The Forest

The Forest (La Forêt)

Unduh Subtitle Turkish

Musim 1

Informasi rilis

The Forest S01 1080p NF WEBRip DDP2 0 x264-TrollHD
Komentar oleh desprite
Altyazı çevirmeni: Ozan Molva

Tag

webdl
Diterbitkan pada: 2026-03-18
Unduhan: 31
Tuna Rungu: No
FPS: 25

Pratinjau subtitle Turkish

200 baris pertama.

NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ

FAYS ORMANI

-Yeni patronun bugün mü başlıyor? -Evet.

Baş belası değildir umarım.

Maya!

Leziz.

Kardeşin nerede?

16 yaşında bir kız... Banyoda olmalı.

Çok kilo aldım, davul gibi şiştim.

Göğüslerim büyüdü en azından.

Sorun ne o zaman?

Hoşuma gidiyor. Doğal.

-Maya! -Aşağıya gel!

-Aptal bir şaka ister misin? -Kız kardeşini bul.

Tatlım, çocukları okula bugün sen götürebilir misin?

Vergi denetlemesi olan bir müşteriyle görüşmeliyim.

Peki. Akşam yemeği senden ama.

Gece ikiye kadar görevliyim.

-Akşam yemeğini hep ben yapıyorum ama. -Evet.

Maya, çıkıyor musun?

İş için bir aya geri geleceğim. Numaramı ister misin?

Çıkarken kapıyı kapa sadece.

SAINT ÉTIENNE LİSESİ

Louis, kardeşini bekle.

Sence bu o mu?

Evet. Yeni jandarma başkomiseri o.

Son görev yeri Cibuti'ydi.

Neden böyle durgun bir yerde gizleniyor?

Ve ben neden evli bir kadınım?

Şu gelene bak.

JANDARMA

-Selam. N'aber? -İyi. Senden?

-İyilik. -Merhaba.

Selam Maya.

-Hâlâ aşırı neşeli. -Neye canı sıkılıyor bilmiyorum.

Yeni patronun o mu?

Boşanmış falan mı?

Unut onu, işte Fransızca hocası.

Pençelerini geçirecek ona.

-Hepsine geçiriyor. -Acaba onda ne buluyorlar.

Akşam geç kalmak yok, duydun mu?

Sanki ayık olacaksın da.

Ne yapıyorsun burada?

Siktir, Thierry. Bir uçağı havalandırmaya yetecek kadar içmişsin.

-Eve git. Bu hâlde araba kullanmamalısın. -İş için Rethel'deydim.

Devam et.

Başkomiser Decker. Komiser Virginie Musso.

Virginie de. Bizde resmiyet yok.

Ben tercih etmem.

Alkol muayenesi yaptınız mı?

Hayır. Thierry idi o.

-İyi biridir. -Bununla ne alakası var?

Cevap ver.

İyi misin?

Max seninle çıkmak için yıllardır çabalıyor. Tatlı biri.

Sevgili istemez misin?

-Ya sen koca istemez misin? -İyi bir örnek değilim.

Bir sorun mu var? Nasılsın Jennifer?

İyiyim. Sağ olun.

Daha önce Beyoncé'ye benzediğini söylediler mi?

-Hayır. -Neden acaba?

-Daha iyi olabilirsin Louis. -Deniyorum.

Çok zorlama, fıtık olursun.

Océane. Oscar gecesinde değiliz.

Geri zekâlılar.

On kez aradım seni. Beni ara yoksa her şeyi anlatırım.

Jennifer!

Jennifer!

Eve.

Evet, Müdür Bey?

Son notlarını gördüm. Océane Rouget'e 20 üzerinden 14 vermişsin.

İşe başlamaya hazırlanması lazımken onuncu sınıfa geçmesine izin verdin.

Bay Lopez, seneye o 11'inci sınıfta olacak.

Ben çocukken size inansalardı şu an tımarhanede olurdum.

FAYS ORMANI

Alo?

Jennifer?

Jennifer!

-Evini aramayı denediniz mi? -Cevap yok. Mesaj bıraktım.

-Cep telefonunu aradınız mı? -Evet.

Başkomiser Decker.

Komiser Musso aradı.

Tam olarak ne oldu, anlatın.

Jennifer 20 dakika önce beni aradı. Ağlıyordu.

-O olduğuna emin misiniz? -Evet.

Dehşete kapılmış gibi bağırdı ve telefon kapandı.

Geri aramayı denedim, telesekretere bağlandı.

Ona bir şey oldu.

Arka planda bir şey duydunuz mu?

Suya benzer bir ses.

Bir saniye bakar mısınız?

Geliyorum.

Bir şey olursa aramamı söylemiştiniz.

Ama sanırım bu bir şaka.

Cidden. Su sesi, kanaldan. Çocuklar geceleri orada takılıyor.

Çevirdikleri ilk dümen değil.

O şaka olduğunu sanmıyor.

Evet, doğru.

Biraz gariptir.

Bu, duyduğum şeyi değiştirmez. Kanalda değildi. Ormandaydı.

Duyduğum, ormandı.

Peki, dinleyin. Şimdi eve gidin.

Haber alırsak sizi arayacağız.

Jennifer'in takıldığı öğrencilerin telefonları.

Hafızam iyidir.

Tamam.

Yardımcınızın adı neydi?

Julien.

-Arkada mı oturuyor? -Evet.

Uyandırın onu.

İyi misiniz?

Eve mesaj bırakmış. Neler oluyor?

Bunlar Jennifer'in anne babası. bu da Başkomiser Decker.

İyi akşamlar. Jennifer'le konuşmak istiyoruz. Nerededir?

Jennifer sizde, değil mi?

Bugünlerde her gece olduğu gibi.

Hayır. En az on gündür onu görmedim.

Endişelenmeyin. Eminim bir şey yoktur.

Bir saate evde olur.

Jennifer'i en son ne zaman gördün?

Bu sabah, meraya gitmeden önce.

İneklerden biri yavruluyordu, sorun vardı.

Beş dakika önce eve geldik.

Gördüğünüzde ne giyiyordu?

Ufak pembe gömleği vardı.

Kot pantolon ve topuksuz ayakkabı sanırım.

Ciddi bir şey olmasa kıyafetlerini sormazdınız.

Hayır, bunlar rutin sorular. Sormam gereken soruların listesi var.

Endişelenmeyin, prosedür bu.

Erkek arkadaşı var mı? Onunla buluşmuş olabilir mi?

Yeni 16 yaşına girdi.

Evde her şey yolunda mıydı?

Tartışma... Tartışma falan?

Hayır.

Tatlım hayır, eve gelmiyorum.

Bilmiyorum.

O...

bir pislik ile baş belası arasında bir yerde.

Kapatsam iyi olur.

Jennifer kanalda değil.

Odasını kontrol ettim. Kayıp bir şey yok.

El çantası dışında.

İstediğiniz gibi, bilgisayarını getirdim.

Cep telefonunda hâlâ telesekreter çıkıyor.

Tüm arkadaşlarını aradım. Kasabanın yarısını uyandırdım.

İpucu yok.

Başsavcı telefon hattına erişimimize izin verdi.

Telefonunu bulabileceğiz.

Ulaşılamıyor.

Telefonu bozuk ya da kartı çıkarılmış.

Bilgisayarını, e-postalarını, sosyal medyayı araştırın.

Akşamki planları hakkında fikir verebilir.

Ben de onu planlıyordum.

Yapacağım da oydu.

-Bir şeyler olmalı. -Dün gece hakkında bir şey yok.

Başkomiser.

Jennifer'in arama geçmişini gözden geçiriyorum.

Son üç ay içinde devamlı gözüken bir numara var.

Ama sadece arama. Metin ya da mesaj yok. Jennifer bu numarayı sekiz kez aramış.

Numara, kişi listesinde Henry V olarak kayıtlı.

Henry, Y ile.

-Öyle birini tanımıyorum. Sen? -Ben de.

Numara kime kayıtlı?

Kontratsız numara.

Numara iptal edilmiş.

Kayıp alarmı veriyoruz.

-Emin misiniz? -Aksi takdirde rica etmezdim.

Tüm ormana baktım. Onu bulamadım.

Başsavcıyı ara. O telefon hattına erişim hakkı almalıyız.

Henry V'nin kişilerine ulaşıp kimmiş bulacağız.

Sana söyleneni pek yapmıyorsun, değil mi?

Seni neden aradı sence?

Bir problemi olduğunda arar hep.

-Üzgündü. Belliydi. -Neden biliyor musun?

Konuşma şansım olmadı.

Henry V diye birinden bahsetti mi? Henry, Y ile biten.

Hayır.

Teşekkürler... Bana inandığınız için.

Buradakilerin aksine.

Başsavcının asistanına ulaştım.

Olayda suç olduğuna emin olmadan hatta erişim izni vermeyecek.

-Gizlilik hakkı. -Kıçımın gizliliği.

Julien Charleville'i arasın.

Teknisyenler de Jennifer'in silinen mesajlarını kurtarsınlar.

Liseye gidiyoruz.

-Şimdi mi? -Eğer mümkünse.

Pardon.

Peki. Teşekkürler.

Jennifer dün gece neredeymiş bilen yok.

Ama geçen haftalarda bir sürü dersi kaçırmış.

Velisinden izin kâğıdı getirmiş hep. Ama onların bundan haberi yok.

-Arkadaşlarıyla da aynı şeyi yapmış. -Şunu yapmayı bırakır mısın?

Bir arkadaşına diğeriyle olduğunu söylemiş ve tam tersi.

Yani neredeymiş?

Bilmiyorum.

Dolabı var mıydı?

İnanmıyorum.

Yapmış. Neden bizi beklemedi?

-Hangisi? -Şu.

ÖLECEKSİN OROSPU

Komentar

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left