

Ama bence yola geldin, Negan.

Tıpkı benim seni kabullenmem gibi. Ama tamamen güveniyor muyum?

Hayır, onun için zaman lazım.

Ama işimize yarayan biri oldun.

Daha fazlasını hak ediyorsun. Bir evi hak ediyorsun.

Burada yaşarsam senin kurallarına mı uyacağım?

Öyle. Tıpkı diğer herkes gibi.

Kimseyi öldürmemek de dahil.

Senin durumunda "bir daha öldürmemek".

Dama'yı öldürdüğünü biliyorum.

Açlık grevindeydi o.

Ama hücresini boşaltırken gördük ki tepsideki yemeğin bir kısmını yemiş.

İnsan soruyor, Dama balıklı fırın makarnasından yedikten sonra niye intihar etsin ki?

Ben bilemem. Maggie'nin balıklı fırın makarnasını denemiş miydin?

Onun için ölümü seçtin.

Kuralları çiğnedin.

Ama topluluğum için bir değerin var. Maggie için var.

Ki ne yaptığını bilmesi gerekmiyor bu arada.

Maggie'nin ne düşündüğü şeyimde mi sanıyorsun?

Olmasaydı söylerdin ona.

Gerçekten, bence seversin burayı.

Dans direğimiz yok ama meditasyon odamız var.

Meditasyon?

Tek beklentim, Negan...

herkesle aynı kurallara uyman.

Anahtarlar rafta.

Bir düşün!

Salgının başından beri epey gezmişsin.

Yani daha fazla gezen de vardır.

Şehri bombaladıklarında...

köprüleri gökdelenleri dümdüz ettiklerinde...

her yer aynı öyledir diye düşünmüştüm.

Dünyanın sonu, hesaplaşma günü falan işte.

Kilometrelerdir ilerliyoruz ve her şey...

el değmemiş gibi görünüyor.

Sanki sadece bizim başımıza gelmiş gibi.

Gitmeyi hiç düşünmedin mi?

Ne zaman uygun olur bilemedim.

Çok erken ayrılırsan...

gereksiz yere kaybın olur.

O yüzden kaldık.

O şansım olsaydı çiftlikten hiç ayrılır mıydım bilmiyorum.

Bizim toprakla hiç derdimiz olmadı. Sıkıntı hep insanlardı.

O her yerde öyle galiba.

Evet, öyle galiba.

Bir dakika.

Sen çiftlikte mi büyüdün?

Aynen, itfaiyenin tepesindeydi. Etrafı aylaklarla sarılı. Panik içinde...

Bir dakika, dur. Saçını enseden uzatmış olmasına rağmen güvendin mi ona?

Yabancıların nezaketine güvendiğin olmadı mı hiç?

Doğu Harlem çocuğuyum ben. Biz tanıdığımız insanlara güveniriz.

Onların tanıdıklarına güveniriz.

Saçı enseden uzatan tiplerle asla işimiz olmaz.

Eugene yeri gelince iyi işler yaptı.

Önemli olan da o zaten.

Öyle.

Maggie Rhee, neler yaşamışsın.

Yaşadım galiba bir şeyler.

Peki bu?

Yeni bir başlangıç bu.

Hepimiz için.

Tek fark, artık nasıl olmamız gerektiği değil...

nasıl olmak istediğimiz önemli.

Evet.

Harika!

Hiç dut yememiştim sanırım.

Çok güzeller, değil mi?

Şanslıyız, bu mevsimde bulmak zordur.

Şu tarafta da ahududu olabilir.

Gel.

Çok sevdiği biriydi demek ki.

Yolumuza dönelim.

Geçen gün birinden bahsediyordun. Marisol?

Eşimdi.

Evli olduğunu bilmiyordum.

Hep araba kullanırdı.

Vaktini boşa harcıyorsun derdi bana.

Olaylar başladığında...

haber vermeden çıktı gitti.

Anne babasını bulmak için.

Geri gelmedi hiç.

Direksiyona elimi sürmedim bir daha.

Çok üzüldüm.

Biliyorum o yok artık.

Ama bilmiyorum da.

Asla bilemeyeceğim.

Renata'yla ikinize bakıyorum.

Bir umut ışıltısı yakalamış gibisiniz.

More Turkish subtitles for The Walking Dead: Dead City

टिप्पणियाँ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left