200 baris pertama.
THE APARTMENT JOB
Dört milyar mı?
Dört milyar won'u cebe mi indirdin?
Bizim sitede sadece 1.200 hane var,
o kadar para çarpabildim.
Ama burada
10.000 kadar hane var.
Cebe indirebileceğiniz parayı düşünsenize.
Bir milyar mı? İki milyar mı?
Bunlar çerez parası!
10 milyar bile götürebilirsiniz!
Ciddiyim Bay Park.
10 milyar mı?
Evet.
Yani sence bu siteden
10 milyar won
cebe indirebilir miyiz?
Bırakın.
Ne? Tamam.
Çözün şunu.
Peki 10 milyarı nasıl cebe indireceğiz?
Şey…
Şey olmalısın…
Yönetim kurulu başkanı olmalısın.
Başkan mı?
Ben mi?
Evet.
Tekrar bağlayın şunu.
Bu kadar saçmalık yeter!
Hey! Dokunma bana!
Büyükler konuşuyor burada.
Küçük velet seni.
Ceketimi verdi, görmedin mi?
Bay Park.
Beni bir dinle.
Bakım fonuna
sadece
tesis müdürü ve başkanın erişimi var.
O ikisi iş ortağı olursa
koca bir siteyi kurutmak çocuk oyuncağı olur.
Atalım şunu aşağı gitsin. Artık işimize yaramaz.
Durun, bekleyin!
-Durun! Lütfen! -Atalım!
Bay Park, buraya gelirken asansördeki ilanı gördüm.
Apartmanınızda
bina temsilcisi seçimi yapılacak.
Önce bina temsilcisi ol, sonra da başkan.
O zaman 10 milyar won'u cebine indirebilirsin!
Bina temsilcisi olmamı mı söylüyorsun?
Evet.
Sarkıtın şunu.
-Tekrar bağlayın. -Tamam.
Özür dilerim!
Çok özür dilerim Bay Park.
Haklısın.
Senin gibi biri için bina temsilcisi olmanın
aşağılayıcı olacağını fark edemedim.
Özür dilerim.
Özür dilerim Bay Park.
Gururunu incittiğim için özür dilerim.
Ama başka yolu yok.
Başkan olmaya hak kazanmak için
bina temsilcisi olman gerekiyor.
Herkes bina temsilcisi olabilir mi?
Herkes yapabilir!
Sakinlere sorun.
Bina temsilciliği kimsenin umurunda değil.
Aday olursan
seçilmen neredeyse garanti.
Ciddiyim.
Aday olursam
seçilir miyim?
BİNA TEMSİLCİLİĞİ SEÇİMİ
Gördünüz mü? Söylemiştim.
Buna inanmıyorsunuz, değil mi?
Saçmalık bu.
Patron.
Kapı kapanıyor.
10 milyarla
Yong-man'ı kurtarıp
yeni bir başlangıç yapabiliriz.
Ama şansınız yaver gidip temsilci olsanız bile
bu sitede hortumlanacak 10 milyar var mıdır ki?
Bana inanmıyorsanız onları arayın.
Kimi arayalım?
Yönetim ofisini.
Onlara uzun vadeli bakım fonunda ne kadar olduğunu sorun.
Uzun vadeli ne?
Ne tür bir fon bu?
Of.
Uzun vadeli bakım…
Aptallar.
Apartman sitesi, sakinlerinden uzun bir süre boyunca para toplar.
"Uzun vadeli."
Bir şey bozulursa bakımını yapıp tamir edersin.
"Bakım." Bu yüzden "uzun vadeli bakım fonu."
Lütfen arayıp ne kadar paraları olduğunu sorun.
Bayan Kang!
İşe saat kaçta geliyorsunuz?
Erkencisin Yun-seo.
İlk ben gelirim sanmıştım.
Saat daha dokuz olmadı. Bakayım mı?
Evet. Acil bir şey olabilir.
Yönetim ofisi. Nasıl yardımcı olabilirim?
Merhaba. Günaydın.
Ben
apartman sakinlerinden biriyim.
Şey…
Size bir şey soracaktım.
Uzun vadeli bakım fonu…
Uzun vadeli bakım fonunda ne kadar para var?
Uzun vadeli bakım fonu mu?
Şey…
Bir saniye.
Bakım fonunda ne kadar para olduğunu soruyor.
Kimmiş?
Bir sakin. Ne diyeyim?
Ne kadar varsa söyle.
Evet efendim.
Fonda ne kadar para var diye mi sordunuz?
Bir saniye.
Yaklaşık 17 milyar 857 milyon 420 bin won var.
Efendim, biliyorsunuzdur,
apartman yaşlandıkça onarıma ihtiyaç duyacaktır.
Biz de önceden para toplayıp…
Alo?
Beyefendi?
-Yok artık! -10 milyar mı?
Daha da fazla. 17 dedi…
Tam 17 milyar 857 milyon 420 bin won.
Bir dakika. Gerçekten varmış.
İnanılmaz.
Tesis müdürü fona hiç dokunmamış demek ki.
Beklediğimden daha fazla.
Of, dizlerim…
En gençleri sensin, değil mi?
Git bana sıcacık bir kahve yap.
Evet Bay Park?
Artık bana güveniyor musun?
Yapalım şu işi.
17 milyar 857 milyon 420 bin won.
O parayı alacağız.
THE APARTMENT JOB
Böyle dene Seo-jun.
Evet.
Böyle.
Harika oldu.
Harika gidiyorsun.
FİDAN İSİM: MIN-JUN'UN AĞACI
FİDAN İSİM: RU-I
Şaşırdım doğrusu.
Bu fikir aklına nereden geldi?
Gerçek eğitim budur işte.
Değil mi ama?
Ağaç parkına bağış yapmak
ve verdikleri fidanları çocuklara doğayı öğretmek için kullanmak…
Bu harika bir şey.
Ağaç parkına bağış mı?
Çok düşüncelisin.
-Değil mi? -Hayran oldum.
Çocuklarla fidan dikmek duygusal gelişimlerine
iyi gelir diye düşündüm.
Abartacak bir şey yok.
Harikasın.
Ne bu?
Buraya bir şeyler dikebileceğinizi size kim söyledi?
Saçmalık.
Sitemiz ne kadar pahalı, bilmiyor musunuz?
Peyzaj tasarımına bir servet harcadılar.
Buraya bu çer çöpü dikmenize kim izin verdi?
Ne?
Ne dediniz? "Çer çöp" mü?
Bunu nasıl dersiniz?
Yanlışım mı var?
Bu toprak kimin? Sizin mi?
Affedersiniz.
Burada yaşıyorsak buraya bir şeyler dikebiliriz.
Ben de burada yaşıyorum.
Burada çok sayıda sakin var.
Onların iznini almalısınız.
Kötü bir şey yapmadık ki.
Çocukların eğitimi için.
Anneler,
size bir şey söyleyeyim. Dinleyin.
Hevesinizi anlıyorum ama böyle ucuz ebeveynlik…
-Tanrım. -Ucuz mu?
Gidin kendi evinizde yapın!
Çocuklara saygılı olmayı
ve doğayı öğretiyoruz.
Buna ucuz mu diyorsunuz?
Aslında bir noktada haklısın.
Güzel. Onlara bunu öğretmeden önce
neden ilk başta
ortak yaşam kavramını, komşulara saygı duymayı öğretmiyorsunuz?
"Doğa" mı? Şaka herhâlde.
O zaman ben de buraya marul, biber, lahana dikeyim.
Olur mu öyle?
O farklı.
Nesi farklı? Aynı şey!
Çabuk, hepsini söküp çıkarın!
No comments yet. Be the first to leave one.