Le prime 200 righe.
Şey hissettiriyor…
Korkunç endişeliyim.
Sinir bozucu. Çok gerginim.
Umarım bakışlarından da sesinden aldığım hissi alırım.
Sadece olsun istiyorum. Beklemekten bıktım.
Sorun yok.
Sorun yok.
Merhaba.
Daha iyi mi? Emin misin?
Çok mutluyum.
Hayır!
Tanrım. Tamam.
Tanrım… Ne?
Benimle evlenir misin?
Evet.
Tanrım.
-Uydu mu? Tamam. -Evet.
-Delilik. -Nutkum tutuldu.
-Çok nazik görünüyorsun. -Öyle mi?
Kızgınken nasıl olursun hayal edemiyorum bile.
-Şaka mı yapıyorsun? -Hayır!
Çok tatlısın.
-Sen de. -Sana çok âşığım.
Bir şey demediğim için üzgünüm. Sadece hissetmek istiyorum.
Yeterince konuştuk.
İnanmaya veya düşünmeye cesaret edemedim. Biliyordum ki…
-Biliyordum işte. -Ben de.
Gerçekten mi?
Geri geri yürüyeceğim. Arkamı dönüp gidemem.
-Neden? -Seni görmek istiyorum.
Tamam ama kıçıma bakma.
Lanet olsun.
Ona çok âşığım. Çılgınlık, delilik bu.
Aşkı hak ediyor muyum?
36 YAŞINDA SPOR DANIŞMANI
Bunu hak ediyor muyum?
Çok güzel.
Buradan uzaya falan çıktı.
Bu seviyedeydi. "Pekâlâ." dedim.
Şimdi mutluyum.
Onunla olmak istediğimi hissediyorum. Böyle hissediyorum.
30 YAŞINDA İPOTEK DANIŞMANI
İSVEÇ
ERKEKLER SALONU
Ne oluyor?
Yarışıyor muyuz?
Bu deney insanı geriyor.
İyi misin?
Bilmiyorum. Delilik bu. Düzgün düşünemiyorum.
Dannette ve Ronja ile görüşüyorum.
Biri Hristiyan, diğeri değil.
Ronja, Hristiyan değil ama bana öyle neşe veriyor ki anlatamam.
İnanç tarafından bakarsak Dannette ile daha kolay olur.
İşte.
Senin için Dannette daha iyi bence.
Dannette tam bir Afrika güzeli bence.
Öyle mi dersin?
Bu çok hoşuma gitti.
Hiç âşık olmadım ve bence sebebi bende bu hisleri yaratan
kimseyi bulamamış olmam.
Lars-Erik'e güçlü hislerim var. Aramızda bir şeyler var, hissediyorum.
Bir şey olduğuna eminim.
Ayrıca bu güzel inancı paylaşıyoruz.
Tanrı her zaman haklıdır.
Çocuklarıma böyle bir sıcaklık ve sevgiyi öğretmek isterim.
Benim için çocuklarımın iyi insan olmaları önemli.
Otobüste yaşlı teyzelere yer vermek gibi. Bence bunlar da önemli.
Eski bazı değerler kayboldu artık.
Günümüz çocuklarına bakınca görüyorsun.
-Katılıyorum. -Terbiyeli olsunlar.
Birçok benzer değerimiz varmış gibi hissediyorum.
Evet. İlişkimizde güvende hissetmen için ne yapmalıyım?
Bana zaten güvende hissettiriyorsun.
Güzel.
Korkutucu olan da bu. Bir kadının yanında güvende hissetmeyeli…
Epey zaman oldu.
Yıllardır hissetmediğim bir şeyi hissettirdin bana.
Evet. Sen de bana bir şeyi ilk kez hissettirdin.
-Hiç hissetmediğin mi? -Evet.
Sana söylemeyi düşünmüyordum ama bir tek sen varsın artık.
Ben de aynı senin gibi tek kişiyle görüşmek istiyorum.
İçgüdülerini dinlemelisin.
Burada hissettiklerimiz bana güvende hissettiriyor.
Söylemeliyim ki tam istediğim gibisin.
Ama görünüşümle ilgili tek kelime etmedim.
-Evet. -Ama…
Hayal kırıklığına uğrayacağını sanmıyorum.
Biraz özgüven.
Evet ama neyse o.
KADINLAR SALONU
-Selam canım. -Merhaba.
Konuşmadık, konuşmak ister misin?
-Randevuyu mu? -Evet.
Anlat bize.
Güzeldi. Bağımızdan ve beraber yarattığımız şeylerden bahsettik.
Lars-Erik'e dedim ki…
Aman, Lars-Erik dedim.
Evet dedin. Fark etmedim bile. Ama ben onunla görüşmüyorum.
-Güzel. Ama birileriyle çıkıyor musun? -Evet.
-Lanet olsun. -Hayır.
Niye adını söyledin?
-Ağzımdan kaçtı. -Çok hızlı oldu.
Sendin Ronja.
-Bilmek istemediğim buydu. -Benim de.
-Gidip mutfakta oturalım mı? -Olur. Ne yaptın?
Adını söyleyince tüm dünyam durdu gibi oldu.
Tüm dünyam.
Hoşlanmaya başladığı kişinin başkasından da hoşlandığını
asla bilmek istemez insan. Üzücü ve can yakıcı bir şey.
Ama aynı zamanda da…
Kimyamız tutuyor. Bu yüzden aramızda ne olduğunu bilmeliyim.
Uydurma mı yoksa bir şey var mı?
Nasıl hissediyorsun? Aramızdaki sence ne? Buluşunca ne hissediyorsun?
Henüz tam tarif edemediğim bir şey.
Ama çok ortak noktamız var.
-Hayata olumlu bir yerden bakıyoruz. -Neşeyle.
Ne olursa olsun iyimser kalmaya çalışıyoruz.
Gülüyoruz, kahkaha atıyoruz.
Şu an yaptığımız gibi sakinleşebiliyoruz.
Ciddi olmaya çalışıyoruz.
Kendimi nasıl ifade edersem edeyim bunlar bana güvende hissettiriyor.
Bunu benimle paylaştığın için gerçekten çok minnettarım.
İkimiz de annemizi kaybetmişiz.
Çok zor bir şeydi, hâlâ da zor.
Daha şu konuşmaları yapmadık bile.
"Beş yıla ne iş yapmak istiyorsun?"
veya "Kaç çocuk istiyorsun?"
Her şey çok doğal, çok kendiliğinden hissettirdi.
Aramızda ne olursa olsun yürüyecek.
Bu güzel bir his. Sen de iyi biri olduğun için böyle.
Harika bir insansın.
Çok fazla duygu var. Hepsinin adını koyabiliyorum ama…
Ne diyeceğimi bilemiyorum.
Böyle hissetmeyeli çok uzun zaman oldu.
Sana verdiğim bir şey sana güvensiz hissettiriyor.
Hayır, yalnızca korkuyorum.
Hiç doğru karar veremedim. Herkes beni terk etti.
Hayatımdaki tüm kadınlar.
Sevmekten korkuyorum, çünkü yıllardır sevmedim.
Bazen mutluluğu bulmak için gerçekten risk alman gerekir.
Bazen de bir şeylerin sebebi olduğuna inanmak gerekir.
Bana bir şeyler hissetme başladığını fark etin.
Fark edeli çok oldu.
Ama ben de sana böyle hissediyorum.
Ben bu sürece
ne aradığımı bilerek girdim.
Seninle dokuz dakikalık bir buluşma…
Peynirli cips, kola ve bilgisayar sevdanla
yine de bir numaram oldun.
Ayaklarımı yerden kesmek çok kolay. Kola içip peynirli cips ye.
Daha…
Ronja'yla her şey daha doğal.
O anın içindeyken her şey çok net geliyor.
Yarına kadar bir karar alacağıma kendime söz verdim.
Ama ne yaparım emin değilim.
Beni buraya Tanrı getirdi
ve kararımı kendim vermem için
bana iki harika kadın gönderdi.
Yoksa inancımı mı sınıyor?
Anlıyorum.
Kalbim bir şey, inancım başka şey söylüyor.
Çok zor.
-Nasıl gidiyor? Sende de iki tane var. -İyi gidiyor.
-İkisi de çok iyi. -Evet.
İki mükemmel kadın. Pek engel göremiyorum.
Anladım.
31 YAŞINDA LİMAN İŞÇİSİ
-Ludwig’den hediye aldım, duydun mu? -Evet.
Aynı gün Hanna'ya da oyun hediye etmiş.
Tüm durum garip bir hâl aldı.
Nasıl hissediyorsun?
Gerçekten kötü hissediyorum.
-Tahmin ederim. -Mental olarak.
Hep onaylayıcı davrandı. Sonra dedi ki,
"Senin şey olduğunu düşünmesem hediye vermezdim."
"Özel" olduğumu söylemeye çalıştı sanırım, bilmem.
Oradan çıkınca "Sözünce güvenmeliyim, demek ki favorisiyim." dedim.
Sonra bam. "Değilsin."
"Favorilerimden birisin."
Teşekkürler.
Evet, durum aslında epey garip.
Dört dakika sonra görüşeceğiz. Köşeye sıkıştıracağım.
Birden ona kadar. Hisler nasıl?
Yani…
-Dokuz diyelim… -Dokuz… Peki.
Hanna'dan harika bir his alıyorum.
Tatlı, müthiş bir kız.
Beni onaylayıp bana "Senden hoşlanıyorum." demek konusunda iyi.
Çok güvende hissettiriyor.
Şu an Camilla'dan birkaç adım ileride.
-Nasılsın? -Şöyle böyle.
-Şöyle böyle mi? -Evet.
Çünkü Camilla geldi ve o da hediye almıştı.
Evet…
İki kıza birden aynı gün hediye vermek
bence gerçekten çok garip.
Pekâlâ.
Sebebin neydi?
Kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Çünkü ikinizle de çıkıyorum. Yani…
No comments yet. Be the first to leave one.