Le prime 200 righe.
Çeviren: pirate
Kafana bir patlayıcı koyduk.
Sana bir çağrışım yapıyor mu?
Tavşan Ayağı. Nerede?
Verdim onu sana.
Ethan, nerede Tavşan Ayağı?
Dur hele... Ne diyorsun sen? O değil miydi?
- Sana verdiğim şey... - 10'a kadar sayacağım.
Bana Tavşan Ayağının nerede olduğunu söyleyeceksin, yoksa kız ölür.
Jules, her şey yoluna girecek.
Her şey yoluna girecek. Anlıyor musun?
Bir.
Beni iyi dinle. Aradığın şey bende.
Başka bir şey mi istedin?
Bir yanlış anlama olduysa, bu durumu düzeltirim.
Her ne istersen, bulurum sana.
İki.
Dinle. Konuş benimle. İki medeni insan gibi...
...konuşabiliriz.
- Üç. - Of Allah'ım!
Peki. Peki, peki.
Tavşan Ayağının yerini biliyorum.
Sana yardım edebilirim.
Uçakta yardım ettiğin gibi mi?
O şekilde mi?
İndir silahı. Seninle bu şekilde konuşamam.
Bu senin seçimin. Dört.
Tavşan Ayağı Paris'te.
Paris'te nerede olduğunu bilmek ister misin? Bırak onu o zaman.
- Çünkü bırakmazsan... - Paris'te değil. Beş.
Senin için bulabilirim onu.
Ama onu öldürürsen, hiçbir şey alamazsın.
- Altı. - Beni dinliyor musun?
İstediğin şeyi elde etmen için tek yolun...
- Oyun oynadığımı mı sanıyorsun? - Orospu çocuğu!
Oyun oynadığımı mı sanıyorsun? Yapamam mı sanıyorsun?
Nerede? Nerede?
- Bana bak. - Nerede?
- Kendini bırakma. - Yedi! Yedi!
Seni öldüreceğim. Tanrı'ya yemin derim ki öldüreceğim seni!
- Sekiz! - Hayır, lütfen.
Lütfen. Sakın yapma bunu. Bırak onu gitsin.
Söz veriyorum. Söz veriyorum.
- İstediğin şeyi elde etmen... - Dokuz.
Beni dinle. Dinle beni.
Sana yardım etmek istiyorum.
İstediğin şeyi elde etmene yardım etmek istiyorum.
Ama doğru olanı yapman lazım. Doğru bildiğin şeyi.
Hayır. Hayır.
Hayır.
- On. - Yapma!
- On. - Sakın yapma!
- Ne yapıyorsun? - Kardeşin bir tane daha istiyor.
Tanrım, olamaz. Ethan, biz bu konuyu konuşmuş...
- Ona göz kulak oluyorum. Durumu iyi. - Bu yüzden Rick'le.
Şimdi iyi ama sonra aniden soyunur ve herkese sarılır.
- Rick'in sorumluluğunu üzerime alıyorum. - Alıyor musun? Tamamen mi?
- Şey, tamamını gibi. - Bu büyük bir sorumluluk.
İşler iyi gidiyor, değil mi?
- Gerçekten güzel gidiyor. - Evet.
Julia, kız kardeşin geldi.
- Şöyle bir sarılalım. - Çok güzel görünüyorsun.
Bunu bilmiyorum. Bu o mu?
- Umarım öyledir. - Gel bakalım buraya.
Pekâlâ. Annem seni görmek için sabırsızlanıyor.
Virginia'dan tüm o yolu tepip geldiğinize inanamıyorum.
Nişanınızı kaçıracaktık...
Julia beni arayıp evleneceğini söylediğinde...
...babamın Julie'ye o koridorda eşlik edemeyeceğinin...
...ne kadar kötü olacağı aklıma geldi.
Ve sonra Julia bana... Teşekkürler, anne.
...Ethan'ın da anne babası olmadığını söylediğinde...
...gerçekten üzüldüm.
Ama daha sonra bunun yeni bir aile anlamına geldiğini...
...ve ne kadar güzel olduğunu düşünmeye başladım.
Şunu söylemek istiyorum ki Julia'yı teyze yapıyorum...
...ve çok ama çok yakın bir zamanda aynı davranışı bekliyorum.
Şerefe!
Ulaştırma Bakanlığı mı?
10 yıldır oradayım. Vay.
Bakanlıkta ne iş yapıyorsun?
Trafiğin seyrini inceliyorum.
Bir anlığına frenlere asılırsın, yola izini çıkarırsın.
Tüm 200 mil yol boyunca bu hareketin...
...dalga etkisini harfi harfine izleyebilirsin...
...çünkü trafik her şeyi kaydeder.
Müthiş bir şey. Yaşayan bir organizma gibi.
Tazeleyeyim mi? Votka martini mi?
Evet. Teşekkürler.
Bayanlar, size...
- Onunla evlenirdim. - Ben de.
Pekâlâ, eee, üç haftalık heli-boarding balayısı mı yapacaksınız?
- Gerçekten atlayacak mısın... - Helikopterden, evet.
- Bu şekilde tanışmışlar. - Cidden mi?
- Anlat hikayeni ona. - Hikaye falan yok ki.
Güzel hikaye. Anlat hikayeyi.
Her şeyden önce, hiç kimse Julia için yeterince iyi değildir.
Başlıyoruz yine.
Yeterince doğal, yeterince maceraperest, yeterince komik değildir.
Biliyor musunuz? Hayır, bu doğru değil. Sanki hiç çıkmamışım gibi yapıyorsun.
Hoşumuza giden biriyle çıkmadın.
- Bu doğru. - Bu doğru.
Gidip helikoptere binecek ve göldeyken atlayacak...
- Neydi gölün adı? - Şey gölü...
Wanaka gölü. Wanaka.
Wanaka. Sağ ol.
- Duydu mu? - Nasıl duydu?
Sen üç hafta yokken, hastanede işler yolunda gidecek mi?
Orada çalışan tek hemşire ben değilim.
Kardeşim olacağın için heyecanlıyım.
Ben de, Rick.
Müthiş bir şey. Sanırım manyak bir şey olacak.
Ben de, dostum. Telefona bakmalıyım.
- Harikasın. - Pekâlâ.
Alo?
- Bay Ethan Hunt mı? - Evet, benim.
Burası Ready-Travel Resort Servisi.
Meksika'ya, tüm masrafları karşılanmış bir gezi kazanma şansı sunuyoruz size.
Buzumuz bitmiş. 10 dakikaya dönerim.
- Başkası gidemez mi? - Hayır, ben hallederim.
Hemen dönerim. Selam, Betsy.
Teşekkür ederim.
1.86 dolar.
Geldiğin için sağ ol. Hangi Slurpee'den alacağıma karar veremiyordum.
Genellikle 25 kilolukları severim.
Parti nasıl? Aramak zorunda kaldığım için üzgünüm.
- Evet, gelip görmeliydin. - Davet etmeliydin beni.
- Biliyorsun ki etmek isterdim. - Teşekkürler.
Hep şakasını yapıyoruz ama ben her zaman sana...
...adamlarımızı eğitmeyi bırakıp işe geri dönmen için yalvarıyorum.
Ama artık bunu yapmıyorsun ve ben de buna saygı duyuyorum.
Saygı duyuyorum. Aile her şeydir.
Hadi, John. Neler oluyor?
Ajan Farris.
Bir operasyondaydı.
Ortadan kayboldu. 11 saattir yok.
Arama Kurtarma ekibini gönderiyorum. Umarım bunu sen de istersin.
Bu iş için iyi adamların var.
Evet. Evet, var.
Fikrini değiştirirsen, gün doğarken uğra.
Benim için partiden birkaç resim çek.
Ethan. Üç gün önce,
Ajan Lindsey Farris bir iz sürme operasyonundayken yakalandı.
İzlediği adam buydu. Adı Owen Davian.
Detaylar çok gizli...
...ama Davian'ın bir karaborsa kaçakçısı olduğunu söyleyebilirim.
Aşırı derecede tehlikeli ve bizim için öncelikli bir iş.
Bugün saat 2'de,
bir keşif uydusu, Davian'ın operasyonlarında kullandıklarının...
...plakaları ile uyuşan araçların bulunduğu bir konvoy belirledi.
Berlin dışındaki terk edilmiş bir fabrikada durdular.
Görünüşe bakılırsa bir rehineleri var. Onun, Ajan Farris olduğuna inanıyoruz.
Normalde bunu inkar ederdik...
...ama Lindsey, Davian'a yaklaşmamızda kilit rol oynayabilir...
...ve bu da almamız gereken bir risk.
Kabul etmen gereken bu görev...
...Lindsey'i bulmak ve onu buraya getirmek.
Şimdiden bir takım oluşturdum.
Hazırda bekletiyorum onları. Vereceğin emri bekliyorlar.
Bu mesaj, sana aldığım mükemmel bir nişan hediyesi diyelim buna,
beş saniye içinde kendini imha edecek.
İyi şanslar, Ethan, ve tekrardan teşekkürler.
Hazır mıyım?
- İyi misin? - Evet.
Evet.
Üzgünüm. Partideyken beni ofisin aradığından...
...sana bahsetmediğimi fark ettim. Bir geceliğine Houston'a gitmem lazım.
METRO'nun yerel taşıma konferansı var.
- Çok geç söyledin. - Biliyorum.
Vay, vay, vay.
Bay "Yapamayanlara Öğret"...
...tekrar aramızda.
- N'aber, bebek? - Hey, dostum.
Ethan, endişelenme. Kızı bulacağız.
Yoksa ne kadar iyi olduğumuzu unutacak kadar uzak mı kaldın?
Tekrar hoş geldin.
Kamyonumuz tam yerinde mi?
Silahlar hazır mı?
- Evet. Sen? - Evet.
Bende var biliyorsun.
Dostum. Senin işin bu.
Silah bir, aktif. Silah iki, aktif.
Silah üç, aktif. Silah dört, aktif.
Silahlar hazır.
Dört silahın hepsi kullanıma hazır.
İkinci, üçüncü ve dördüncü katta adamları var.
14 tanesini saydım.
Gözlemci, harekete hazırım.
Anlaşıldı. Hazırda bekle.
Hedef uygun.
Ödül altıncı katta. Yanında iki Tango var.
Harekete geçiyorum.
Akıncı Bir, bir ara...
...bu evlilik olayının üzerinden bir geçelim.
Olumsuz, Gözlemci.
Bu konuşmayı yapacak kadar sana saygı duymuyorum.
Bana saygı duymayabilirsin...
...ama şimdilik kafandaki sesime bağlısın.
Bu kız sende ne buluyor?
Kim, Julia mı? Onunla hiç tanışmadın ki.
No comments yet. Be the first to leave one.