The Boys

The Boys

Scarica il sottotitolo Turkish

Stagione 5

Informazioni sulla release

The Boys S05E07 1080p AMZN WEB-DL DDP5 1 Atmos H 264-KRATOS
Un commento di BartuW

Tag

webdl
Pubblicato il: 2026-05-13
Download: 232
Sottotitoli per non udenti: No

Anteprima dei sottotitoli in Turkish

Le prime 200 righe.

Hay sikeyim!

DAHA ÖNCE

Zenginleştirilmiş uranyum.

Anlamıyorsun, değil mi? Sana zerre katlanamıyorum.

Bugünden itibaren Hayırsever Kucaklaşması,

Amerika Demokratik Kilisesi'ne dönüştü!

- Onlar kim? - Ülkedeki her medyumu toplamış.

Yurtsever'in onlarla ne işi var?

Ne zamandan beri umutlu olmak, saf olmak ile eş anlamlı oldu?

Dünyayı kurtarmayacaksanız neden bu işe giresiniz ki?

Yaşadığımız onca şeyden sonra bunu birlikte yapmak istiyorum.

Bir et restoranı duymuştum,

fıstıklar bifteğini getirince memelerini açıyormuş.

Biliyoruz Kevin. Senin olduğunu biliyoruz.

Sen hiç kardeşim olmadın kardeşim.

Gerçek Joe Kessler, Pencşir Vadisi'nde öldü.

Beni dışarı çıkarmadın, ölüme terk ettin.

Niye iyileşmiyor?

Hayırdır?

Fransız ile üzerinde çalışıyoruz.

Benlik değil. Anlaşıldı.

Anlamıyorum. Böyle yapmaması lazım…

Benden nefret ediyorsun.

Clara'ya aşkım daha büyük. O bunu isterdi.

Kaçın!

Suyu çevirmiş şaraba Ne işe yarar acaba?

Gerçek Tanrı onları sindirip Bizi savunmalı

Âmin!

Birkaç cüzzamlıyı iyileştirince Hallolmaz açık sınırlar

Aklıselimi geri getireceksek eğer Bize yeni dünya düzeni lazımmış meğer

Yok şarkı söyleyen melekler yüksekte Yok görünmez adam gökte

Çünkü o gözünüzün önünde

- Yüceltin onu - Yüceltin onu

- Göklere yüceltin onu - Yurtsever

Onlara diz çöktürecek Görebileceğimiz Tanrı lazım bize

- Yüceltin onu - Yüceltin onu

- Göklere yüceltin onu - Yurtsever

Kırmızı ve mavi akan kanı Benim ve sizin gibi tıpkı

Yoksula yardım eder, yabancıya merhamet

Bizi tehlikeye atan Tüm sübyancı ve sapıklar

Adını anın Görün bizi azat edişini

Kendi tahtında

- Şimdi İsa'dan bile büyük - İsa'dan büyük!

- Yüceltin onu - Yüceltin onu

- Göklere yüceltin onu - Göklere, göklere

Güçlü bir Tanrı'mız var Üstelik Amerikan, tıpkı biz

- Yüceltin onu - Yüceltin onu. Yüceltin!

- Göklere yüceltin onu - Göklere yüceltin onu

Dua ediyordum Tanrı'nın yeniden doğuşuna Kurduk evreni baştan

İyi iş çıkardınız. Muhteşemdi be millet!

Hayır, zerre değildi Chad.

Bu iş Tanrı kadar mükemmel olacak.

Altı numaralı melek, moladan sonra bir türlü yetişemedin.

Baştan alacağız.

En baştan!

İçeri gir.

Selamlar. Çok güzel bir gün değil mi?

Ofisi dilediğinizce kullanabilirsiniz.

Biliyorum.

Sadede gelelim.

Ah Peder ilahi çıkışım için canını dişine takıyor.

Halletmenizi istediğim birkaç eylem söz konusu.

Elbette. Ne olursa efendim.

Amerika Demokratik Kilisesi tek gerçek Tanrı'ya, bana bağlı

resmî ulusal din olacak.

Harika fikir.

Kilise ve devlet arasındaki tüm sınırlar kaldırılacak.

Yıldız Işıkçılara yataklık eden her sığınak şehre birlik gönderilecek.

Kürtajı yasaklayan emir çıkarın.

Ayrıca bundan sonra emzirme zorunlu.

Bebeklerin sahte sütlere değil, annelerine ihtiyacı var. O da yasak.

- Efendim? - Kuruyemiş sütünü yasaklayın.

Şeytanın en büyük oyunu kuruyemişten süt çıkar diye yutturmasıydı.

Hepsi şahane fikirler efendim.

- Kongre'ye iletirim. - Hayır.

- Dağıt gitsin. - Ne?

Kongreyi dağıt gitsin. Özgürlük için daha iyi.

Efendim, öyle bir yetkim yok.

Ashley, bana bir iyilik yap.

Steven'ın aklını oku.

Bana iman ediyor mu, merak ediyorum.

- Etmez olur muyum efendim… - Muhteşem.

O zaman endişelenmene gerek yok.

Oku.

O da ne lan?

Bakma.

Lafımı ikiletme.

Efendim, ben…

Sizden korkuyor efendim.

Sizin biraz manyak olduğunuzu düşünüyor.

Steven?

Karşındayım…

Burnunun dibinde canlı bir Tanrı var.

Yine de inancın sarsılıyor.

Sorun değil. Kızmadım.

Ama hüsrana uğradım.

Jordan Li, değil mi? Sen de Marie Moreau olmalısın.

Öyle de denebilir.

Ben AS. Duyduğuma göre "Seçilmiş Kişi" senmişsin

ve Yurtsever seviyesinde gücün falan varmış.

Muhteşemliğimle ilgili söylentiler büyük ölçüde abartılıyor.

Getirdiniz mi?

Emma, Ah Peder'i üç haftadır izliyor.

Her nedense Vought Stüdyoları'nda çok vakit geçiriyor.

Epey bir vakit.

Ne Vought Kulesi'ne ne Washington'a ne kiliseye gidiyor.

- Niye? - Bilmiyoruz.

Ama stüdyo güvenliği iki katına çıkardı. Ağır silahlılar.

- Hepsi içinde. - Tamam.

Sonraki hamlemiz ne olacak?

- Toparlanın. İşiniz bitti. - Pardon?

Neden söz ediyorsun?

Buraya kadardı işte. Diğerleri de kaçabiliyorken kaçsınlar.

Nasıl olursa olsun.

Dur. Bu kadar mı?

Savaşını vermemiz için bizi alan sen değil miydin?

Bir yıldır canımızı tehlikeye atıyoruz.

Çöp karıştırıp arabada yatıp kalkıyoruz. Şikâyet ettiğimiz yok.

- Çünkü yardım etmek istiyoruz. - Kontrol edemedikten sonra

onca gücün ne faydası var Marie?

- Savaşmayı kesmeyeceğiz. - O zaman safsınız.

Ne zamandan beri umutlu olmak, saf olmak ile eş anlamlı oldu?

Evet. Yedi seçme kasetin.

Yedi'nin Şafağı Blu-ray'inde o sahneyi

Red River'da bin kez seyretmişimdir.

Yoksa işi kapmak için söylediğin replik miydi?

Safmışım.

Sen sandığım kişi değilmişsin Annie.

Herhâlde öyle.

Siktir et onu. Hadi, gidelim.

ERIE İLÇESİ İLKÖĞRETİM OKULU

Tanrım!

Yerinde olsam bunu yapmazdım.

Uranyum.

- Üç saniye. - Ne oluyor lan burada?

Ben

iyiyim.

Hazır olur olmaz sonraki dozu verelim, tamam mı?

Sonraki doz mu? Şaka mı? Hâline bak.

- Ne yapıyorsunuz? - B planı aslanım.

İlkinde beceremezsen saplayacak başka delik bul.

Asker Çocuk'un şatafatlı meme patlayışı aklıma bir fikir getirdi.

O güçle doğmadı.

Bilimsel metodolojiyi istikrarlı şekilde uygulayarak

Ivanlar bu gücü ona verdi.

Atom bombası kadar radyasyon yüklediler.

Aynen. Birkaç yıl evvel onlardan aşırdığımız araştırmayla

ben ve Fransız, Kimiko'ya aynısını yapıyoruz.

Asker Çocuk'un gücüne erişecek, Yurtsever'e memelerini patlatacak.

Bal kaymak.

Ne işler çevirdiğinizi sorunca

"Kendi işine bak amcık." deyip durdun.

Demek buymuş.

- Evet. - Butcher, bu…

Duyduğum en delice şey.

Rusların onlarca yılda yaptığını siz birkaç haftada mı yapacaksınız?

Evet çünkü Ivanların aksine

öğrenci hizmetlerinde yatıp kalkan,

kanlı canlı bilgisayarımız var.

Bilge mi? Tek derdi kendini uyuşturup Love Island izlemek.

Bu Kimiko'yu öldürebilir.

- Fransız. - Hayır, ben istemedim.

Butcher'ı siktir et. Onu kim takar?

Butcher değil.

Ben.

Ben istedim.

Bir şeyler yapmalıyız.

Alt kadro teslimatı yaptı mı?

Ah Peder stüdyoda büyük işler çeviriyor

ama ne olduğunu bilmiyoruz.

- Tuzak olabilir. - Olabilir.

Sen Kimiko ve Bilge'yle burada kal.

Stüdyoya dalar, dangalağı enseler,

Yurtsever'in sonraki hamlesini ötene dek toplarında tepiniriz.

Sonra amcığı öldürürüm. Kısa günün kârı olur.

Hayır.

Uyduruk bir işmiş gibi davranma.

Bitti.

Kaybettik.

Posh Spice alenen grubun en boktan üyesiydi.

Ne şarkı söyler ne dans edebilirdi, matah yeteneği de yoktu.

Wannabe'de bile çıkmadı.

Ama bu onu durdurdu mu? Hayır.

Bak şimdi kadına.

Beckham ile evli, 15 nişan yüzüğü aldı, 32 Vogue kapağına çıktı.

Prens William'ın elinden Britanya İmparatorluk Nişanı aldı.

Kadın giyimine girişini ben bile sorgularken

koleksiyonu Paris Moda Haftası'nın demirbaşlarından oldu.

Gülümseyememek gibi trajik yetersizliği dâhil,

bariz dezavantajlarına karşın

o hiç pes etmedi, biz de etmeyeceğiz.

Moral konuşmana sıçayım.

Berbat.

Bok gibi.

Hadi lan. Tüyleriniz diken diken oldu.

Hadi bakalım.

Efendim? Öncelikle ne kadar üzgün olduğumu söylemeliyim.

Tamam mı? Tamamen batırdım.

Ama Noir sizinle ilgili çok ağır konuştu.

Sorun değil. Sorun değil.

More Turkish subtitles for The Boys

Commenti

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left