Familiar Touch

Familiar Touch

Turkish felirat letöltése

Kiadási információk

Familiar Touch 2024 1080p MUBI WEB-DL DDP5 1 x264-KUCHU
Kommentár dikistutmaz
23,976 fps

Címkék

webdl
Közzétéve: 2025-10-26
Letöltések: 53
Hallássérülteknek: No
FPS: 23.976

Turkish felirat előnézete

Az első 200 sor.

2024 Venedik Film Festivali: En İyi İlk Film En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Yönetmen Ödülü

- Karabiber? - Lütfen, teşekkür ederim.

Harika.

Teşekkür ederim.

- Ee, nasılsın? - Çok iyiyim.

İyi uyuyabiliyor musun?

Evet...?

İyi, iyi...

Nasıl uyuduğum seni neden ilgilendiriyor ki?

Ee...

- Steve. - Tabii ya, Steve!

- Özür dilerim. - Önemli değil.

Steve. Doğru ya.

Ne işle meşgulsün?

- Mimarım. - Mimar mısın?! Harika.

Yıkıcı bir dünyada inşa edebilme becerisi...

...çok önemli bir armağandır.

Babam da ev inşa ediyor. Kendisi bir marangoz.

- Belki bir gün onunla tanışırsın. - Çok isterim.

Pekâlâ, yemeği yedikten sonra... şeye...

Bir sürpriz!

Aynen, bir sürpriz.

Birlikte...

Söyleme! Sürprizi bozarsın.

Doğru.

Yemeğini beğenmedin mi? Bu benim özel sandviçimdir.

Harika. Ben, şey... tadını çıkarıyorum da...

Peki...

...hayatında özel biri var mı?

Karımı oldukça “özel biri” olarak görüyorum.

Neyse, önemli değil.

Ben de evliyim.

Evlisin demek...

- Seymour'la mı? - Evet!

- Onu tanıyor musun? - Tanışmıştık.

Fark etmemiştim.

Peki, şu anda ne üzerinde çalışıyorsun?

Kendi enerjisini üreten bir ev inşa ediyorum.

Buna sürdürülebilir mimari deniyor.

Bina, rüzgâr ve güneş enerjisiyle besleniyor.

Vay canına!

Elementleri hasat etmek... Tanrısal bir şey gibi...

Sanırım ben daha çok bir yarı tanrı sayılırım.

Fani...

...ve...

...yarı tanrı.

Peki, bir orta yolda buluşabilecek miyiz...?

Pekâlâ, şey, gitme zamanı geldi.

- Bunları ben alayım. - Tamam.

Pekâlâ, hadi bakalım...

FAMILIAR TOUCH

- Ceketim içeride kaldı, hemen dönerim. - Tamam.

Tamamdır.

Bir valiz hazırladın.

Evet.

Bilseydim, hazırlık yapardım...

Sorun değil. Başka bir şeye ihtiyacın olmayacak.

Burası bir...

Hemen döneceğim.

İyi günler, efendim. Giriş mi yapacaksınız?

- Evet, merhaba. Goldman. - Goldman mı?

Tamam. İşte geldik. Ben valizi alayım...

Tamam...

Tamamdır.

- Valizini buraya koyuyorum. - Tamam.

- Oturmak ister misin? - Evet, tabii.

Tamam, sen burada bekle, ben gidip giriş işlemlerini halledeyim.

- Sadece bir göz atacağım. - Tabii.

Vanessa, resepsiyona gelir misin, lütfen?

- Bir değişiklik yok, değil mi? - Yok.

- Merhaba. - Merhaba.

- Ben Steve Goldman. - Memnun oldum. Ben de Vanessa.

Ben de onu getirdim işte.

- Her şey oldukça sorunsuz gitti. - İyi.

Onun odasını hazırladık ve harika oldu.

Bundan sonrasını bize bırakabilirsin, tamam mı?

Harika, çok teşekkür ederim.

Anne, bu Vanessa.

Merhaba, Ruth.

Tanıştığımıza memnun oldum.

“Anne” mi?

Bella Vista'ya hoş geldin.

Sana etrafı gezdirip yerleşmene yardım edeceğim.

Artık burada kalacaksın anne.

- “Anne” mi? - Evet.

- Sen benim annemsin. - Hayır.

Hayır, çocuk istemiyordum. Ben anne değilim.

Sorun değil, anne.

Başka çocuk yapmak zorunda değilsin. Ben de artık büyüdüm.

Bak, bunun zor olduğunu biliyorum...

İstersen, gidip odana bir bakalım.

Vanessa bizi oraya götürecek.

Hatırlıyor musun bilmiyorum; ama daha önce buraya gelmiştik, anne.

Bir gezi turuyla gelmiştik.

Ekstra bakıma ihtiyacın olursa burada kalmak istediğini söylemiştin.

Bu yeri sen seçtin.

Kalma.

- Anne, lütfen yapma... - Beni böyle görme!

Sadece iyi olacağını bilmek istiyorum.

Hayır, canım, böyle davranma.

Nasıl davranmamı istiyorsun?

Umursamamanı istiyorum.

Peki.

Tamam.

Gidiyorum.

Seni seviyorum, anne.

Yakında yine görüşürüz.

- Gidelim mi? - Gidelim.

Neredeyse geldik.

Odan bu tarafta.

Anne?

Anne?

Merhaba, nasılsın?

Giyinmene yardım edeceğim.

Geliyorum. Giyinmeye hazır mısın?

İşte oldu.

İşte geldik.

Burası...

...senin odan.

İşte odamız burası.

- Valizini boşaltmana yardımcı olayım mı? - Ben hallederim, sağ ol.

Tamam.

- Geri gelecek mi? - Steve mi?

- O adam işte... - Eminim yakında geri dönecektir.

Ama ne zaman döneceğini bilmiyorsun.

Tam olarak ne zaman döneceğini bilmiyorum ama yakında döneceğini biliyorum.

Hadi, eşyalarını koyacak yerler bulalım.

Adım adım ilerleyeceğiz...

...tamam mı?

- Bunları nereye koyalım? - Bırak!

Biraz yalnız kalabilir miyim, lütfen?

Yardımın için minnettarım...

...ama sürekli gözetim altında tutulması gereken yaşlılardan biri değilim.

Elbette. Öyle olmadığını biliyorum.

Hazır olduğunda dışarıda bekliyor olacağım.

Bir tanesi burada...

Pardon.

Rahatsız etmek istemiyorum; ama menüye bakabilir miyim?

Hemen geliyoruz, tatlım.

Biraz daha bekleyebilir misin?

- Ana'ya Mar Vista'da olanları duydun mu? - Duymadım, n'oldu?

Onu kovdular.

- Katındaki sakinlerden biri kaçmış. - Hadi ya, ciddi misin?

Ciddiyim.

- Bu ne? - Bunlar ilaçların.

- Daha iyi hissetmeni sağlarlar. - Ben iyiyim zaten.

Senin adına sevindim.

İhtiyacım olmayan bir şeyi almak istemiyorum.

Kan sulandırıcı, böylece pıhtılaşma olmaz.

Bu yüksek kolesterol için.

Multivitamin.

Kemiklerini güçlü tutmak için kalsiyum takviyesi.

Ve bu da...

...hafıza kaybına yardımcı olur.

Aynı zamanda multivitamindir.

Plasebo işte.

Hadi ama. Yardımcı ol bana.

Seni öldürmezler.

Teşekkür ederim.

Yumurtalar için teşekkürler; ama onları ben sipariş etmedim.

- Bu işler öyle yürümüyor. - Nasıl yürüyor peki?

Burası restoran değil. Restoran aşağıda.

Ama özel bir şey istersen...

...istediğin zaman sana bir şeyler hazırlayabilirim.

- O zaman burası ne? - Burası yemekhane.

Al, canım.

Atıştırmalık Klipsi

Affedersin.

Affedersin!

Saçında bir paket klipsi var.

Ne olmuş yani?

Onun işlevi cips paketlerini taze tutmak.

Niye patates cipslerini tartışıyoruz ki?

Harika. Teşekkürler, Ruth. Şimdi de...

Borş çorbasının tarifini biliyor musun?

- Hayır, sanmıyorum... - Patates ve pancarları alıyorsun...

...ince ince dilimliyorsun, çok ince.

Suda, yumuşayıncaya kadar haşlıyorsun. Suyunu bir kenara ayırıyorsun.

Bu sırada, iki kuru soğanı doğruyorsun ve tereyağında pişirmeye başlıyorsun.

Pembeleşmeye başladıklarında, bir tutam frenk kimyonu ekliyorsun.

Sadece bir tutam, tamam mı?

Ve biraz da tuz, tabii ki.

- Tamam mı? - Tamam.

Soğanların saydamlaştığını gördüğünde...

...içine bir havuç, bir sap kereviz...

...yarım baş da...

...lahana ekliyorsun.

İncecik doğranmış olmalı.

Patates ve pancarlardan ayırdığın suyu, bu sebzelerin üzerine ekliyorsun.

Sebzeler yumuşayıncaya kadar kaynatıyorsun.

Sonra patates ve pancarları ekliyorsun.

Şimdi içine güveçte pişirilmiş domates ve sirke koyacaksın.

Çoğu insan elma sirkesi kullanır...

...ama ben tadı için kırmızı şarap ve balzamik sirkesi karışımını seviyorum.

Sonra da karabiber, bal, taze dereotu ekliyorsun.

Taze dereotunun bir kısmını daha sonra üstüne serpmek için ayırıyorsun.

Üzerine bir kapak kapatıyorsun. Bunu 30 dakika kısık ateşte pişiriyorsun.

Ara ara tadına bakıp ayarlıyorsun.

Üzerine biraz ekşi krema koyuyorsun ve işte Borş çorban hazır.

Tarif için teşekkür ederim. Sağ ol, Ruth.

Familiar Touch subtitles in other languages

Hozzászólások

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left