200 baris pertama.
BU BİR KURGUDUR
ÇOCUK OYUNCULAR GÜVENLE FİLME ALINMIŞTIR
Böyle iş mi atıyorsun sen?
Kafayı mı yedin?
Yok artık.
Olamaz, değil mi?
Neden?
Neden Bay Kang'ın bütün dert yanmalarıma katlanacağını hissediyorum?
Bir içki daha…
Şimdi bende
bir içki daha…
içmeye ne dersin?
Hayır, yapamazsın.
Kendine gel Cha Ji-yoon!
Arabayla mı gezsek ya? Çok mu uzakta oturuyorsun?
Yok, sadece beş dakika.
Kıl payı.
Evet, benim evim de şurada.
İyi geceler.
Aferin sana Cha Ji-yoon. Güzel kurtardın.
Son anda kendine gelmek bu yıl yaptığın en iyi şeydi.
Neredeyse üstümle işi ilerletecektim, inanamıyorum.
Aman, çok korkunç.
Kesinlikle korkunç.
Alkol gerçekten kötülüklerin anası.
Hem de garip rüyalar gördürüyor.
En iyi şeymiş, hadi oradan!
Yarın işe gidemem.
Yarın müsait misin?
Müsaitsen yine görüşelim.
Arabayla mı
gezsek ya? Çok mu uzakta oturuyorsun?
İyi geceler.
Ret mi edildim?
İki alana bir bedava mı? Lütfen.
TEREYAĞLI HİNDİSTAN CEVİZLİ BİSKÜVİ
Dün çok mu içtin?
Evet.
İşte bu be.
Toplam 27.000 won.
Bir saniye.
Merhaba.
Toplam 1.800 won.
Bayan Cha?
Gerçek mi bu?
Acele çıktım da…
Bir sürü atıştırmalık almışsın.
Şey, evet.
Dondurma ister misin?
İstemezsen çikolatalı da var.
Toplam 31.200 won.
Bunu ödemiş ama almamış.
-Onu tanıyorsun, değil mi? -Efendim?
Ben mi?
Anne, teyzenin donu babamınkine benziyor.
Ne? Hayır, bunu Tayland'dan aldım, ipek pantolon.
Özür dilerim.
Güzelmiş.
Ne, gülüyor mu bu?
Üç-Yok-Adam bana mı gülüyor?
İstifa ediyorum!
BÖLÜM 2: İSTİFA HAYALİYLE BİLE O MESAİYE GİDİLİR!
Kovulsa bile bir süre daha gelir.
Ne, bunu verirken merhaba mı diyeceksin?
Aradığınız kişiye ulaşılamıyor. Lütfen mesaj bırakın.
Sevgilinin epeydir sesi çıkmıyor.
Eskiden öğle yemeğinde saat gibi arardı.
Deneye daldığında böyle oluyor.
Deney lafını duymak bile istemiyorum.
No-ah, ben tuvalete koşuyorum.
Ne?
Bulgogi menü, iyi. Bütün bulgogi'ye el koymuşsun.
Afiyet olsun. Sana da.
Neden hiç kendi ekibinle yemiyorsun?
Dur bakalım, bunun bir nedeni var.
Yemek yerken bile sürekli sonraki gıybetin peşinde.
Gıybet makinesi resmen.
Yakınlarda yeni bir şey duydun mu?
Hâlâ Üç-Yok-Adam'ın lider olmasından daha şoke edici bir şey yok.
Doğru.
Nasıl biri? Söylenenler doğru mu?
Öyle. Gülmek yok, insan yok, özür yok. Böyle işkolik birini de görmedim.
Daha ev tutmamış mı?
O ne demek?
Kimse onu ofisten çıkarken görmemiş.
Sürekli orada, ofis mobilyası gibi.
Bizim ekip liderimizin tam tersi.
Bay Ko'yu masasında otururken görmüyoruz hiç.
Bu arada Bay Kang ile Bay Ko'nun geçmişini biliyor musunuz?
Hayır.
Bunu Sekreterlik Ekibi'ndekilerden duydum.
Bay Kang, Geliştirme'den kısa süreliğine Planlama'ya geçip Ko'nun altında çalışmış.
-Öyle mi? -Evet.
Kang yine kıdemliymiş, kendi ekip lideri Bay Ko'yu rüşvetten ihbar etmiş,
sırf o koltuğu kapmak için.
Ne?
İşte bu yüzden Bay Ko, Bay Kang'dan nefret ediyor.
Azrail'in ta kendisi.
Kurnazın teki, o kesin.
Aynen.
Yemeye devam et sen. Yemene bak.
Bay Kang?
Hep yalnız yer diye biliyordum.
Katılabilir miyim?
Böyle oturun.
-Buyur. -Hayır.
Bu hiç dengeli bir öğün değil.
Bolca hazır kahve de içiyorsun.
Çok sağlıksız.
Hiç pirinç almamışsınız Bay Kang.
Hayır. Göbek yapmak istemiyorum.
Yemekten sonra kahve içersiniz, değil mi?
Kahveler benden.
Gerçekten mi?
-Sen de Bayan Cha. -Aklımdan çıkmış, acil bir işim vardı.
Ben önden döneyim.
Müsaadenizle ben de.
Aman, ödüm koptu.
Benim de.
Hep yalnız yerdi, neden yanımıza oturdu ki?
Seninle de konuşmaya çalıştı.
Aynen, değil mi?
Bana buzlu Americano.
Sana?
Ben çikolatalı mocha smoothie istiyorum.
Bir buzlu Americano, bir çikolatalı mocha smoothie lütfen.
Yok, hayır.
Bu sefer sıra bende.
Bu kartla ödeyelim.
Şuraya okutun lütfen.
Acil işin var sanmıştım.
Meğer kahveymiş.
Kafeinsiz duramıyoruz.
Kahveni içerken biraz sohbet edelim mi?
Kafeteryada bir şey unuttum.
Kahvemi alır mısın?
Kafeteryaya bir şey götürmemiştin ki.
Teşekkürler.
Ne oluyor be?
-Ne? -Bay Kang ile aranızda bir şey var.
Ne demek o? Bir şey yok.
O da fark etti.
Neyi?
İşinde ne kadar iyi olduğunu.
Sana iş yaptırmaya çalışıyordur.
Nasıl yaptırsın? Farklı ekiplerdeyiz.
O zaman neden? Sana âşık mı oldu?
Bu daha da imkânsız.
Neden peşinde köpek gibi dolanıyor o zaman?
Kaybettiğin şeyi buldun mu?
Evet.
Bir de bu akşam müsait misin?
Evet.
Hayır!
Kesinlikle iptal edemeyeceğim planlarım var.
Tahmin etmiştim.
Gördün mü? İşten sonra seni görmek istiyor.
Bu, şey ya.
Rezil bir anına tanık olunca tek taraflı bir yakınlık hissetmeye başlıyorlar.
Ne?
Bana acıdığı için yapıyordur, ezik gördüğü için.
Gel hadi.
Lee Hye-ji!
Lee Hye-ji!
Ne zamandır görüşemedik?
Beni çok mu özledin?
Yok canım.
Bebek çantası yerine normal çantayla tek çıkmayalı ne kadar oldu biliyor musun?
Emzirirken yiyemediğim bütün acılı şeyleri yiyeceğim.
Harika.
Hepsini yiyelim!
Bu taraftan.
Çok mutluyum.
Neden seninle görüşmek istedi sence?
Hiç fikrim yok.
İşten ayrılmadan ağzımı mı arayacak?
Bırakıyor mu?
Sanırım öyle.
"Ağzını aramak" derken?
Şey…
Kazara çok özel bir sırrını öğrendim.
Yani çok özel sırrı sana ifşa oldu, öyle mi?
Evet.
O da senin çok rezil bir anına tanık oldu.
-Evet. -Şimdi de işi mi bırakıyor?
Olay özetle böyle, evet.
Bana sorarsan sana çıkma teklifi edecek.
Ne?
Seni öyle görünce güldü, değil mi?
Asla gülmeyen biri demiştin.
Bu, senin için gardını düşürdüğü anlamına gelir.
Şimdi işten de ayrılıyor, iş arkadaşıyla çıkma derdi de bitti.
Sana çıkma teklif edecek.
Onu tanımadığın için böyle konuşuyorsun.
Böyle şeyler yapacak biri kesinlikle değil.
Şu başının üstünde kara bulutlar dolaşan tipler var ya, işte o da öyle.
Ortalıkta çiçek böcek açar gibi dolaşan salaklardan iyidir.
Bence sonuna kadar git.
Birbirinizi bir yoklarsınız, kırmızı bayrak var mı yok mu bak.
Erkekleri erkekler unutturur, biliyorsun.
No comments yet. Be the first to leave one.