Alien: Earth

Alien: Earth

Unduh Subtitle Turkish

Musim 1

Informasi rilis

Alien Earth S01E03 Metamorphosis 1080p DSNP WEB-DL DDP5 1 H 264-BiOMA
Komentar oleh pitiko
Süre: 54:19 [SYLiX, 1080p.FLUX, ETHEL, FENiX, ELiTE, JFF, MeGusta, mSD, AFG uyumlu]

Tag

webdl
Diterbitkan pada: 2025-08-20
Unduhan: 112
Tuna Rungu: No
FPS: 23.976

Pratinjau subtitle Turkish

200 baris pertama.

Görebilir miyim?

Daha önce keşfedilmemiş beş tür toplandı

ama mürettebat elinden kaçırdı.

Gözlerinle bak.

İyi misin?

Neden eski isimlerimiz kalmadı? Bizi yaptıklarında.

Bilmem, sanırım sır olduğumuz için.

Hepsi kod adı gibi.

Neden Peter Pan? Neden biz seçemedik?

Bilmiyorum tatlım. Ben…

Sanırım Kayıp Çocuklar büyümediği için.

Ama bizi yetişkin bedenlere koydular.

Hepimiz erkek bile değiliz, yarımız kız.

Neden Wendy, Wendy olabildi?

Çünkü Wendy birinciydi.

Nibs güzel bir isim.

Kitapta Curly'ye "Ayva" diyorlardı.

Başını belaya sokup hep ayvayı yediği için.

En azından Curly aksiyona katılıyordu.

Tootles hep ortalıktan kaybolduğu için her şeyi kaçırırdı.

Susun.

Kirsh!

Görüntülerden her şeyi bildiğimi varsay.

Bu artık bir kurtarma görevi değil.

Alanı ele geçirip uzaylı yaşam formlarını toplayın ve incelemek üzere geri getirin.

Patron, her ne kadar istesem de…

- Efendim, bence… - "Daha iyisini biliyorum" demeyi kes.

Bir trilyon dolarlık Ar-Ge kucağımıza düştü.

Yutani'nin işi boka sardı, ne yapalım yani?

Sorun yok deyip biyolojik silahlarını geri mi verelim?

Efendim, dünyayı değiştirecek bir ürünü piyasaya sürmemize haftalar kaldı.

- Patron, bunlar çok tehlikeli… - Lütfen.

Alt katta üst düzey karantina laboratuvarımız var.

Kendin söyledin.

Beş tür var. Topluyoruz, izole ediyoruz,

tam tetkik yapıyoruz.

Çocuklarım nasıl?

Üç tanesi yanımda. Şimdiye kadar iyi iş çıkardılar.

Wendy de mi?

- Kirsh? - Hayır, abisini bulmaya gitti.

Yani orada tek başına.

Slightly ile beraber.

Slightly daha çocuk. Özellikle Wendy'ye göz kulak ol demiştim.

Efendim, saygısızlık etmek istemem ama burası bir kaza alanı

ve bir uzaylı istilasını zapt etmeye çalışıyoruz.

İnsandan daha üstün olduğunu sanıyordum ama sadece bahane duyuyorum.

Çağır onu. Hemen.

Wendy dışarıda mı? O şeylerle mi?

Joe!

Joe…

Joe.

Joe!

Hayır, Marcy!

- Bu bir tuzak! - Joe!

- Hayır! - Joe!

Joe.

Hayır, hayır.

Marcy.

- Tanrım. - Geldim.

- Buradayım. - Marcy.

Buradan gitmen gerek.

Geri geliyor.

Marcy.

- Marcy. Marcy! - Ne?

Hayır, arkamda kal.

- Ben bir askerim. Sen bir çocuksun. - Artık değilim.

Marcy.

- Acaba… - Hayır.

Neden böyle yapıyor?

Asit bu.

Buradan gitmeliyiz.

İyi misin?

Marcy.

Marcy.

Marcy!

- Ne yapıyorsun? - Bilmiyorum!

Joe, kapı!

Kapıya git!

Joe!

Hazır mısın?

Hemen!

Marcy!

Marcy!

Marcy!

Geliyorum!

Hadi, hadi.

Marcy!

Marcy.

Hayır.

Hayır, hayır.

Marcy. İyi olacaksın.

İyi olacaksın. Marcy, buradayım, tamam mı?

Benimle kal.

Wendy?

Kanka!

Sonunda.

Kirsh seni çağırıyor.

Bok gibi ödümü kopardın kanka!

- Neyin var senin? - Hey! Ne yapıyorsun?

Tamam.

Üzgünüm kanka.

Sıçayım, çok ürkütücü kanka.

- Sıçayım dedin. - Bok dedin.

Uzay gemisinde olduğumuza inanabiliyor musun?

Evet, yerin altında.

Bana sorarsan uzay gemisi koymak için aptal bir yer.

Bekle.

Onlar ne?

Yumurta sanırım.

- Dostum. - Ne?

- Ne? - Dostum.

- Uzay böcekleri gördük… - Uzay böcekleri mi?

- …tüm kanını içiyorlar, tamam mı? - Ne?

Sonra çok berbat bir şey gördük.

- Ahtapot göz canavarı. - Ahtapot mu? Dostum.

- Hadi ama. Kaçırdığıma inanamıyorum. - Kanka. Nibs'in gözünü oymaya çalıştı.

- Hadi ama… - Şey gibi…

- Kanka. - Dostum…

- Bilim kurgu gibi. - Çok kötü.

Kanka. Bekle.

- Orada olmalıydım. - Wendy nerede?

- Dostum! - Ne?

Şu dört metrelik uzaylı şey abisini oradan aldı.

O da tam bir avcı katil modunda peşinden gitti.

Dur, yalnız mı?

Bana burada kal dedi. Yoksa giderdim.

Evet.

Sence bu yumurtaların içinde ne var?

Tavuk değil.

- Şuna bak. - Ne? Şuna bak.

- Arkanızı dönün. - Ben…

Yavaşça.

Silahlarınızı bırakın.

Silahımız yok.

- Evet, izin vermiyorlar. - Sussana.

- Sorun yok. - Hayır, var.

Yumurtalardan uzaklaşın.

Yavaşça. Bana doğru.

Neredeyiz?

Ne demek istiyorsun? Uzay gemisinde.

Hayır, nerede? Hangi şehir?

Bir Prodigy şehri. S ile başlıyor.

- Yeni Siyam. - Yeni Siyam.

- Evet. - Yeni Siyam. Biliyordum.

Evet.

Ne, bu senin gemin mi? Düştün mü?

- Acımış olmalı. - Acıdı mı?

Susun.

Çocuk gibisiniz.

- Çocuk değiliz! - Evet, değiliz.

- Çocuk değiliz. - Çocuk değiliz.

Burada ne işiniz var?

Yaratıklar için mi geldiniz?

- Bu… Gizli bilgi. - Gizli bilgi.

Evet, gizli bilgi.

Pekâlâ.

Şöyle bir senaryo hayal edin.

Bir geminin güvenlik şefisin.

Bir uzay araştırma gemisi.

Bu uzay gemisi çok uzak bir ayda

bir şey buluyor.

Yumurta.

Bir dakika, bu yumurtalar mı?

Evet. Bu yumurtalar normal yumurta gibi değil.

Gemiye götürdüğünde yumurtadan çıkmaya başlıyorlar.

Ve içinden canavarlar çıkıyor.

Sanırım onlarla tanıştınız.

Canavarlarla.

- Sanırım… Evet, üzgünüm, biz… - Bence biz…

Tamam, pardon, biz sadece…

Gidelim. Gidelim.

Bu senaryoda şöyle bir durum var,

canavarlar çıktığında…

Yardım etmiyorsun.

Veri transferi başlatıldı.

DOSYALARI YÜKLE DOSYALARI KOPYALA

Belki şimdi hayal edebilirsiniz.

Anne mürettebatın hayatı önemli değil,

önemli olan sadece ödül diyorsa.

Çığlıkları duyup tek yapabildiğin kendini kurtarmak olursa.

Robot musun?

Güzel olmaz mıydı?

Olduğum şey yerine sadece makine olsaydım.

Bir insanın en kötü yanları.

Veri transferi %78.

Yani…

Ne yapardınız?

Bu senaryoda.

Başkalarına zarar verir ya da zarar görmelerine izin verir miydiniz?

Bu emirlere uyabilir miydiniz?

- Hayır, yani… - Kötü insanlar mı?

Fark eder mi?

Evet.

Yani arkadaş gibi birini korumak içinse ya da…

Ya da ebeveynlerimiz gibi.

Evet. Ebeveynlerimiz gibi.

Veri transferi %93.

Bilmiyorsunuz.

Bu mümkün mü?

Neyi?

Komentar

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left